'Rantsal değil yaşamsal dönüşümü sağlamalıyız'

İzmir’de yaşanan deprem felaketinin ardından kentsel dönüşümün ve dayanıklı yapının öneminin daha da öne çıktığını belirten BİVA A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Vahap Yılmaz, “Önem verdiğimiz şey; rantsal değil yaşamsal dönüşüm” dedi.

TANITIM 09.11.2020, 12:31 09.11.2020, 12:43
'Rantsal değil yaşamsal dönüşümü sağlamalıyız'

ÖZGÜR COŞKUN / İZ GAZETE - İzmir’de ‘Hayallerinizle ve fikirlerinizle projelerimizi inşa ediyoruz’ sloganıyla yola çıkan ve 1998 yılından bu yana İzmirlileri hem güvenli hem de güzel konutlarla buluşturan mimarlık, iç mimarlık ve inşaat proje yönetim firması BİVA A.Ş., Mimar Vahap Yılmaz, eşi Birim Yılmaz ve kızı Mimar Ece Yılmaz’ın yer aldığı bir aile şirketi olarak hizmet veriyor. Sektörün öncü firmalarından olmasının yanı sıra güvenli yapı inşalarıyla da fark yaratan BİVA A.Ş. kapılarını İz Gazete’ye açtı. Avrupa’nın en yüksek yapısal çelik kulesi BİVA Tower’ı hayata geçirmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren BİVA A.Ş ile kentte 30 Ekim tarihinde meydana gelen ve 114 can kaybının yaşandığı deprem sonrasında önemi daha da anlaşılan ‘güvenli yapı’ ile ‘kentsel dönüşüm’ konusunu ve BİVA’yı konuştuk.

‘ÖNCELİĞİMİZ YAŞAM’

Kentte yaşanan depremde hayatını kaybedenlere baş sağlığı, yaralılara acil şifalar dileyerek konuşmasına başlayan BİVA A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Vahap Yılmaz, sektörde yer aldığı günden bu yana hayata geçirdiği projelerde sürdürdüğü anlayışı şu sözlerle anlattı: “Bu işin hem insani boyutunu hem de vicdani boyutunu düşünerek kentsel dönüşümün özellikle İzmir’de bulunan canlı fay hatlarını düşünerek bir an önce yapılması gerektiğini söyleyen, buna yönelik onlarca demeç veren, bununla ilgili bir birim kuran firmayız. Biz 2012 yılından 2018 yılına kadar Karşıyaka ve İzmir’in belli bölgelerinde kentsel dönüşümle ilgili yaklaşık 100’e yakın bina inşa ettik, bunların toplamda 2000’e yakını bağımsız bölüm. Bu bağımsız bölümlerde binaların gerçekten içler acısı olduğunu, herhangi bir canlı fayların harekete geçmesiyle beraber telafisi olmayan şeylerle karşı karşıya kalacağımızı gözlerimizle gördük ve bunu ivedi bir şekilde her zaman yerel yöneticilere, kamu yöneticilerinin hepsine anlatmaya çalıştık. Hızlı bir şekilde dönüşümün İzmir’de şart olduğunu biliyorduk, bu aslında bizim birinci görevimizdi. Bunu vatandaşlarla görüştüğümüzde 100’lerce toplantı yaptım, bu 100’lerce yapılan apartman toplantılarında aslında insanların beklentilerini de bir şekilde ortaya çıkarmış olduk. İnsanlara doğru ve teknik olarak anlatınca anlıyorlar. Binaların ekonomik ömrünü tamamladığını, dönemsel yapıların hatalı olduğunu, bir an önce insanların evlerini yenilemesi ile ilgili hep telkinlerde bulunduk, destek olmaya çalıştık. Ücretsiz birim hatları oluşturduk o birimlerde bilgi vermeye çalıştık ama takdir edersiniz ki 5 milyonluk bir şehirde bizim yapabileceğimiz bu kadardı. Biz hep şunu da söyledik; benden birisi alsın arkadan birisi devam ettirsin. Ticari boyut tabi ki önemlidir ama bizim için birinci öncelik insan ve yaşamsal boyut…”

‘ÖDÜN VERMEK GEREKİR’

Kentsel dönüşümde yanlış olgular oluştuğunu belirten Vahap Yılmaz, “Kentsel dönüşüm toplantılarında biz hep insanlara şunu anlatıyorduk; önce yaşam. Hayatınızı idame ettireceğiniz yaşam şartlarını oluşturabilecek alanlar oluşturmak ve bunun yapımıyla ilgili bedeli karşılamanız lazım. Gerektiğinde ödün vermeniz gerekir. İnsanlarda zaman zaman ‘benim metrekarem kaybolmasın, kiramı alayım, taşınacağım yer yine aynı yerde olsun’ şeklinde algılar oluştu. Kentsel dönüşüm aslında bir rant dönüşümü gibi düşünülüyor ama aslında değil. Biz yıllarca bunu söylemeye çalıştık. Burada sonuçta bir imar artışı yok, imar artışı olmayan bir yere ne yapabilirsiniz? Mevcut yapıyı yeniden yapabilirsiniz, onun için ya bir para ödersiniz ya da bulunduğunuz metrekarelerden ödün vererek metrekare karşılığı yaptırırsınız. İnsanlar belki de burada müteahhitler çok büyük paralar kazanıyor, buradan ne alabilirsek alalım diye düşünüyor. Ama bu gerçek değil, kim ne diyorsa desin gerçek değil. Bu inşaatın bir yapım bedeli var, bu yapım bedelinin karşılığı ödenecektir. Tabi bilinçli olan insanlarımız da var” dedi.

‘FİRMALARI KÜSTÜRDÜLER’

Kentsel dönüşümde yaşanan sıkıntıları özetleyen Mimar Yılmaz, “Kentsel dönüşüm bir yerde tıkandı. Neden? Artık şöyle oldu; çevre illerden insanlar geldi dediler ki ‘Bostanlı’da iki daire yapayım iki daire benim olsun, ben emekliyim 500 bin lira benim hayatımda göreceğim bir para değil’ dedi, girdi teklif verdi. Bizle aynı kefede değerlendirildi, ne oldu? Bizim gibi firmaları aslında küstürdüler. 100 kişilik bir ekiple çalışıyoruz, bunun vereceği hizmetle iki kişinin vereceği hizmet aynı olabilir mi? Bunları artık biraz da yarışa döktüler yani daha az kim verir, daha fazla kim verir yarışıyla bizim gibi firmaları küstürdüler. Biz de bu saatten sonra biraz daha rezerv alanları açarak, ada bazında dönüşümlere dönüşmesi gerektiğini de düşünüyoruz. Keşke birleşse, bütün adalar bir araya gelse de kendi içinde bloklar oluşturulabilse, arada boşluklar, park alanları, yeşil alanlar oluşabilse… Bunun beklentisi içine de girdik, artık dedik herhalde bundan sonra hem yerel yöneticiler hem de ilgili kurumlar bununla ilgili çalışma yapar, bunun içinde bir parça oluruz düşüncesiyle kentsel dönüşüme biraz ara vermek zorunda kaldık” açıklamalarında bulundu.

‘YAŞAMSAL DÖNÜŞÜM’

Kentsel dönüşümde en önemli unsurun yaşamsal dönüşüm olduğunu belirten Yılmaz, “Kentsel dönüşümde muhalif olan tarafın savunması genelde şu oluyordu; ‘Benim binamı şu müteahhit yaptı, çok sağlam, benim binamda şu malzeme kullanılmış çok sağlam.’ Diyordum ki ‘Bakın sizin binanız 30-40 yıl önce yapılmış, bu binanın sağlam olmasına ihtimal yok.’ 30 yıl önce kapının önünde ustalar eliyle harç karıyordu, o betonun homojen olması mümkün değil. ‘Binanın temelini atarken babam görmüş’ diyenler oluyor. Bu söz bile aslında binanın ömrünü tükettiğini gösteriyor. Deprem hareketliliği, rüzgar, tadilat, zamanla binanın kendi aşınmasıyla binalar yıpranır. Kentsel dönüşüm ilk çıktığında insanlar rantsal dönüşüm demişti. Biz aslında kentsel dönüşümü anlatabilmek için ilk yaptığımız binalardan hiç para kazanmadık. Yeter ki anlasınlar, örnek olsun diye… Çünkü önem verdiğimiz şey; rantsal değil yaşamsal dönüşüm. Bina eskiyse, dışarıdan bir şey gözükmüyorsa sağlam demeyin, yeniyse bir şey yoksa sağlamdır” diye konuştu.

‘BAYRAKLI TIKANDI’

Depremde en çok hasar gören Bayraklı bölgesinde güvenli konutların oluşturulması gerektiğini söyleyen Vahap Yılmaz, “Bayraklı Belediyesi’nin sınırları içinde kentsel dönüşüm alanları olduğunu biliyorum. Bakanlığın ilan ettiği afet riski alanlar var. Bunlardan biri Fuat Edip Baksı. Bir an önce oranın başlaması, yapı stokunun artması ve güvenli konutların oluşturulması lazım. Bölgede yeni yapılacak alanlarda ise ruhsat verilirken zemin etüdünün detaylarının çok iyi incelenmesi lazım. Zemin etüdü yapılırken, yapı denetim şirketlerinin birebir takip etmesi lazım. Bu çok önemli. Zeminin iyi çözülmesi lazım, ondan sonra da yapılar deprem yönetmeliğine göre yapılırsa burada da yaşam devam eder, güvenle oturulacak alanlar oluşturulabilir. Ama çevre yapı stoğuna açık değil. Bayraklı Bölgesi yapı stoğuyla tıkanmış durumda. Rezerv alanlarda sıkıntı var” dedi.

ÇELİK YAPILARIN ÖNEMİ

Avrupa’nın en yüksek yapısal çelik kulesi BİVA Tower’ın yapım çalışmalarının hız kesmeden sürdüğünü kaydeden Yılmaz, “Burada Bayraklı bölgesinde yeni kent merkezinde bir yapı yapma kararı verdik ve taşıma gücüne uygun, bu zemine uygun hem zemin iyileştirmesi yaparak yaklaşık 80 metre zeminde bir çalışma yaptık, zemini iyileştirdik sonra bunu taşıyabilecek hangi bina türü olabilir diye düşündük ve onu da yapısal çelik olarak ortaya koyduk. Bunun karşılığında şunu gördük; bu binanın taşıma gücüne sahip yapabilecek yapı sistemi yapısal çelik. Biz de Türkiye’de olmayan yapısal çelik binayı İzmir’de bir farklılık yaratır düşüncesiyle burada inşa etmeye başladık. Her türlü ekonomik şartlara, salgın hastalıklara rağmen devam ettirmek için elimizden geleni yaptık. Çünkü burada bir betonarme bina asla yapmayı düşünmüyorum, bundan sonra düşünmem de. Bir de çelik yapıların depreme karşı ciddi bir defansı var. Zemini ne kadar iyileştirmeye çalışırsan çalış burada betonarme binanın getirmiş olduğu ciddi bir yük var. Ben her türlü ekonomik şartlara, her türlü maliyet farkına rağmen kendi firmamı taçlandırmak istedim, neredeyse bütün kazancımın yarısını bu binada harcadım. Bu hem bir prestij meselesi haline geldi hem de misyonu tamamlamak önemli, ama bunu anlatamadım” ifadelerini kullandı.

‘TİCARİ DÜŞÜNMEDİM’

Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu binada şöyle bir şey yaptık. Yapısal çelik konusunda dünyaca ünlü bir firma ile çalıştık. Zemin çalışmalarında Kandilli Rasathanesi’nin hocalarıyla çalışma yaptık, geldiler, burada çalışmalarını yaptılar. 1 milyon 250 bin dolar yalnızca bunlara harcadım. Millet bu paraya binayı bitiriyor. Ben daha bu binaya şu ana kadar 140 milyon para harcadım fiyat farksız. Benden götürdüğü 300 milyon. Ben buraya 40 tane bina yapardım, 40 tane ayrı ayrı yapar ticari düşünürdüm ama yapmadım. Önemli olan güvenli ve dayanıklı bir yapı olması…”

BİVA TOWER’A GERİ SAYIM

BİVA Tower’ın yapımını 2021 yılının Temmuz-Ağustos aylarında tamamlamayı planladıklarını belirten Yılmaz, “Depremden sonra çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, binamızla ilgili bir hasar yok zaten. Bina bir sistemdir aslında, çalışan bir sistemdir. Her şeyi biter, çekirdek biter, yapısal çelik biter, birbirine kenetlersin, betonlarını dökersin, binanın hasar alıp almayacağını o zaman anlarsın. Çalışmaları biraz daha hızlandırdık, bölgede ciddi anlamda talep var. İnsanlar şu an burayı en güvenilir yer olarak görüyor. Herkes ‘Ne zaman bitecek’ diye soruyor. Talep ve ilgi yüksek. Satışa Şubat ayında başlamayı düşünüyoruz” dedi.

‘BİR KARALAMA VAR’

Yılmaz açıklamalarına şöyle devam etti: “Fırsatçı olmak istemiyoruz, o imajı hiç vermek istemiyoruz. Çünkü bu işi düzgün yapan insanlara çok ciddi bir karalama var şu anda. Ben deli miyim niye 40 tane ayrı ayrı bina yapacakken buraya gelip çelik bina yapayım? Çeliğin bir tanesi kaç milyon lira? Ben buraya başladığımda Euro 3 liraydı şimdi 10 lira. Bana birisi desin ki BİVA başladığı günden bu yana fiyatında bir değişiklik var mı? Yok onu da yapamam ben. Yalnızca enflasyon farkı olacak ama bunlar afaki rakamlar değil. Kuru yansıtmayacağız, yani ortayı bulacağız çünkü bu binanın da bir maliyeti var.”

‘BURAYA BİR ŞEY OLMAZ’

BİVA Tower ile ilgili bilgilendirmede bulunan Yılmaz, “96 daire bağımsız bölüm var ama iş yerleri de var. Yaklaşık 140-150 tane bağımsız bölüm oluşacak burada. Biz satışı henüz yapmıyorduk çünkü insanların bunu algılaması gerekiyor; bu bina ne, bu nasıl bir bina, bunlar iskele mi diye önyargılar vardı. Biz de dedik ki zaten biz gerekli şekilde elimizi taşın altına soktuk, mücadelemizi sonuna kadar verdik. Bu saatten sonra bizim için prestij oldu, satmayalım, bekleyelim insanlar gelsin görsün dedik. Şöyle bir şey düşünün deprem geliyor, öndeki çaprazlarımıza gelen deprem basınç gücü orada hapsediliyor. Tekrar binanın en güçlü olduğu yere gönderiyor, yani temele gönderiyor. Yani açılı olmasının teknik özellikleri var. Ben devasa bir şey yapmışım, balkonun önünü kapatmışım sebebi ne? Bizim bu binayı kurmamızın ana faktörü deprem. Bu bina deprem amaçlı kuruldu, depremde bu binaya ne olmaz, bu çok önemli. Hiçbir şey olmaz. Biz bu binanın en üst katında ben yaşayacağım. Zaten bütün yapılarımızı öyle düşünerek yaptık yani ben bu binada yaşar mıyım yaşamaz mıyım, yaşamam için şartlar nedir, onu yaparak harekete geçtik” açıklamalarında bulundu.

‘ONLARCA TEŞEKKÜR MESAJI ALDIK’

İnşa ettikleri güvenli binalar sayesinde BİVA konutlarının depremde hiç hasar görmediğini ve konutları alan vatandaşlardan onlarca teşekkür mesajı aldıklarını söyleyen Yılmaz, “Depremin ardından biz bir drone çekimi yaptırdık ‘acaba bir şey var mı’ diye merak ettik, BİVA’nın evleri ışıl ışıldı. Yalnızca BİVA’nın değil, kentsel dönüşüme giren diğer evler de ışıl ışıldı, güvenle oturuyorlardı. Biz hep diyorduk, güvenle oturacağınız evler yaptırın diye ama insanların beklentileri yüksekti. Bugün itibariyle insanların bir an önce yaşamsal boyutları düşünerek, hızlı bir şekilde, kazanç kaybı düşünmeden evlerinin yerine yenisini yaptıracak durumlar ortaya çıkarmak lazım” diye konuştu.

2007 SONRASINA BAKMAK GEREKİR

Vatandaşların konut satın alırken güvenli yapı için nelere dikkat etmesi gerektiğine yönelik konuşan Yılmaz, “En son deprem yönetmeliğine göre yapılmış mı yapılmamış mı? Bence buna bakmalı. Bir de müteahhittin kim olduğuna ve referanslarına bakılmalı. Bu işi gerçekten işin ehli olan, tecrübeli firmalar yapmalı, bence öncelik o olmalı. Söylenecek teknik terim şudur; 2007 deprem yönetmeliğine uygun yapılmış binaları tercih edin, bu kötünün de iyisi diye düşünüyorum” diye konuştu.

‘DESTEĞE HAZIRIZ’

Bayraklı’da bundan sonra yapılacaklar konusunda herkesten fikir alınması gerektiğini söyleyen Vahap Yılmaz, “Acilen bir koordinasyon merkezi oluşturulmalı. Her zaman 7/24 destek vermeye hazırız. Bilgi birikimimizi, tecrübemizi her zaman paylaşmaya hazırız. Hangi belediye başkanımızdan talep gelirse biz hazırız. Çözüm odaklı olmak gerekiyor.” diye konuştu.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
açık
Anket Tümü
WhatsApp'ın 'Gizlilik İlkesi'ni güncellemesinin ardından uygulamayı kullanmaya devam edecek misiniz?