'İyi hekimlikten ve barıştan yana olacağız'

Yaklaşan İzmir Tabip Odası seçimleri öncesinde gazetemize konuşan Demokratik Katılımcı Hekim Listesinin adayları, bütün hekimleri kapsayacak, hekimlerin sorunları ile daha çok ilgilenebilecek, hekimlerin hep birlikte yönetilebileceği ve sağlık hakkı için barıştan yana olan bir tabip odası için aday olduklarını anlattılar.

SAĞLIK 16.04.2016, 12:03 16.04.2016, 12:07
'İyi hekimlikten ve barıştan yana olacağız'

Metehan Ud / Elif Başİzmir Tabip Odası'nın 2016-2018 arası yönetimini belirleyecek seçimler öncesinde aday listeleri açıklanıyor. 17 Nisan Pazar günü Kültürpark Atlas Pavyonunda yapılacak oda genel kurul öncesi şimdilik iki liste yönetime aday olduğunu deklare etti. Mevcut yönetimde çoğunluğu elinden tutan ve ulusalcılığı ile ön planan çıkan 'Hekim Güçbirliği' ile mevcut yönetimi hekimlerin tamamını kapsamamakla eleştiren ve 'Demokratik Katılımcı Hekimler' yönetim için aday.

'Demokratik Katılımcı Hekimler'in listesinde yer alan hekimlerle çalışma yaşamına dair sorunları, hükümetin sağlıkta dönüşüm politikalarını, oda yönetimini nasıl olması gerektiğini ve barışı konuştuk.  Demokratik Hekimlerin mevcut 7 kişilik yönetimde 3 tane temsilcisi var.

'HERKESLE BARIŞIK BİR ODA OLMALI'

""Dr. Fatih Sürenkök, oda yönetiminin en başta hekimlerle barışık olması gerektiğini vurgulayarak "Son 6-7 yıldır hekimler tabip odasından uzaklaşmış durumda. Mutlaka tabip odasının hekimlerle, odada, komisyonda, hekim meclisinde bir arada olması lazım. Bunu da katılımcı barışık bir tabip odası yapabilir. Bir kere hekimlerin odaya gelmesini sağlamamız  gerekiyor. Başta değişmesi gereken o. Bunun için de son dönemde zoraki yaptığımız hekim meclisini daha aktif hale getirmemiz lazım. Mevcut yönetim bir kaç dönemdir hekim meclisini  işlerlikten uzaklaştırmıştı. Zoraki hekim meclisini işler hale getirmiştik. Şu anda onu daha da aktif hale getirmek istiyoruz " dedi.  Odayı daha aktif hale getirmek istediklerini de ekleyen Sürenkök, izmir'deki uzmanlık dernekleri,  diğer mesleki odalarla ve emek ve demokrasi güçleri ile bir araya gelmek istediklerini de ifade etti.

'SAĞLIK HAKKI İÇİN BARIŞ GEREKİYOR'

Savaş karşısında oda yönetiminin tavrının ne olması gerektiğini sorduğumuz Sürenkök şunları söyledi "Kamu niteliğinde bir kurumuz. 6023'ün bize verdiği görev ve yetki var. Görev halk sağlığı konusunda gereğini yapmak. Sağlıktan bahsediyoruz. Sağlık için barış gerekiyor. Barış için de savaşa karşı olmak gerekiyor. Savaşın olduğu yerde barış olmayacaktır. Savaşın olduğu yerde sağlık olmayacaktır. Savaşın olduğu yerde sadece tecavüz olacak, hak ihlalleri olacak, yaralanmalar olacak, ölüm olacak. O nedenle biz bu ülkede barış içerisinde kardeşçe bir arada yaşamak istiyoruz. Demokratik laik bir Türkiye'de barış içerisinde iyi hekimlik yapmak istiyoruz".

'ODA TÜM HEKİMLERLE BİR ARAYA GELEBİLMELİ'

Oda yönetiminin tüm hekimleri kapsayacak, birleştirici bir dil kullanması gerektiğini belirten Dr. Funda Obuz da "Nefret söyleminden vazgeçecek bir tabip odası olmalı. Oda tüm hekim kitleleriyle bir araya gelebilmeli, toplantılar yapabilmeli, örneğin asistan hekimleriyle, kurum hekimleriyle, aile hekimleriyle. Onların sorunlarını birebir yerinde dinleyerek, çözümleri birlikte üretebilmek istiyoruz. Hekimler tek sınıfa sığacak üniform bir meslek grubu değil. Hepsinin sorunları birbirinden çok farklı. Hekimlerin odaya tekrar dönebilmelerini istiyoruz. İzmir Tabip Odası'nı yeniden tüm hekimlere açmak istiyoruz" dedi. 

'ODA YAŞAMDAN VE BARIŞTAN YANA OLMALI'

Hekimlerin ve odaların her zaman için yaşamdan ve barıştan yana olması gerektiğini ekleyen Obuz şunları da söyledi "Ekip olarak da biz öyle düşünüyoruz. Üstelik farklı düşünceler her zaman olabilir her grupta ama bunlara da saygı göstermeliyiz. Yani onları küçümseyici, aşağılayıcı düşüncelerini, öteleyici, ötekileştirici tutum içinde olmamak gerektiğini düşünüyorum ki önemli olan bu".

'AİLE HEKİMLERİNİN ÜSTÜNDE ÇOK AĞIR YÜK VAR'

""Odanın hekim sorunlarını anlayan, takip edebilen ve çözüm üretebilen bir şekilde olması gerektiğini dile getiren aile hekimi Nuri Seha Yüksel de "Aile hekimlerinin de bu odada daha etkin olması mücadelelerinin bu çatı örgütü altında daha anlamlı bir şekilde sürdürmesini istiyoruz. Aile hekimlerinin üstünde çok ağır bir yük var. Aile hekimliği bir sürü aksaklık olmasına rağmen hekimlerin özverisiyle bir noktaya kadar taşınmış bir durumda. Vatandaşla karşı karşıyayız. Biz kamunun devletin vatandaşa dokunan eliyiz. Bu el artık ürkek olmaya başladı tedirgin olmaya başladı" dedi.

'ÇÖZÜMLER ÜRETMEYE ÇALIŞACAĞIZ'

Angarya çalışmak istemediklerini de belirten Yüksel sözlerini şöyle sürdürdü "İdarecilerle yaşadığımız en büyük çözüm üretme noktasında bizlere danışmıyorlar. İzmir özelinde İzmir'in aile hekimleri sorunlarına çözüm ararken Türkiye  genelinde de sağlık sorunlarına çözümler üretmeye çalışacağız. Hekimlerle barışık, hekimlerin sırtını dayayabileceği güven duyabileceği sıkıntıya düştüklerinde çözüm üreteceğine inandıkları bir kurum haline gelmesini istiyoruz. Onurlu bir duruş bilimsel bir tavırla hekimlerin yanında olacağımızı ve onlarla barışık onlarla beraber aynı yolda yürüyeceğimizi düşünüyoruz. Bunun için bu mücadelenin içerisindeyiz"

'DAHA DİRENÇLİ BİR MÜCADELE GEREKLİ'

Sağlıkta dönüşümün getirdiği problemlerin büyük bir facia olduğunu da belirten Yüksel "Çok büyük ve çok sıkıntı verici bir durumlarla karşı karşıyayız . Bunu bizler sahada daha iyi algıladığımızı düşünüyoruz ve bu sıkıntılarımızı aktarmaya çalışıyoruz ama önümüzdeki felaketin oda tarafından öngörülemediğini görüyoruz.  O yüzden daha dirençli daha kararlı bir mücadele yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bundan önceki dönemde çabalar olmuştur ama bu çabaların yeterli olmadığını düşünüyoruz. Daha etkin daha birlikte dayanışma içinde hep beraber hareket edebileceğimiz bir yol izlememiz gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

'ODA DA ASİSTANLARIN DA SESİ OLMALI'

""Asistan hekim Zeynep Varol ise asistan hekimlerin oda yönetiminde söz hakkı olması gerektiğine değinerek "Sağlık da dönüşümle birlikte asistan hekimler, en çok mağdur olan hekimler arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı dönüşüm programında da ilk olarak asistanların gözden çıkarabileceğini, önceliğin olarak uzmanlara verilmesi gerektiğini söylüyor. Haliyle de asistanların 36 saat kesintisiz çalışması, performans sistemine maruz bırakılması, doğru düzgün eğitim alamaması sağlık bakanlığı için çok sorun teşkil etmiyor açıkcası" dedi.

'ODA ASİSTAN MÜCADELESİNDE HANTAL KALDI'

TTB'nin bu eksikleri teşhir eden bir yerde durduğunu o yüzden ben de TTB merkez kongre adayı olduğunu dile getiren Varol şunları söyledi "2 yıllık bir asistan hekimim ve İzmir Tabip Odası, TTB'nin aksine özellikle asistan eylemlerinde çok fazla göremediğim bir oda, hantal bir yapı var. Dinamik günü anlayan bir yönetim olduğunu düşünmüyorum. Bugün arttık TTB merkez konseyinin yaklaşımını kendine yol alarak gören demokratik katılımcı hekimlerin yönetime gelmesini ben de asistan hekim olarak istiyorum". 

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
parçalı bulutlu
Anket Tümü
Covid-19 önlemleri kapsamında kapalı olan 'restoran ve cafeler' tekrar açılmalı mı?
banner208