'Belediyeler iklim kriziyle mücadele edebilir'

20 Eylül, dünyanın her şehrinde insanların iklim krizine karşı mücadele edilmesi için sokağa çıkan insanların günü olarak tarihe geçecek. Çevre ve siyaset bilimci Dr. Nuran Talu ile iklim krizi ile mücadeleyi konuştuk

ÇEVRE 20.09.2019, 09:34 20.09.2019, 10:10
'Belediyeler iklim kriziyle mücadele edebilir'

ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE - İklim değişikliği son zamanlarda ‘değişiklik’ olarak değil de ‘kriz’ olarak nitelendirilmeye başlandığından beri dünyada bir şey değişti. Bilim adamları küresel ortalama sıcaklıkların 1 derece eşiğini aştığını duyurdu. Türkiye’de ise ortalama sıcaklık 1,5 dereceyi aştı. İsveçli 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta Thunberg öncülüğünde başlayan iklim eylemleri küreselleşti ve aynı yer küreyi paylaşan insanlar hükümetlerin artık kalıcı adımlar atması için milyonlar olup sokağa çıktı. 20 Eylül tarihi yani bugün dünya tarihine yazılacak bir gün. Dünyanın her yerinde, İzmir’de de olmak üzere insanlar sokağa çıkarak sürdürülebilir ekonomi planları başta olmak üzere, bilime dayanmayan her türlü kentsel ve kırsal projelerin durdurulmasını talep ediyor. Küresel Denge Derneği Başkanı Çevre ve Siyaset Bilimci Dr. Nuran Talu ile iklim krizi ile nasıl mücadele edilmesi gerektiğini konuştuk.

İklim değişikliği şimdi neden 'kriz' oldu?

Çünkü iklim artık bilindik doğal süreçler içinde değişmiyor. Biz insanlar sanayileşmek zorundayız diye atmosfere kirletici gazları atarak ve doğal ekosistemlerin işleyişini bozarak dünyayı beklenmeyen bir hızla 1 derece ısıttık. Doğal bir ısınma değil bu. Küre ısındı ve iklim değişti. Üstelik ders almıyoruz, hala ne çok kömür, petrol ve doğal gaz kullanıyoruz, sera gazı üretiyoruz, gökyüzüne salıyoruz ve hala dünyamızı ısıtmaya devam ediyoruz.

Dünyada mevcut uygarlığın sürdürülebilmesi için sıcaklık artışının 1,5° C dereceyi geçmemesi gerekiyor, eğer geçerse, giderek artan sıklıklarla şahit olduğumuz iklim değişikliği nedeniyle başımıza gelen afetler durdurulamayacak. Kuraklık, sıcak dalgaları, seller, tayfunlar ve fırtınalar, deniz suyu yükselmesi gibi doğa olayları sıradan hale gelecek, milyar dolarlık ekonomik kayıplar olacak. Son derece kritik bir noktadayız. İklim krizi dememizin nedeni de bu.

İklim kriziyle yerelde nasıl mücadele edilebilir, belediyeler neler yapabilir?

İklim krizi bilim dünyasını, uluslararası diplomasiyi ve politik eliti bu alanda hızla harekete geçirmeye zorluyor. Politik elit derken sadece devletlerin hükümet başkanlarını kastetmiyorum. İklim siyasetleri konuşulurken ‘makro-ekonominin direksiyonu kimde ise en çok o sorumlu’ dendiğinde artık durup düşünmek lazım, çünkü bugün makro büyüme kentlere kayıyor, dünyada da Türkiye’de de bu böyle. Dolayısıyla belediyeler iklim krizinin tam göbeğindeler, ama aynı zamanda çözümünde odağı onlar var, çünkü uygulamaları onlar yapıyor. Bugün dünyada pek çok belediye yönetimi, iklim krizi ile mücadele için yerel hizmetlerinin önemli bir bölümünü bu konuya ayırmaya başladılar, kentlerinin iklim değişikliği eylem planlarını hazırlayıp uyguluyorlar, çizdikleri iklim-akıllı kent vizyonu ile çeşitli fırsatlar yaratıyorlar.

Belediyeler toplu taşıma, bisiklet ulaşımı, elektrik enerjisi ile ulaşım, yayalaşma uygulamaları ile kent içi ulaşım politikalarını geliştirerek sera gazı kaynaklı emisyonlarını azaltabilirler; kentlerinin sera gazı emisyon envanterini ve kentin emisyon bütçesini çıkararak yutak alan dediğimiz açık yeşil alan sistemlerini koruyabilirler ve böylece kentin iklim değişikliğinin etkilerine dayanıklılığını arttırabilirler; binalaşmada yenilenebilir enerjiyi ve enerji verimliliğini teşvik eden uygulamalar yapabilirler.

23 Eylül'de Newyork'ta gerçekleşecek İklim Eylem Zirvesi'nde Türkiye gerçek bir 'iklim eylem planı' ortaya koyabilecek mi?

Birleşmiş Milletler, 23 Eylül, İklim Eylemi Zirvesinde en başta devlet başkanlarının bu konuda kolektif bir tutum sergilemeleri bekleniyor. Zirve hazırlığı 19 ülkenin liderliğinde çeşitli konularda yürütüldü. ‘Altyapı, Şehirler ve Yerel Eylem’ konusu Türkiye’nin Kenya ile ortak liderliğinde tamamlandı. Bu konuda ülke raporumuzun hazırlandığını ve BM’ye sunulduğunu biliyoruz, ancak plan henüz kamuoyu ile paylaşılmış değil. Bizde iklim politikalarına üst düzeyde karar verenlerin kapalı kapılar ardında çalışma alışkanlığı ne yazıkki halen sürüyor, oysa herkesi ilgilendiren bir krizden bahsediyoruz. Ulusal iklim değişikliği politika üretme/geliştirme sürecine paydaşların şeffaf politikalarla dahil edilmesi şart. Aksi halde ulusal ya da yerel düzeyde hangi iklim eylem planını yazarsanız yazın bu ülkede iklim mücadelesini rasyonelleştiremez ve hayata geçiremezsiniz.

Yorumlar (0)
banner96
banner177
26°
parçalı bulutlu
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü