Cengiz Aldemir/ANKARA - HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni mecliste yaptığı basın toplantısında Suruç katliamı davası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. 

20 Temmuz 2015 Suruç’ta SGDF’nin çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce gencin Kobani’ye yıkılan kentlerin yeniden inşası için gitmek istediklerini anımsatan HDP'li Çepni, Suruç'ta yaşanan süreci anımsatarak, "Suruç’ta olan yüzlerce genç, Kobani’ye IŞID saldırısı gerçekleşirken, oradan Kürt halkının yaşam mücadelesi ile dayanışma, oradaki Rojava devrimiyle buluşma, Türkiye’deki haklarla oradaki mücadele eden kendi iradelerine sahip çıkmaya çalışan Kürt, Türkmen, Ezidi, Arap tüm halklarla buluşma gerçekleştirmek için oraya gitmeye çalıştılar. Fakat Suruç’ta, ISİD katilleri tarafından 33 genç, Amara Kültür Merkezi’nin önünde vahşice katledildiler dedi.

HALK KATLİAMININ BAŞLANGICI SURUÇ'TUR

AKP ve MHP faşizminin, halk düşmanı katliam  siyasetinin başlangıç noktasının Suruç olduğunu vurgulayan Çepni, Suruç için adalet demenin, Türkiye coğrafyasında yaşanan siyasal iklime karşı adalet istemek anlamına geliydiğini söyledi.

KATİLAMI ÖRTEN DAVA 22 EKİMDE BİTİRİLDİ

Suruç katliamı sonrası, çok sayıda veri ortada iken, mahkemeler ve polisin yaralı olarak kurtulanlarla uğraştını söyleyen HDP'li Çepni, adalet mücadelesinin engellemeye çalışıldığını, gözaltı ve tutuklamaların yaşandığını kaydetti. Katliamın her yıl dönümünde bir çok kentte anmaların yapıldığını, anmalara polisin sistematik olarak saldırdığı ve engellemeye çalıştığını vurguladı. Mahkemelerin katliamı aydınlatmak yerine örtmek çabası içinde girdiğini, katilleri gizleyerek, yaralıları, katledilenleri cezalandırmaya çalıştığını söyleyen Çepni, insanların binlerce kilometre gitmek zorunda kaldıkları Suruç davasının  22 Ekim’de

sonlandırıldığını kaydetti.

DELİLLER KARARTILDI

Dava sürecinde delillerin karartılmaya çalışıldığını, son duruşmada mahkeme heyetinin, avukatlar, aile ve yaralıların savunma yapmasını engellemek istediğini de belirten Çepni, katliamın tek ceza alanının Yakup Şahin olduğunu kaydeden Çepni, dava ile ilgili içerikleri başlıklar halinde paylaşarak şöyle konuştu: 

2 IŞID'LI KATİL DOSYAYA DAHİL EDİLMEDİ

İki IŞİD’li katil bu dosyaya dahil edilmediler. Katliam öncesi ve sonrasına ilişkin görüntüler, deliller Avukatların tüm başvurularına rağmen yok sayıldı. Canlı bomba Abdurrahman Alagöz'ün Suruç’a nasıl geldiği, nerede kaldığı, kimlerle ilişkiye girdiğiyle ilgili hiçbir kayıt dosyaya eklenmedi. Oysa buna ilişkin çok sayıda takip ve bilgi var. AYM yaşam hakkı ihlali olmadığını ve başvurunun kabul edilemeyeceğini belirterek, bu yetmiyor aynı zamanda oraya giden yüzlerce insanın da suç işlediğini, kabahatli olduğunu belirtiyor. Yani, ülke içerisinde seyahat özgürlüğü kapsamında dahi değerlendirilebilecek  böyle bir gezi suç olarak AYM tarafından kararlaştırıldı.  

TEK TUTUKLU SANIK DURUŞMALARDA YOK

Davanın tek tutuklu sanığı, 103 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Katliamı’nın da sanığı olan Yakup Şahin, hiçbir duruşmaya getirilmedi. Davacı ailelerin tüm talepleri bu anlamda reddedildi. Yani yaralananlar ve ailelerin katile doğrudan soru sorma hakkı tanınmadı. Katliamın ardından olay yerinde fotoğraf çekerken yurttaşlarca yakalayıp polise teslim edildikten sonra, sakalları kesilerek, sakalları tıraş edilerek  serbest bırakılan İmam Abdullah Ömer Aslan, ifadesi dahi alınmadan hakkında 16’ncı duruşmada takipsizlik kararı verildi. 

SURUÇ BİR SARAY KATLİAMIDIR

Bir diğeri; “Eğer 7 Haziran ile 1 Kasım arasında olanların ne olduğunu açıklarsak kimse yerinde oturamaz” bunu kim diyor? Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu söylüyor.  Davutoğlu’nun dosya kapsamında dinlenmesi talebi yine reddediliyor. Suruç katliamı aydınlanabilseydi, hem öncesi hem de sonrası açısından tüm bu katliamlar engellenmiş olacaktı. Çünkü; IŞİD’in bütün bu katliamlarında Devletin ve görevlilerinin, kolluk güçlerinin rolü, bu organizasyondaki diğer dahil olan herkes çok net olarak açığa çıkabilirdi. Zaten bunların bir çoğu teknik takibe, HGS kayıtlarında vb. çok fazla veri ve delil olmasına rağmen bunlar ortaya çıkabilirdi ve katliamlar engellenebilirdi. Bu katliam görüldüğü üzere bir ihmal katliamı değil, bu katliam göz göre göre işlenen IŞİD’i kurup, geliştiren, kollayan, kuvvet haline getiren bugün bütün halklara, ezilenlere karşı bir savaş açmış sarayın organize bir katliamı olduğu tüm verileri ile ortaya çıkmış durumda. 

Şimdi, peki mahkemeden çıkan bir tane daha karar var ve diğer en son kararlardan bir tanesi. O da şu; Yani Yakup Şahin zaten Ankara’dan ceza almıştı. Bir de buradan ceza aldı aslında bir kişi ile dava kapatılmış oldu. Onun da he zaman, hangi biçimde tahliye olacağını bilmiyoruz. Yani, bir çok IŞİD’linin bir biçimde tahliye edildiği gibi, ya Suriye ya da başka alana savaştırılmak üzere gönderildiği gibi muhtemelen Yakup Şahin de böyle bir durumla karşı karşıya kalabilir. Bunu bilemiyoruz. O karanlık odalarda verilecek bir karar. Fakat, verilen somut bir karar var.  O da ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü,  yine yaralı Çağla Seven, yine katliamda katledilen  Çağdaş Aydın'ın babası Fethi Aydın ve dava avukatı Sezin Uçar hakkında soruşturma kararı veriyor heyet. Sebep; mahkeme esnasında tutumları ve tavırlarından kaynaklı hakaret gerekçesiyle bu arkadaşlara dava açılıyor soruşturma kararı veriliyor.  Bir kez ve bir kez daha cezalandırılıyorlar. 

BU DAVA HALKIN VİCDANI DA ASLA BİTMEZ

Bu dava mahkeme salonlarında bitirilmeye çalışılabilir ama halkın vicdanında asla bitirilemez. Dolayısıyla Suruç davası kapatılamaz ve Suruç için adalet demeye devam edeceğiz. Suruç için adalet, herkes için adalet mücadelesini yükseltelim."