SES’ten kadro talebi: Sayı yetersiz!

Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) İzmir şubesinde gerçekleşen basın açıklamasında (SES) Eş Başkanı Nursel Yücesoy, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin kadroya alınması konusunda İzmir milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye sunmak üzere kanun teklifi hazırladığını söyledi.

SENDİKA 01.10.2020, 16:15 01.10.2020, 16:20
SES’ten kadro talebi: Sayı yetersiz!

YUSUF BAŞAR/ ÖZLEM KARA/ İZ GAZETE - Normal zamanlarda bile sağlık çalışanlarının istihdamının yetersiz olduğunu, pandemi gibi küresel bir salgında sağlıkta istihdamın artması gerekirken artırılmamasının sağlık çalışanlarının tükendiğini belirten İzmir Sağlık Emekçileri Sendikası (SES ) Eş Başkanı Nursel Yücesoy, bu konuda sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin kadroya alınması, güvencesiz çalışmanın kalıcı olarak sonlandırılması için İzmir milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye sunmak üzere kanun teklifi hazırladıklarını belirtti.

'SALGIN ARTIK KONTROL EDİLEMİYOR'

Koronavirüs salgının artık kontrol edilemediğini işaret eden Yücesoy, “Kovid-19 salgınının geldiği nokta, sağlık emek ve meslek örgütleri tarafından açıklanan vaka sayıları, sağlık emekçilerinin ve hizmet alanların her gün her dakika yaşadığı ve aktardığı sorunlar salgının artık kontrol edilemediğine işaret etmektedir. Test- temaslı- tedavi algoritmalarının bilimsel yaklaşımlarla uyuşmayacak şekilde değiştirilmesi; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerini korumaktan fersah fersah uzak sağlık ve sosyal hizmet politikaları, salgın kontrolü için alınması gereken önlemlerin ısrarla hayata geçirilmemesi salgının sonraki süreçleri için ise kaygılarımızı çok daha artırmaktadır. Bu durum, tabii ki sendikamıza düşen sorumlulukları da artırmaktadır.

“SAĞLIK ÇALIŞANI SAYISI YETERSİZ”

Sağlık ve sosyal hizmet emekçi sayısının normal zamanda bile az olduğunu ve pandemi gibi çok daha özgün ihtiyaçları barındıran ortamda ihtiyacın daha fazla artması gerektiğini söyleyen Yücesoy, “Sağlık emekçilerinin korunabilmesi, hizmetlerin doğru şekilde planlanabilmesi için salgının ilk gününden itibaren sağlık emekçi sayısının artırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Ancak, sağlıkta dönüşüm programından, daha az emekçiyi daha çok çalıştırıp sömürüyü artırma politikalarından bir adım geri adım atmak istemeyen iktidar, mevcut sağlık emekçilerine yüklenmekte ısrar etmiş; çözüm olmayan komik rakamlardaki atamaların ilerisine gitmemiştir. Bugün sağlık emekçilerinin birçok sorunu da bu politika ile doğrudan bağlantılıdır. Sağlık emekçi sayısını yeterli oranda artırmamak demek:

Sağlık emekçilerini uzun saatler, arka arkaya, yorgun şekilde çalıştırmak; salgın döneminin gereksinimi olan dinlenme olanaklarının artırılması, mesai saatlerinin kısaltılması, 24 saat çalışmanın kaldırılması gibi önlemleri uygulanamaz hale getirilmesi demektir. Yıllık izinlerinin kaldırılması demektir. Sağlık emekçilerine test yapılmaması demektir. Az test demek, enfekte sağlık emekçilerinin o kadar az tespit edilmesi demektir. Temaslı sağlık emekçilerinin, hatta pozitif sağlık emekçilerinin çalıştırılması demektir. İdari izinli sayılması gereken, risk gurubu sağlık emekçilerinin canları pahasına çalıştırılması demektir. Hamile olup enfekte olan sağlık emekçisinin yerine yine bir hamile sağlık emekçisi koymak demektir.

Zaten zor koşullar altında çalışan sağlık emekçileri tüm bu süreç boyunca yorulmuş, tükenmiş, yıpranmış, sağlığından canından olmuştur. Toplu şekilde istifalar, emekli olarak alandan ayrılmalar söz konusudur. Artık bu yolun sonu gelmiştir” İfadelerini kullandı.

KAMUDA KISMİ ÖZELEŞTİRME

Yücesoy, Türkiye’de neoliberal politika etkisi ile kamu hizmetlerinin özelleştiğini, sağlık ve sosyal hizmet alanları gibi tamamen özelleştirilemeyen hizmetlerde ise kısmi özelleştirmeye gidileceğini belirtti. Yücesoy sözlerine şöyle devam etti: “ Bu kurumlar şirket mantığı ile çalıştırılmaktadır. Bu politikaların en önemlilerinden birisi de, kamuda kadrosuz- güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasıdır. Pandemi süreci, sağlık ve sosyal hizmetlerin bir ekip işi olduğunu, ekibin her parçasının emeği ve katkısının vazgeçilmez olduğunu bize bir kez daha göstermiştir. Ancak pandeminin daha görünür kıldığı şeylerden birisi de, bu ekip işini bozacak her türlü ayrımcı uygulamanın başta emekçiler olmak üzere halka ve hizmetlere ne kadar zarar verdiğidir.

Pandemi sürecinde aynı koridorda, aynı serviste birlikte ter döken, birbirini tamamlayan, aynı risk altına giren farklı mesleklerden sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine ve birlikte verdikleri mücadeleye tanık olduk. Ama bu birlikteliğe de emeğe de zarar veren, üstelik kendilerinin neden olmadıkları, kendilerinin karar vermedikleri sorunlara da daha yakından tanık olduk. Sağlık ve sosyal hizmetlerin kamu hizmeti olmasını gerektiğini tartıştığımız yerde, bu alanda çalışanların da kadrolu kamu emekçileri olması bir zaruriyettir ve artık bu sorun çözülmelidir. Tüm bu nedenlerle, ‘güvenceli iş güvenli gelecek’ şiarıyla tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin kadroya alınması, güvencesiz çalışmanın kalıcı olarak sonlandırılması; sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yetersiz olan emekçi sayısının kadrolu atamalarla artırılması için her iki alanda da en azından OECD ortalamasına ulaşacak şekilde, güvenceli istihdam yapılması düzenlemelerini detaylı olarak içeren bir Kanun Teklifi hazırladık. İlimizdeki emekçilere imzaya açtık. Kanun teklifini ve topladığımız imzaları ilimizdeki milletvekillerine ilettik, T.B.M.M. Başkanlığına iletmesi için bugün sendikamızın Genel Merkezine gönderiyoruz.”

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
12°
açık
Anket Tümü
İzmir'de de başlayan MHP'nin 'askıda ekmek' kampanyası hakkında ne düşünüyorsunuz?