'İthal atığa kapı açan politikalar çevre ve halk sağlığını önemsemiyor'

Polietilen atık ithalatı yasağının kaldırılmasına ilişkin konuşan ÇMO İzmir Şube Başkanı Kınay, atık yönetimi ve denetimi sürecini değerlendirdi. Kınay, “Kendi atığı toplayamayan, geri kazanım ve hammadde ihtiyacı gerekçesiyle ithal atığa kapıları açan politikaların çevre ve halk sağlığını öncelediğini söylemek mümkün değil” dedi.

ÇEVRE 15.07.2021, 08:43 15.07.2021, 08:49
'İthal atığa kapı açan politikalar çevre ve halk sağlığını önemsemiyor'

GİZEM TABAN/İZ GAZETE - Plastik üretiminde kimyasal bir madde olan polietilen için 18 Mayıs’ta Ticaret Bakanlığı tarafından getirilen polietilen atık ithalatı yasağı, sıkı denetim şartlarıyla yeniden serbest hale getirildi. Atıkların oluşturduğu çevre kirliliği, yaşamı ve sağlığı tehdit ederken polietilen atık ithalatına getirilen yasağın kaldırılması tepki çekti. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, atık yönetimi ve denetimi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘ATIK ÇÖPLÜĞÜ ETİKETİ BÜYÜYOR’

Kaynak olarak değerlendirilmesi gereken atıkların kontrolsüz biçimde doğaya bırakılmasının yarattığı çevre kirliliği ve halk sağlığı probleminin yanı sıra, çöp değil kaynak olarak değerlendirilmesi gereken atıkların kontrolsüz atılmasıyla önemli bir ekonomik değeri olan kaynağın da heba edildiğinin altını çizen Kınay, “Bu noktada, hammadde olarak kullanabileceğimiz atık kaynağı yerine ilave maliyet ile yeni kaynak kullanımı yoluna gidiyoruz. Aynı zamanda atıklar ile kirlenmiş hava, su ve toprağı sağlıklı kullanabilmek adına ilave arıtma ve rehabilitasyon gibi çevresel maliyetleri ile karşı karşıya kalıyoruz. Kendi atığını toplayamayan geri dönüşümü sağlayamayan ülkemiz, bu sektörün hammadde ihtiyacını sağladığı atık ithalatını giderek büyütürken bu noktada denetimsizlik ve yetersizlik ülkemize giren atık miktarı, içeriği ve ortaya çıkan örnekler ile atık çöplüğü etiketimizi de büyütüyor” açıklamalarında bulundu.

‘DENETİMLER YETERSİZ’

Kınay ayrıca, “Avrupa Birliği (AB) verilerine göre 2019 Yılında Türkiye 11,4 milyon ton atık ile AB’den en çok atık ithal eden ülke olmuştu. 2020 yılında AB ülkeleri ürettikleri 32,7 milyon ton atığın 13,7 milyon tonunu ülkemize gönderdi.  AB mevzuatlarına göre plastik atıkların yalnızca geri dönüşüm için diğer ülkelere gönderilmesine izin veriyor. Ancak mevzuatı tanımlanmış olan bu sürecin denetimi ile ilgili yetersizlikler bulunuyor” dedi.

‘SÜREÇ SAĞLIKLI İŞLEMİYOR’

Mevzuata göre her türlü denetimi yapılmış, çevre ve insan sağlığı için risk oluşturmayacak önlemler alınmış, tehlikesiz nitelikteki atıkların ithalatıyla ilgili denetim süreçlerinin mümkün olmasına rağmen yaşanan örnekler doğrultusunda sürecin sağlıklı işlemediğini vurgulayan Kınay, “Bu noktada; İzmir Gaziemir’de yıllardır kentin ortasında bekleyen ve ülkemize girişi yasak olan nükleer atıkları unutmak mümkün değil. Benzer şekilde Aliağa’ya sökülmek üzere gelen ve mevzuatlara göre atıklarından arındırılmış olması gerekirken, taşıdıkları asbest ve diğer atıkları ile sökülen ve söküm tamamlandıktan sonra mahkeme tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilen gemi örnekleri, 2019 yılında Kemalpaşa’da bir arazide gelişigüzel bulunan ithal atıklar örnekleri, Adana’da yaşanan örnekler ve son olarak Aliağa’da söküm için getirileceği ve atık miktarları ile ilgili iddialarla gündemimizde olan Sae Paulo Gemisinde yaşadığımız gibi” ifadelerini kullandı.

‘GERÇEKÇİ OLMUYOR’

Bakanlık tarafından 1 Temmuz’dan itibaren durdurulan plastik atık ithalatının 12 Temmuz’da yayınlanan değişiklikle yeniden açıldığına dikkat çeken Kınay, “Sektörün hammadde ihtiyacı üzerinden yapılan baskılar ile ülkemizin kendi atıklarını sağlıklı yönetmek ve toplamak, bu malzemeyi hammadde olarak kullanmak yerine atık ithalatının önünün yeniden açtı. Dolayısıyla atığı yönetemediğimiz gerçeği bir kez daha tescillenmiş oldu. Bu süreçte sektörün ihtiyacının karşılanması, denetimlerin arttırılacağı ve daha kontrollü bir mekanizma yürütüleceği açıklamaları ile getirilen süreçte ülkemizde halihazır mevzuat ve denetimlere rağmen yaşanan örnekler göz önünde bulundurulduğunda gerçekçi olmuyor” dedi.

YÖNETİM ELEŞTİRİSİ

Atık yönetimi konusunda eleştirilerde bulunan Kınay, “Ülkemizde yıllardır zorunlu olan Atık Mevzuatı kapsamında atıkların kaynağında ayrı toplanması ve bertarafı sürecinde evlerimizde oluşan atıkların ayrılması noktasında yaşanan problemler, altyapı eksikliklerinin giderilmemiş olması, evsel ve endüstriyel atıkların ayrıştırılması, toplanması, geri kazanımı ve bertarafı noktasında sorumlu idarelerin gerekliliklerini yerine getirmiyor olmaları noktasında gerekli uygulama ve denetim süreçleri yürütülmediği sürece Atık Yönetimi ve sağlıklı bir çevrede yaşam sürecinden söz etmek maalesef mümkün olmayacaktır” diye konuştu.

‘PLANSIZ YÜRÜTÜLÜYOR’

Türkiye’nin ‘atık çöplüğü olma’ politikasına devam ettiğini dile getiren Kınay, “Bu noktada çevreyi koruduğu söylenen söylemlerin de ömrü 20 gün süren yasak süreci ile ne kadar plansız ve hedefsiz yürütüldüğünü de görüyoruz. Sektörün ihtiyacı olan hammaddeyi, kendi atığını doğru yöneterek sağlayabilecek olan sistem, bu süreci yönetmemektedir. Kendi atığı toplayamayan, toplamayan, geri kazanım ve hammadde ihtiyacı gerekçesi ile ithal atığa kapıları açan politikaların çevre ve halk sağlığını öncelediğini söylemek mümkün değildir” dedi.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Günün Karikatürü Tümü
banner96
36°
açık
banner177
banner178
Anket Tümü
Koronavirüs aşısı olmayanların sinema, tiyatro, spor müsabakaları, konser vs yerlere girişi kısıtlanmalı mı?