YAĞIZ BARUT / İZ GAZETE - Velev ki ‘aynı gemideyiz’ denilen açıklamada, “Biz makine dairesinde gün yüzü görmeden ter döküyorken, siz güvertede güneşleniyordunuz. Siz ‘dümen çevirirken’ biz kürek mahkumuyduk. Ve artık bu gemi sizin götürdüğünüz yere gitmeyecek. Siz batarken bu gemi limana varacak.” ifadelerine yer verildi.

SEFALETİN, ÇÜRÜMENİN, SÖMÜRÜNÜN, YIKIMIN TABLOSU

Açıklamada, televizyonlar, haber kanalları sus pus olsa da gerçeklerin gizlenemediğini, olağan koşullarda olağan yöntemlerle yönetemeyenlerin OHAL ve KHK’larla gerçekleri gizlemeye çalıştıkları ancak gerçeklerin gün gibi ortada olduğu ifade edildi.

Türkiye’de emekçiler giderek derinleşen bir yoksulluğu yaşıyor sözlerine yer verilen açıklamada, “Bir yanda okullarında soğuk betonda sofraya diz kırıp yemek yiyen emekçi çocukları varken, öte yanda saray sofralarına çöreklenenler var. Bir yanda yok pahasına çalıştıkları işlerde canlarından olanlar varken, öte yanda saltanat içinde yaşayanlar var. Bir yanda yoksulluk içinde yaşamaya mahkum edilen milyonlar, öte yanda milyar dolarlarla oynayanlar var. Bir yanda daha maaşı yatarken yarısı vergiye giden emekçiler, öte yanda vergi cennetlerine milyon dolarlar aktaranlar var. Hepimizin bildiği bu tablo yalan-talan, yoksulluk ve yolsuzluk düzeninin tablosudur. Sefaletin, çürümenin, sömürünün, yıkımın tablosudur.” denildi.

BİZ EN GÜR SESİYLE ‘HAYIR’ DİYENLERİZ

İktidarın imkanları ile kara para aklayanlar, milyonlarca Avro rüşvet alanlar, yüz binlerce dolarlık saatleri takanlar, eski efendileri tarafından sıkıştırılanlar, ipliği pazara çıkanlar hamasi nutuklar atmaya başladı denilen açıklamada, “Bu bir operasyondur. Hepimiz aynı gemideyiz. Oyuna gelmeyin! Aynı gemide miyiz? Bu coğrafyanın her türlü kaynağını çok uluslu şirketlere haraç mezat satan, emperyalist devletlerin karşısında el pençe duran biz miydik? Gerici cemaatleri bürokrasinin her gözeneğine sokan biz miydik? Rüşvet alanlara kefil olan, rüşvet veren sahtekarları arkasına bayrak koyup televizyona çıkartan, ödüller, plaketler veren biz miydik?’ sorularına yer verildi.

Sorulara ‘Biz değildik’ diye yanıt verilen açıklamada, “Biz bu gerçekleri yüksek sesle dile getirdiği için hapse tıkılan Ahmet Şık’laydık. Biz bu gerçeği dile getirirken 10 Ekim’de Ankara’da herkesin gözü önünde katledilmesine cevaz verdiklerinizdik. Biz OHAL’inize, kayyumlarınıza, KHK’larınıza, saray rejiminize en gür sesiyle ‘HAYIR’ diyenlerdik. Biz her gün gözaltına aldığınız ama yüzünden gülümsemesini silemediğiniz Veli’yleydik. ‘Bizi açlıkla terbiye edemezsiniz, işimizi istiyoruz’ diyerek bedenini açlığa yatırmaktan dahi çekinmeyen Nuriye ve Semih’leydik. Biz ‘dilenenler değil direnenler kazanacak’ diyen; sendikalarına, kitle örgütlerine, meslek odalarına sahip çıkan, örgütlü mücadeleyi istibdata karşı her koşulda sürdürmeye çalışanlardık.” ifadeleri kullanıldı.

BİZ SORUYORUZ, AYNI GEMİDE MİYMİŞİZ?

Açıklamanın devamında da şu ifadelere yer verildi:

“Şimdi biz soruyoruz. Sizinle aynı gemide miymişiz? Her gün doğrudan- dolaylı yüzlerce vergi ödemek zorunda kalan, bütçe açıklarının yükü fatura edilen, namlu ucuyla zam ve vergilere boğulan, yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan her kesimden, her görüşten, her işkolundan on milyonlarca emekçi sizinle aynı gemide değil. Velev ki aynı gemideyiz. Biz makine dairesinde gün yüzü görmeden ter döküyorken, siz güvertede güneşleniyordunuz. Siz ‘dümen çevirirken’ biz kürek mahkumuyduk. Ve artık bu gemi sizin götürdüğünüz yere gitmeyecek. Siz batarken bu gemi limana varacak. Faturayı ödemeyeceğiz, hesabı birlikte soracağız! Çünkü biliyoruz, görüyoruz, duyuyoruz. Farkındayız, unutmadık, hatırlıyoruz. Örgütlü mücadelemizle bu çürümüşlüğün faturasını bize çıkartmak isteyenlerden hesap soracağız! İş yerlerimizde, sokakta, alanlarda gerçeği dile getirmeye, hakikati örgütlemeye devam edeceğiz.Yalan dolan yoksulluk yolsuzluk düzenine karşı örgütlenelim!'