25.10.2019, 13:28

Şehrin mutsuzları

Otomobiller üzerine Cyclist Türkiye dergisi Kasım sayısı için yazımı hazırlarken, otomobille ilgili bazı metinlerin yeniden üstünden geçme ihtiyacı hissettim. Otomobilin toplumları nasıl deforme ettiği yönündeki okuduklarımın ışığında ilave çıkarımlar yaparken, bugüne kadar fark edip de aslında adını koyamadığım bir durumu da anlamlandırmış oldum. Bugün size biraz bu olgudan bahsedeceğim.

Otomobillerin insanları yalıttığını, kente dair sosyal ve kültürel her şeyin yanından geçip gitmeye sebep olduğunu söyleyebiliriz. Kentli olmanın önde gelen alameti farikası, kent kültürünü edinmek ve kentle yaşamaktır. Otomobile dayalı yaşam tarzı, bunun önündeki en büyük engellerden birisi hatta birincisidir. Çevreniz ile temasınızı kesebildiğiniz ve kendinize ait mobil kişisel alan yaratabildiğiniz metal kutulardır otomobiller. Bu durum, bu şekilde yaşamak isteyen insanlar için bir tercih olabilir ancak yarım yüzyılı aşkındır pazarlama tekniklerini otomobilin bir ayrıcalık olduğunu anlatmak için kullanan otomotiv endüstrisi, bazı evrensel kavramları bu uğurda da deforme etmekten hiç çekinmemiştir. Örneğin “yaya” kavramı.

Otomotiv endüstrisi ürettiği mala sahip olmanın size bir ayrıcalık ve statü sağladığını anlatabilmek için “yaya olmak” tanımını “otomobilin içinde olmamak” ile eşitlemiştir. Bu tanımlama reklamlar aracılığı ile kitlelerin yıllarca beynine kazınmış ve otomobil sahibi olmanın getirdiği ayrıcalıklar anlatılmaya çalışılmıştır.

Oysa ne yaya kavramının tanımı budur ne de otomobile sahip olmak bir ayrıcalıktır. Otomotiv endüstrisi bir yandan herkesi otomobil sahibi yapmak isterken otomobil sahibi olmanın da bir ayrıcalık olduğunu vurgular. Oysa otomobil herkes sahip olduğu takdirde işlevini tamamen yitiren bir araçtır. 

Basit anlatımla hepimizin telefonu, çamaşır makinesi, buzdolabı veya televizyonu olabilir. Bunlara herkesin sahip olması onların işlevini yitirmesine sebep olmaz. Ancak otomobil öyle değildir. Şehirdeki herkesin otomobili olursa otomobil kullanılamayan bir araç olur. O sebeple otomobilin vaatleri ve size anlattığı atmosfer doğru değildir. Dikkat edin tüm otomobil reklamlarında yollar bomboştur, otomobil uçar gider. Şehirler sanki nükleer patlama yaşamış ve terk edilmiş gibidir. Sokaklarda ne yayalar ne bisikletliler hiç kimseler yoktur. Yaratılan bu yapay dünya gerçekte var olmadığı halde insanları etkiler ve peşinden sürükler.

İşte bu noktada insanların beynine ve hatta deyimlerimize yolda kalmış, geride kalmış olarak kazınmış olan “yaya”lara, otomotiv sektörünün de bellettiği o sakat tanımın yarattığı etkiyle bakalım. Ben bu algıyı insanların toplu ulaşımdaki durumları ile ilişkilendirdim. 

Bir toplu ulaşım aracına bindiğinizde genelde insanları kulaklık ile görürsünüz. Bu durum insanların kendilerini çevrelerinden yalıtma isteğinin bir göstergesidir. “Çevrede olanı duymayayım, bana yönelik bir iletişim çabası olursa ve ısrarcı bir tutum değilse onu bir şekilde bertaraf etmiş olayım.” fikrinin eyleme dönüşen hali gibi. Bu davranış biçimi sanki otomobil içinde olmadığı için “yaya” olarak nitelendirilen insanın, toplumsal bir bakış/statü haline gelmiş olan otomobil sahipliğinin altında kalmaya verdiği reaksiyon gibidir. Metal kutunun içinde olamadığı için sağlayamadığı tek olma hissini, bu şekilde bir nebze olsun yaratmaya çalışır. İnsan bu durumda olduğundan üzgündür, mutsuzdur. Oysa toplu ulaşım tercihi hem demokratik bir katılım tavrı hem toplumcu şuur göstergesi hem de çağdaş bir tavırdır. Tüketim toplumunun pompa istasyonları, yaptıkları propaganda ile insanları bu tercihlerinden dolayı mutsuz kılmayı zaten varlığını sürdürebilmenin en kritik dayanağı olarak yıllar önce belirlemiştir.

Metroyu, vapuru, tramvayı ve otobüsü sevin. Mevcut toplu ulaşım sistemlerimizin yaygın olmayışı ve konforsuz oluşu hepimizi mutsuz edebilir ancak orada olmamız mutsuzluk sebebi değildir. Asıl kendisini suçlu ve mutsuz hissetmesi gerekenler, toplu ulaşımı kullanabileceği halde otomobili tercih edip her gaza bastıklarında gezegenin iklimini değiştirip çocukların zehirli hava solumasına katkıda bulunanlardır.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
banner178
Anket Tümü
Olası bir erken seçimde veya 2023'te Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?