Ülke babalarının çiftliği değil tabii. Ne kadar zarar veriyor olurlarsa olsunlar kendileri zenginliyorlar.

Ekolojik yıkım, emeğin köleleşmesi, halk sağlığı gibi sermayeleri var.
İktidar sahipleri de onlarla beraberler hatta iş birliğindeler.

Bu nedenle de hiç çekinmeden hiç sıkılmadan Avrupa'nın tehlikeli atık çöplüğü hâline getirdiler yaşam alanlarımızı. AB'nin gemilerinin yüzde 85'i Aliağa gemi söküm bölgesinde sökülüyor. Neden kendi ülkelerindeki kuru havuzlarda sökmüyorlar?

Türkiye onların sömürgesi mi?
Ekolojik önlemler yok. Emek ucuz. Toplumsal maliyet kimsenin umurunda değil!

Gemi sökümü bir perde. Suçlarını saklıyorlar. Tehlikeli atıkları sokuyorlar yaşam alanlarımıza. Sadece tehlikeli atıkları mı? Acaba başka neler giriyor?

"Kurda kuzu emanet ediliyor!"
Kendi gemi söküm şirketlerinin kurdukları örgüt denetliyor kendilerini. Dernekleri yetkiliydi. Şimdi tek tek şirketleri de yetkilendiriliyor.
Yoğurtçu yoğurdum ekşi der mi?

Meksika bayraklı OTOPAN'ı anımsıyorsunuzdur. Uluslararası akredite kuruluştan aldıklarını söyledikleri belgede bir ton asbest olduğu beyan edilmişti.
İyi ki, TMMOB- Gemi Mühendisleri var!  Gemi projesi üzerinde çalışıp "en az 70 ton asbest vardır" dediler.

Gemi Türkiye karasularına sokulmadı ve Hollanda' ya geri gönderildi. 5 Milyon Euro'ya 74.400 kg. olduğu tespit edilen asbesti söküldü!

Hani bir tondu?
KYOTO' da da radyasyon olduğu biline biline söküldü. Oysa Çevre Mühendisleri Odası ve İzmir Barosu bunu bildirmiş ve İdari yargıdan da sökülmesinin yasadışı olduğu kararını almışlardı.
Ama iktidar sahipleri Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayacaklarını, uymayacaklarını açık seçik yüksek sesle haykırıyorlarsa...

Yalan yanlış belgelerle işçiler ve halkımız ölüme mahkûm ediliyorlar!

Gemide serbest gazlar olmadığına dair belge de sundular. Buna güvenerek gemi sökülmeye başladı. Yalan beyan edilmiş ve serbest gazlar yoktur denilen gemide patlama oldu. Yedi işçi param parça oldular!

Çoluk çocukları, aileleri perişan olurlarken gemi sökümcüler durma zenginlediler, zenginlediler.

Sonunda cami de yaptırdılar günahlarının affı için.

Onu Tanrıları bilir. Ama bizim adaletimiz, hukukumuz suçlarının hesabını elbet soracaktır!

Şimdi yeni bir Fransız gemisi daha getiriyorlar. NAé Sao Paulo'yu sokamadılar. Fransız donanmasının nükleer silah yüklü nükleer denemelerde kullanılmış gemisiydi ve Fransız adı Foch idi.

Bu gemi için aradılar, sordular. Söyledim. Doğruyu da yazdı gazeteci arkadaşlar.

Şimdi altın madenciliğindeki yanlış çıkışımızdan ders alma zamanıdır.
Altın madenciliğinde siyanüre dikkat çektik hep!

Oldu mu altın madenciliği "siyanürle altın arama"? Çok yanlış bir değiştir bu. Altın siyanürle aranmaz. Cevherden siyanürle sıyırılır. 10 Tonluk kamyondaki !0 ton topraktan sadece 10 gram yani parmağınızdaki alyansınız kadar altın alınabilir.
Yani 10 ton toprak, ağır metallerle yüklü toprak doğaya bırakılır. Kanser dağları oluşur ve oluşturuluyor da...

Bunu anlatmadık işte suç bizim!

Şimdi gemi sökümdeki tek tehlikenin asbest olmadığını haykırmayı bilmeliyiz.
Sökülen gemilerden ölümcül tehlikeleri, kanser yapıcı etkileri olan kimyasallar saçılır denize, toprağa, havaya!

PAH'lar, PCB'ler, TBT'ler, organotinler, dioksinler, ağır metaller, ağır yağlar, elbette asbest! Ayrıca, kemirgenler, böcekler...

Gemi söküm ülkemizde yasal olarak sadece Aliağa' da yapılmaktadır. Ama asla yasalara uyulmadan ve denetlenmeden.

En ilkel yöntemle yapılmaktadır. Baştankara ve kıçtankara yöntemleri ile kıyılarımız da bozulmaktadır.

Balıkların solungaçları, deniz yosunları sökülen gemilerin yağlarıyla kaplanmakta ve ölmektedirler. Denizlerimiz çölleştiriliyor. Tarım topraklarımız yok edildiği gibi denizlerimiz de yok edilmektedirler.

Sökülen gemiler nedeniyle tribütültinler, organotinler denize karışmaktadır. Ne oluyor bunlar nedeniyle derseniz dişi yılan balıkları erkeksi özellikler göstermeğe başlıyorlar. Midyelerin kabukları şekil bozukluğuna uğruyorlar. Yani endokrinolojik etkileri var!
Bunlar besin zinciriyle insanlara geçmektedir!

Gemi sökümcüler sermayelerini büyütüyorlar. Cami yaptırıyorlar. İşçilerinin sağlığı ve koruyucu malzemeleri için harcamaları yok!

Gemi sökümde ölümlerin ve sakatlanmaların ardı arkası kesilmiyor!
Denetleyeceklerle kucak kucağalar!

Şimdi yerel seçim zamanı. Aliağa'daki hangi partinin hangi adayları gemi söküm işçilerinden yana? Hangileri halkın sağlığı ve ekolojik değerlerden yana?

Aliağa'daki MHP'li belediye boşuna değil. Bunu değiştirmek gerek.

Gerçekçi olan CHP'li adayın kazanmasıdır. Aday adayları arasında eski Petrol İş Başkanı İbrahim Doğangül var. Umarım ve dilerim ki hem CHP karar vericileri hem de seçmenler İbrahim Doğangül'ün yanında olurlar.
Sendikacı İbrahim Doğangül, işçilerle birlikte gemi sökümde çok işler yapar.

Kefilim.