Genel İş Genel Kurul öncesi komite çalışmalarına başladı

23-24-25 Ağustos'ta gerçekleşecek Genel-İş Genel Kurulu öncesi İzmir'deki şube başkanları ve üst kurul delegeleri ile süreci konuştuk.

SENDİKA 09.08.2019, 10:10
Genel İş Genel Kurul öncesi komite çalışmalarına başladı

DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası genel merkez kongresine hazırlanıyor. 23-24-25 Ağustos'ta gerçekleşecek Genel-İş Genel Kurulu öncesi İzmir'deki şube başkanları ve üst kurul delegeleri ile süreci konuştuk. Sendika başkanları kurulda kıdem tazminatının fona devredilmesi, zorunlu bireysel emeklilik sistemi (BES) ve hükümetin işçi haklarına yönelik saldırılarına karşı bir mücadele hattının çizilmesi gerektiğine vurgu yaparken, delegeler ise işçi haklarını daha ileriden savunan ve daha mücadeleci bir sendikal anlayışın ön planda olması gerektiğini söyledi.

Genel kurulda öncelikle temel sorunların ve çözüm noktalarının tartışması gerektiğine vurgu yapan Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube Başkanı Özgür Genç, “Kongreler ekonomik kriz bahane edilerek işçi sınıfının kazanılmış haklarına yapılan saldırılar, başta kıdem tazminatı, zorunlu BES dayatması, işçinin ücretinden kesilen ve denetimi işçiye ait olmayan, sermayeye peşkeş çekilen, nerdeyse işsizler dışında her yere kullanılan işsizlik sigortası fonu meselelerini tartışacağımız ve çözümleri üzerine planlama yapacağımız alanlar olmalı” dedi.

"SENDİKA AYRIMI YAPMADAN BİRLEŞİK MÜCADELE"

696 sayılı KHK ile geçişleri yapılarak hakları gasbedilen işçilerin toplu iş sözleşmesi belirsizliklerinin de konuşması gerektiğini ifade eden Genç, “Bilindiği üzere taşeronun yasaklanmasını ve güvenceli, özgür toplu iş sözleşmesi yapılabilecek bir çalışma sistemi talep edilirken bir gecede işçiye, halka, sendikalara sorulmadan nereden tutsak elimizde kalacak olan bir sisteme KHK ile geçişleri yapıldı. Hiç kimsenin ileriyi göremediği ve netliğin olmadığı bir düzende işçiler yaşamak için çalışmıyor, çalışmak için yaşar hale geldi. Sanki ekonomik krizi yaratanlar işçilermiş gibi kıdem tazminatının fona devri ve zorunlu BES dayatması ile krizin faturası işçiye yüklenmeye çalışılıyor. Bizleri daha zor süreçlerin beklediği gerçeğini görmeli ve yapılacak olan genel kurulumuzda temel sorunlarımız olan; kıdem tazminatının fona devri, zorunlu BES, özgür toplusözleşme hakkı ve ekonomik krizin bedelinin işçiye mal edilmek istenmesine karşı, iş kolu, sendika ayrımı yapmadan birleşik mücadeleyi örgütlemektir” diye konuştu.

"GERÇEK KADRO TALEBİMİZ DEVAM EDECEK"

Kıdem tazminatının fona devri ve zorunlu BES’e karşı mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Genel-İş İzmir 3 No'lu Şube Başkanı Faruk Saral, 696 sayılı KHK ile verilen kadronun gerçek kadro olmadığını ve bu dönemde de gerçek kadro taleplerinin gündemde olacağını ifade etti. Saral, “Meclis açıldığında havalar serinlemeye başlayacak ama işçi sınıfı mücadelesinin ısınacağı bir döneme gireceğini düşünüyorum. Kıdem tazminatı için anlımızın teri diyoruz. Bunu çocuklarımızın geleceği olacak yarınlara teslim etme gibi bir derdimiz var. Bu derdimiz için mücadele etmemiz gerekir. Bunu yapmak için genel kurulda nasıl bir yol izleyeceğimizi konuşacağız. Ayrıca hiçbir konfederasyon ayrıştırmadan ortak mücadele hattını kurmak için de alanda buluşma davetimizi yapacağız” dedi.

"GENEL KURUL TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINA UMUT OLACAK"

Önemli bir kongre sürecinde olduklarını ifade eden Genel-İş İzmir 5 No’lu Şube Başkanı Ali Haydar Kara, ekonomik krizle birlikte işçilerin kıdem tazminatına göz dikildiğini söyledi. Zorunlu BES dayatması ile iktidarın kamusal emekliliği ortadan kaldırmaya çalıştığını belirten Kara, “Bu kongrede ağırlıklı olarak kadro talebi, toplusözleşme süreçlerinin yüksek hakem kurulları tarafından baltalanması, grev yasaklarının olması, krizin derinleşmesini ele alacağız” dedi. Genel kurulun aynı zamanda Türkiye işçi sınıfı için umut olacağını ifade eden Kara, işçilerin haklarına yönelik saldırılara karşı mücadele çağrısında bulundu.

"İLK VE TEK GÜNDEMİMİZ KIDEM TAZMİNATI"

Genel-İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Engin Topal ise “Şu anda yapacağımız genel kurulun ana maddelerinden biri bu hükümetin çıkaracağı yasaya karış dik duruş sergilemektir. Türkiye’deki son zamanlarda ekonomik sıkıntı, ücretlerin enflasyona karşı yenik düşmesiyle birlikte ilk ve tek gündemimiz işçinin kıdem tazminatının rafa kaldırılmasına karşı durmak olacak” dedi. Daha dirençli bir şekilde yola devam edeceklerini söyleyen Topal, “Biz Türkiye’de demokrasiden, hakların kardeşliğinden, barıştan yana olan bir sendikayız ve bu anlayışla yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

"KHK’Lİ İŞÇİLER GÜDEMİMİZ OLACAK"

Genel-İş İzmir 2 No'lu Şube Başkanı Arif Yıldız da KHK ile geçişi yapılan işçilerin durumuna dikkat çekerek, “Özellikle bugün üyelerimizin yarıdan fazlası toplusözleşme yapamaz hale geldi. 2020'nin altıncı ayının sonunda da ne olacağı belli değil. Kongre gündemlerimizden biri de KHK’li işçilerin sorunları olacak. Daire başkanlığına aday olacaklar veya getirilecek olanlar bu işi göğüsleyebilecek kişiler olmalı. Tabanın iradesi her konuda olduğu gibi adaylıklarda da gözetilmeli. Biz şube kongremizi yaparken bütün iş yerlerinde delege toplantıları yapıyoruz. Aday olacak arkadaşlarımız kendi iş yerinin delegesinin onayını alıyor. Yani adaylar belirlenirken de tabanla belirliyoruz, gerektiğinde ön seçim yapıyoruz. Önümüzde ciddi bir mücadele döneme bizi bekliyor” dedi.

"TABAN ÖRGÜTLENMESİ OLARAK İŞ YERİ KOMİTELERİ"

Ekonomik krizle birlikte birçok iş yerinde işten çıkarmaların yaşandığını belirten Yıldız, “Belediyelerde ekonomik kriz bahane edilerek işten çıkarmalar başladı. Siyasi parti gözetmeksizin birçok belediyede bu durum yaşanacak. Bu kongre hem işçi sınıfının önünü açacak hem de işçi sınıfını ciddi bir mücadeleye hazırlayacak. Sendikamızın yapısal olarak da bu zorlu mücadelenin ihtiyacına göre şekillenmesi gerekiyor. Genel-İş'in örgütlü olduğu her yerde sendikanın taban örgütlenmesi olarak iş yeri komiteleri işçi iradesiyle oluşturulmalı, iş yeri temsilcileriyle birlikte çalışmalıdır. Şube yönetimleri artan üye sayımız da düşünülerek, sayı olarak yasadaki üst sınırda olmalı ve daha fazla işçi görev almalıdır. Kongremizde gündemdeki saldırılar karşısında mücadele kararlarının yanı sıra sendika yapımızın daha fazla iş yerlerine dayanan ve sendika içi demokrasinin geliştiği yönde düzenlenmesine ilişkin kararlar almalıyız. Adaylıklarını koyacak olanların da bu bilinçle aday olmaları ve seçilmeleri gerekir” diye konuştu.

"SENDİKALAR İŞÇİ BİLİNCİ İLE HAREKET ETMELİ"

Üst Kurul Delegesi Adem Yıldız (Bornova Belediye Fen İşleri): Bizim tek düşüncemiz işçilere dönük saldırılarda komiteler kurularak mücadele edilmesi. Bizler örgütlü olduğumuz şubede ve bulunduğumuz alanda komiteler kurma açısından çalışmalar başlattık. Bayram dönüşü kıdem tazminatıyla ilgili gerekli eylemleri yapmaya başlayacağız. Genel merkezden de bu yönde bir beklentimiz var. Sendikalar emek mücadelesinin verildiği yerlerdir. Ama çoğu sendika işverene hizmet ediyor. Bizler işverene hizmet eden değil, işçinin haklarını savunun bir sendika anlayışının olmasını istiyoruz. Sendikamızın işçi haklarını savunduğunu ve emekten yana olduğunu biliyoruz ama genel olarak sendikaların işçi bilinci ile hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

"DAHA MÜCADELECİ BİR SENDİKA"

Genel-İş İzmir 3 No'lu Şube İş Yeri Baştemsilcisi Eyüp Gülperi (İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye birimi): Biz İZELMAN emekçileri olarak, genel kuruldan kapitalizmin, sömürünün, işverenin, iktidarın daha çok azdığı bir dönemde, açıkçası DİSK’e ve Genel-İş'e yakışır bir duruşun artarak devam etmesini bekliyoruz. Genel-İş'in daha dirayetli ve kendine yakışır bir mücadele sergilemesini istiyoruz. O anlamda da yönetim kademelerinde değişiklikler olacak diye düşünüyoruz. Daha mücadeleci ve işçinin arkasında duracak bir sendika istiyoruz. Her kesimden işçinin desteğini alarak yeni yönetim duruşunu göstermelidir. Genel-İş hükümetin politikalarına karşı ses çıkaran bir sendikadır. Ama mevcut iktidar işçilerin haklarına karşı saldırı dozunu arttırdığı için o duruşun, o muhalefetin, o sendikal anlayışın da artarak devam etmesini bekliyoruz.

"BÜROKRATİK SENDİKACILIĞA KARŞI MÜCADELE"

Üst Kurul Delegesi Doğanşah Aydın (Aliağa Belediyesinden atılan işçi): İşçi sınıfı yoğun bir saldırı altındayken genel kurula gidiyoruz. Krizin faturasının işçilere kesildiği, iş cinayetlerinin günden güne arttığı bir ortamda Genel-İş sermayeye karşı daha örgütlü, daha tavırlı bir perspektifle mücadeleyi sergilemeli. İşçi sınıfına yönelik saldırılar daha da sistemli bir hale gelecek. Özellikle TÜPRAŞ'ın toplu sözleşmesinde, PETKİM'de, demir çelik fabrikalarında ve en son Aliağa Belediyesinde yaşanan işçi kıyımında, saldırıların sosyal cinayete dönüştüğünü gördük. Bu noktada Genel-İş'in genel kurulu da daha mücadeleci ve sonuca odaklı bir yapıda gerçekleşmeli. Delegeler olarak bu yapının tabanını oluşturuyoruz. Bu tabandan tavana doğru bir yapılanma olursa çok sağlıklı olacaktır. Atama anlayışına dayalı bir seçim yöntemi beraberinde bürokratik sendikacılığı getirecektir. Bürokratik sendikacılığın bizi götüreceği yerde hiçbir zaman kurtuluş olmayacaktır. Kurtuluş cephesi her zaman tabandan tavana dayalı bir örgütlenme modelidir.

"MÜCADELE SINIF BİLİNCİYLE BÜYÜR"

Üst Kurul Delegesi Murat Doğan (İZENERJİ işçisi): Kıdem tazminatının gasbedilmesine ve zorunlu BES’e karşı mücadelenin genel kurulda ön plana çıkması lazım. Ekonomik taleplerin dışında sınıf mücadelesini daha da yükseltmek gerekiyor. Sınıf mücadelesini Marksist bir çizgide sürdürmek gerekir diye düşünüyorum. İşçiler bunu tartışmalı. Ekonomik koşullardan çok sınıf mücadelesini tartışmalıyız. Sınıfsal bilinçle birlikte örgütlü mücadeleyi daha çok yükseltmek lazım. AKP'nin bu dönemki gerici zihniyetine karşı barış talebini dile getirmek lazım. Sendikaların sadece ekonomik koşullardan doğru değil sınıfsal bir yerden mücadele etmesi gerek. Sınıf mücadelesini ön plana çıkarırsan zaten ekonomik talepler için mücadele otomatikman verilir.

EDA AKTAŞ - DİLEK OMAKLILAR / EVRENSEL

Yorumlar (1)
Sınıf bilinçli işçi 1 hafta önce
İşçilerin yaklaşımı yaklaşan krize karşı mücadelenin yükseltilmesi adına umut verici, ancak sendika yönetimlerinin çok kolay olarak değiştirilemeyeceği gerçeğinin bilerek daha güçlü bir çıkışı örgütlemeleri ve bürokratik anlayışı taban basıncıyla parçalamaları sınıftan yana bir sendikal anlayışı inşa etmeleri gerekiyor. Taban örgütlenmeleri sınıfın kalbidir, yumruğudur. Sadece kendi işkolunda ekonomik çıkara dayalı bir anlayış sınıfı çürütüyor bundan hızla kurtulmak ve sınıfı bir bütün olarak düşünmek gerekiyor. Dayanışma eylemlerinin güçlendirmek, krize karşı birleşik bir sınıfı hareketi yaratmak tek kurtuluşumuz. Küresel saldırıya topyekün karşı saldırıyla yanıt üretilmelidir. Yoksa elimizde yaşayacağımız bir dünya kalmayacak.
banner96
banner177
28°
az bulutlu
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü