Anadolu Türk demektir…

Erdoğan AKP istişare toplantısında, son dönemdeki durumu tanımlarken, “Türk, Kürt, Arap tarih boyunca olduğu gibi bir araya gelip ittifak kuramıyor" dedi. Yandaş basın Erdoğan’ın sözlerini şöyle manşete taşıyor: “Türkiye Türk, Kürt, Arap kardeşliğiyle büyüyecek.”

Abone Ol

Bu topraklarda herkes kardeş, sadece siyasal örgütlenme ile bölünme hedefleyenler hariç… 1968’de ODTÜ Öğrenci Birliği başkanıyken birçok toplantıya katıldım. Kürtçülük konusu yoktu. 1969’da boykotlar sırasında Beşevler’de okulun bahçesinde gece yakılan bir ateş çevresinde toplanan gençlerle birlikte, Devrimci Doğu Kültür Ocakları ayrıştırıcı olarak ortaya çıktı. Ardından Abdullah Öcalan “Marksist” akım adı altında Kürtçülük esasına dayanan PKK’nın altyapısını oluşturan bir grup kurdu.

1984’ten bu yana, PKK (Pe Ka Ka) yerine Pe Ke Ke diyerek kendini farklılaştıran insanları tanıdık. 2025 Yılında bile bu söylemin genel olarak benimsenmediği açıkça ortada. 1999’da İmralı’ya hapse atılan Öcalan’ın hapisteyken İran, Irak ve Suriye’de PKK türevlerini kurması ve bunları birleştirmesi ve hepsinin tepesinde olması inandırıcı mı? Bunun arkasına kim var, senaryoyu kim yazdı?

Vatandaş bunu bilmese bile Öcalan’ı “faktör” olarak kabul etmez. Öcalan ilgisi, iktidar için bir meze, bazı siyasal bölücüler için amaçlarına dönük olarak kullanılan bir malzemedir.

Özetle Anadolu halkının nezdinde, bu topraklarda ırkçılık, mezhepçilik, dincilik yoktur. Bu güzelliklerin en yoğun yaşandığı yer İzmir’dir. İş yapan kimseler, ticaret yapanlar, sivil toplum örgütlerinde çalışanlar kimsenin dinini, mezhebini sormaz. Anayasamızın getirdiği eşit yurttaşlık tanımı Ege başta olmak üzere, Anadolu’da özümsenmiştir.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızda birçok isyan oldu, bastırıldı. İşgal devletlerin aidiyetini kabul eden birçok kişi ya memleketlerine mübadele yoluyla gitti ya da bizimkiler geldi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kabul edenler de her yurttaşımız gibi kardeşimiz kabul edildi.

Bir gerçek var ki, muhafazakarlığın baskısını hisseden bazı gençler, çalışanlar Ege’ye yani Batı Anadolu’ya gelerek daha özgür bir ortamda yaşadıklarını ifade etmekten çekinmediler. Dikkat ederseniz Doğu Anadolu’da para biriktirenler veya emekli olanlar Batı Anadolu’ya gelerek emekliliklerinin keyfini yaşamaya çalışıyorlar. Şikayetçi miyiz? Tabii ki hayır. Onlardan öğrendiğimiz ve öğreneceğimiz birçok birikmiş kültür var. Anadolu insanının her biri bir cevherdir ve hepsinin kendine özgü bir bakış açısı ve gelecek önerisi vardır. İşte Anadolu’nun zenginliklerinden birisi de budur.

Anadolu’daki bu birlik, birkaç sözle bölünebilir mi? Bazı yandaşlara özel sıfatlar verilerek toplumda kesin çizgiler yaratılabilir mi? Tabii ki hayır.
İktidar olmak isteyenlerin bir kısmı toplumu ayrıştırmaktan yarar bekleyebilirler. Türk – Kürt – Arap derken, vatandaşımız olanları değil Suriye’deki, Irak’taki, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan’daki Kürtlere ve Araplara dönük mesaj veriyor olabilirler. Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz desteğiyle Türk birliklerine saldıran Arapları kardeş olarak görenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarını düşman olarak görüyorlardır herhalde. O dönemde birliklerden birinin başında da Mustafa Kemal olduğunu hatırlatayım. Dedem Süvari Albay Ömer Alpaslan’ın da Mustafa Kemal’e desteğe gitmesi gururunu yaşayanlardan biriyim. Ancak, her ailenin anneannesi, dedesi Kurtuluş Savaşı’nda mutlaka hizmet vermişlerdi. Diyarbakır’dan Edirne’ye kadar konuştuğum birçok aileden duyduğum anılar, bu ülkede kardeşliğin tüm Anadolu’ya yayıldığı gibi, komşu ülkelerde de vücut bulduğunu hissettirdi. İran’dan, Macaristan’a, Yemen’den Sudan’a, Libya’ya kadar bulunduğum her ülkede insanların Türk ulusuna ne kadar saygılı olduğunu görmek bir Türk vatandaşı olarak gurur vericiydi.

Anayasamızda Türk tanımı çok nettir. "Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." Vatandaşlık bağından kuşku duyan varsa, çıksın ortaya!