01.12.2021, 08:06

Yanlışlarımızdan ders almalıyız!

Alman düşünür F. Engels, “...Bu arada, doğaya karşı zaferlerimizle fazla böbürlenmeyelim. Her birinin öcünü teker teker bizden alıyor. Her bir zafer hiç kuşku yok ki ilk kertede bize beklediğimiz sonuçları getiriyor ama ikinci ve üçüncü kertede çoğunlukla ilk sonuçları tahrip eden tümüyle farklı ve öngörülemeyen etkilere yol açıyor.” demekle ne güzel söz etmiş!

Doğaya karşı kazandığımızı zannettiğimiz her zafer esasında insan türü de dahil yaşamın bütününün sonunu getirmektedir. Artık çok açık seçik görüyor, yaşıyor ve biliyoruz ki, bizim her müdahalemizde doğa derhal yeni dengeler ve oluşumlar üretmektedir.

Artık sermaye doğayı da metalaştırmış, kendi mülkü edinmiştir. Sermayenin çıkarları için doğayı, doğal dengeleri koruyacak eylem ve söylemleri saptırmak için, her türlü olanak ve yöntemi de kullanırlar. Saptırmacı, şaşırtmacı, edilgen, teslimiyetçi  “çevre örgütleri” kurarlar. Dünyada da ülkemizde de bu böyledir.

Sermaye adına yaşamın doğal dengesini bozanlar doğayı koruma adına yasalar bile çıkarmaktadırlar. O doğa katliamcı yasaları sermayenin sürdürülebilirliği yani “kalkınmanın sürdürülebilirliği” içindir! Sermayelerini toplumdan korurlarken, doğayı sonuna kadar sömürebilmelerinin de yollarını açarlar. Bilmeleri gerekir ki tüm yasaların üzerinde doğanın yasaları vardır ve son sözü daima doğa söyler!

Gerçekten yaşam savunulacaksa bu “çevre örgütleri” ile değil ekolojik örgütlenmeler ve siyasal ilişkilenmeleriyle yaşam bulur. Olay tam anlamıyla siyasaldır ve siyasal parti önderliği olmaksızın asla çözüm üretilemez. Bunu bilirler ve bu nedenle de ekolojik mücadele alanlarında “bu işe siyasetin karıştırılmaması” söylemlerini sürekli dillendirirler. Siyasallaşmış ekolojik mücadele en büyük korkularıdır. Bu yaşamın sürdürülmesini sağlarken sermayenin sömürü düzeninin sonunu getirir. Yaşamın sürdürülebilirliği için bu siyasallaşma, partileşme veya parti ilişkisi sağlamak mutlak gereklidir.

Siyasallaşmayla birlikte izlenecek sağlıklı politikalar için emek ve ekolojik mücadelelerinin ayrılmaz bir bütünün parçaları olduğunu bilmek gerek. Emek örgütleriyle ekoloji örgütlerinin işbirlikleri sağlanmalıdır. Bu oldukça zor bir iştir. Sermaye yaşamı yok edeceği yatırım alanlarının en yoksul emek kesimlerini işe yerleştirirken kendi amacı doğrultusundaki “sendikalar” ile işbirliği yapmaktadır. Bir yanda işsizlik, yoksulluk, açlık bir yanda köle ücretiyle de olsa iş vardır. Çözümü, sabırla ve kararlılıkla emek ve doğa sömürüsünün ayrılmaz bütün olduklarını, ülkenin sömürgeleştirilmesine yol açacak bu tür yatırımların emekçileri de köle haline getireceğini anlatmaktır.

Bugüne kadar içinde bulunduğum ekolojik mücadelelerde yapılan yanlışlardan birinin de konuyu hukuksal ve teknik bilgilendirmeyle, davalar açarak kazanacağımızı zannetmiş olmamızdır. Karşımızda sömürge hukuku uygulayan hatta ona bile uymayan iktidarlar oldu. Nice davalar kazanıldı mahkemelerde ancak bu kararlara uyulmadı; gördük, yaşadık, biliyoruz. Konunun sınıfsal ve politik tarafı çok iyi anlaşılmalı, anlatılmalıdır. Evet, ekolojik mücadeleler antikapitalist ve sınıfsal mücadelelerdir.

Ekolojik yaşam mücadelelerinin yerellerle sınırlı kalmaması da sağlanmalıdır. Özellikle kırsalda yaşayanlar kendi yaşam ve üretim alanlarını korumakla yetinmektedirler. Oysa sermaye eninde sonunda oraları tekrar yoklayacak ve kazanımlarını yok edecektir. Sermaye sabırlı, dirençlidir ve asla vazgeçmez! Bu nedenle ekolojik hareketler, platformlar arasında eşgüdüm, birliktelik sağlanmalıdır. Direnişler dayanışma içinde, bir bütünlük içinde yürütülmelidir.

“Parayı verenin düdüğü çaldığı” asla unutulmamalı ve ekoloji örgütleri hiçbir şekilde fonlardan, destekçilerden yararlanmamalıdırlar. Kendi olanak ve dayanışma, yardımlaşmalarıyla işlerini becerebilme yeteneğine kavuşmalıdırlar. Gönüllüleri olacaktır; TMMOB, TBB, TTB gibi...

Direnişe konu olan yatırımı gerçekleştirmeğe çalışan şirketin ülkesindeki ekoloji örgütleriyle dayanışmaya girildiği gibi yatırımı kredilendirecek finans örgütlerine de direnişte ve yatırımın gerçekleştirilmemesinde kararlık vurgulanmalıdır. Bergama’ daki altın madeni sürecinde bu başarılmıştır.

Sermaye, algı operasyonlarıyla, gözlerimizi yeşile boyamaktadır. En gereksiz ürünlerini bile “çevreci” olarak tanıtmakta, tüketimlerini teşvik etmektedir. Sorunun çözümü tüketim toplumu olmaktan kurtulmaktır. Mücadelenin illâ bir rengi olması gerekiyorsa bu renk kızıldır!

Sanayi Devrimi buharın işgücüne katılmasıyla gerçekleşti. Şimdi dijital teknolojiler kullanılıyor; Endüstri 4.0 ve endüstri 5.0’dan söz edilmektedir. İşte bu dijital teknoloji devrim çağında ülkemize, sera gazlarından en sorumlu olan sanayi sektörleri konuşlandırılmaktadır. Demir-çelik, çimento, kâğıt, enerji üretimleri, cam, kimya sanayileriyle birlikte madencilik, gemi sökümü gibi yatırımların üsleri haline geldi ülkemiz.

Her yıl 35000 canlı türü sermayenin sürdürülebilirliği ve egemenliği için yok ediliyor!

Yaşamın yok edilmesi nereye kadar sürdürülebilir? Bugüne kadar beş kez büyük yok oluşu yaşamış olan dünya altıncı yok oluşunu insanın sermaye kültürüyle yaşamak üzere! Dinazorsuz yoluna devam eden dünya insan türü de olmadan varlığını sürdürebilir.

Sorumluluklarımız büyük. Yaşamın sürdürülebilirliği mücadelemizdeki yanlışlarımızdan dersler de çıkartmalı ve rotamızı doğruya yöneltmeliyiz. Ama önce önyargılarımızdan, boş inançlarımızdan ve dogmalarımızdan kurtulmakla başlamalıyız işe.

Unutmayalım, bakın Koca Marks ne demiş: “Aynı anda var olan bütün toplumlar Dünyanın sahipleri değildirler. Dünyadan şimdilik yararlananlar onu iyi bir aile reisi gibi gelecek nesillere bırakmalıdırlar.”

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
banner178
Anket Tümü
Olası bir erken seçimde veya 2023'te Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?