‘Hangi yüzle gençlerin kapısını çalacaklar?’

İklim krizi için İzmir’de mücadele eden Sıfır Gelecek aktivistleri bugün yeniden büyük bir eylem düzenliyor. Kriz ile mücadele için İzmirlilere ve sorumluluk alması beklenen kurumlara çağrıda bulunulacak eylemle ilgili Sıfır Gelecek aktivistleri ile görüştük.

ÇEVRE 06.12.2019, 10:00 06.12.2019, 11:17
‘Hangi yüzle gençlerin kapısını çalacaklar?’

ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE - 20-27 Eylül tarihleri arasında dünyanın dört bir yanında gerçekleşen iklim grevlerine İzmir’den ses veren Sıfır Gelecek aktivistleri bugün yeniden eylem yapacak. Alsancak’ta toplanacak olan Sıfır Gelecek aktivistleri bir kez daha iklim krizine dikkat çekecek. Saat 18:00'de Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde bulunun ÖSYM önündeki parkta buluşacak aktivistler 'İklimi değil sistemi değiştir' diyecek. Çeşitli etkinliklerin yer alacağı buluşmada Sokak Müzisyenleri Derneği ve Ege Üniversitesi Müzik Kulübü aktivistlere destek olacak.

Sıfır Gelecek aktivistlerinden Bengü Aydın Dikmen ve Emin Şakir ile İzmir’de yürüttükleri iklim mücadelesini konuştuk.

6 Aralık'ta yeniden eyleme çıkıyorsunuz. Bir önceki büyük grevden bu yana neler yaptınız?

20 Eylül eyleminin coşkusu oldukça yüksekti. O sıralarda Kaz Dağları ile olan dayanışma eylemlerinin canlılığı, Menderes’teki orman yangını gibi taze olayların bu canlılıkta katkısı büyüktü. Üstelik dünyadaki eylem çağrısı da çok daha fazla duyulmuştu. Sonrasında ilgi bir miktar azaldı. Türkiye gündemin çok yoğun olduğu bir ülke. Sürekli gündemde kalmanız imkânsız. Doğrusu 20 Eylüle kadar belediyelerden grubumuza yönelik olan ilgi de 20 Eylül sonrasında azaldı.

20 Eylül’e kadar olan süreçte eylemi inşa etmek, çeşitli insanları bir araya getirmek gibi meselelere daha fazla odaklanmışken şimdi insanlarla görüşerek farkındalığı arttırmaya yönelik çalışmaları hızlandırıyoruz. Karşıyaka, Bornova, Balçova’da iklim krizi ve çözümlerini anlatan, katılımcılarla tartışan toplantılar yaptık. Önümüzdeki dönemde bu toplantıların sayısını arttırmak için çaba sarf ediyoruz.

Yerel yönetimlerin kriz ile mücadelede tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, birlikte çalışma imkânı bulabildiniz mi?

Yerel yönetimlerin kriz ile mücadelede şu ana kadar göze görünür yeterli bir atmadıklarını söyleyebiliriz. Büyükşehir Belediyesi’nin haftada 2 gün sabaha kadar metro ve tramvayı çalıştırmaya başlaması iyi bir adım ancak yeterli değil. Tüm şehirde toplu ulaşım 24 saat devam etmeli ki, insanlar özel araç kullanımını azaltabilsinler. Üstelik toplu ulaşım ucuzlatılmalı, hatta dünyada bazı şehirlerde örnekleri olduğu gibi bedava olmalı. İmar ile ilgili adımlar atılması gerekiyor. Güneş enerjisi ile elektrik üretimi yeni binalarda zorunlu hale getirilirken eski binalarda da bu konuda bir dönüşüm başlatılması önemli. Belediyeler bu dönüşüme kendi binalarından başlayabilirler. Üstelik kentin iklim değişikliğinin etkilerine uyumu konusunda da yavaş adım atılıyor, hatta atılmıyor. Ani şiddetli yağışlar neticesinde ortaya çıkan şehir selleri gibi tehlikeler karşısında inşallah olmaz noktasındayız.

Kriz kapıdayken Meclis'teki çoğu milletvekilinin termik santrallerin filtresiz çalışmasına evet demesine ne diyorsunuz?

Termik santrallerin filtresiz çalışmasına izin veren yasa tasarısının Meclis’te görüşülmesi, onaylanması, bir TV. kanalında çıkan yasanın çok da kötü olmadığını anlatan bir haber çıkması Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi süreci çok öğreticiydi. Sayısız insanın hayatını mahveden termik santrallere 1 dakika bile izin verilmemesi gerekirken, bunca yıldır böyle çalıştıkları yetmiyormuş gibi 2,5 yıl daha yoğun kirletmelerine izin verebildiler. Halktaki tepkinin farkında oldukları için bir TV kanalında da kirletici faaliyetin önemini anlatan bir haber yapabildiler. Çünkü bütün bu işlerden çok paralar kazanıyorlar ve ne insanların ne de diğer canlıların hayatlarına hiç önem vermiyorlar. Yıllarca iklim değişikliğinin farkında olup da hala muazzam karlarını devam ettiren şirketler ve iklim değişikliğinin aslında olmadığını anlatan sözde akademisyenler örneğinde olduğu gibi. Bize kendileri açısından neyin önemli olduğunu bir kere daha alenen gösterdiler. Cumhurbaşkanı’nın yasayı veto etmesi hem çok değerli hem de öğretici. Kamuoyunun yeterli desteğini alamadıklarında geri adım atmak zorunda kalabileceklerini görmüş olduk.

6 Aralık grevinden beklentileriniz, talepleriniz neler?

COP25 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) Madrid’de başladı. 2 hafta sürecek. Dünya çapında iklim değişiliğine sebep olan sera gazlarının salımını azaltma planlarını tartışacaklar. Önceki kararların yetersizliğine rağmen atılan adımların o kararların bile gerisinde kalması daha radikal kararlar alınmasını zorunlu hale getirdi. Bu sebeple iklim krizini durdurmak için mücadele edenler bu tarihlerde seslerini yükseltecekler. Zirvenin birinci gününde Madrid’de 150bin kişinin katıldığı bir gösteri gerçekleştirildi. 6 Aralık Cuma günü tüm dünyada sesimizi yükselteceğiz. Biz de 6 Aralık günü Alsancak’ta Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde ÖSYM merkezinin önündeki parkta 18.00 – 20.00 arasında bir etkinlik gerçekleştirerek tüm dünyada o gün yapılacak etkinliklere katılacağız. Etkinlik herkese açık olacak. Basın açıklamasının yanı sıra müzik dinletisi ve tanıtım stantları olacak.

Tüm hükümetlerin atmosferdeki ısınmayı 1,5 derece ile sınırlandırmayı hedefleyen Paris Anlaşmasına uymalarını ve bunun bile yeterli olmadığını bildiğimiz için olumlu anlamda revize etmelerini talep ediyoruz.

Sıfır Gelecek aktivistlerinden Bengü Aydın Dikmen, dünyada iklim krizini durdurmak için yerel yönetimlerin daha etkin olduğunu söyleyerek şöyle konuştu; “Türkiye’de de iklim hareketinin yükselişiyle beraber belediyelerde bir kımıldanma başladı. Ancak birkaç iyi örnek dışında, belediyelerin çoğu iklim krizinin varoluşsal bir kriz olduğunun henüz farkında değil. Yapılan işler sembolik bile olamayacak kadar minimal. Siyasi partilerin unuttuğu bir şey var: İklim krizi nesiller arası bir adalet sorununu ortaya çıkarıyor. Çünkü bugün oy verme gibi en basit siyasi katılım hakkı bulunmayan çocuklarımızın geleceğinin yok edildiği bir krizden söz ediyoruz. Ama ne çocuklar ne de gençler karar alma süreçlerine dâhil ediliyor. Bugün, çocukların hayatlarını çalanlara siyasi iktidar uğruna göz yumanlar, yarın hangi yüzle o gençlerin kapısını çalacaklar? Hepimiz biliyoruz ki iklim felaketleri toplumun en kırılgan kesimlerini vuracak; yani, kadınlar, yoksullar, engelliler, çocuklar, gençler, yaşlılar… Yani azınlıklar, yani toplumsal adaletsizlikten en fazla payı alanlar daha çok etkilenecek. Bugünse hem merkez hem de yerel siyaset, orta-üst sınıftan gelen orta yaşlı erkeklerin tekelinde. Bu yüzden önümüzdeki süreçte iklim krizine karşı verdiğimiz mücadeleyi toplumun tüm kesimleriyle sürdürmek istiyoruz. Sonuçta bu kriz hepimizi ilgilendiren bir kriz. Ve bizim iklim hareketine katılmamız artık sorumluluktan öte, bir zorunluluk. “

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
23°
açık
Anket Tümü
'Yeni normal'e geçişi erken buluyor musunuz?