<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İz Gazete - İzmir Haberleri - Son Dakika Haberler</title>
    <link>https://www.izgazete.net</link>
    <description>İz Gazete, İzmir haberleri, son dakika izmir haberleri, güncel ve en son haberler, ege haberleri, spor, ekonomi, siyaset, magazin, İzmir Büyükşehir Belediyesi haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izgazete.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2016-2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 29 May 2026 17:49:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı'nda kronik hastalara uyarı: Eti ölçülü tüketin]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/kurban-bayraminda-kronik-hastalara-uyari-eti-olculu-tuketin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/kurban-bayraminda-kronik-hastalara-uyari-eti-olculu-tuketin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cihat Burak Sayın, Kurban Bayramı’nda kronik hastaları uyardı. Sayın, "Her öğünde yüksek miktarda et tüketimi kesinlikle yapılmamalı” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Cihat Burak Sayın, Kurban Bayramı'nda bilinçsiz et tüketiminin özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Sayın, yaptığı açıklamada, kronik böbrek yetmezliği, kalp rahatsızlığı olan koroner arter hastalığı, hipertansiyon ve diyabet hastalarının bayram döneminde beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini belirtti.<br />
Tek başına et tüketiminin sağlıklı olabileceğini ancak yüksek kalorili yiyecekler, aşırı tuz, fazla protein alımı, sakatat ve kuyruk yağı tüketiminin özellikle kalp ve böbrek hastalarında risk oluşturduğunu belirten Sayın, her öğünde yüksek miktarda et tüketimi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.<br />
Prof. Dr. Sayın, etin pişirme yönteminin de önemli olduğuna dikkati çekerek, "En önemli noktalardan biri etin pişirilmesidir. Çok yüksek sıcaklıklarda kızartma ve kavurma şeklinde tüketilen etlerde ortaya çıkan birtakım zararlı maddelerin de insan sağlığını olumsuz yönde etkileyeceği unutulmamalı." diye konuştu.<br />
En sağlıklı pişirme yönteminin haşlama olduğunu belirten Sayın, şunları kaydetti:</p>

<p>"Tüketim kısmında her öğünde yüksek miktarda et tüketimi kesinlikle yapılmamalı. Küçük öğünler halinde, sindirimi zorlaştırmayacak şekilde ve yanında bol miktarda su, eşlik eden sebze, meyve ya da yoğurt ve ayranla etleri tüketmek etin verdiği hazımsızlığı, sindirim güçlüğü sorunlarının da önüne geçmeyi sağlayacaktır."<br />
Sayın, ete ekstra tuz eklenmesinin özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarında kan basıncını hızla yükseltebildiğine işaret ederek, "Böbrek yetmezliği hastalarında, yüksek miktarda et tüketimine bağlı aşırı bir protein ve asit yükü ve buna bağlı olarak böbrek yetmezliğinin alevlenmesi söz konusu olabiliyor." dedi.<br />
Gut hastalarının yüksek miktarda et tüketiminden kaçınması gerektiğini vurgulayan Sayın, diyabet hastalarında ise etin yanında fazla karbonhidrat tüketiminin ciddi risk oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<h2>KÜÇÜK PORSİYONLAR HALİNDE TÜKETİLMELİ</h2>

<p><br />
Prof. Dr. Sayın, kalp yetmezliği ve koroner arter hastalarında aşırı tuz tüketiminin olumsuz etkilerinin daha fazla görüldüğünü belirterek, "Öncelikle ölçülü olarak, küçük porsiyonlar halinde tüketmek bir seferde aşırı miktarda et tüketmemek en önemlisi. Hepimiz bayramda et tüketeceğiz ancak bunu ölçülü miktarda, olabildiğince yağsız şekilde, mutlaka sebze, meyve, yoğurt ve bol su eşliğinde yapmalıyız." dedi.<br />
Bayramda mangal ve pikniklerin yaygınlaştığını hatırlatan Prof. Dr. Sayın, aşırı pişmiş etlerin özellikle kömürleşmeye yüz tutan etlerin çeşitli toksik maddeler oluşturabileceğini bildirdi.<br />
Prof. Dr. Cihat Burak Sayın, piknik alanlarında fiziksel aktivitenin de ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/kurban-bayraminda-kronik-hastalara-uyari-eti-olculu-tuketin</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/e-t-t-t-t.png" type="image/jpeg" length="34145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman uyardı: Hazırlıksız yapılan egzersizler ciddi sakatlıklara neden olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzman-uyardi-hazirliksiz-yapilan-egzersizler-ciddi-sakatliklara-neden-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzman-uyardi-hazirliksiz-yapilan-egzersizler-ciddi-sakatliklara-neden-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazın gelmesiyle birlikte daha fit görünmek adına plansız ve programsız başlanan sporun kas zorlanmaları, diz ve ayak bileği yaralanmalarına davetiye çıkardığının altını çizen Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, özellikle uzun süredir hareketsiz kalan kişilerin egzersiz yoğunluğunu kontrollü artırması gerektiğini vurgulayarak, basit önlemlerle ciddi sakatlıkların önlenebileceğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yazın gelmesiyle birlikte pek çok kişi daha fit görünmek ve form tutmak amacıyla spora yönelirken, bilinçsiz ve hazırlıksız yapılan egzersizler ciddi sakatlıklara neden olabiliyor. Özellikle uzun süredir hareketsiz kalan bireylerin bir anda yoğun tempolu spora başlamasının kas zorlanmaları, diz bağ yaralanmaları ve ayak bileği burkulmaları gibi sorunları beraberinde getirdiğini belirten <strong>Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz</strong>, yaz öncesi spor yapanlara önemli uyarılarda bulundu. Yaz başlangıcında ortopedi kliniklerine spor yaralanmaları nedeniyle başvuruların arttığını ifade eden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, “Kış boyunca hareketsiz kalan vücut, ani yüklenmelere hazır olmayabiliyor. Özellikle halı saha maçları, koşu ve yüksek tempolu egzersizlere bir anda başlamak yaralanma riskini ciddi şekilde artırıyor” dedi.</p>

<h2>ANİ BİR HAREKET AYLAR SÜREN TEDAVİYLE SONUÇLANABİLİR</h2>

<p>Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, “Kış boyunca ertelenen yürüyüşler, koşular, halı saha maçları bir anda hayatımıza giriyor. Ancak ortopedi kliniklerinde her yıl aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Hazırlıksız başlanan spor ve bunun sonucunda oluşan sakatlıklar. En sık gördüğümüz yaralanmaların başında kas zorlanmaları, diz bağ yaralanmaları ve ayak bileği burkulmaları geliyor. Özellikle ani yön değiştirme içeren sporlarda diz yaralanmaları ciddi bir sorun oluşturabiliyor. ‘Bir anda hızlanayım, biraz da zorlayayım’ düşüncesi, vücudun hazır olmadığı bir yüklenmeye maruz kalmasına neden oluyor. Sonuç ise haftalar, bazen aylar sürebilen bir tedavi süreci olabiliyor” sözlerini kaydetti. Yazın gelmesiyle birlikte spor sakatlanmalarının artmasındaki nedene de değinen Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, “Vücut yüklenmeye adapte olmadan yüksek tempoyla karşılaşıyor. Kış aylarında azalan kas gücü ve esneklik, denge ve koordinasyon kaybıyla birleştiğinde yaralanma riski belirgin şekilde yükseliyor. Buna bir de yetersiz ısınma ve uygun olmayan zemin veya ekipman seçimi eklendiğinde tablo kaçınılmaz hale geliyor” mesajını verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Spor-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/spor-1.png" width="1280" /></p>

<h2>BASİT ÖNLEMLERLE RİSK AZALTILABİLİR</h2>

<p>Spor sakatlanmalarının önüne geçebilmek adına birkaç basit önlem olduğunu aktaran <strong>Doç. Dr. İ Eralp Kaçmaz</strong>, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle spora kademeli başlamak gerekir. İlk günler yüksek tempo yerine kısa süreli ve düşük yoğunluklu egzersizler tercih edilmelidir. Vücudun alışmasına zaman tanımak, sakatlıkların önlenmesinde en önemli adımdır. Isınma alışkanlığı ise çoğu zaman ihmal edilir. Oysa egzersiz öncesi 10–15 dakikalık hafif tempo ve dinamik hareketler, kasları ve eklemleri spora hazırlar. Bu küçük yatırım, büyük sakatlıkların önüne geçebilir. Antrenman sonunda yapılacak germe egzersizleri de bir sonraki antrenmana hazır hale gelmemize yardımı olacaktır. Bir diğer önemli konu doğru ekipman seçimidir. Özellikle ayakkabı, zemin ve yapılan spor türüne uygun olmalıdır. Sert zeminde uygunsuz ayakkabı ile yapılan spor, ayak bileği ve diz yaralanmalarını davet eder. Benzer şekilde spora özgü koruyucu ekipman (kask, dizlik, bileklik) kullanımına da dikkat edilmelidir.”</p>

<h2>SPOR SIRASINDA ORTAYA ÇIKAN AĞRILARA DİKKAT</h2>

<p>Vücudun verdiği sinyalleri ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, şöyle konuştu: “Spor sırasında ortaya çıkan ağrı, ‘devam et, açılırsın’ diye göz ardı edilmemelidir. Erken dönemde verilen kısa bir ara, uzun süreli sakatlıkların önüne geçebilir. Unutmamak gerekir ki sporun amacı kısa sürede maksimum performans elde etmek değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığı kazandırmaktır. Bu nedenle sabırlı olmak ve vücudu dinlemek en doğru yaklaşımdır. Yaz ayları aktif bir yaşam için önemli bir fırsat sunuyor. Doğru planlama ve bilinçli hareketle hem form tutmak hem de sakatlanmalardan korunmak mümkün. Spora ideal şekilde başlayarak, yazı sağlıklı geçirebilirsiniz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDİCANA BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzman-uyardi-hazirliksiz-yapilan-egzersizler-ciddi-sakatliklara-neden-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/ieralp-kacmaz.JPG" type="image/jpeg" length="42588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşinden nakledilen böbrekle sağlığına kavuşan Deniz Yatar: Yeni bir hayatın başlangıcı gibi]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/esinden-nakledilen-bobrekle-sagligina-kavusan-deniz-yatar-yeni-bir-hayatin-baslangici-gibi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/esinden-nakledilen-bobrekle-sagligina-kavusan-deniz-yatar-yeni-bir-hayatin-baslangici-gibi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de emekli olduktan sonra üretime devam etmek için tarımla ilgilenen Deniz Yatar'a, böbrek yetmezliği nedeniyle eşinden alınan böbrek nakledildi ve nakledilen böbrekle Yatar sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Doğuştan böbrek hastalığı olan 50 yaşındaki Yatar, hastalığın ilerlemesi üzerine 2021 yılında malulen emekli oldu. Üretimden kopmamak için tarıma yönelen Yatar, yurt dışında bulunduğu dönemde seralardan etkilenerek topraksız tarım sistemi kurmaya karar verdi. Bu alanda eğitim alan Yatar, 2023 yılında<strong> İzmir</strong>'in <strong>Menderes</strong> ilçesinde yaklaşık 2,5 dönümlük sera kurdu. Yaklaşık 35 bin fide kapasitesine sahip serada topraksız tarım yöntemiyle çilek üreten Yatar'ın bir süre sonra böbrek sorunu ilerledi. Deniz Yatar, bunun üzerine eşi Özlem Özhan Yatar'dan nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu.</p><h2>''TARIM HAYATIMDA HEP VARDI''</h2><p>Çilek üretimine devam eden Deniz Yatar, yaklaşık 22 yıl çeşitli firmalarda çalıştığını, o dönemde de doğayla iç içe bir iş kurma hayali olduğunu anlattı. Hayalini gerçekleştirdiği için mutlu olduğunu ifade eden Yatar, "Bende bu hayal vardı ve bunu gerçeğe dönüştürdüm. Emekli olduktan sonra tekrar üretime girmeyi istemiştim. Tarım da benim sevdiğim, hobim diyebileceğim, çocukluğumdan kalan bir tutku. Tarım hayatımda hep vardı." dedi.</p><p>Yatar, sağlık sorunu yaşadığı dönemde seradaki işleri bir arkadaşına emanet ettiğini anlatarak, şöyle konuştu: "Böbrek rahatsızlığım işletmeyi kurduktan 1,5 yıl sonra beni zorlar hale geldi. Ya diyalize girecektim, işi bırakacaktım, bütün bu kurduğumuz her şeyi bırakacaktık ya da devam edecektik. O noktada işte mucize gibi bir şey, eşimin böbreği bana uydu ve bir hafta, 10 gün içinde ameliyathaneye girdik. Her şey çok iyi ilerledi."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/bobrek-nakli.png" alt="Böbrek Nakli" class="detail-photo img-fluid" style="" width="1280" height="720"></p><h2>''YENİ BİR HAYATIN BAŞLANGICI GİBİ''</h2><p>Eşinin de sağlığının son derece iyi olduğunu dile getiren Yatar, "O sayede işime tekrar geri dönme olanağı buldum. Böbrek nakli yeni bir doğum günü olarak adlandırılır. Yeni bir hayatın başlangıcı gibi. Hele eşler içinde olduğu zaman bu çok daha duygusal, romantik sayılabilecek bir hal alıyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Yatar, üretime devam etmenin kendisini motive ettiğini belirterek, "Yılda ortalamada 8-10 ton civarında satış gerçekleştiriyoruz. İnsanlar şehir hayatından sıkılıp 'doğada bir şey yapalım, çilek toplayalım' diye buraya geliyor. Sonuçta bir deneyim bu ve biz öyle bakıyoruz." diye konuştu.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/esinden-nakledilen-bobrekle-sagligina-kavusan-deniz-yatar-yeni-bir-hayatin-baslangici-gibi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/a-a-20260520-41437644-41437643-e-m-e-k-l-i-m-u-h-e-n-d-i-s-e-s-i-n-d-e-n-n-a-k-l-e-d-i-l-e-n-b-o-b-r-e-k-l-e-s-a-g-l-i-g-i-n-a-k-a-v-u-s-t-u.jpg" type="image/jpeg" length="92178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kıbrıs’tan avuç avuç ilaçla geldi, İzmir’de sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/kibristan-avuc-avuc-ilacla-geldi-izmirde-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/kibristan-avuc-avuc-ilacla-geldi-izmirde-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında delirten hastalık olarak bilinen trigeminal nevralji ile 4 yıldır mücadele eden 57 yaşındaki Şefika Kıral, sağlığına İzmir’de kavuştu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Lefkoşa şehrinden İzmir’e gelen Şefika Kıral, Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun tarafından gerçekleştirilen operasyonla yıllar sonra ilk kez rahat ve ağrısız yemek yemenin mutluluğunu yaşadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lefkoşa’da yaşayan 57 yaşındaki <strong>Şefika Kıral</strong>, halk arasında delirten hastalık olarak da bilinen trigeminal nevralji tanısıyla 4 yıldır yaşamaya çalışıyordu. Ani ve şiddetli baş ağrıları nedeniyle yemeden içmeden kesilen, dışarıda nefes dahi alamayan Şefika Kıral, ağrılarının geçmesi için avuç avuç ilaç içmek zorunda kalıyordu. En sonunda bu hastalığa net bir çözüm için hekim arayışına giren Şefika Kıral, soluğu İzmir’de aldı. <strong>Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun</strong>’a ameliyat olan Şefika Kıral, yıllar sonra en sevdiği tatlıdan yiyebilmenin mutluluğunu yaşadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalıkla geçen sürecini paylaşan Şefika Kıral, “Ben 4 yıldır bu hastalıkla mücadele ediyorum. En son internette yaptığım araştırmalarda Özhan Bey’e denk geldim ve kızlarına gösterdim. ‘İzmir’de bir doktor varmış, uygun görürseniz gidelim’ dedim. Kızlarım beyin ameliyatı olduğu için endişelendiler ama ben kararımı vermiştim. Çünkü her gün ağrı çekmekten bir an önce kurtulmayı istiyordum. Zaten ağrılar dayanılmaz bir boyuta ulaştığı için ameliyat korkusu olmadı” diye konuştu.</p>

<h2>AĞRISIZ YAŞAMA MERHABA DEDİ</h2>

<p>Ağrılarının şimşek çakması gibi olduğunu ve dişlerinde ile iç yanakta yanma hissi yaşadığını belirten Şefika Kıral, başlangıçta bu şikâyetlerin dişlerine yaptırdığı işlemden kaynaklandığını düşündüğünü ifade etti. Sonrasında diş hekiminin yönlendirmesiyle bir nöroloğa başvuran ve trigeminal nevralji tanısı alan Şefika Kıral, “İlaçlarla bir süre ağrı sakinlerdi ancak sonra yeniden başlardı. Yani bu haplar da çare olmuyordu. Boşu boşuna ilaç içiyordum. Hepsi reçeteli bir avuç ilaç! Sabah-öğle-akşam bir avuç hap içiyordum” sözlerini kaydetti. En sevdiği şeyin tatlı yemek olduğunu ancak ağrılardan dolayı suyu dahi pipetle içtiğini anlatan Şefika Kıral, ameliyat sonrası yediği yemeği ve tatlıyı anlatarak mutluğunu “Ağrı yok sızı yok rahat rahat yuttum” sözleriyle paylaştı. Dışarıya dahi çıkarken iki kere düşünen Şefika Kıral, ameliyat sonrası yurt dışı seyahati planını devreye alacağını da belirtti.</p>

<p><img alt="Kıbrıs’tan avuç avuç ilaçla geldi, İzmir’de sağlığına kavuştu-1" class="detail-photo img-fluid" height="1533" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/profdr-ozhan-merzuk-uckun-sefika-kiral.jpg" width="2300" /></p>

<h2>İLAÇLARI KADEMELİ OLARAK BIRAKACAK</h2>

<p>Şefika Kıral’ın durumu ve tedavi süreci hakkında bilgi veren <strong>Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun</strong>, şu ifadeleri kullandı: “Hastanın yüzünün sağ tarafında, beyincik damarlarının sinire baskı yapması sonucu oluşan ve halk arasında ‘delirten hastalık’ olarak da bilinen trigeminal nevralji mevcuttu. Hasta uzun süredir yüksek dozda ve birden fazla ilaç kullanıyordu. Artık tedavide ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Bu aşamada seçenekler siniri yakma tedavisi veya cerrahi müdahaleydi. Cerrahi tedavinin ardından hasta ilaçlarını yaklaşık bir ay içinde kademeli olarak kesebilir. Hasta bugün ilk kez elma yiyebildi; daha önce şeker tüketemiyordu, artık şekerli gıdaları da rahatlıkla tüketebiliyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDİCANA BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/kibristan-avuc-avuc-ilacla-geldi-izmirde-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/sefika-kiral.jpg" type="image/jpeg" length="28624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri yolda: Yeni modelin ayrıntılarında neler var?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/esenlik-ve-saglikli-yasam-merkezleri-yolda-yeni-modelin-ayrintilarinda-neler-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/esenlik-ve-saglikli-yasam-merkezleri-yolda-yeni-modelin-ayrintilarinda-neler-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı hazırlıklarını sürdürdüğü 'Esenlik Mevzuatı' kapsamında Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri açmayı planlıyor. Bu yeni merkezlerde diyetisyen, psikolog, fizyoterapistler ve çocuk gelişimciler çalışacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığı</strong>, <strong>koruyucu sağlık hizmetleri </strong>için geliştirilen "Esenlik Mevzuatı" çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Üzerine çalışılan mevzuat kapsamında sağlıklı yaşamı teşvik ve yaşam kalitesini artırılması hedefiyle <strong>Esenlik ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri</strong> kurulacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık profesyonelleri, <strong>fizyoterapistler, diyetisyenler, psikologlar ve çocuk gelişimciler</strong>in görev alacağı bu merkezlerin yaygınlaşmasıyla özellikle kıyı şehirleri ve termal kaynak gibi doğal tedavi alanlarına entegre edilerek "<strong>sağlık turizmi</strong>" atılımı hedefleniyor. Merkezlere <strong>yabancı turist</strong>lerin de ilgi göstermesi planlanırken "iyi olma hali" olarak tanımlanan ve dünyada yaygınlaşan "<strong>wellness</strong>" turizmi alanında alanında gelişme hedefleniyor.</p>

<h2>"HASTALANMADAN GELMENİZİ İSTİYORUZ"</h2>

<p>Bakan Memişoğlu, merkezlerde <strong>özel sektör</strong> ile iş birliğinde olunacağı ve <strong>üniversite</strong>lerle destekeleneceğini ifade ediyor. Memişoğlu, yurttaşların <strong>sağlık hizmeti</strong>ne "hastalanmamak için, hastalanmadan önce" başvurmasının hedeflendiğini vurguluyor.</p>

<p>"<strong>Esenlik Mevzuatı</strong>" ayrıntılarını aktaran Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, şunları kaydediyor:</p>

<blockquote>
<p>"<strong>Sağlıklı kalmak</strong> için özel ve kamu sektörü ile üniversitelerin olacağı, sağlıklı insanların sağlıklı yaşama devam etmeleri için sağlık hizmeti sunacak bir mevzuatın çalışmasını inşallah çok kısa zamanda uygulamaya geçireceğiz. Bu sadece Türk vatandaşına değil, yurt dışından gelen sağlıklı turistler ve yabancılar için de hizmet kapasitesi oluşturulacak bir alan. Bunu da en kısa zamanda inşallah sağlık hizmeti olarak milletimize sunacağız. Böyle güzel bir eseri meydana çıkaran mühendisinden işçisine, müteahhidinden yöneticisine kadar herkese teşekkür ediyorum. Sağlık hizmetleri bugün Türkiye'nin yüz akından biri. Toplum olarak da beklentilerimiz var. Özellikle hastalanmadan da gelmenizi istiyoruz. Hastalanmadan bedenimize bakmamız gerekiyor. Bugün kilo, sigara ve tütün bağımlılığı ile hareketsizlik sorunumuz var. Bunları vatandaşlarımızla beraber çözeceğiz. Fizyoterapistinden diyetisyenine, psikoloğundan çocuk gelişimcisine kadar herkes sizleri bekliyor. Sigarayı bırakmak istiyorsanız sigara bırakma polikliniklerimizden veya 171 çağrı hattımızdan, eğer madde bağımlılığıyla ilgili sorun varsa 191 madde bağımlılığı hattını arayarak sağlık hizmetini alabilirsiniz. Biz Sağlık Bakanlığıyız. Onun için sizlerin hasta olmasından çok hasta olmadan bizimle temasa geçip sağlıklı insanlar ve toplum olarak yaşamanızı istiyoruz."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/esenlik-ve-saglikli-yasam-merkezleri-yolda-yeni-modelin-ayrintilarinda-neler-var</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/1-670.jpg" type="image/jpeg" length="67482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman uyardı: Obezite birçok hastalığa neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzman-uyardi-obezite-bircok-hastaliga-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzman-uyardi-obezite-bircok-hastaliga-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen <strong>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç.</strong> <strong>Dr. Alper Öztürk</strong>, özellikle son yıllarda hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenme alışkanlıklarının obezite oranlarını hızla artırdığına dikkati çekti. Fazla kilo nedeniyle vücutta oluşan yağlanmanın metabolik sistemi doğrudan etkilediğini kaydeden Öztürk, "Obezite, estetiğin yanı sıra <strong>hipertansiyon, tip 2 diyabet, kalp krizi, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması</strong> gibi birçok hastalığın gelişme riskini artırıyor. Özellikle karın çevresindeki yağlanma, metabolik hastalıklar açısından önemli bir risk faktörü." ifadelerini kullandı.</p><p>Öztürk, obezitenin yalnızca ileri yaşlarda değil, genç bireylerde ve çocuklarda da giderek daha sık görüldüğünü belirterek, erken dönemde müdahalenin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><h2>''YAŞAM SÜRESİNİ DE ETKİLEYEBİLİYOR''</h2><p><strong>Yanlış beslenme</strong>, <strong>düzensiz uyku</strong> ve fiziksel hareketsizliğin kilo artışını hızlandırdığına değinen Öztürk, "Obezite tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, yaşam süresini de etkileyebiliyor. Bu nedenle kilo artışı mutlaka ciddiye alınmalı." değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öztürk, obezite tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini, bazı hastalarda yalnızca diyet ve egzersizin yeterli olmayabileceğini aktardı. Obezitenin çok faktörlü bir hastalık olduğuna değinen Öztürk, şunları kaydetti:</p><p>"Tedavi sürecinde beslenme düzeni, fiziksel aktivite, hormonal durum ve metabolik hastalıklar birlikte değerlendirilmeli. İleri derecede obezitesi bulunan ve ek hastalıkları gelişen bireylerde metabolik cerrahi etkili bir tedavi seçeneği olabiliyor. Özellikle bel çevresindeki kalınlaşma, dikkate alınmalı ve düzenli sağlık kontrollerine girilmeli. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, erken yaşta kazanılmalı. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, obeziteyle mücadelede en güçlü üç adım. Kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden uzman desteği alınmalı."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzman-uyardi-obezite-bircok-hastaliga-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/obezite-2.png" type="image/jpeg" length="66303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ruh sağlığı için sanat reçetesi]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/ruh-sagligi-icin-sanat-recetesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/ruh-sagligi-icin-sanat-recetesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatın toplum ve birey üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplumun iyi hali için reçetenin sağlık olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle şehirde yaşayanlar arasında yoğun olarak görülen depresyon, kaygı, stres gibi hastalıkların yaygınlaşmasını önlemek ve ruhsal açıdan daha sağlıklı toplumlar oluşturmak için sanatın çok büyük bir etkisi olduğunu aktaran <strong>Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar</strong>, ailelerin ve okulların sanatsal aktiviteleri programlarına alması gerektiğini dile getirdi.</p><p>Sanat; insan ruhunun doğayla, toplumla ve kendi iç dünyasıyla girdiği en derin diyalog... Kimine göre bir kaçış, kimine göre ise hayatın ta kendisiyle yüzleşme biçimi... Bu noktada sanatın insanın kendi iç dünyasında bir iyileştirici gücü olduğu da yadsınamaz. <strong>Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar</strong>, sanatın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, “Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi hayati önem taşır” mesajını verdi.</p><h2>SANAT,DOPAMİNİ YÜZDE 15 ARTIRIYOR</h2><p>Sanatın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi veren<strong> Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar</strong>, “Sanatla uğraşmak, beyindeki dopamin oranını yüzde 15 oranında artırır. Bu artış, sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde hissettiğiniz hazla eş değerdir. Dopamin beynin ödül yolağı ve haz merkezidir. Bunun yanı sıra sanat, temel stres hormonu olan kortizonu düşürür. Normal şartlarda dinlenirken vücudun gevşeme sistemlerinin aktif olması gerekir; ancak zihniniz kaygı doluysa farkında olmadan adrenalin sistemi tetiklenir. Bu durum kortizolü artırarak bağışıklık sistemini baskılar. Araştırmalar, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmenin kortizol seviyelerini net bir şekilde düşürdüğünü kanıtlamaktadır” diye konuştu. Öte yandan şehir estetiğinin de sanatsal bir etki oluşturduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: “Toplumda artan şiddet olaylarının temelinde, bireylerin hayata dair anlam arayışlarını kaybetmeleri yatar. Sokaklarda güzel eserlerin, estetik binaların ve sokak sanatının varlığı, kişideki ‘güzele dahil olma’ isteğini uyandırır. Suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde toplumsal aidiyet duygusunun azaldığı görülür. Sanat ise insanları ortak bir paydada toplayarak aidiyet hissi oluşturur. Örneğin İspanyol mimar Gaudi’nin eserleri, doğaya yakın ve yuvarlak hatlı formlarıyla insan doğasına çok uygundur. Estetikten yoksun, köşeli binalar ruhumuzda mikro travmalar yaratırken; Barselona gibi şehirlerde sosyo-ekonomik düzey çok yüksek olmasa bile insanlar çevrelerindeki estetik doku sayesinde daha mutlu yaşarlar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>DEPRESYON İHTİMALİNİ DÜŞÜRÜYOR</h2><p>Sanatla iyileştirme yönteminin özellikle<strong> post-travmatik stres bozukluğu (PTSB) </strong>tedavilerinde sıkça görüldüğünü dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Travma ve yoğun kaygı yaşayan kişiler genellikle iç dünyalarına kapanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Sanat, bu dışavurumu sağlayan güvenli bir yoldur. Kişi, zihni bir şeyle meşgul olmadığında negatif düşünceleri ‘geviş getirir gibi’ tekrarlamaya meyilli olabilir. Sanat, kişiyi bu sarmaldan çıkararak anda kalmasını sağlar” dedi. Özellikle 13-14 yaş grubunun kimlik bulma sürecinde sanatının kritik bir rol oynadığına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Beyinde sinaptik bağlantıları hızlandıran <strong>BDNF </strong>adlı bir protein vardır. Depresyonda bu proteinin seviyesi düşerken, sanatla ilgilenen gençlerde arttığı kanıtlanmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarında sanatla ilgilenen bireylerin, 30’lu yaşlara geldiklerinde depresyona girme riskinin yüzde 45 oranında azaldığı saptanmıştır. Bu nedenle bazı ülkelerde artık ‘müze reçeteleri’ yazılmaktadır” ifadelerini kullandı.</p><h2>SOKAK SANATINA İHTİYACIMIZ VAR</h2><p><strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong>’nün (DSÖ) 2019 verilerine göre, şehirde yaşayanlarda anksiyete bozukluğunun yüzde 39, duygu durum bozukluğunun ise yüzde 40 daha fazla görüldüğünü hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı: “Sanatın tedaviye dahil edildiği durumlarda ruhsal şikayetlerin yüzde 32 oranında gerilediği ispatlanmıştır. Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi bu noktada hayati önem taşır. Daha çok parka, daha fazla sokak sanatına ve doğayla bütünleşmiş bir estetiğe ihtiyacımız var. Hepimiz bu konuda daha talepkar olmalıyız.”</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDİCANA BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/ruh-sagligi-icin-sanat-recetesi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/muge-yasar.jpeg" type="image/jpeg" length="54689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obeziteyle mücadelede en güçlü 3 adım: Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, kaliteli uyku…]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/obeziteyle-mucadelede-en-guclu-3-adim-duzenli-egzersiz-dengeli-beslenme-kaliteli-uyku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/obeziteyle-mucadelede-en-guclu-3-adim-duzenli-egzersiz-dengeli-beslenme-kaliteli-uyku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uykunun, obeziteyle mücadelede en güçlü üç adım olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztür</strong>k, <strong>obezite</strong>nin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Öztürk, özellikle son yıllarda hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenme alışkanlıklarının obezite oranlarını hızla artırdığına dikkati çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fazla kilo nedeniyle vücutta oluşan yağlanmanın metabolik sistemi doğrudan etkilediğini kaydeden Öztürk, "Obezite, estetiğin yanı sıra hipertansiyon, tip 2 diyabet, kalp krizi, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması gibi birçok hastalığın gelişme riskini artırıyor. Özellikle karın çevresindeki yağlanma, metabolik hastalıklar açısından önemli bir risk faktörü." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Öztürk, obezitenin yalnızca ileri yaşlarda değil, genç bireylerde ve çocuklarda da giderek daha sık görüldüğünü belirterek, erken dönemde müdahalenin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Yanlış beslenme, düzensiz uyku ve fiziksel hareketsizliğin kilo artışını hızlandırdığına değinen Öztürk, "Obezite tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, yaşam süresini de etkileyebiliyor. Bu nedenle kilo artışı mutlaka ciddiye alınmalı." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Öztürk, obezite tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini, bazı hastalarda yalnızca diyet ve egzersizin yeterli olmayabileceğini aktardı. Obezitenin çok faktörlü bir hastalık olduğuna değinen Öztürk, şunları kaydetti:</p>

<p>"Tedavi sürecinde beslenme düzeni, fiziksel aktivite, hormonal durum ve metabolik hastalıklar birlikte değerlendirilmeli. İleri derecede obezitesi bulunan ve ek hastalıkları gelişen bireylerde metabolik cerrahi etkili bir tedavi seçeneği olabiliyor. Özellikle bel çevresindeki kalınlaşma, dikkate alınmalı ve düzenli sağlık kontrollerine girilmeli. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, erken yaşta kazanılmalı. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, obeziteyle mücadelede en güçlü üç adım. Kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden uzman desteği alınmalı."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/obeziteyle-mucadelede-en-guclu-3-adim-duzenli-egzersiz-dengeli-beslenme-kaliteli-uyku</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/o-b-e-z-i-t-e-e-e-e.png" type="image/jpeg" length="75391"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz tabanı kırıklarında erken müdahale kritik rol oynuyor]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/goz-tabani-kiriklarinda-erken-mudahale-kritik-rol-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/goz-tabani-kiriklarinda-erken-mudahale-kritik-rol-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’da geçirdiği düşme sonrası yalnızca gözünde oluşan hematoma müdahale edilen 75 yaşındaki Erika Özbalcı Shröpel, aylar sonra artan çift görme şikayetiyle yeniden hastaneye başvurdu. Gözündeki çift görmenin sebebinin blow-out kırığı olduğu tespit edilen Erika Özbalcı Shröpel, Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu tarafından gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aydın</strong>’ın <strong>Kuşadası</strong> ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki <strong>Erika Özbalcı Shröpel</strong>, beyin damarında oluşan bir pıhtı nedeniyle bayılma sorunu yaşıyordu. İlk baygınlığını ocak ayında geçiren ve bu nedenle düşüp göz bölgesine darbe alan Erika Özbalcı Shröpel, ambulansla kaldırıldığı hastanede yapılan ilk müdahale sonrası, çift görme’şikayeti olduğunda yeniden hastaneye başvurması söylenmiş. Yaşadıklarının üzerine 3 ay sonra çift görme şikayeti yaşadığını aktaran Erika Özbalcı Shröpel, tedavi için 10 yıldır geldiği <strong>Medicana International İzmir Hastanesi</strong>’ne geldiğini belirtti. <strong>Medicana International İzmir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özlem</strong> <strong>Gündeşlioğlu</strong>’na muayene olan Erika Özbalcı Shröpel’de yapılan ilk incelemede göz tabanının maksiller sinüs içine çöktüğü ve gözün geriye doğru yer değiştirdiği belirlendi. Bunun üzerine <strong>Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu</strong> tarafından gerçekleştirilen operasyonla Erika Özbalcı Shröpel’in hasarlı göz bölgesine titanyum mesh plak yerleştirildi. Gecikmiş olmasına rağmen başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın görmesi düzelirken Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, göz tabanı kırıklarında erken müdahalenin kritik rol oynadığını ancak geç kalınmış vakalarda dahi etkili sonuçlar alınabildiğini vurguladı.</p><h2>''BEYNİMDEKİ PIHTI İÇİN İLAÇ TEDAVİSİNE BAŞLADILAR''</h2><p>Başından geçenleri anlatan Erika Özbalcı Shröpel,<strong> “</strong>75 yaşındayım ve Kuşadası’nda yaşıyorum. Beyne giden damarda pıhtı sorunu olduğu için bazen baygınlık geçiriyorum; ocak ayında yine böyle bir anda evde lavabonun üzerine çok kötü düşmüşüm. Komşum hemen ambulans çağırmış ama düşme anını hiç hatırlamıyorum. Aydın’da ilk müdahaleyi yapıp hematomu boşalttılar, 'çift görmeye başlarsan gel, ameliyat edelim' dediler. O zaman çok istememiştim. On yıldır beni takip eden <strong>Medicana International İzmir Hastanesi</strong>’nin Kardiyoloji Doktoru Abdi Bey sayesinde Özlem Hanım ile tanıştım. İlk düştüğümde ağrım vardı ama asıl çift görme şikayetim son iki haftadır iyice artmıştı. Bu halde araba kullanmam mümkün değildi, kaza yapmaktan çok korkuyordum. Beynimdeki pıhtı için de ilaç tedavisine başladılar; korkudan arabamı satmayı bile düşünüyorum. Ancak ameliyattan sonra görmem düzeldi, en önemlisi de buydu. Şimdi doktor hanımın dediği gibi masajlarımı yapıyorum, kendimi çok daha iyi hissediyorum” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>GÜNDEŞLİOĞLU: ''GÖZ GERİYE DOĞRU KAYMIŞTI''</h2><p>Erika Özbalcı Shröpel’in sağlığı hakkında bilgi veren <strong>Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu</strong>, “Normalde göz taban kırıklarında defekt alanı yarım santimetre karenin üzerinde olduğu zaman ameliyat endikasyonu vardır. Sonuç olarak çift görme gelişmesi çok normal, çünkü göz tabanı olduğu gibi maksiller sinüsün içine çökmüştü ve göz geriye doğru kaymıştı. Ameliyatla o bölgeye girdiğimizde sinirlerin ve tüm dokuların göz tabanına yapışmış olduğunu gördük. Onları yukarı kaldırdık ve göz tabanına titanyumdan yapılan, mesh plak denilen ömür boyu kalıcı bir destek yerleştirdik” dedi.</p><p>Erika Özbalcı Shröpel’in rahatsızlığının blow-out kırığı olarak adlandırıldığını dile getiren Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, “Gözün üzerine gelen darbenin basıncı çevreye dağıtarak en zayıf yer olan tabanı ve iç bölgeyi kırmasıyla oluşur. Burada temel mesajımız şu: Tedavi ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyi olur, ameliyat süresi kısalır ve başarı şansı yükselir; ancak üzerinden zaman geçmiş olsa bile bu hastaların tedavisi mümkündür” açıklamasını yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDİCANA BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/goz-tabani-kiriklarinda-erken-mudahale-kritik-rol-oynuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/goz-tabani-kiriklari.png" type="image/jpeg" length="77122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu’ndan hantavirüs açıklaması: Mevcut durumda salgın riski yok]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/saglik-bakani-memisoglundan-hantavirus-aciklamasi-mevcut-durumda-salgin-riski-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/saglik-bakani-memisoglundan-hantavirus-aciklamasi-mevcut-durumda-salgin-riski-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'de hantavirüs ile ilgili son durumu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada paniğe neden olan<strong> hantavirüs</strong> Türkiye’nin de gündeminde… Bir televizyon kanalına konuk olan<strong> Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu</strong>, <strong>Türkiye’de hantavirüs ile ilgili son durum</strong>u açıkladı. Sağlık Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından Bakan Memişoğlu’nun hantavirüs vakalarına ilişkin açıklamalarından bir kesit paylaşıldı.</p>

<h2>“BEŞ KİŞİNİN İZOLASYON SÜRECİ DEVAM EDİYOR”</h2>

<p>Memişoğlu, açıklamasında beş kişinin izolasyon ve takip süreçlerinin sürdürüldüğünü, şu ana kadar herhangi bir bulguya rastlanmadığını belirtti. Memişoğlu, Bilim Kurulu’nun değerlendirmeleri doğrultusunda mevcut durumda herhangi bir salgın riski bulunmadığını da ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“MEVCUT DURUMDA SALGIN RİSKİ YOK"</h2>

<p><i>Sağlık Bakanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda Bakan Memişoğlu’nu hantravirüs hakkındaki açıklaması şöyle:</i></p>

<p>“<strong>Beş kişinin izolasyon ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor. Vatandaşlarımız günlük olarak izleniyor, şu ana kadar herhangi bir bulguya rastlanmadı. Bilim Kurulumuzun değerlendirmeleri doğrultusunda mevcut durumda herhangi bir salgın riski bulunmuyor</strong>.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ZİLAN GENÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/saglik-bakani-memisoglundan-hantavirus-aciklamasi-mevcut-durumda-salgin-riski-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirusssss.jpg" type="image/jpeg" length="50162"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reçeteli ilaçlara internetten satış düzenlemesi: Eczacılar Birliği Başkanı ayrıntıları açıkladı]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/receteli-ilaclara-internetten-satis-duzenlemesi-eczacilar-birligi-baskani-ayrintilari-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/receteli-ilaclara-internetten-satis-duzenlemesi-eczacilar-birligi-baskani-ayrintilari-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TEB Başkanı Mehmet İrfan Demirci, internetten ilaç ve takviye gıda satışına yönelik düzenlemenin henüz TBMM gündemine gelmediğini ancak çalışmaların Sağlık Bakanlığı'nda devam ettiğini söyledi. Demirci, 31 bin eczanenin bu projeye karşı olduğunu vurgulayarak internetten ilaç temininin sağlıklı olmadığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Eczacıları Birliği</strong> (<strong>TEB</strong>) heyeti, 14 Mayıs <strong>Eczacılık Günü</strong> ile bilimsel eczacılığın 187'nci yıl dönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Reçeteli ilaçların takviye gıda gibi internetten satılabileceğine yönelik iddiaların sorulduğu T<strong>EB Başkanı Mehmet İrfan Demirci,</strong> <strong>Sağlık Bakanlığı</strong>'ndan aldıkları bilgiyi aktardı.</p>

<p><img alt="Eczacılar Birliği" class="detail-photo img-fluid" height="961" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/eczacilar-birligi.PNG" width="1920" /></p>

<p><strong>İnternetten ilaç</strong> ve takviye gıda satışına yönelik kanun teklifi hazırlığına ilişkin soruya yanıt veren Demirci, hazırlanan düzenlemenin henüz <strong>TBMM</strong> gündemine gelmediğini belirtti. Düzenlemenin içeriğine dair şüpheleri olduğunu ifade eden Demirci, şöyle konuştu:</p>

<p>"Düzenleme şu anda Sağlık Bakanlığı'nda. Elimizde yazılı bir metin yok, bizimle paylaşılmadı. Yalnızca Sağlık Bakanlığı'nın kendi hazırladığı bir düzenleme olarak biliyoruz, bize de sözlü olarak paylaşıldı. Düzenleme takviyelere ilişkin deniliyor ancak bize ifade edilen, kapsamın genişletilerek reçeteli ilaçların da bu kapsama alınacağı yönündedir."</p>

<h2>"SAHTE İLACIN EN ÇOK PAZARLANDIĞI ALAN İNTERNETTİR"</h2>

<p>Türk Eczacıları Birliği ve Türkiye genelindeki 31 bin eczanenin bu projeye net bir şekilde karşı olduğunu vurgulayan Demirci,<strong> internet üzerinden ilaç</strong> temininin sağlıklı olmadığını savundu. Samsun'un Havza ilçesinde yaşanan sel felaketinde eczanelerin zarar görmesine rağmen "konteyner eczane" ile hizmeti sürdürdüklerini hatırlatan Demirci, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Türkiye'de 31 bin noktamızda her gün bin 300 eczanemizle nöbet hizmeti veren bir yapıyız. Türkiye'de ilaca erişim diye bir sorun yok. Bunu internete taşımanın doğru olmadığını düşünüyoruz. <strong>Sahte ilac</strong>ın en çok pazarlandığı ve hastaya sunulduğu alanın internet olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sağlık Bakanlığı'nın böyle bir çalışması varsa da Meclis gündemine gelmeden çok öncesinden vazgeçileceği umudunu taşıyoruz. <strong>Gıda takviye</strong>leri ve <strong>vitamin</strong>lerin de internetten satılmasını doğru bulmuyoruz çünkü kontrol edilemiyor. Nerede, nasıl üretildiği noktasında şüphelerimiz var. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu da bu tarz ürünlerin internetten alınmaması için <strong>sosyal medya</strong>da çok sayıda paylaşım yapıyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/receteli-ilaclara-internetten-satis-duzenlemesi-eczacilar-birligi-baskani-ayrintilari-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/internet-alisverisi.jpg" type="image/jpeg" length="14384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dış gebelikte erken tanı hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/dis-gebelikte-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/dis-gebelikte-erken-tani-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dış gebelik erken farkedilmediğinde iç kanama ve şok gibi hayatı tehdit eden durumlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, gebeliğin başında özellikle tek taraflı ağrı ve beklenmedik kanama gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, erken tanının cerrahi müdahaleyi önleyebileceğini ve yaşamı koruduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dış gebelik</strong>, çoğu zaman sıradan bir gebelik süreci gibi başlayıp kısa sürede hayati risk oluşturan bir tabloya dönüşebiliyor. Özellikle erken dönemde fark edilmeyen vakalarda, iç kanama ve şok gibi ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. <strong>Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun</strong>, adet gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan ağrı ve kanama gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Gültekin Koçun, dış gebeliğin döllenmiş yumurtanın rahim yerine çoğunlukla fallop tüplerine yerleşmesiyle geliştiğini belirterek, bu durumun erken fark edilmemesi halinde ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Gültekin Koçun, “Normal bir gebelikte döllenmiş yumurta tüplerden geçerek rahim içine yerleşir. Ancak dış gebelikte bu süreç bozulur ve embriyo rahim dışında gelişmeye başlar. Bu durum erken dönemde tespit edilmezse tüp yırtılması ve iç kanama gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar ortaya çıkabilir” dedi.</p><h2>İLK BELİRTİLERİ KARIŞTIRILABİLİYOR</h2><p>Dış gebeliğin en tehlikeli aşamasının tüp yırtılması olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, “Embriyo büyüdükçe yerleştiği tüpü gerer ve bir noktadan sonra tüp yırtılabilir. Bu durumda karın içine ani ve yoğun bir kanama başlayabilir. Müdahale edilmezse hasta kısa sürede şoka girebilir. Özellikle gebeliğin 5 ile 10’uncu haftaları arasında risk belirgin şekilde artar ve her geçen saat hayati tehlikeyi büyütebilir” ifadelerini kullandı. Dış gebeliğin ilk belirtilerinin çoğu zaman normal gebelikle karıştırılabildiğini söyleyen Op. Dr. Gültekin Koçun, şu uyarıda bulundu: “Adet gecikmesi, tek taraflı kasık ağrısı ve vajinal kanama en sık görülen bulgulardır. Ancak gebelik testi yine pozitif çıkacağı için bu durum çoğu zaman gözden kaçabilir. İlerleyen süreçte omuz ağrısı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtiler ortaya çıkarsa bu durum iç kanamanın başladığını gösterebilir ve acil müdahale gerektirir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/dis-gebelik.png" alt="Diş Gebeli̇k" class="detail-photo img-fluid" style="" width="1280" height="720"></p><h2>''HER DIŞ GEBELİK AMELİYAT GEREKTİRMEZ''</h2><p>Tedavi sürecinin hastaya göre değiştiğini belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, erken tanının cerrahi ihtiyacını azaltabildiğini söyledi. Op. Dr. Gültekin Koçun, “Her dış gebelik ameliyat gerektirmez. Erken dönemde yakalanan birçok vakada ilaç tedavisiyle süreç kontrol altına alınabilir. İlaç, gebelik dokusunun büyümesini durdurur ve vücut tarafından emilmesini sağlar. Ancak tüp yırtılması, şiddetli kanama ya da tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir” diye konuştu. Tanı sürecinin dikkat ve titizlik gerektirdiğini vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, “Sağlıklı bir gebelikte Beta-HCG hormonu her 48 saatte yaklaşık iki katına çıkar. Eğer bu artış beklenenden yavaşsa ya da duruyorsa dış gebelik şüphesi artar. Ayrıca belirli bir hormon seviyesine rağmen rahim içinde gebelik kesesi görülmüyorsa mutlaka dış gebelik araştırılmalıdır” dedi.</p><h2>GECİKİLEN VAKALARDA HASTANIN HAYATI CİDDİ RİSK TAŞIR</h2><p>Dış gebelikte en büyük riskin tanı ve tedavide gecikme olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, “Gecikilen vakalarda tüp yırtılması sonucu şiddetli iç kanama gelişebilir. Bu durum hemorajik şoka yol açabilir ve hastanın hayatını tehdit eder. Ayrıca tüpün alınması gerekebilir, bu da gelecekteki gebelik şansını azaltabilir. Bunun yanında enfeksiyon ve yapışıklıklar da ilerleyen dönemde kısırlığa neden olabilir” ifadelerini kullandı. Dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riskinin arttığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir kez dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riski yaklaşık yüzde 10-15 civarındadır. Adet gecikmesi yaşanır yaşanmaz doktora başvurulmalı ve gebeliğin rahim içinde olduğu erken dönemde doğrulanmalıdır.”</p><p></p><p></p><p></p><p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDİCANA BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/dis-gebelikte-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/adsiz-tasarim-3-1.png" type="image/jpeg" length="52461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer’a karşı en güçlü silah: Bilişsel rezerv!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/alzheimera-karsi-en-guclu-silah-bilissel-rezerv</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/alzheimera-karsi-en-guclu-silah-bilissel-rezerv" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alzheimer’a karşı en etkili korunma yönteminin ‘bilişsel rezervi artırmak’ olduğunu söyleyen Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, “Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği bilişsel rezervin azalmasına yol açıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı <strong>Doç. Dr. Mustafa Seçkin</strong>, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, Alzheimer’a karşı en etkili korunma yönteminin <strong>“bilişsel rezervi artırmak”</strong> olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“SIKÇA KARIŞTIRILIYOR”</h2>

<p><strong>Demans</strong> ile <strong>Alzheimer</strong>’ın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, Alzheimer hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti.</p>

<h2>“60 YAŞ KRİTİK EŞİK”</h2>

<p>“Beynimiz 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur” diyen Seçkin, “<strong>Öte yandan 60’lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir.</strong> Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir.</p>

<p><img alt="Alzheimer’a karşı en güçlü silah: Bilişsel rezerv!" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/207.jpg" width="552" /></p>

<h2>“EN GÜÇLÜ SİLAH: BİLİŞSEL REZERV”</h2>

<p><strong>Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. </strong>Hafif unutkanlık eşlik etse de, <strong>bilgelik 60’lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar.</strong> Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, <strong>tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar” </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“FİZİKSEL EGZERSİZ YAVAŞLATIYOR”</h2>

<p>Fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki olumlu etkisine de dikkat çeken Seçkin, “<strong>Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, Alzheimer’ın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir.</strong> Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar” diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ACIBADEM KENT HASTANESİ BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/alzheimera-karsi-en-guclu-silah-bilissel-rezerv</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/alzheimer-hastaligi-nedir-alzheimer-hastaligi-belirtileri-ve-tedavisi.webp" type="image/jpeg" length="77556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da Hantavirüs paniği: 12 sağlık çalışanı karantinaya alındı]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/avrupada-hantavirus-panigi-12-saglik-calisani-karantinaya-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/avrupada-hantavirus-panigi-12-saglik-calisani-karantinaya-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MV Hondius'un tahliye edildiği Hollanda'da hantavirüs taşıyan hastaya ait kan ve idrar örneklerine "sıkı prosedür uygulamayan" 12 sağlık çalışanı önlem amaçlı karantinaya alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MV Hondius</strong> adlı kruvaziyerde ortaya çıkan<strong> hantavirüs salgını</strong> <strong>Avrupa</strong>'da endişeye yol açtı. Yolcularının bir kısmını İspanya Tenerife'de tahliye edilmesi sonrası dezenfekte çalışmaları için <strong>Hollanda</strong>'ya götürülen gemiye ilişkin sıkı önlemler alınıyor.</p>

<p>Salgının başlamasından bu yana Hollandalı bir çift ile bir Alman vatandaşının hayatını kaybettiği biliniyor.</p>

<p>Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bir gemide görülen ve tahliye işlemi sonrası yapılacak temas takibi işlemi sonrası daha fazla vaka çıkma ihtimali bulunan hantavirüsün "yeni bir pandeminin başlangıcı olmadığını" bildirdi.</p>

<p><img alt="Hantavi̇rüs Tahli̇ye-1" class="detail-photo img-fluid" height="541" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirus-tahliye-1.jpg" width="813" /></p>

<h2>HOLLANDA'DA ÖNLEM AMAÇLI KARANTİNA</h2>

<p><strong>İspanya</strong>'daki <strong>Tenerife</strong> limanında iki gün kaldıktan sonra içinde kalan 27 mürettebat ve <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong>'nden bir doktor ve bir hemşire ile birlikte son olarak Hollanda'nın<strong> Rotterdam</strong> limanına götürülmüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nefes'in haberine göre Hollanda <strong>Nijmegen</strong> kentindeki Radboudumc Hastanesi'nde<strong> hantavirüs</strong> salgınına karşı önlem olarak 12 sağlık çalışanı <strong>karantina</strong>ya alındı.</p>

<p>Çalışanların hantavirüs taşıyan bir hastanın kan ve idrar örnekleriyle temas ettiği ve "sıkı prosedür" uygulamadığı ortaya çıktı.</p>

<p>Hastane yönetimi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 12 kişinin altı hafta boyunca izleneceğini ve <strong>enfeksiyon riski</strong>nin düşük olduğunu bildirdi. Öte yandan yönetim, hasta bakım hizmetlerinin kesintisiz sürdüğünü de açıkladı.</p>

<p><img alt="Ispanya Tahliye" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/ispanya-tahliye.jpg" width="864" /></p>

<h2>İSPANYA'DA POZİTİF VAKA VAR</h2>

<p>Öte yandan İspanya'da gemiden tahliye edilerek Madrid'e getirilen 14 İspanyol yolcudan birinin <strong>PCR hantavirüs testi</strong> pozitif çıktı.</p>

<p>İspanya resmi haber ajansı EFE'nin Sağlık Bakanlığı kaynaklarına dayandırarak verdiği haberde, dün Tenerife'den Madrid'deki Gomez Ulla askeri hastanesine getirilen 14 İspanyol yolcuya yapılan hantavirüs testinin bir kişide pozitif, 13 kişide negatif çıktığı bildirildi.</p>

<p>Bakanlık kaynakları, testi pozitif çıkan yolcunun herhangi bir semptomu olmadığını, genel sağlık durumunun iyi olduğunu ve ön sonucu doğrulayacak veya reddedecek ikinci bir test yapılacağı bilgisini paylaştı.</p>

<p><img alt="Hantavirüs2" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirus2.jpg" width="864" /></p>

<p>Protokol gereği, negatif test sonucu çıkan diğer 13 kişiden ayrılan söz konusu kişinin hastanenin Yüksek Düzey İzolasyon ve Tedavi Ünitesine (UATAN) nakledildiği kaydedildi.</p>

<p>Diğer yandan Cadena Ser radyosuna konuşan Sağlık Bakanı Yardımcısı Javier Padilla, hastayla ilgili fazla detay vermekten kaçınarak, sadece erkek olduğunu belirtti.</p>

<p>Padilla, söz konusu kişinin asemptomatik olmasına rağmen, ilk numunenin alınmasının hemen ardından sağlık ekibinin kendisini sonuç hakkında bilgilendirdiğini ve sıkı güvenlik önlemleriyle fiziksel temasa geçilmeden UATAN'a nakledildiğini açıkladı.</p>

<p>"Onunla ilgileneceğiz ve ona mümkün olan en iyi şekilde davranacağız." diyen Padilla, bu kişinin izolasyondaki diğer kişiler gibi psikolojik destek aldığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/avrupada-hantavirus-panigi-12-saglik-calisani-karantinaya-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/t-a-h-l-i-y-e-e.jpg" type="image/jpeg" length="98409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı: Üç vatandaşımızın Hantavirüs sonuçları negatif]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/saglik-bakanligi-uc-vatandasimizin-hantavirus-sonuclari-negatif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/saglik-bakanligi-uc-vatandasimizin-hantavirus-sonuclari-negatif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son üç vatandaşın hantavirüs sonuçlarının negatif olduğunun saptandığını bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atlas Okyanusu'nda seyreden MV Hondius adlı kruvaziyerde ortaya çıkan hantavirüs salgını Avrupa'da endişeye yol açtı. Kemirgenlerden bulaşan virüsün insanlarda ölümcül etkiler yaratması nedeniyle kamuoyunda pandemi endişeleri artarken Dünya Sağlık Örgütü, virüsün pandemi yaratacak riskte olmadığını açıkladı.</p>

<p>İspanya'nın güneydoğusundaki Kanarya Adaları'nın Tenerife kentindeki Granadilla de Abona Limanı'nda iki gündür demirli bulunan, hantavirüs vakalarının tespit edildiği Hollanda bandralı "MV Hondius" gemisindeki yolcuların tahliye işlemleri tamamlandı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 3 vatandaşın ambulans uçakla Türkiye'ye getirildiği, yakın takip ve izolasyon sürecinin başlatıldığı belirtildi.</p>

<p><img alt="Hantavirüs Tahliye" class="detail-photo img-fluid" height="670" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirus-tahliye.jpg" width="1200" /></p>

<h2>"3 VATANDAŞIN TESTLERİ NEGATİF"</h2>

<p>Daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi, bu kişilerden de gerekli numunelerin alındığı kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:</p>

<p>"Üç vatandaşın sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup, önerilen süre boyunca karantinada tutulacaklardır. Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından klinik durumları sürekli değerlendirilmekte ve sağlık durumları yakından takip edilmektedir. Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir."</p>

<p><img alt="DSÖ takibe aldı: Hantavirüs yeni bir küresel tehdit mi? Ne kadar bulaşıcı?" class="detail-photo img-fluid" height="576" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirusssss.jpg" width="1024" /></p>

<h2>HANTAVİRÜS NEDİR?</h2>

<p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Virüsün ölümcül etkilerinin doğrulanmasıyla kamuoyunda artan endişelere ilişkin <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong> (<strong>DSÖ</strong>) Genel Direktörü <strong>Tedros Adhanom Ghebreyesus</strong>, “Bu yeni bir COVID-19 değil” diyerek halkı sakin olmaya çağırdı. DSÖ Başkanı, <strong>gemi</strong>de görülen virüsün <strong>Andes tipi hantavirüs</strong> olduğunu, durumun ciddi ancak kontrollü tahliye işlemlerinde halk için riskin düşük değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>[related-posts id="206681" color="bg-warning"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/saglik-bakanligi-uc-vatandasimizin-hantavirus-sonuclari-negatif</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirus-tahliye2.jpg" type="image/jpeg" length="32207"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pediatri krizi derinleşiyor: Çocuklara bakacak uzman bulamayacağız!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/pediatri-krizi-derinlesiyor-cocuklara-bakacak-uzman-bulamayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/pediatri-krizi-derinlesiyor-cocuklara-bakacak-uzman-bulamayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, çocuk sağlığı alanında giderek derinleşen hekim açığı ve düşük tercih sorununa dikkat çekerek, mevcut gidişatın devam etmesi halinde çocuklara bakacak uzman bulunamayabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümlerinin boş kaldığını, ağır çalışma koşulları ve artan iş yükünün genç hekimleri uzaklaştırdığını belirten uzmanlar "Çocuklarımıza bakacak hekim bulamayacağız. Acil düzenleme yapılmalı" uyarısında bulundu.</p>

<h2>“PEDİATRİ BÖLÜMLERİ BOŞ KALIYOR!”</h2>

<p>BirGün Gazetesi’nden Sibel Bahçetepe’ye açıklamalarda bulunan Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. <strong>Özgür Kasapçopur</strong>, çocuk sağlığı alanında giderek derinleşen hekim açığı ve düşük tercih sorununa dikkat çekerek, mevcut gidişatın devam etmesi halinde çocuklara bakacak uzman bulunamayabileceği uyarısında bulundu. <strong>Kasapçopur, pediatri bölümlerinin birçok hastanede boş kaldığını, puanların düştüğünü ve genç hekimlerin bu alanı tercih etme oranının giderek azaldığına dikkat çekti.</strong></p>

<h2>“İNSAN GÜCÜ KRİZİ VAR!”</h2>

<p>8 bine yakın pediatri uzmanı bulunan Türkiye’de bu alana ilgi giderek azalırken, geçmişte Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda (TUS) en yüksek puanla alım yapan branş, son yıllarda hızla kan kaybediyor. Antalya'da geçen haftalarda düzenlenen 61. Türk Pediatri konuşan Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Kasapçopur, çocuk sağlığı alanında giderek büyüyen insan gücü krizine dikkat çekerek, <strong>pediatri bölümlerinin birçok hastanede boş kaldığını ve bu tablonun yıllardır değişmediğini söyledi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“DAHA AZ TERCİH EDİLİYOR”</h2>

<p>Kasapçopur, pediatri alanının zorlu çalışma koşulları nedeniyle genç hekimler tarafından giderek daha az tercih edildiğini belirterek, “Muhtemelen önümüzdeki günlerde yine aynı tabloyu göreceğiz’’ dedi. Pediatrinin bir ‘‘çocuk bakma sanatı’’ olduğunu vurgulayan Kasapçopur, bu alanın özendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “<strong>Aksi halde bu alanı tercih eden hekim sayısı daha da azalacak.</strong> Zorlu bir eğitim süreci var, bu yüzden tercih edilmiyor. Özendirirsek çok daha iyi noktaya geleceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“ÇOCUKLARIMIZA BAKACAK HEKİM BULAMAYACAĞIZ!”</h2>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 40 yıllık deneyimine rağmen birçok merkezde ciddi boşluklar gördüğünü söyleyen Prof. Dr. Kasapçopur, <strong>“Pediatri hiç bu kadar zor durumda kalmamıştı.</strong> <strong>Çalışma koşulları iyileştirilmezse bu kaçış devam eder”</strong> dedi. Malpraktis davalarına dikkat çeken Kasapçopur, şöyle devam etti: “Hekimleri daha iyi koruyan, onları güçlendiren bir sistem kurulmalı. <strong>Mevcut gidişatın devam etmesi halinde çocuklarımıza bakacak hekim bulamayacağız” </strong>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/pediatri-krizi-derinlesiyor-cocuklara-bakacak-uzman-bulamayacagiz</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/cocuk-doktorlari-1400x788.jpg" type="image/jpeg" length="66324"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her Gebeye Bir Ebe projesi gebeler ve anneleri buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/her-gebeye-bir-ebe-projesi-gebeler-ve-anneleri-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/her-gebeye-bir-ebe-projesi-gebeler-ve-anneleri-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın "Her Gebeye Bir Ebe" projesi ile İzmir’de gebeler ve ebeler, Anneler Günün’nde bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>İl Sağlık Müdürlüğü </strong>tarafından <strong>Urla Karantina Adası'nda</strong> gerçekleştirilen etkinlikte diyetisyenler eşliğinde kahvaltı yapan gebeler ve ebeler, fizyoterapistler eşliğinde de doğa yürüyüşü ve kültürfizik hareketleri yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın geçen yıl başlattığı <strong>Her Gebeye Bir Ebe</strong> projesinin Buca ilçesindeki koordinatör ebelerinden Fatma Ültemek, gazetecilere, gebelerle bir araya gelerek onları doğuma hazırladıklarını dile getirdi.</p>

<p>Ültemek, riskli gebeleri 20. haftadan, normal gebeleri ise 28. haftadan itibaren telefon ve ziyaretlerle takip ettiklerini belirterek, "Eğer ilk gebeliğiyse kafalarında daha çok soru işareti oluyor. Onların sorularına yanıt veriyoruz. Gebelik okullarına davet ediyoruz. Kafalarındaki soru işaretlerini gideriyoruz. Annelik mobil uygulamasını anlatıyoruz." şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="Her Gebeye Bir Ebe projesi gebeler ve anneleri buluşturdu-1" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/05/20260510-2-74271478-125040032-preview.jpg" width="1024" /></p>

<h2>‘’BİLGİ ALIŞVERİŞİ SAĞLADIK’’</h2>

<p>Anne adayı Ayşe Demir ise ilk annelik tecrübesi olduğunu, Sağlık Bakanlığının mobil uygulaması sayesinde çok şey öğrendiğini ifade etti. Anneler Günü kapsamında çok güzel bir gün geçirdiğini anlatan Demir, "Benimle aynı durumda olan gebelerle bir arada olmak çok güzel, bilgi alışverişi sağladık." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rabia Tuğba Altay da 33 haftalık gebe olduğunu, gebelik okulunda aldığı eğitimin ardından rahat bir süreç geçirdiğini dile getirdi. Proje kapsamında ebelerin kendisini evde ziyaret ettiğini aktaran Altay, aldığı bilgiler sayesinde normal doğumla ilgili yanlış bilgilerinin yok olduğunu, bebeğini normal doğumla dünyaya getirmek istediğini ifade etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/her-gebeye-bir-ebe-projesi-gebeler-ve-anneleri-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/20260510-2-74271478-125040029-preview.jpg" type="image/jpeg" length="30675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ takibe aldı: Hantavirüs yeni bir küresel tehdit mi? Ne kadar bulaşıcı?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/dso-takibe-aldi-hantavirus-yeni-bir-kuresel-tehdit-mi-ne-kadar-bulasici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/dso-takibe-aldi-hantavirus-yeni-bir-kuresel-tehdit-mi-ne-kadar-bulasici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü'nün, Atlas Okyanusu'nda seyir halindeki bir yolcu gemisinde görülen vakaların ardından gündeme gelen hantavirüsün ne olduğu merak ediliyor. İşte hantavirüs hakkında bilgiler…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atlas Okyanusu’nda bir yolcu gemisinde ortaya çıkan <strong>hantavirüs</strong> vakaları dünya genelinde endişe yarattı.</p>

<p>Özellikle virüsün bu kez insandan insana bulaşmış olabileceği ihtimali, uzmanların dikkatini çeken en kritik başlıklardan biri oldu.</p>

<p><strong>Peki hantavirüs tam olarak nedir? Hangi yollarla bulaşıyor? Ölüm riski ne kadar yüksek? Tedavisi ya da aşısı var mı?</strong></p>

<p>"Hantavirüs nedir, tedavisi var mı, nasıl bulaşır ve belirtileri nelerdir?" soruları gündemin ilk sıralarına yükseldi. İşte virüs ile ilgili tüm detayları İz Gazete okurları için derledik.</p>

<p>Normal şartlarda kemirgenlerden insanlara bulaşan virüsün, DSÖ'nün açıklamasına göre bu kez gemi içerisinde insandan insana bulaşmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.</p>

<p>11 Nisan'dan bu yana gemiyle bağlantılı üç kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişinin tedavisi ise devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Atlas Okyanusu'nun güneyinde Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye giden bir yolcu gemisinde patlak veren vakaların ardından gündeme gelen hantavirüsünü, küresel nüfus için "düşük riskli" olarak değerlendirirken, yakından takibe aldığı virüsün genom dizileme çalışmalarının sürdüğünü belirtti.</p>

<h2>MODERNA AŞI GELİŞTİRİYOR</h2>

<p>Moderna, hantavirüslere karşı koruma sağlayacak aşılar üzerinde araştırma yürüttüğünü açıkladı. Amerikan Boston Globe gazetesinde yer alan habere göre, merkezi Cambridge’de bulunan Moderna, yaptığı açıklamada, ABD Ordu Bulaşıcı Hastalıklar Tıbbi Araştırma Enstitüsü ile hantavirüslere yönelik erken aşama aşı araştırmaları gerçekleştirdiğini bildirdi. Şirket ayrıca, olası bir bağışıklama yöntemi üzerinde Korea University College of Medicine bünyesindeki "Vaccine Innovation Center" ile birlikte çalışıyor.</p>

<h2>HANTAVİRÜS NE KADAR ÖLÜMCÜL?</h2>

<p>Hantavirüs nadir görülse de oldukça tehlikeli bulunuyor. Amerika kıtasında görülen türler "Hantavirüs Pulmoner Sendromu"na yol açıyor ve solunum semptomları gösteren hastaların yaklaşık yüzde 38'i hayatını kaybediyor.</p>

<h2>BELİRTİLER NASIL ORTAYA ÇIKAR?</h2>

<p>Virüsün kuluçka süresi genellikle 1 ila 6 haftadır. Ancak temas sonrası 8. haftaya kadar belirti görülebilir. Bu nedenle tüm yolcu ve mürettebatın 45 gün boyunca tetikte kalması isteniyor.</p>

<p><strong>Kaynak: Anadolu Ajansı ve Haberglobal</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYLÜL EMEK KILINÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/dso-takibe-aldi-hantavirus-yeni-bir-kuresel-tehdit-mi-ne-kadar-bulasici</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/hantavirusssss.jpg" type="image/jpeg" length="11629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Her bel ağrısını fıtığa bağlamayın, teşhise geç kalmayın]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzmanlar-uyardi-her-bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshise-gec-kalmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzmanlar-uyardi-her-bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshise-gec-kalmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belde oluşan ağrı genellikle fıtık olarak değerlendirilebilir. Ancak uzmanlar her bel ağrısını sadece ‘fıtık’ veya ‘yorgunluk’ sanmak, bazı önemli hastalıkların teşhisinde geç kalınmasına neden olunabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ağrılarını ciddiye almak gerektiğinin altını çizen <strong>Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk</strong> <strong>Şendur</strong>, özellikle istirahat halindeyken artan ve gece uykudan uyandıran ağrıların; iltihaplı romatizmadan kanser metastazına kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabileceğini açıkladı.</p>

<p>Günlük yaşamda çoğu kişiden duyduğumuz bel ağrısı şikayeti, genellikle ‘ağır kaldırdım’ ya da ‘fıtığım azdı’ denilerek geçiştiriliyor. Ancak tıp dünyası, bel ağrısının bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunun altını çiziyor. Yaklaşık 50 farklı nedene dayanan bu ağrılar, basit bir kas tutulmasından ibaret olabileceği gibi; prostat, meme veya kolon kanserinin ilk belirtisi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Bel ağrılarına ciddiyetle yaklaşılması gerektiğinin altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, “Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40–50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi, prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda dikkatli ve özenli bir muayene yapılması, gerekirse radyolojik görüntülemeye başvurulması son derece önemlidir. Çünkü basit gibi görünen bir bel ağrısı, bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan, kötü bir yatakta yatmak gibi basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>ERKEN TANI ALINMAZSA SAKATLIĞA NEDEN OLABİLİR</h2>

<p>Bel ağrısı semptomuyla kendini gösteren iltihaplı romatizmal hastalıklara dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir. Öte yandan bel fıtığı, omurgalar arasında yer alan disklerle ilişkilidir. Bu diskler, omurganın sağlıklı hareket etmesini sağlayan, bir aracın amortisörleri gibi görev yapan yapılardır. Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu, omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>DEVAM EDEN AĞRILARDA İLERİ TETKİK ŞART</h2>

<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini söyledi, “Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir” dedi. Bel ağrılarının önem derecesinin belirlenmesinde hastayla yapılan anamnezin çok kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, “Örneğin, hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa, bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık, gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar; iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri, ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır. Bu tür durumlarda mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Cerrahi gerekliliği ise belirli kriterlere göre değerlendirilir. Tüm konservatif yöntemler (ilaç tedavisi, fizik tedavi, enjeksiyonlar, istirahat vb.) uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa, bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca nörolojik bozuklukların ortaya çıkması, örneğin ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir” diye konuştu.</p>

<h2>TEDAVİ YAKLAŞIMI HASTALIĞA GÖRE DEĞİŞİR</h2>

<p>Omurgayı nasıl korumak gerektiğini ve bel ağrılarının nasıl tedavi edildiğine ilişkin konuşan Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, şöyle konuştu: “Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir. Tedavi yaklaşımı hastalığa göre değişir. Örneğin, bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan ve ödem geriledikten sonra, omurganın stabilitesini sağlamak için özel egzersizler uygulanır. Bu egzersizlerle karın, kalça ve bel kaslarının güçlendirilmesi amaçlanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir. Bu nedenle hasta egzersiz sırasında ağrısının arttığını ifade ediyorsa, durum dikkatle değerlendirilmelidir.”</p>

<p>Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, hastaların uzun süre oturması ya da uzun süre ayakta kalması gibi durumların bel ağrısına neden olabileceğini hatırlatarak, dengeli egzersiz ve dengeli aktivitenin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDICANA BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzmanlar-uyardi-her-bel-agrisini-fitiga-baglamayin-teshise-gec-kalmayin</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/adsiz-tasarim-76.png" type="image/jpeg" length="99812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüslü gemi Kanarya Adaları'na demirleyecek: DSÖ'den açıklama]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/hantaviruslu-gemi-kanarya-adalarina-demirleyecek-dsoden-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/hantaviruslu-gemi-kanarya-adalarina-demirleyecek-dsoden-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüs vakalarının görüldüğü MV Hondius gemisinin İspanya’nın Tenerife Adası’na demirleyeceği açıklandı. DSÖ Genel Direktörü, hantavirüs vakalarının ardından artan endişe nedeniyle yaptığı açıklamada, mevcut riskin düşük seviyede olduğunu belirterek, “Bu yeni bir COVID-19 değil” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atlas Okyanusu'nda seyreden <strong>MV Hondius</strong> adlı kruvaziyerde ortaya çıkan <strong>hantavirüs</strong> salgını<strong> Avrupa</strong>'da endişeye yol açtı. Kemirgenlerden bulaşan virüsün insanlarda ölümcül etkiler yaratması nedeniyle kürsel pandemi endişeleri yükselirken, gemide <strong>virüs bulaşan</strong> 3 kişinin yaşamını yitirdiği de doğrulandı.</p>

<p>Geminin, <strong>İspanya</strong>’nın <strong>Kanarya Adaları</strong>’ndaki <strong>Tenerife</strong> limanına 10 Mayıs sabahı demirleyeceği duyurulurken gemiden <strong>tahliye</strong> çalışmaları için sıkı tedbirler alınıyor.</p>

<p><strong>Fransa, Belçika, İrlanda </strong>ve<strong> Hollanda</strong> yolcu gemisindeki vatandaşlarını tahliye için uçak göndereceğini açıklarken İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska da <strong>AB</strong> dışı ülkelerin vatandaşları adına <strong>ABD</strong> ve <strong>İngiltere</strong>'nin uçak göndereceğini söyledi.</p>

<p>Öte yandan geminin <strong>dezenfekte</strong> çalışmalarının Hollanda'da gerçekleştirileceği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"BU YENİ BİR COVİD-19 DEĞİL"</h2>

<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong> (<strong>DSÖ</strong>) Genel Direktörü <strong>Tedros Adhanom Ghebreyesus</strong>, kamuoyunda artan endişelere ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu yeni bir COVID-19 değil” diyerek halkı sakin olmaya çağırdı.</p>

<p>Tedros, Tenerife halkına hitaben yayımladığı açık mektupta, 2020’deki pandemi travmasının halen taze olduğunu bildiğini belirterek, mevcut <strong>halk sağlığı</strong> riskinin düşük seviyede olduğunu vurguladı. Tedros, “Bunu açık şekilde söylemem gerekiyor: Bu yeni bir <strong>COVID-19</strong> değil. Hantavirüse ilişkin mevcut halk sağlığı <strong>risk</strong>i düşük seviyede” ifadelerini kullandı.</p>

<p>DSÖ Başkanı, <strong>gemi</strong>de görülen virüsün <strong>Andes tipi hantavirüs</strong> olduğunu, durumun ciddi ancak Tenerife halkı için riskin düşük değerlendirildiğini söyledi. Tedros, şu ana kadar gemide semptom gösteren yolcu bulunmadığını, DSÖ uzmanlarının gemide görev yaptığını ve gerekli tıbbi ekipmanın hazır olduğunu belirtti.</p>

<p>Tedros, İspanyol yetkililerin, yolcuların Granadilla’daki endüstriyel limana kontrollü şekilde indirileceği, yerleşim bölgelerinden uzak tutulacağı ve mühürlü araçlarla doğrudan ülkelerine gönderileceği bir plan hazırlandığını kaydetti. Tedros, “Siz ya da aileleriniz bu yolcularla karşılaşmayacaksınız” dedi.</p>

<p>Tedros ayrıca<strong> İspanya hükümeti</strong>nin gemiyi kabul etmesini “dayanışma ve ahlaki sorumluluk örneği” olarak nitelendirdi. Tenerife’nin yeterli sağlık kapasitesi ve altyapısı nedeniyle seçildiğini belirten <strong>WHO </strong>Başkanı, operasyonu yerinde gözlemlemek üzere adaya gitmeyi planladığını da açıkladı.</p>

<p>[related-posts id="206614" color="bg-warning"][/related-posts]</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA, AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/hantaviruslu-gemi-kanarya-adalarina-demirleyecek-dsoden-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/05/h-a-n-t-a-v-i-r-u-s.jpg" type="image/jpeg" length="96110"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
