Sağlık emekçisi kadınlar ücretsiz kreş hakkı, ücretli doğum izni istiyor

"Biz 24 saat hizmet verirken, hastane kreşi neden 24 saat hizmet vermiyor?.. Çalıştığımız hastaneler ‘bebek dostu hastane’ olmak için uğraşıyor ama önce bizlerin bebekleriyle dost olsunlar!.."

SENDİKA 07.07.2019, 13:12 07.07.2019, 13:18
Sağlık emekçisi kadınlar ücretsiz kreş hakkı, ücretli doğum izni istiyor

SES İzmir Şube Sekreteri Başak Edge Gürkan, Ekmek ve Gül Dergisi Temmuz sayısına bir yazı kaleme aldı. 

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olarak, yıpranma payı (fiili hizmet zammı), 3600 ek göstergenin ayrımsız tüm sağlık emekçilerine uygulanması ve temel ücretlerin 6 bin 500 TL olması için ocak ayından itibaren kampanyalar yürütmüş ve oldukça olumlu sonuçlar almıştık.

Ardından kamu emekçilerinin iki yıllık mali ve özlük haklarının belirleneceği toplu iş sözleşmesi için “Sağlık emekçileri kendi taleplerini belirliyor” şiarıyla bir anket çalışması başlattık. Kat kat, klinik klinik broşürlerimizi dağıtıyor, toplu iş sözleşmesinin önemini anlatıyoruz. Yürüttüğümüz bu çalışmalarda; mali haklarla birlikte özlük ve sosyal haklara ilişkin taleplerin de yoğun bir şekilde dile getirildiğini gördük.

Özellikle kadın sağlık çalışanları ile yapılan anketlerde, görünür iki talep var. O da yıllardır sendika olarak dile getirdiğimiz 24 saat açık, ücretsiz kreş hakkı ve ücretli doğum izinlerinin uzatılması.

KREŞ NEDEN 24 SAAT AÇIK DEĞİL?

Kamu kurumlarının çoğunda kreşler kapatıldı, bunlara hastanelerin bir kısmı da dahil. Şu haliyle kamu hastanelerinde hizmet veren kreşler var lakin ya kurum kendi işletiyor ya da ihale yoluyla özel kreşlere devrediyor. Bu kreşler ücretli ve bir kamu kreşi olarak ücretleri cep yakıyor. Kamunun kendine ait kreşlerde ücretler biraz daha düşük olsa da, özele devredilen kreşlerin fiyatları cep yakıyor ki, Sağlık Bakanlığı gelecek dönemde kendi bünyesinde çalıştırdığı kreşleri ihale yoluyla özel kreşlere devretmeyi planlıyor. Ücreti bir tarafa bu kreşler 24 saat hizmet vermiyor. 24 saat hizmet veren sağlık çalışanı, her nöbete geldiğinde, çocuğunu güvenle bırakacağı bir yer aramak durumunda kalıyor. Bir hemşire, ayda ortalama 7 ila 8 riskli birimde (acil, ameliyathane) çalışan bir hemşire, bu süre içerisinde 11-12 nöbet tutuyor. Bu gerçekliği düşününce nerdeyse ayın yarısında çocuğunu nereye bırakacağı derdini yaşıyor. Üstelik güvenle bıraktıklarını düşündükleri evlerde taciz, istismar vb. olayların yaşandığı da bildiğimiz bir gerçek.

Tam da bu noktada biz 24 saat hizmet verirken, hastane kreşi neden 24 saat hizmet vermiyor, sorusu çıkıyor ortaya. Çok haklı bir şekilde kadınlar hastanede bulundukları uzun zaman dilimleri içinde çocuğunun güvende olduğunu bildiği kamu kreşleri istiyor.

HANİ BEBEK DOSTUYDUNUZ!

Bugün yasalarda doğum izni, 8 hafta doğum öncesi ve 8 hafta doğum sonrasıyla sınırlı bir şekilde yer alıyor. Yani doğum sonrası ücretli izin hakkı sadece 56 gün. Yasa gereği doğum öncesinden aktarılan sürelerle bu süre en fazla 91 güne uzatılabiliyor; yani 3 ay!

Sağlık Bakanlığının “İlk 6 ay yanlızca anne sütü” sloganı, olması gereken bir sağlık politikası ve her yerde görünür bir kampanya. Ancak ilk 6 ay yanlızca anne sütü derken ücretli doğum izninin en fazla 3 ay olması ciddi bir çelişkidir.

Sağlık çalışanları kısa doğum izni sürelerine isyan ediyor. “Bizim çalıştığımız hastaneler ‘bebek dostu hastane’ olmak için uğraşıyor ama önce bizlerin bebekleriyle dost olsunlar” diye serzenişte bulunuyorlar. “Biz gelen hastalara ‘ilk 6 ay yanlızca anne sütü verin’ tavsiyelerinde bulunurken, kendi bebeklerimiz bu haktan mahrum kalıyor” cümleleri aslında çok haklı bir isyanın ifadesi.

Konuyla ilgili birçok şey gündeme geldi, hatta doğum izinlerinin 6 aya çıkarıldığı gibi bir algı da oluşturdu hükümet. Ancak gerçek böyle değil maalesef! Sağlık çalışanları ücretli doğum izinlerinin en az 6 ay, hatta 1 yıl olmasını talep ediyorlar. Bunun için acil düzenleme yapılmasını istiyorlar.

BÖYLE ÇALIŞMAK İSTEMİYORUZ

Bu toplu sözleşme döneminde bir şeyi açıkça gördük ki maaşlarımıza yüzde kaç zam alacağımız üzerine yaptığımız tartışmaları aşan talepler var. Sağlık emekçileri, bu çalışma koşullarını reddediyor, esnek çalışma saatleriyle ve angarya altında çalışmak istemiyor. İşkolunun yüzde 60’ının kadın olduğu düşünüldüğünde, özellikle kadınlar artık kafasında bin tane kaygı ile bu ağır koşullarda çalışmayı kabul etmiyor, “TİS’de biz de varız” diyor. 

Yorumlar (0)
banner96
banner177
19°
açık
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
İZ DERGİ
Günün Karikatürü Tümü