Tariş direnişi :'Üreten biziz, yöneten de biz olacağız'

Ateşten Günler yazı dizimizin ikinci bölümü...

GENEL 14.01.2020, 16:51 14.01.2020, 16:57
Tariş direnişi :'Üreten biziz, yöneten de biz olacağız'

MEHMET ŞAKİR ÖRS / İZ GAZETE - 1970'li yılların sonlarında ülkede toplumsal hareketlilik alabildiğine artmıştı.Sınıfsal ayrışmalar ve siyasal mücadeleler keskinleşiyordu. "Tariş işletmelerindeöncelikle üretici çocukları çalışmalı" yaklaşımıyla, İzmir'deki fabrika ve işletmelere Ege'nin üretim yörelerinden çok sayıda yeni genç işçi gelmişti. Bunlar sendika, örgütlenme gibi kavramlarla yeni tanışıyorlardı. Daha doğrusu bu genç çalışanlar, bir yanlarıyla üret,c, köylü kimliğini taşırlarken, diğer yanlarıyla da işçileşiyorlardı. Aynı zamanda bir ayakları toprakta olan bu genç emekçiler, üretim yörelerine, kırsal kesime yeni öğrendikleri kavramları da taşıyorlardı. DİSK, Tariş'e bağlı tüm iş yerlerinde örgütlenmişti.

Kısacası, Tariş işletmeleri, adeta işçi - köylü birlikteliğininhayata geçirildiği alanlar olmuştu. Artık İzmir'de ve Ege'de farklı rüzgarlar esiyordu.

Yaşanan gelişmeler bazı çevreleri rahatsız ediyordu.Ülkede terör olayları da yoğunlaşmıştı.Ara seçimlerde istediği sonucu alamayan Bülent Ecevithükümetinin istifasıyla, ülke yeni bir MC serüvenine sürükleniyordu.Bütün bu gelişmeler Tariş içinde tehlike çanlarının çalması anlamına geliyordu.Tariş'i hedef tahtalarına koyan çevreler, bütün güçleriyle Tariş işletmelerine çullanmaya hazırlanıyorlardı.

TARİŞLİLER DİKEN ÜSTÜNDE

Ara seçimlerin ardında, 1979 sonunda, Süleyman Demirel'in başbakanlığında AP hükümetinin kurulmasıyla birlikte, Tariş üzerine hazırlanan oyunlar, kurgulanan planlar gün yüzüne çıktı.Bazılarına göre, Tariş'te ve Tariş işletmelerinde, solun, DİSK'in etkinliği yok edilmeliydi. Bunun için işe önce birliklerin yönetimlerini değiştirerek başladılar.Sırada fabrikalar ve işletmeler vardı.

DİSK üyesi Tariş çalışanları adeta diken üzerindeydiler.Pek çoğu kapı önüne konulup, işlerini güçlerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyaydılar. Onlar için Tariş iş, aş , ekmek anlamına geliyordu. İşlerinden olurlarsa, evlerine ekmek götüremeyeceklerdi.Birçoğu da, gelkdikleri köylerine yeniden dönmek zorunda kalacaktı. Kısacası ekmekleri, çocuklarının rızkı tehlikedeydi.

Tariş işçileri, 1980 yılına işte böylesi duygu ve düşüncelerle girmişlerdi.Tariş'te hava gergin ve ağırdı.Ocak ayının ikinci yarısında güvenlik güçlerininarama bahanesiyle işletmelere girmek istemesiyle, hareketlilik başladı. Tariş'in İzmir'deki işyerlerinde, DİSK'e bağlı işçiler direnişe geçtiler.

DİRENİŞ YAYGINLAŞTI

İşçiler öncelikle işlerine sahip çıkıyorlardı. İşleri, aşları, ekmekleri tehlikedeydi. Bir başka önemli konu da can güvenliğiydi. İşçilerin önemli bir bölümü, önceki MC dönemlerini yaşamışlardı. O dönemlerde işletmelerde, fabrikalarda yaşananlar henüz belleklerdeydi. Fabrikaların yeniden komando üsleri haline getirilmesi, ortalığın MİSK'in(Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu) egemenliğine terk edilmesi tehlikesi, çalışanları ürkütüyordu.

İşte böylesi duygu ve düşüncelerle hareket eden Tariş işçileri, bütün işletmelerde direniş komiteleri oluşturup direniş başlattılar ve giderek direnişi yaygınlaştırdılar.

Bu arada önemli bir ayrıntının altını çizmek istiyoruz. Direniş günlerinde işçiler fabrikalarda yönetim ve denetimi kontrolleri altına alırken, üretimi de sürdürdüler.Kmuoyunda yanlış bir kanı olarak belletilmeye çalışılan, direnişi kötülemek isteyen çevrelerin yaymaya çalıştıkları gibi, üretim araçlarına hiçbir zarar verilmedi.Tariş işçileri, ekmek tekneleri olan üretim makinelerine gözleri gibi baktılar.

KİTLESEL GÖSTERİ

Günlerce süren direniş boyunca, başta işçilerin aileleri olmak üzere İzmir'in ilerici, yurtsever halkı Tariş işçilerine destek oldu.İzmir'in birçok noktasında destek mitingleri, yürüyüşleri gerçekleşti.Tariş işyerleri dışında da işçiler Tariş direnişine destek amacıyla direnişler, gösteriler yaptılar.DİSK, İzmir'deki tüm işyerlerinde bir günlük genel direnişe gitti.Direniş günlerine denk düşen 27 Ocak tarihinde, İzmir'de DİSK'in  öncülüğünde düzenlenen yürüyüş ve mitingebinlerce kişi katıldı.

Tariş direnişi semtlere, mahallelere de yayıldı. Gültepe, Çimentepe, Çamdibi, Çiğli, Maraş Mahallesi gibi işçilerin yoğun olduğu bölgelerde geniş halk kesimlerinin katıldığı kitlesel gösteriler yapıldı.

Yerel yönetimler de Tariş işçilerinin yanında yer aldı. Dönemin İzmir Belediye Başkanı İhsan Alyanak ve Gültepe Belediye Başkanı Aydın Erten başta olmak üzere, kentin ilerici- demokrat yerel yöneticileri bütün olanaklarını seferber ederek işçilere destek oldular, moral verdiler.Gültepe'de yaşanan olaylar sırasında, halktan çok sayıda kişiyle birlikte Başkan Erten de gözaltına alındı.Yine burada br parantez açıp, bugün artık aramızda olmayan, emeğin ve emekçinin dostları, rahmetli başkanlar İhsan Alyanak ile Aydın Erten'i saygıyla anıyoruz.

Tariş işçilerine büyük destek veren bir başka önemli kesim de üniversite öğrencileriydi. Okullarda da direnişler, boykotlar yapıldı. Tariş işçilerine destek kampanyaları düzenlendi. Ege Üniversitesi öğrencileri İzmir - Ankara karayolunu trafiğe kapattılar.

Tariş direnişinin yankıları yalnızca İzmir'le sınırlı kalmadı.Başta üretim yöreleri olmak üzere Ege Bölgesi'ne, daha da ötesinde bütün ülkeye yayıldı.Ulusal çapta gündem oluşturdu.Tariş ortağı üreticiler de Tariş işçilerinin haklı direnişini desteklediler.

ŞİLİ BENZERİ GÖRÜNTÜLER

1980 yılı ocaka yının son on günlük zaman dilimini kapsayan direniş, işçilerin kararıyla 31 Ocak'ta sona erdi.Ama bu direnişin birinci bölümüydü.6 Şubat günü gazetelerde 'Tariş Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulları' imzasıyla yayımlanan ilanlarla; Tariş işletmelerinin bir hafta süreyle kapatılacağı ve bu sürede zarar ziyan tespiti yapılacağı, yasadışı direnişe katılmamış işçilerin nelirleneceği gibi gerekçeler ileri sürülerek, üretime ara verileceği duyuruldu.İlanda, "İş kanununun 17. maddesine ve 274 sayılı yasanın 29.maddesine göre, işçilerimizin tümünün iş akitlerinin feshi zorunluluğu ve hakkı doğmuşturé denilmekteydi.İşte bu duyuruyla birlikte, Tariş işletmelerinde direniş yeniden başladı.

İşçiler üretime, fabrikalarına, işlerine sahip çıktılar.Ancak dönemin siyasal iktidarı ve onun uzantıları da, Tariş'i ele geçirmeye kararlıydı.7 Şubat günü Alsancak'ta ki işletmeler, 14 Şubat'ta da Çiğli iplik fabrikası güvenlik kuvvetlerince boşaltıldı. İşçiler polise karşı barikatlar kurup direndiler.Birçok işçi çıkan çatışmalarda yaralandı.Yüzlerce işçi de gözaltına alındı.Alsancak çevresinde gözlatına alınanlar Alsancak stadına, Çiğli iplikte gözaltına alınanlar Akarşıyaka stadına ve spor salonlarına kapatıldı.Zorba Pinochet döneminde Şili'de yaşananlara benzer manzaralar İzmir'de yaşandı.Statlar adeta toplama kampına döndürüldü.

Yarın:Tariş direnişi, faşizme karşı bir duruştu...

Yorumlar (1)
çomarkopter 1 ay önce
devlet bahçeli adlı kişinin son kullanma tarihi geçmiştir 72 yaşında çişini tutamayan zat, ülkemde 20 yaşındaki gençlerin yaşamını etkileyecek konumda bulunması yanlıştır evine postalanması gerekiyor geç bile kalındı
banner96
banner178
açık
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?