<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İz Gazete - İzmir Haberleri - Son Dakika Haberler</title>
    <link>https://www.izgazete.net</link>
    <description>İz Gazete, İzmir haberleri, son dakika izmir haberleri, güncel ve en son haberler, ege haberleri, spor, ekonomi, siyaset, magazin, İzmir Büyükşehir Belediyesi haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izgazete.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2016-2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 09:37:43 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından dijital uyarı: Ekran detoksu şart!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzmanindan-dijital-uyari-ekran-detoksu-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzmanindan-dijital-uyari-ekran-detoksu-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog Doğancan Dursun, dijital dünyanın çocuk gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, ebeveynleri “dijital bakıcılar” konusunda uyardı. Dursun, aşırı dijitalleşmenin çocukların beyin gelişimini olumsuz etkilediğini belirterek, “Haftada en az 2 gün ‘ekran detoksu’ uygulayın. Hafta içi sanal oyunlar olmasın. Çocuklarla dijitalden arınmış ortamlarda düzenli ve gerçek iletişim kurun" önerilerinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kent Hastanesi’nden <strong>Klinik Psikolog Doğancan Dursun</strong> dünyanın her geçen gün daha hızlı bir tempoya sürüklendiğini, bu hızın çocukların gelişim sürecinde <strong>“gürültü etkisi”</strong> oluşturduğunu söyledi. Özellikle kısa ve hızlı içeriklerin yer aldığı <strong>“reels”</strong> videolarının çocukları yoğun bir uyaran bombardımanına maruz bıraktığını kaydeden Dursun, bunun <strong>dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dürtü kontrol sorunları ve çeşitli bağımlılık risklerini artırabileceğini vurguladı.</strong></p>

<h2>“TABLET KARŞISINDA YEMEK YEDİRMEYİN”</h2>

<p>İnsan beyninin anne karnından itibaren gelişmeye başlayan ve doğum sonrası ilk yıllarda en hızlı dönemini yaşayan kümülatif bir sistem olduğunu belirten Dursun, <strong>bakım verenle kurulan tutarlı bağın beyin gelişimi açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi. </strong>Günümüzde bu bağın yerini telefon ve tabletlerin aldığını ifade eden Dursun, “Tablet ve telefon gibi dijital cihazlarla oyalanan çocuklar aşırı uyarana maruz kalırlar ve ekran karşısında adeta donuklaşırlar. <strong>Bu sağlıklı bir durum değildir</strong>” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Uzmanından dijital uyarı: Ekran detoksu şart!" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/klinik-psikolog-dogancan-dursun.png" width="552" /></p>

<h2>“TÜKETİM İSTEĞİ VE OBEZİTE RİSKİ”</h2>

<p>Yemek sırasında eline tablet verilen bir çocuğun yediği besinin tadını ve o anın hazzını deneyimleyemediğini kaydeden Dursun, <strong>doğal yollarla elde edilmeyen bu hazzın ilerleyen yaşlarda daha fazla tüketim isteği, obezite ve bağımlılıklara yönelik riskleri artırabileceğini belirtti.</strong> Dursun, çaba sarf etmeden ulaşılan “aşırı dopaminin” beynin ön bölgesinde duyarsızlaşmaya yol açabileceğini ifade etti.</p>

<h2>“ANNE CANIM SIKILDI” SÖZÜ YENİDEN GÜNDEMDE</h2>

<p>Çocukların sıkılmasına izin verilmesi gerektiğini vurgulayan Dursun, geçmişte sıkça duyulan <strong>“Anne canım sıkıldı”</strong> sözünün bugün bilimsel araştırmalarla desteklendiğini söyledi. <strong>Sıkılmanın yaratıcılığı, içsel motivasyonu ve odaklanmayı artıran önemli bir eşik olduğunu belirten Dursun</strong>, hazırlanmış bir çevrede kum, çamur ve sokak oyunları gibi doğal etkinliklerin çocuk gelişimine katkı sağladığını ifade etti. Dursun, haftalık <strong>“ekransız sürelerin”</strong> beynin doğal dengesini korumaya yardımcı olacağını da dile getirdi.</p>

<h2>“AZ OYUNCAK, ÇOK HAYAL GÜCÜ”</h2>

<p>Güncel araştırmaların, çok fazla oyuncağa sahip çocukların da odaklanma süresinin kısaldığını; <strong>daha az oyuncağı olan çocukların ise daha uzun süreli ve yaratıcı oyunlar kurabildiğini gösterdiğini belirten</strong> Dursun, ebeveynlerin nicelik yerine niteliğe odaklanması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>“DOYUMSUZLUĞA YOL AÇAR”</h2>

<p>“20 oyuncak kuralı”nın yeterli olabileceğini kaydeden Dursun, “20’den fazla oyuncak çocuğa yarar yerine zarar getirir, <strong>doyumsuzluğu yol açar.</strong> Her istenen oyuncağın hemen alınmaması ve mahrumiyetin de gelişimin bir parçası olduğunun bilinmesi gerekir” diye konuştu.</p>

<h2>AİLELERE ÖNERİLER</h2>

<p>Çocuklukta başlayan bağımlılıkların ömür boyu sürebilecek yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Dursun, <strong>“Bugün yavaşlamaya ve çocukların sıkılmasına izin vermeliyiz”</strong> dedi ve ebeveynlere <strong>“Haftada en az 2 gün ‘ekransız detoks’ uygulayın.</strong> Hafta içi sanal oyunlar olmasın. Çocuklarla dijitalden arınmış ortamlarda düzenli ve gerçek iletişim kurun. Takım sporları ve fiziksel aktivite gerektiren sokak oyunlarına yönlendirin” önerilerinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzmanindan-dijital-uyari-ekran-detoksu-sart</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/cocuklarda-ekran-bagimliligi.webp" type="image/jpeg" length="79139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ciltte görülen birçok sorunun kaynağı hormonal olabilir]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/ciltte-gorulen-bircok-sorunun-kaynagi-hormonal-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/ciltte-gorulen-bircok-sorunun-kaynagi-hormonal-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Aygün Talibova, hormonal sağlığın korunmasının genel sağlık kadar cilt sağlığı açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Aygün Talibova</strong>, hormonal sağlığın korunmasının genel sağlık kadar cilt sağlığı açısından da büyük önem taşıdığını belirterek, yaşam tarzı alışkanlıklarının bu denge üzerindeki etkisine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Hormonal dengesizliklerin neden olduğu sağlık sorunları</strong> hakkında bilgi veren Medicana Çeşme Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aygül Talibova, yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerle hem sağlıklı hem de dengeli bir hormon düzeyine ulaşmanın mümkün olabileceğini aktardı. Hormonal dengesizlikler yalnızca iç organları değil, ciltte de akne, kuruluk, lekelenme ve erken yaşlanma gibi sorunlara yol açabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aygül Talibova, bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Öte yandan Uzm. Dr. Aygün Talibova, hormonal dengesizlik; tiroid hastalıkları, insülin direnci, polikistik over sendromu ve menopoz gibi durumlarla ilişkilendirilebildiğini ifade ederek; yoğun stres, düzensiz uyku, sağlıksız beslenme ve çevresel faktörler de hormon dengesini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“CİLTTE GÖRÜLEN BİRÇOK SORUNUN KAYNAĞI HORMONAL OLABİLİR”</h2>

<p>Hormonal değişimler, özellikle cilt üzerinde gözle görülür etkiler yarattığını aktaran Uzm. Dr. Aygün Talibova, ergenlik döneminde başlayan akne problemleri, yetişkinlikte de hormonal nedenlerle devam edebileceğini belirtti. Ayrıca ciltte yağlanma artışı, saç dökülmesi ve hassasiyet gibi sorunlara da hormonal değişimlerin neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aygün Talibova, dermatolojik problemlerin altında yatan nedenlerin doğru analiz edilmesi gerektiğini belirterek, “<strong>Ciltte görülen birçok sorunun kaynağı hormonal olabilir</strong>. Bu nedenle yalnızca yüzeysel tedaviler değil, altta yatan nedenlere yönelik yaklaşımlar benimsenmelidir. Hormonal dengenin korunması, cilt sağlığının sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşımaktadır. Özellikle mevsimsel değişiklikler, beslenme alışkanlıkları ve stres düzeyi hormonlar üzerinden cilt yapısını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle cilt bakımının yalnızca dışarıdan uygulanan ürünlerle sınırlı kalınmaması, aynı zamanda içsel dengeyi destekleyen bir yaşam tarzı ile bütüncül olarak ele alınması gerekmektedir” diye konuştu.</p>

<h2>“SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI İLE DENGEYİ DESTEKLEYİN”</h2>

<p>Hormonal sağlığın korunmasında yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıdığının altını çizen Uzm. Dr. Aygün Talibova, “<strong>Dengeli ve düzenli beslenme, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, yeterli su tüketimi ve düzenli fiziksel aktivite hormonların sağlıklı çalışmasına katkı sunar</strong>. Kronik stres hormon dengesi üzerinde olumsuz etki yaratır. Meditasyon, nefes egzersizleri ve kaliteli uyku bu sürecin yönetilmesinde oldukça etkilidir. Ayrıca günlük yaşamda ekran süresinin azaltılması, doğal ışıkla daha fazla temas edilmesi ve düzenli uyku saatlerinin oluşturulması da hormonal ritmin korunmasına destek olmaktadır” dedi. Hormonal denge, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Günlük yaşamda yapılacak küçük ama etkili değişiklikler, uzun vadede büyük sağlık faydaları sağlayabilmektedir. Kişilerin vücutlarını iyi tanımaları ve değişimleri dikkate almaları önemlidir. Sağlıklı bir yaşam için vücudunuzun verdiği sinyalleri önemseyin ve gerekli durumlarda uzman desteği almaktan çekinmeyin” sözlerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/ciltte-gorulen-bircok-sorunun-kaynagi-hormonal-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/medicana-saglik-grubu-dermatoloji-bolumunden-uzm-dr-aygun-talibova.webp" type="image/jpeg" length="88983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Tabipler Birliği’nden çarpıcı rapor: Hasta doktora ulaşıyor ama sağlığa ulaşamıyor!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/turk-tabipler-birliginden-carpici-rapor-hasta-doktora-ulasiyor-ama-sagliga-ulasamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/turk-tabipler-birliginden-carpici-rapor-hasta-doktora-ulasiyor-ama-sagliga-ulasamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği, Türkiye’deki sağlık sisteminin mevcut durumuna ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Raporda, “hastalar doktora ulaşıyor ancak sağlığa ulaşamıyor" ifadeleri dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Tabipleri Birliği (TTB)</strong>, "<strong>7 Nisan Dünya Sağlık Günü</strong>" kapsamında "Dünya Sağlık Günü’nde Türkiye’nin Sağlığı" başlıklı rapor hazırladı. Raporda şu değerlendirmeler yapıldı:</p>

<p>"<strong>OECD ülkeleri </strong>gayrisafi yurtiçi hasılanın ortalama yüzde 9,3’ünü sağlık hizmetlerine ayırırken, ülkemiz yüzde 4,7’sini ayırmaktadır. OECD ülkeleri sağlıkta kişi başına ortalama 5 bin 967 ABD dolar harcarken, ülke olarak 2 bin 309 dolar harcamaktayız. Oysa<strong> Dünya Sağlık Örgütü</strong>, ülkelerin sağlığa ayırdığı ekonomik kaynakların büyüklüğü ile yurttaşlarına sunduğu sağlık hizmetlerinin kalitesinin büyük oranda paralel seyrettiğini belirterek ülkelerin sağlığa daha çok bütçe ayırmasını istemektedir. Türkiye’de yapılan sağlık harcamasının yüzde 30’u merkezi bütçeden karşılanırken, merkezi bütçe payı OECD ortalaması yüzde 36’dır. Öte yandan Türkiye’de yapılan sağlık harcamasının yüzde 19’u doğrudan yurttaşın cebinden karşılanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu</strong>’nun yayımladığı son rapor, 2025 yılı itibarıyla yapılan doktor muayene ve tedavi harcamaların hanelerin yüzde 56,3’üne yük getirdiğini, en yoksullarda ise yükü hisseden hane oranının muayene/tedavi harcamalarında yüzde 62,9’a, ilaç harcamalarında ise yüzde 65,5’ine ulaştığını göstermektedir. Sağlık hizmetinin, koruyucu olmak yerine tedavi edici sağlık hizmetleri bile sayılmaması gereken reçete yazımına indirgenmiş olması niteliksiz, pahalı ve hane halkı bütçesine yük oluşturan bir sonuca yol açmaktadır."</p>

<h2>“AŞI KARARSIZLIĞI İLE ETKİLİ ŞEKİLDE MÜCADELE EDİLMİYOR"</h2>

<p>Raporda, 2024 yılında ülke genelinde ortalama her bin canlı doğan bebekten 9’unun bir yaşını doldurmadan öldüğü belirtilerek, "Bu yüksek bebek ölüm oranı ulusal sağlık hizmetlerinin yetkin olmadığını kanıtlamaktadır. Bununla birlikte Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde her bin canlı bebekten 14’ünün ilk yaşını tamamlamadan ölüyor olması, ülke genelinde sağlıkta ve hastalıkta yaşanan kabul edilmez eşitsizliğin bebeklerin ölümüne neden olduğunu ortaya koymaktadır" denildi.</p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetlerine yeterince önem verilmemesinden dolayı aşıyla önlenebilen hastalıklarda "ciddi artışlar" görüldüğü öne sürülerek, "<strong>Toplumda hızla yayılan aşı kararsızlığı ile etkili şekilde mücadele edilmiyor</strong>. Bağışıklama hizmetlerinde yaşanan aksama ve aşı tereddüdü nedeniyle ülkemizde 2023 yılında 3 bin 571’i yerli vaka olmak üzere toplam 5 bin 88 kızamık olgusu bildirildi ve en az 4 çocuk boğmacadan hayatını kaybetti" ifadeleri kaydedildi.</p>

<h2>"HASTALAR DOKTORA ULAŞIYOR ANCAK SAĞLIĞA ULAŞAMIYOR"</h2>

<p>"<strong>Hastalar doktora ulaşıyor ancak sağlığa ulaşamıyor</strong>" denilerek, şöyle devam edildi: "Yılda 1 milyar kez sağlık hizmeti sunmak övünülecek bir durum değildir. Çünkü OECD ülkelerinde ortalama yıllık hekim başvurusu 6,5 iken, ülkemizde her bir yurttaş yılda 12,2 kez hekime başvurmaktadır. Bir ülkede hekime başvuru sayısının yüksek olması, o ülkedeki insanların hasta olduğu ya da kendilerini çokça hasta hissettikleri, sağlık hizmetini gereksiz yere kullandıkları ve tüketimin kışkırtıldığı anlamına gelmektedir. Bu bağlamda doğumda beklenen yaşam ümidi OECD ülkelerinde ortalama 81,1 yıl iken, Türkiye’de 77,3 yıldır. Öte yandan hekime yıllık başvuru sayısı sadece 2,4 olan İsveç’te ortalama ömür 83,1 yıldır. Benzer biçimde hastalıksız yaşam süresi de İsveç’te 71,1 yıl iken, Türkiye’de 65,2 yıldır.</p>

<p>OECD ülkelerinde ortalama her bin kişiye 4,2 hastane yatağı düşerken, ülkemizde her bin kişiye 3,1 hastane yatağı düşmektedir. Bu düşük orana rağmen Türkiye’de hastane yatak doluluk oranı OECD ülkelerine göre daha düşüktür (yüzde 58). Ancak bu düşük oranın asıl nedeni özel sektör yataklarının doluluk oranının yüzde 50’nin altında olmasıdır. Türkiye’de<strong> Sağlık Bakanlığı</strong>’na bağlı hastanelerde yatak doluluk oranı 2024 yılı itibarıyla yüzde 62’dir. Ancak bu oran tüm bakanlık hastanelerinin ortalamasıdır. Türkiye’de kamu hastanelerinin kimisinin oldukça düşük yatak doluluk oranlarına sahip olduğu dikkate alınırsa, başta üçüncü basamak olmak üzere kimi kamu hastanelerinin yatak doluluk oranlarının her zaman yüzde 100’lere yakın olduğu görülmektedir.</p>

<h2>“BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ ZORUNLU”</h2>

<p>Türk Tabipleri Birliği ve<strong> Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu </strong>olarak, sağlık hizmetlerine yeterince bütçe ayırmadığı için yurttaşın cebine elini uzatan, koruyucu hekimlik müdahaleleri ile önlenebilir ölümleri önlemeyen, birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeyen, yeterli kamu yatağı olmaması nedeniyle hastaneye yatan hastaları iyileşmeden eve gönderen, sağlıkta ve hastalıkta ülke genelindeki eşitsizlikleri gidermeyen bu sağlık sisteminden vatandaşlar gibi bizler de memnun değiliz. Dünya Sağlık Günü’nde bir kez daha ifade ediyoruz ki<strong>, başka bir sağlık sistemi ve başka bir hekimlik ortamı mümkün ve zorunludur</strong>."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/turk-tabipler-birliginden-carpici-rapor-hasta-doktora-ulasiyor-ama-sagliga-ulasamiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/h-e-k-i-m-m-m-m.webp" type="image/jpeg" length="73576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sahte ürünlere dikkat: Hakiki zeytinyağı nasıl anlaşılır?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/sahte-urunlere-dikkat-hakiki-zeytinyagi-nasil-anlasilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/sahte-urunlere-dikkat-hakiki-zeytinyagi-nasil-anlasilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her geçen gün derinleşen ekonomik kriz yurttaşı ucuz alternatifleri satın almaya teşvik ederken, piyasadaki sahte gıda ürünlerinin varlığı sağlık açısından büyük risk barındırıyor. Denetimlerin yeterli düzeyde olmadığını belirten uzmanlar, tüketicileri hileli gıdalara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>En çok hile yapılan gıda ürünlerinin başında ise Türk mutfağının vazgeçilmezlerinden zeytinyağı geliyor. Hakiki zeytinyağını sahtesinden ayırmanın en pratik yöntemlerini İz Gazete okurları için derledik.</p>

<p><img alt="Sahte ürünlere dikkat: Hakiki zeytinyağı nasıl anlaşılır?" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/5-246.webp" width="1281" /></p>

<p><strong>1. Su Testi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerçek zeytinyağını sahtesinden ayırt etmek için en çok tercih edilen kontrol yöntemi su testidir. Bir bardak ılık suyun üzerine eklenen az miktarda zeytinyağı eğer su yüzeyinde baloncuklar çıkarıyor ve suyun üzerinde kalıyorsa zeytinyağı gerçektir. Zeytinyağı baloncuklar çıkarmadan su yüzeyinde dairesel bir şekilde kalıyorsa ve bir süre sonra suya karışıyorsa zeytinyağı yüksek ihtimalle sahtedir.</p>

<p><img alt="Sahte ürünlere dikkat: Hakiki zeytinyağı nasıl anlaşılır?" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/1-630.jpg" width="1080" /></p>

<p><strong>2. Tadım Testi</strong></p>

<p>Gerçek zeytinyağları üretim yöntemlerine ve asitlik oranlarına göre değişiklik gösteriyor olsa da genel anlamda boğazda yakıcı, midede ise normal bir his bırakır. Gerçek zeytinyağı boğazı yakarken midede ise yanma hissine neden olmaz. Eğer zeytinyağı midenizi de yakıyorsa yüksek ihtimalle sahtedir.</p>

<p><img alt="Sahte ürünlere dikkat: Hakiki zeytinyağı nasıl anlaşılır?" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/2-522.png" width="1081" /></p>

<p><strong>3. Koku Testi</strong></p>

<p>Hakiki zeytinyağı kokusunun diğer kokularla karışmaması için önce kahve koklanması gerekir. Gerçek zeytinyağı meyvemsi bir rahiya barındırır ve yoğun biçimde zeytin kokar. Gerçek olmayan zeytinyağları koklandığında ise boya kokusuna benzer bir koku ile karşılaşılır ve bu koku yağın oksitlendiği anlamına gelir.</p>

<p><img alt="Sahte ürünlere dikkat: Hakiki zeytinyağı nasıl anlaşılır?" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/bir-kase-zeytinyagi-buzdolabinda.jpg" width="1370" /></p>

<p><strong>4. Donma Testi</strong></p>

<p>Gerçek zeytinyağı, genellikle soğuk sıkım yöntemiyle elde edilir ve içeriğindeki doymamış yağ asitleri nedeniyle düşük bir donma noktasına sahiptir. Standart zeytinyağları, yaklaşık olarak -6 ila -10°C arasında donar. Zeytinyağını donmaktan korumanın en etkili yolu serin, karanlık ve kuru bir yerde muhafaza etmektir.</p>

<p><img alt="Sahte ürünlere dikkat: Hakiki zeytinyağı nasıl anlaşılır?" class=" detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/163.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>5. Kâğıt Testi</strong></p>

<p>Bir beyaz kağıt üzerine birkaç damla zeytinyağı damlattığımızda, yağın dağılma şeklini gözlemlememiz mümkündür. Eğer yağa başka bir sıvı katılmışsa, bu karışım kâğıtta iz bırakırken etrafa fazla yayılabilir. Saf bir zeytinyağı ise daha yoğun bir iz bırakır ve fazla yayılmaz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYLÜL EMEK KILINÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/sahte-urunlere-dikkat-hakiki-zeytinyagi-nasil-anlasilir</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/3-424.jpg" type="image/jpeg" length="36760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan halı saha uyarısı: Bu belirtilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzmanlardan-hali-saha-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzmanlardan-hali-saha-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Telat Keleş, "Haftada bir halı saha maçı gibi amatör olarak spor yapan kişilerde müsabaka sırasında gelişen bazı hastalıklar ritim bozukluklarına neden olup ani ölümlere yol açabiliyor" uyarısını yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla halı saha yaralanmalarında artış yaşandığı, yoğun eforun bazı <strong>kalp hastalıkları</strong>nı ortaya çıkarabildiği, maç esnasında göğüs bölgesine alınan şiddetli darbelerin ise nadir de olsa hayati tehlikelere yol açabildiği bildirildi.</p>

<p><strong>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Telat Keleş, </strong>yaptığı açıklamada, halı saha gibi yoğun efor gerektiren sporların, fark edilmeyen kalp hastalıkları açısından risk oluşturabildiğini belirterek, bu durumun ani sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoğun efor gerektiren spor esnasında ortaya çıkabilecek kalp hastalıklarına dikkati çeken Prof. Dr. Keleş, "Haftada bir<strong> halı saha maçı </strong>gibi amatör olarak spor yapan kişilerde müsabaka sırasında gelişen bazı hastalıklar ritim bozukluklarına neden olup ani ölümlere yol açabiliyor. Gençlerde en sık ani ölüm nedenlerinden biri 'hipertrofik kardiyomiyopati' dediğimiz kalp kası hastalığıdır. Toplumda 500 kişiden birinde görülen nadir olmayan bir durumdur ve hangi yaşta ortaya çıkacağı da öngörülemiyor" dedi.</p>

<h2>"BELİRTİLER İHMAL EDİLMEMELİ"</h2>

<p>Prof. Dr. Keleş, halk arasında damar sertliği olarak bilinen aterosklerozun çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini ve ilk bulgu olarak kalp kriziyle ortaya çıkabildiğini belirtti.</p>

<p>Bu nedenle ağır ve yoğun efor gerektiren sporlara başlayacak kişilerin öncesinde mutlaka kardiyolojik muayeneden geçmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Keleş, "Özellikle orta yaşta bir kişi halı saha maçı gibi efor gerektiren sporlar yapıyorsa, yürürken ya da merdiven çıkarken nefesinde kesilme hissediyor, göğsünde baskı veya yanma hissi, eforla birlikte baş dönmesi gibi şikayetleri ortaya çıkıyorsa bu belirtileri hafif dahi olsa ihmal etmemeli" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Uzmanlardan halı saha uyarısı: Bu belirtilere dikkat!-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/04/halaisaaa.jpg" width="960" /></p>

<h2>"ANİ RİTİM BOZUKLUKLARINA NEDEN OLABİLİR"</h2>

<p>Prof. Dr. Telat Keleş, maç esnasında sporcunun daha önce karşılaşmadığı halsizlik, baygınlık hissi, ani çarpıntı ya da göğüste sıkışma gibi şikayetlerin ortaya çıkması halinde oyuna devam etmemesi gerektiğini, bu durumda spora ara verilmesi ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Göğüs bölgesine alınan şiddetli darbelerin de risk oluşturabildiği uyarısında bulunan Prof. Dr. Keleş, "Müsabaka sırasında göğse alınan sert ve şiddetli darbeler ani ritim bozuklukları nedeniyle ölüme neden olabilir. Örneğin, çok şiddetli şut atıldı ve kişinin göğsüne, kalbinin üzerine gelmesi ölümcül ritim bozukluğuyla kişinin ani ölümüne neden olabilir. Kalp hastalığı ve şikayetleri olmayan bir kişi de halı saha maçı sırasında fenalaşabilir. İnsanlar çoğu zaman şikayet yoksa kalp hastalığı da yoktur diye düşünüyor ancak kalp hastalıkları hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilir" diye konuştu.</p>

<h2>"KALP KASI HASTALIKLARI HER AN ORTAYA ÇIKABİLİR"</h2>

<p>Kalp kası hastalıklarının her yaşta ortaya çıkabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Keleş, şunları kaydetti:</p>

<p>"Uzun yıllardır düzenli spor yapan bireylerin de örneğin 40-45'li yaşlara geldikten sonra belirli aralıklarla sağlık kontrolünden geçmesi önem taşıyor. Kalp kası hastalıkları her an ortaya çıkabilir ve çoğu zaman önceden fark edilmeyebilir. Ayrıca saptanmamış ritim bozukluklarına yol açabilecek hastalıklar da söz konusu olabilir. Spor yaptıktan sonra ara verip yeniden başlayan, özellikle halı saha gibi yoğun efor gerektiren aktivitelere yönelen orta yaşlı kişilerin muayeneden geçmesi lazım çünkü efor testi ile olası riskleri önceden saptamaya çalışıyoruz."</p>

<p>Prof. Dr. Keleş, günümüzde koroner arter hastalığının daha erken yaşlarda görülebildiğini, yaşam tarzı, kolesterol yüksekliği, egzersiz eksikliği, stres ve sigara kullanımının etkisiyle 30'lu ve 40'lı yaşlarda da kalp krizi vakalarının görüldüğünü vurguladı.</p>

<h2>HALI SAHA YARALANMALARINDA ARTIŞ</h2>

<p>Bilkent Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şervan Gökhan ise halı saha maçlarında meydana gelen yaralanmalara ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Gökhan, "Havaların ısınmasıyla birlikte halı saha yaralanmalarını daha sık görmeye başladık. En sık ortopedik yaralanmalarla karşılaşıyoruz ancak hayatı tehdit eden en ciddi tablolar ani kardiyak problemlerdir. Bu durumlar genellikle kalp damar hastalığı, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleri bulunan ancak bunun farkında olmayan ya da sağlık sorunlarını ihmal eden kişilerde görülüyor. Halı saha maçları yapısı itibarıyla çok fazla efor ve yoğun rekabet gerektiren bir spor dalı olduğu için bu riskleri olan kişilerin hekim kontrolünden geçmeden maç yapmamalarını önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<h2>DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BELİRTİLER</h2>

<p>Maç sırasında göğüs ağrısı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkması halinde oyunun derhal durdurulması ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gökhan, yardım gelene kadar uygulanacak kalp masajı ve solunum desteğinin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Gökhan, müsabakalara çıkmadan önce yapılması gerekenlere dikkati çekerek, yüksek efor gerektiren sporlar öncesinde 10-15 dakika sürecek ısınma egzersizlerinin yapılmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Ani efor artışının kalp üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirten Gökhan, bunun ritim bozukluklarına yol açabileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzmanlardan-hali-saha-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/halalkaka.jpg" type="image/jpeg" length="69433"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TTB’den asbest uyarısı: Yurttaşın soluduğu hava zehirleniyor!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/ttbden-asbest-uyarisi-yurttasin-soludugu-hava-zehirleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/ttbden-asbest-uyarisi-yurttasin-soludugu-hava-zehirleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1-7 Nisan Asbest Farkındalık Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Dr. Ali Kanatlı, yaşamsal sınırlarla bağdaşmayan inşaat faaliyetlerinin yurttaş için büyük tehlike yarattığını belirterek, “Asbest, akciğer, kalp ve karın zarına yerleşip orada çok uzun süre tutunabiliyor. Bu durum solunum hastalıklarına yol açabilir” açıklamasında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Tabipleri Birliği</strong> Merkez Konsey Üyesi <strong>Dr. Ali Kanatlı</strong>, 1-7 Nisan Asbest Farkındalık Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, rantı merkeze alan kentleşme ve denetimsiz inşaat işlemlerinin, yurttaşların soluduğu havayı zehre dönüştürdüğünü açıkladı. Cumhuriyet Gazetesi’nden Çağdaş Bayraktar’a konuşan Dr. Ali Kanatlı, asbestin kimyasal aşınmaya dayanıklı ve ince lifli bir mineral olduğunu anımsatarak, “Bu özellikleri nedeniyle de inşaat ve otomotiv sektöründe yaygın biçimde kullanılmıştır” dedi.</p>

<h2>“ASBEST KULLANIMI 2010’DA YASAKLANDI”</h2>

<p>İnşaatlarda asbest kullanımının <strong>2010’da yasaklandığını belirten Kanatlı</strong>, buna karşın ülke genelinde 2010 öncesi yapılan bina stokunun da yüksek olduğunun altını çizdi. Yine 2010 öncesi yapılan su borularında da asbest kullanıldığını söyleyen ve asbestin insan vücuduna solunum yoluyla girdiğini belirten Kanatlı, “Asbest, akciğer, kalp ve karın zarına yerleşip orada çok uzun süre tutunabiliyor. <strong>Astım gibi solunum hastalıklarına yol açabilirken, orta vadede bulunduğu bölgede kronik iltihap yaratarak rahatsızlık kansere evirilebiliyor</strong>” uyarısında bulundu.</p>

<h2>“DEPREM BÖLGESİNDE YÜKSEK RİSK”</h2>

<p>Asbeste maruz kalan kişilerde, öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin gözlendiğini söyleyen Kanatlı, <strong>yoğun inşaat ve enkaz kaldırma çalışmaları nedeniyle en riskli alanın deprem bölgesi olduğunu</strong> söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“MİLYONLARCA TON ENKAZ KALDIRILDI”</h2>

<p>Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın 2025’teki açıklamasına göre yalnızca Hatay’dan 19 milyon metreküp enkaz kaldırıldığını anımsatan CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, <strong>“Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından hazırlanan rapora göre tüm bölgede 120 ila 210 milyon ton arasında enkaz kaldırıldı.</strong> Strateji ve Bütçe Başkanlığı ise 100 ila 120 milyon metreküp yıkıntı atığı oluştuğunu hesaplamıştı” dedi.</p>

<h2>“UZUN SOLUKLU PLANLAMA GEREK”</h2>

<p>Bu ölçekte bir enkazın havaya, toprağa ve suya olan etkisi yıllar içinde, geri dönüşü olmayan biçimde çıkacağına dikkat çeken Kara, “<strong>Enkazlarda ne kadar asbestin olduğu, bu asbestin bertarafı için özel bir önlem alınıp alınmadığı bugüne kadar netleşmedi.</strong> Asbest kaynaklı hastalıkların bir veri tabanı tutuluyor mu, bilmiyoruz. Asbest, depremin hiç bitmeyecek bir artçısı gibi görülebilir. Bu nedenle <strong>uzun yıllara yayılan bir sağlık politikası gerektirir.</strong> Ne yazık ki iktidarın <strong>‘Deprem bitti, herkes evine’</strong> diye özetlenecek tutumu, ihtiyaç duyduğumuz hassasiyete ve planlamaya uygun değil” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/ttbden-asbest-uyarisi-yurttasin-soludugu-hava-zehirleniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/turkiye-nin-en-iyi-insaat-sirketleri-46.jpg" type="image/jpeg" length="93620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HPV’ye karşı ortak sorumluluk çağrısı: Erkekler de risk altında!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/hpvye-karsi-ortak-sorumluluk-cagrisi-erkekler-de-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/hpvye-karsi-ortak-sorumluluk-cagrisi-erkekler-de-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erkeklere yönelik korunma seçeneklerinin sınırlı olması nedeniyle HPV’ye karşı sorumluluğun genellikle kadına yüklendiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Yeşim İşleğen, “Korunma çoğu zaman kadının sorumluluğu olarak görülüyor. Oysa bu, iki kişinin ortak sorumluluğudur” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebeliklere karşı korunma yöntemleri yıllardır tartışılıyor. Ancak uygulamada bu sorumluluğun <strong>büyük ölçüde kadınların üzerine bırakıldığı görülüyor.</strong> Uzmanlara göre, bu durum hem sağlık risklerini artırıyor hem de kadınlar üzerinde fiziksel ve psikolojik bir yük oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“KADIN VE ERKEĞİN SORUMLULUĞU EŞİT”</h2>

<p>Kadınlara yönelik doğum kontrol yöntemlerinin çeşitliliğine karşın, <strong>bu yöntemlerin önemli bir kısmı yan etkiler barındırıyor ve her kadın için uygun olmayabiliyor.</strong> Erkeklere yönelik korunma seçeneklerinin sınırlı olması ise yükün daha da dengesiz hale gelmesine neden oluyor. Uzmanlar ise korunma konusundaki sorumluluğun kadın ve erkek için eşit olduğunu vurguluyor.</p>

<h2>“FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK YÜK”</h2>

<p>Cumhuriyet Gazetesi’nden Damla Polat’a konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Yeşim İşleğen</strong>, Türkiye’de korunma yöntemlerinin büyük ölçüde kadın bedeni üzerinden ilerlemesinin kadınlar üzerinde hem fiziksel hem de psikolojik ciddi bir yük oluşturduğunu belirtti. İşleğen kadınlara yönelik doğum kontrol yöntemlerinin yan etkilerine dikkat çekerek, “Korunma çoğu zaman kadının sorumluluğu olarak görülüyor. Oysa bu, iki kişinin ortak sorumluluğudur<strong>. Kadınlar bu süreçte hem sağlık sorunları hem de yoğun stresle baş etmek zorunda kalıyor</strong>” diye konuştu.</p>

<h2>“SOMUT İLERLEME KAYDEDİLMEDİ”</h2>

<p>Erkeklere yönelik korunma yöntemlerinin sınırlı olmasının da önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken İşleğen, <strong>yıllardır erkekler için yeni kontrasepsiyon yöntemleri konuşulduğunu ancak somut bir ilerleme kaydedilmediğini aktardı.</strong> Vazektominin erkekler tarafından yaygın şekilde tercih edilmediğini belirten İşleğen, kadınların ise doğum sonrası tüplerini bağlatma eğiliminde olduğunu ifade etti.</p>

<h2>“ERKEK ÇOCUKLARI DA AŞILANMALI”</h2>

<p>Öte yandan HPV’nin boğaz kanserleriyle de güçlü bir ilişkisi olduğu ortaya konarken, yapılan son araştırmalara göre bu hastalığın, <strong>bazı Batı ülkelerinde orofarenks kanserlerinin yüzde 70 ile 85’inden sorumlu olduğu belirtildi.</strong> Özellikle HPV-16 tipinin bademcikler ve boğazın arka kısmında kalıcı enfeksiyonlara yol açabildiğini belirten uzmanlar, virüsün çoğunlukla oral seks yoluyla bulaştığına dikkat çekti. İşleğen, HPV’ye bağlı kanserlerin erkeklerde daha sık görüldüğünü vurgulayarak, <strong>“Erkek çocuklarının da 11-13 yaş arasında aşılanması büyük önem taşıyor”</strong> dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/hpvye-karsi-ortak-sorumluluk-cagrisi-erkekler-de-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/hpv-asisi-57065-b.jpg" type="image/jpeg" length="23263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson hastalığı tedavisinde beyin pili yöntemi başarılı sonuç verebiliyor]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/parkinson-hastaligi-tedavisinde-beyin-pili-yontemi-basarili-sonuc-verebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/parkinson-hastaligi-tedavisinde-beyin-pili-yontemi-basarili-sonuc-verebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanı Dr. Atilla Kara, Beyin Pili tedavisinin doğru kişiye uygulandığında, Parkinson hastalığına karşı başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Sağlık Hastanesi <strong>Nöroloji Uzmanı Dr. Atilla Kara</strong>,<strong> Beyin Pili tedavisi</strong>nin doğru kişiye uygulandığında, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen Parkinson hastalığına karşı başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.</p>

<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Atilla Kara, Beyin Pilinin (<strong>Derin Beyin Stimülasyonu/DBS</strong>), ilaç tedavisinden yeterli fayda görmeyen bazı nörolojik hastalıklarda uygulanan ileri bir tedavi yöntemi olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Derin beyin stimülasyonu tedavisinin Parkinson'da yeni uygulanmaya başlandığını ve şu anda çok iyi neticeler veren bir yöntem olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Kara, “Tedaviye uygunluk, ameliyat öncesinde yapılan detaylı nörolojik değerlendirmeler ve görüntüleme yöntemleriyle belirlenir. <strong>Doğru hastalarda uygulandığında beyin pili; hareket kontrolünün iyileşmesine, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın artmasına ve genel yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlar</strong>. Kişi kendi işlerini daha rahat halletmeye başlar ve psikolojik anlamda da olumlu olarak etkilenir” diye konuştu.</p>

<h2>“SONUÇLAR KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞİKLİK GÖSTEREBİLİR”</h2>

<p>Derin beyin stimülasyonu tedavisinin bu konuda deneyimli hekimlerce yapılması gerektiğinin altını çizen Nöroloji Uzmanı Dr. Atilla Kara, şu bilgileri verdi:</p>

<p>“<strong>Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir</strong>. Pil uygulamaları sadece Parkinson hastalarında değil, farklı nedenlerle titremesi olanlarda da uygulanabilecek olan bir yöntem. İleri dönem Parkinson hastası olanlarda ilaca bağlı komplikasyonlar yani istemsiz hareketler varsa, elleri kullanmakta, yürümede zorluk, freezing dediğimiz donmalar geliştiyse Beyin pili uygulamalarından önemli ölçüde yarar görecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parkinson'un dışı tremoru (titreme) olan kişiler de eğer ellerini kullanmakta güçlük çekiyorlarsa ve bu durum hayat kalitelerini etkiliyorsa, bu yapılan uygulamadan çok yarar görecektir. Bu uygulama sayesinde neredeyse anında netice almaya başlanır. Hatta <strong>ameliyathanede uygulanırken pil açıldığı anda bulguların düzeldiği görülmektedir</strong>. Tedavi süreci bu konuda deneyimli hekimlerce yapılmalıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/parkinson-hastaligi-tedavisinde-beyin-pili-yontemi-basarili-sonuc-verebiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/04/beyinpiliii.webp" type="image/jpeg" length="98406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halk sağlığı alarmı: Veremle savaş dispanserleri azalıyor!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/halk-sagligi-alarmi-veremle-savas-dispanserleri-azaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/halk-sagligi-alarmi-veremle-savas-dispanserleri-azaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de verem hastalığının görülme sıklığı yüz bin kişide yaklaşık 10 vaka düzeyine gerilerken 2007'de ülke çapında 245 olan Verem Dispanseri sayısının 2023'te 173’e düşürüldüğünü anımsatan hekimler, "Verem gibi sosyal yaşamdaki etkileşimin çok önemli olduğu hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur” uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de verem hastalığının görülme sıklığı yüz bin kişide yaklaşık 10 vaka düzeyine gerilerken bu başarıda özellikle <strong>verem savaşı dispanserleri</strong>nin öneminin büyük olduğu ancak son yıllarda bunun sekteye uğradığı belirtiliyor. BirGün Gazetesi’nden Sibel Bahçetepe’nin haberine göre, <strong>2007'de ülke çapında 245 olan Verem Savaşı Dispanseri sayısının 2023'te 173’e düşürüldüğünü anımsatan hekimler</strong>, "Birinci basamak güç kaybederken verem gibi sağlığın sosyal belirleyicileriyle yakından ilişkili hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur” uyarısında bulundu.</p>

<h2>DİSPANSER SAYISI AZALIYOR!</h2>

<p>CHP Sağlık Politika Kurulu Başkanı ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, AKP’nin Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla birlikte sağlığın bir kâr aracına dönüştürüldüğüne dikkat çekerek, "Hütümet koruyucu sağlık hizmetlerini belirgin bir biçimde gözden çıkarmıştır. Ülkemizde özel sağlık kuruluşlarının sayısı her geçen gün artarken, <strong>verem savaş dispanseri gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan kuruluşların sayısı azalıyor. </strong>2007 yılında ülke çapında <strong>245</strong> olan Verem Savaşı Dispanseri sayısı 2023 yılında <strong>173</strong>’e düşürülmüştür. Birinci basamak güç kaybederken verem gibi sağlığın sosyal belirleyicileriyle yakından ilişkili hastalıklarda halk sağlığı riskinin artması kaçınılmaz bir durumdur" değerlendirmesini yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“GÜNCEL VERİLER AÇIKLANMALI”</h2>

<p>2022 yılına kadar her yıl düzenli olarak yayımlanan <strong>“Türkiye’de Verem Savaşı”</strong> raporlarının 2022’den sonra duraksadığını söyleyen Pala, hastalıkla mücadelede raporlama ve veri elde etmenin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Türkiye’de Verem Savaşı 2023 Raporu ancak 2025 yılında yayınlanabilmiştir. Üstelik bu raporda 2023 yılı tüberküloz kontrol faaliyetleri, 2022 yılı tüberküloz hasta verileri ve 2021 yılı tüberküloz hastalarının tedavi sonuçları sunulmuştur; <strong>dolayısıyla güncel veriler kamuoyuna açıklanmamaktadır.</strong> DSÖ veritabanına göre 2023'te ülkemizde tedavi başarı oranı yüzde 81’dir. 2022’de tedavi başarısında yüzde 85 eşiğinin yalnızca 25 ilde yakalanabildiği ve 50 ilin hedefin altında kaldığı bilinmektedir.</p>

<h2>“HALK SAĞLIĞI PROGRAMI HAYATA GEÇİRİLMELİ”</h2>

<p>Hedeflere yaklaşmak için <strong>koruyucu müdahalelerin kapsayıcılığı artmalı</strong>; yoksulluk, kötü beslenme, göç, kalabalık barınma ve güvencesiz çalışma gibi sosyal belirleyicilerle birlikte ele alınan bütüncül bir <strong>halk sağlığı programı hayata geçirilmelidir.</strong> Bunun için koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçedeki payı artırılmalı ve bu yönde alınacak kararlar yeniden önceliklendirilmelidir."</p>

<h2>“EN ÖNEMLİ NEDEN YOKSULLUK”</h2>

<p>Sahra Güneyi Afrika’da ve Güney Doğu Asya’da büyük bir salgının hüküm sürdüğe dikkat çeken Türk Toraks Derneği Tüberküloz Çalışma Grubu ise şu bilgileri verdi: "<strong>Her yıl 10 milyondan fazla hasta ortaya çıkmakta ve 1,2 milyon insan ölmektedir. </strong>Tanısı, korunması ve tedavisi mümkün olan bir hastalığın bu denli büyük bir yıkım yapması kabul edilemez. Bu durum, sözü edilen 2 kıtadaki yoksulluk, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerinin yetersizliklerinin bir sonucudur.</p>

<h2>“DENEYİMLİ HEKİMLER AYRILIYOR!</h2>

<p>Türkiye'de tanısında, koruyucu tedavisinde ve tedavisinde başarılıyız. <strong>Bu başarıda, özellikle verem savaşı dispanserlerinin çalışanlarının payı en fazladır. </strong>Verem savaşı dispanseri hekimlerinin eğitimli ve deneyimli olması önemlidir. Ne yazık ki, eğitimli ve deneyimli hekimler bu kurumlardan ayrılmaktadırlar. <strong>Çünkü, verem savaşı birimlerinde çalışanların ekonomik olarak aynı konumdaki doktorlara göre ciddi maddi kayıpları söz konusudur. </strong>Düzenli ve sürekli çalışmaları görevlendirmeler nedeniyle mümkün olmamaktadır. Verem savaşı birimlerindeki hekimlerin eğitimli ve sertifikalı olması, çalışmalarında süreklilik sağlanması gereklidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/halk-sagligi-alarmi-veremle-savas-dispanserleri-azaliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/verem-hastaliginin-teshisi-kolay-tedavisi-de-var-4-v9-odi-wk.jpg" type="image/jpeg" length="40085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere’de menenjit alarmı: Son durum ne?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/ingilterede-menenjit-alarmi-son-durum-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/ingilterede-menenjit-alarmi-son-durum-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’nin Kent bölgesinde menenjit salgını ortaya çıktı. Salgının arka planında, daha bulaşıcı hâle gelmiş olabilecek bir “süper MenB suşu” bulunabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İngiltere'</strong>nin <strong>Kent </strong>bölgesinde gençleri etkileyen <strong>menenjit salgını, 2 ölüm ve 15 hasta</strong> ile devam ediyor.</p>

<p>Menenjit salgınında vaka sayısı,<strong> Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı</strong>nın (<strong>UKHSA</strong>) son güncellemesine göre cumartesi günü bildirilen 34'ten 29'a düştü. Ölüm sayısı ise 2 olarak açıklandı.</p>

<p>HaberGlobal’in aktardığına göre; Londra Queen Mary Üniversitesi’nden enfeksiyon hastalıkları profesörü Emma Wall, “Bu suşun daha hızlı yayılma yeteneği kazanmış olabileceğini araştırıyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Profesör Wall’a göre salgının başlangıç noktası Canterbury’deki bir gece kulübüne dayanması ve temaslı takibinin zorlaşması.</p>

<h2>PEKİ, SALGIN NASIL BU KADAR HIZLI YAYILDI?</h2>

<p>Wall, Afrika’daki Sahel bölgesinde görülen menenjit A salgınlarının binlerce vakaya ulaşabildiğini ancak menenjit B’nin daha önce bu ölçekte bir salgına yol açmadığını vurguladı.</p>

<p>İngiltere’de daha önce MenB kaynaklı küçük çaplı salgınlar görülse de bu kadar <strong>hızlı ve geniş yayılım ilk kez yaşanıyor.</strong></p>

<p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı’nın (UKHSA) bilim direktörü Robin May de iki olasılığa dikkat çekti: İnsan davranışları ya da bakterinin daha bulaşıcı hale gelmesi.</p>

<h2>MUTASYON GEÇİRMİŞ OLABİLİR</h2>

<p>Bath Üniversitesi’nden mikrobiyoloji profesörü Andrew Preston da salgının<strong> “alışılmışın dışında”</strong> olduğunu açıkladı.</p>

<p>“Bulaşıcı hastalıklarda ani değişimler, mikroorganizmanın evrim geçirdiğine işaret edebilir” diyen Preston, Kent bölgesinin daha önce de benzer bir durum yaşadığını hatırlattı.</p>

<h2>MENENJİT NEDİR?</h2>

<p><strong>Menenjit, beyni ve omuriliği saran zarların, yani meninkslerin iltihaplanmasına yol açan bir enfeksiyon.</strong></p>

<p>Son salgına, hastalığın viral türlerine kıyasla genellikle daha ağır seyreden bakteriyel bir tür olan Menenjit B neden oluyor. Menenjit, öksürme, öpüşme veya çatal bıçak, tabak ve bardak gibi eşyaların ortak kullanımı dahil yakın temas yoluyla bulaşabiliyor.</p>

<p>Birleşik Krallık'ta bebek ve küçük çocuklara yönelik rutin MenB aşılaması 2015 yılında başlatıldı. Çocuklara aşı, 8. hafta, 12. hafta ve 1 yaş kontrollerinde uygulanıyor.</p>

<p>1 Mayıs 2015'ten önce doğan çocuklar, klinik açıdan risk grubunda olmadıkları sürece MenB aşısı için uygun kabul edilmiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/ingilterede-menenjit-alarmi-son-durum-ne</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/menenengies.jpg" type="image/jpeg" length="85265"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horlama uyku apnesinin habercisi olabilir!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/horlama-uyku-apnesinin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/horlama-uyku-apnesinin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Toraks Derneği Uykuda Solunum Bozuklukları Çalışma Grubu Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan, Türkiye’de erişkinlerin yarıya yakınında horlama yakınması olduğunu belirterek, “Tüm horlayanlarda uyku apnesi yoktur. Bu nedenle uyku apnesi hastalığının gelişme sürecinde, horlama öncü ve uyarıcı bir yakınma olarak değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Horlama</strong> çoğu zaman masum bir uyku alışkanlığı olarak görülse de aslında ciddi bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir. Uzmanlar, özellikle yüksek sesli ve kesintili horlamanın uyku apnesine işaret edebileceğini belirtti. <strong>Bu durum, kişinin uyku sırasında solunumunun kısa süreli durmasıyla ortaya çıkıyor ve kalp-damar sağlığından günlük yaşam kalitesine kadar pek çok alanı olumsuz etkileyebiliyor.</strong></p>

<h2>“YUMUŞAK DOKUDA OLUŞAN TİTREŞİM”</h2>

<p>Cumhuriyet Gazetesi’nden Damla Polat’a konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Toraks Derneği Uykuda Solunum Bozuklukları Çalışma Grubu Sekreteri <strong>Prof. Dr. Mehmet Sezai Taşbakan</strong>, horlamanın uyku sırasında havanın üst hava yollarından geçerken yumuşak dokularda oluşturduğu titreşim ile ortaya çıkan bir ses olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“OBEZİTE, SİGARA ALKOL...”</h2>

<p>Burun tıkanıklığı, yumuşak damak sarkması, dil kökünün özellikle sırt üstü yatarken geriye düşmesi, geniz eti ve bademcik büyümelerinin horlamaya neden olan üst solunum yolu sorunları olduğunu belirten Taşbakan, “<strong>Obezite yanında sigara, alkol ve uyku verici ilaçların kullanımı da var olan üst solunum yolları patolojileri ile daha şiddetli horlamanın ortaya çıkmasına neden oluyor”</strong> dedi.</p>

<h2>ERİŞKİNLERİN YARISINDA HORLAMA ŞİKAYETİ VAR</h2>

<p>Taşbakan Türkiye’de <strong>erişkinlerin yarıya yakınında horlama yakınması olduğunu</strong> belirterek, “Horlamanın bu kadar yaygın olmasının temel nedenleri olarak, toplumda obezitenin artması, alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıkların yaygın olması ve üst solunum yolarında özellikle burun ve sinüs hastalıklarının sık görülmesi sayılabilir” diye konuştu.</p>

<h2>"TÜM HORLAYANLARDA UYKU APNESİ YOKTUR"</h2>

<p>Horlamanın özellikle uyku apnesi hastalarında sık rastlanan bir şikayet olduğunu belirten Taşbakan, <strong>“Ancak tüm horlayanlarda uyku apnesi yoktur. Bu nedenle uyku apnesi hastalığı gelişme sürecinde, horlama öncü ve uyarıcı bir yakınma olarak değerlendirilebilir.</strong> Horlamaya uyku apnesi eklendiği zaman, hastada uyku boyunca oksijen düzeyinde düşme atakları yaşanabilir. <strong>Bu ataklar, uyku apnesi hastalarında, yüksek tansiyon, kalp krizi, kalp ritim bozukluğu, inme, hafıza ve dikkat problemlerinin ortaya çıkmasına neden oluyor”</strong> uyarısında bulundu.</p>

<h2>“KİLONUZA DİKKAT EDİN”</h2>

<p>Günlük yaşantıda horlama ile mücadele etmek için, <strong>özellikle yeme düzeni ve kiloya dikkat edilmesi gerektiğini</strong> belirten Taşbakan, “Alkol ve sigaradan uzak durmak, sırt üstü yatmamak da önemli. Üst solunum yolları için ayrıntılı kulak burun boğaz muayenesi ve herhangi bir sorun varsa tedavisi yapılmalı. <strong>Uyku apnesi eşlik ettiği düşünülüyorsa uyku testi yapılması açısından değerlendirilmek üzere bir uyku kliniğine başvurulmalıdır.</strong> Uyku apnesi var ise, uyku apnesi tedavisi horlamayı da kontrol altına alacaktır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/horlama-uyku-apnesinin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/uyku-apnesi-nasil-anlasilir.jpg" type="image/jpeg" length="11576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medyada popüler oldu: Magnezyum ne işe yarıyor? Magnezyumun faydaları neler?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/sosyal-medyada-populer-oldu-magnezyum-ne-ise-yariyor-magnezyumun-faydalari-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/sosyal-medyada-populer-oldu-magnezyum-ne-ise-yariyor-magnezyumun-faydalari-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde uyku kalitesinden ruh sağlığına kadar pek çok alanda "mucize" olarak sunulan magnezyum, sosyal medyada popüler konular arasında yer alıyor. Peki magnezyumun faydaları neler?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde<strong> wellness influencer</strong>’ları, <strong>magnezyum bazlı ürünleri</strong>, uyku sorunlarına çözüm olarak<strong> sosyal medyada tanıtmaya başladı.</strong></p>

<p>Sadece daha iyi bir <strong>uyku </strong>vaadiyle değil; bağışıklık sistemini koruması, <strong>D vitaminini aktifleştirmesi ve ruh halini dengelemesi</strong>yle de önemli olan magnezyum, insanların yaşam kalitesinde kilit bir rol oynuyor.</p>

<h2>GÜNLÜK NE KADAR MAGNEZYUM ALMALIYIZ?</h2>

<p><strong>İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) </strong>verilerine göre; 19-64 yaş aralığındaki erkeklerin günlük 270 mg, kadınların ise 300 mg magnezyum alması tavsiye ediliyor. Ancak uzmanlar, gelişigüzel takviye kullanımı yerine doğru beslenme modeline işaret ediyor.</p>

<p>Diyetisyen Rebecca McManamon, <strong>tuzsuz kuruyemiş, tam tahıllar, baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler </strong>tüketen bireylerin bu ihtiyacı gıdalardan rahatlıkla karşılayabileceğini ifade ediyor.</p>

<h2>TOPRAKTAKİ MİNERAL KAYBI YÜZDE 30'A ULAŞTI</h2>

<p>BBC Türkçe’nin aktardığına göre;<strong> Leeds Üniversitesi</strong>’nden <strong>Profesör Louise Dye</strong>, magnezyum eksikliğinin neden bu kadar yaygınlaştığını çarpıcı verilerle açıklıyor.</p>

<p>Profesör Dye, <strong>son 60 yıldaki yoğun tarım uygulamaları nedeniyle topraktaki mineral içeriğinin yüzde 30 oranında azaldığı</strong>nı vurguluyor. Ayrıca, Batı tipi beslenmedeki rafine gıdaların üretim sürecinde magnezyum oranının yüzde 80-90 seviyesinde kayba uğradığına dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>MAGNEZYUMUN 5 TEMEL FAYDASI</h2>

<p><strong>Beyin ve Ruh Sağlığı: </strong>Kaygı ve depresyon belirtilerini hafifletmede rol oynar. 60 yaş üstü kadınlarda bilişsel bozukluk riskini azalttığı gözlemlenmiştir.</p>

<p><strong>Uyku Kalitesi:</strong> Sinir sistemini yatıştırarak daha kaliteli bir uyku süreci sağlar.</p>

<p><strong>Kalp Sağlığı: </strong>Kan basıncını düzenleyerek kalp krizi ve metabolik sendrom riskini düşürür.</p>

<p><strong>Kemik Yoğunluğu:</strong> Kalsiyum ile birlikte kemik yapısını güçlendirir, osteoporoz riskine karşı korur.</p>

<p><strong>Kas ve Sinir Sistemi:</strong> Kas kramplarının önlenmesinde ve sinir iletiminde hayati öneme sahiptir.</p>

<p><img alt="Sosyal medyada popüler oldu: Magnezyum ne işe yarıyor? Magnezyumun faydaları neler?-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/03/mmm-7.jpg" width="1282" /></p>

<h2>MUCİZE MAGNEZYUMDA MI?</h2>

<p>Uzmanlar, magnezyumun<strong> "mucize bir ilaç" gibi görülmemesi gerektiği konusunda hemfikir</strong>. Günde 400 mg’dan fazla takviye alımının sindirim sorunlarına (ishal) yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Porsiyon başına en yüksek magnezyumu sağlayan besinler ise şöyle sıralanıyor:</p>

<p><strong>Yeşil Yapraklı Sebzeler:</strong> Klorofilden gelen doğal kaynak.</p>

<p><strong>Kuruyemiş ve Tohumlar:</strong> Özellikle kabak çekirdeği ve badem.</p>

<p><strong>Balık</strong>: Özellikle uskumru gibi yağlı balıklar.</p>

<p><strong>Tam Tahıllar </strong>ve <strong>Baklagiller.</strong></p>

<h2>HER GÜN MAGNEZYUM TAKVİYESİ ALMAK GÜVENLİ Mİ?</h2>

<p>Peki sadece magnezyum takviyesi almak yeterli mi? Uzmanlara göre bu minerali doğal gıda kaynaklarından almak önemli.</p>

<p><strong>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'ne (NIH)</strong> göre 30 yaşın altındaki erkekler günde 400 miligram, daha yaşlı erkekler ise 20 miligram daha fazla almalı. 30 yaşın altındaki kadınlar 310 miligram, daha yaşlı kadınlar ise 320 miligram tüketmeli.</p>

<p>Vücut magnezyumu doğal yolla üretmediğinden,<strong> bu minerali gıda kaynaklarından almamız gerekiyor.</strong></p>

<p>Northwestern Medicine'a göre takviyeler genellikle tek başına etki ederken, gıdalar vücutta birlikte çalışan karmaşık bir vitamin ve mineral kaynağı görevi görüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/sosyal-medyada-populer-oldu-magnezyum-ne-ise-yariyor-magnezyumun-faydalari-neler</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/mmmm-3.jpg" type="image/jpeg" length="96928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyaz Yürüyüş Ankara’da son buldu: Sağlıkta ticaret ölüm demektir!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/bayaz-yuruyus-ankarada-son-buldu-saglikta-ticaret-olum-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/bayaz-yuruyus-ankarada-son-buldu-saglikta-ticaret-olum-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) sağlık sistemindeki sorunlara ve sağlık emekçilerinin çalışma koşullarına dikkat çekmek için 11 Mart’ta Diyarbakır’dan başlattığı “Beyaz Yürüyüş” dün Ankara’da sona erdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TTB’nin 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında 11 Mart’ta Diyarbakır’dan başlattığı <strong>“Beyaz Yürüyüş”</strong> dün Ankara’da sona erdi. Yürüyüş boyunca, <strong>“Savaşa değil, sağlığa bütçe”, “Sağlıkta ticaret ölüm demektir” </strong>sloganları atan hekimler, “Sağlık hizmeti bir ticaret sektör değil. Kamu sahibi hak olarak bu ülkede yaşayan herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, ana dilinde ve nitelikli olarak verilmelidir” açıklamasında bulundu.</p>

<h2>“KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ GERİ PLANA İTİLDİ”</h2>

<p>Ankara’da çok sayıda şehirden gelen tabip odalarıyla buluşan hekimler, Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Sıhhiye Meydanı’na yürüdü. Eyleme; <strong>CHP, KESK, SES, BDS, SOL Parti</strong> ve <strong>DEM Parti</strong> temsilcileri de destek verdi. Yapılan açıklamada, “Yıllardır uygulanan ve adına <strong>sağlıkta dönüşüm programı</strong> denilen politikalar <strong>sağlığı bir insan hakkı olmaktan çıkardı.</strong> <strong>Alınıp satılan bir meta haline getirdi.</strong> Sağlık hizmetini toplumun ihtiyaçlarına göre değil, piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenlendi. <strong>Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itildi.</strong> Bölgeye dayalı bütünleşik sağlık hizmeti sunan sağlık ocaklarımız kapatıldı” denildi.</p>

<h2>SAĞLIK, TİCARİ BİR SEKTÖR DEĞİLDİR”</h2>

<p>Sağlık hizmetinin bir ticari sektör olmadığını vurgulayan hekimler, “<strong>Kamu sahibi hak olarak bu ülkede yaşayan herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir, ana dilinde ve nitelikli olarak verilmelidir.</strong> Hekimler ve sağlık çalışanları mesleki bağımsızlıklarını koruyabilsin. Gelecek kaygısı olmadan, şiddet korkusu yaşamadan çalışabilsin” ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>BirGün'ün haberine göre, açıklamada yapılması gerekenler şöyle sıralandı:</p>

<p>• Sağlık sistemi için sağlıkta özelleştirilmeye son verilmeli.</p>

<p>• SGK'nin özel hastanelerden hizmet alımı durdurulmalı.</p>

<p>• Sağlık için ayrılan kamu sal kaynaklar kamu sağlık sistemi için kullanılmalı.</p>

<p>• Birinci basamak sağlık hizmetleri kamu binalarında hem sayıca hem nitelik açısından güçlendirilmeli. Sevk zinciri kurulmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/bayaz-yuruyus-ankarada-son-buldu-saglikta-ticaret-olum-demektir</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 08:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/3d3f2935-1fc0-11f1-903b-42010a9c0017.jpg" type="image/jpeg" length="77538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyaz Yürüyüş Osmaniye’de: Başka bir sağlık sistemi mümkün!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/beyaz-yuruyus-osmaniyede-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/beyaz-yuruyus-osmaniyede-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği ve tabip odalarının düzenlediği “Beyaz Yürüyüş” kapsamında Osmaniye’de hekimler ve sağlık emekçileri bir araya geldi. 14 Mart’ta Ankara’da yapılacak “Beyaz Buluşma” öncesi yapılan açıklamada, sağlıkta ticarileşmeye, şiddete ve özlük hakları kayıplarına karşı mücadele vurgusu yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Tabipleri Birliği</strong> ve tabip odalarının düzenlediği <strong>“Beyaz Yürüyüş”</strong> Osmaniye durağıyla devam etti. Osmaniye’de bir araya gelen hekimler ve sağlık emekçileri, sağlıkta ticarileşmeye, şiddete ve özlük hakları kayıplarına karşı mücadele vurgusu yaptı.</p>

<h2>BULUŞMANIN İLK AYAĞI OSMANİYE’DE GERÇEKLEŞTİ</h2>

<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve tabip odaları, sağlıkta ticarileşme, şiddet ve özlük hakkı kayıplarına karşı <strong>11-14 Mart 2026</strong> tarihlerinde "Beyaz Yürüyüş" düzenliyor. Diyarbakır'dan başlayan yürüyüş; Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye ve Adana'daki hekim buluşmalarıyla devam ederek 14 Mart'ta Ankara'da <strong>"Beyaz Buluşma"</strong> ve kitlesel yürüyüşle tamamlanacak. Buluşmanın ilk ayağı Osmaniye’de bölge tabip odaları, TTB merkez konsey üyeleri, DİSK ve akademik odalar yönetimlerinin de katılımıyla <strong>"Başka bir sağlık sistemi ve dünya düzeni mümkün"</strong> başlığı altında yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi.</p>

<h2>“BAŞKA BİR SAĞLIK SİSTEMİ MÜMKÜN”</h2>

<p>Yürüyüş sonrası topluluk adına açıklama yapan <strong>Osmaniye Tabip Odası Başkanı Cuma Korkmaz</strong>, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"2025 yılının <strong>14 Mart Tıp Bayramı</strong> ve sağlık haftasında başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu vurguladığımız, kamusal anlayışa sahip, koruyucu sağlığı esas alan, şiddetsiz bir sağlık ortamı için mücadeleye dayanan, nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimini esas alan, <strong>vergide adaletin sağlandığı, güvenceli emekliliğe yansıyan temel ücret talebini ısrarla dillendirmeye devam ediyoruz.</strong> Hekimliğin 2025 Tıp Bayramı Bildirgesi'nde vurguladığımız gibi; demokrasinin, adaletin, laikliğin ve barışın egemen olduğu bir ülke ve dünya düzeni ile iyi hekimlik değerleri ile mesleğimizi yapabileceğimiz başka bir sağlık ortamı ve dünya düzeninin mümkün olduğunu ilan ediyoruz.</p>

<h2>“KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETİLEMİYOR”</h2>

<p>6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden 3 yılı aşan bir zaman dilimi geçmesine rağmen <strong>bölgenin sosyal, kültürel, çevre ve doğa ile ekonomik sorunları bir türlü eski haline dahi dönememiştir.</strong> Deprem bölgelerinde yaşayan halkın ve sağlık emekçilerinin sorunları bir türlü giderilememekte ve kalıcı çözümler üretilememektedir.</p>

<h2>HEKİMLERDEN “BARIŞ” VURGUSU</h2>

<p>Türk Tabipleri Birliği ve bölge tabip odaları olarak dünyanın birçok coğrafyasında süren çatışmaların, <strong>her yıl binlerce insanın canının yitirilmesine ve temel haklarından mahkum kalmalarına karşı sesimizi bir kez daha duyuruyoruz.</strong> Emperyalist güçler kapitalizmin yarattığı krizi dünya genelinde ve özellikle bulunduğumuz coğrafyada körükledikleri savaş ve saldırganlık politikaları ile aşmaya çalışıyorlar. <strong>14 Mart Tıp Bayramı ve Sağlık Haftasında insanlığın ortak geleceğini tehdit eden savaşlara, işgallere ve şiddet politikalarına karşı sesimizi yükseltiyoruz.</strong>"</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/beyaz-yuruyus-osmaniyede-baska-bir-saglik-sistemi-mumkun</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/beyaz-yuruyus-osmaniyede-saglik-sermayeye-degil-topluma-hizmet-etmeli-1773399504.jpg" type="image/jpeg" length="75779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyaz Yürüyüş Diyarbakır’dan başlayacak: 5 dakikada sağlık olmaz!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/beyaz-yuruyus-diyarbakirdan-baslayacak-5-dakikada-saglik-olmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/beyaz-yuruyus-diyarbakirdan-baslayacak-5-dakikada-saglik-olmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği (TTB), 14 Mart Tıp Bayramı öncesi sağlık emekçilerinin artan iş yükü, düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekmek için bugün Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda yapılacak basın açıklamasının ardından "Beyaz Yürüyüş" başlatacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>14 Mart Tıp Bayramı</strong> öncesi artan iş yükü ve düşük ücrete tepki gösteren hekimler bugün <strong>Diyarbakır’dan Ankara’ya “Beyaz Yürüyüş” başlatıyor.</strong> Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık hizmetini ticarileştirdiğini belirten hekimler, dört gün sürecek yürüyüş boyunca Urfa, Antep, Osmaniye ve Adana’da durarak meslektaşlarıyla buluşacak ve sağlık sistemindeki sorunları yerelde de gündeme taşıyacak.</p>

<h2>TALEPLER DİLE GETİRİLECEK</h2>

<p>Bugün <strong>Diyarbakır Dağkapı Meydanı’</strong>nda yapılacak basın açıklamasının ardından başlayacak ve 14 Mart Tıp Bayramı’nda Ankara’da sona erecek <strong>Beyaz Yürüyüş </strong>boyunca Urfa, Antep, Osmaniye ve Adana’da durulacak, <strong>sağlık sistemindeki sorunlar yerelde de gündeme taşınacak.</strong> Başka bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu vurgulayacak olan hekimler kamusal, eşit ve nitelikli sağlık hizmeti talebini bir kez daha dile getirecek.  Ankara programında ise Türkiye’nin farklı illerinden gelen tabip odalarının katılımıyla önce <strong>Anıtkabir ziyaret edilecek,</strong> ardından saat 13.00’te Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde bir araya gelen hekimler, Abdi İpekçi Parkı’na yürüyerek açıklama yapacak.</p>

<p><img alt="Beyaz Yürüyüş Diyarbakır’dan başlayacak: 5 dakikada sağlık olmaz!" class=" detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/03/prof-dr-alpay-azap-fb.jpg" width="1374" /></p>

<h2>SAĞLIK HİZMETİ HAK OLMAKTAN ÇIKTI!</h2>

<p><strong>TTB Merkez Konseyi Başkanı Alpay Azap</strong>, BirGün Gazetesi’nden Sibel Bahçetepe’ye yaptığı açıklamada 14 Mart’ın tarihsel anlamına dikkat çekerek hekimlerin topluma karşı sorumluluğunu anımsattı. <strong>Türkiye’de yıllardır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırdığını belirten Azap</strong>, “Dünya Bankası’nın dayattığı bu program, sağlığı devletin karşılaması gereken temel bir hak olmaktan çıkarıp alınıp satılan bir meta haline getirdi. Sağlık sistemi, toplumun sağlık düzeyini yükselten bir kamu hizmeti olarak değil, <strong>sermaye için kâr alanı olarak kurgulandı</strong>” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“5 DAKİKADA SAĞLIK OLMAZ”</h2>

<p>Bu yılki 14 Mart etkinliklerinde özellikle muayene sürelerinin kısalmasına dikkat çekecek olan hekimler, <strong>“5 Dakikada Sağlık Olmaz”</strong> sloganıyla yürüyecek. Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde artan başvuru sayısı nedeniyle muayene sürelerinin birçok branşta 5 dakikaya kadar düştüğünü söyleyen Azap, “Yetersiz muayene süreleri hastaların gerektiği gibi değerlendirilmesini engelliyor. <strong>Hastayı bilgilendirmeye zaman kalmıyor. Bu durum hem hekimlerde tükenmişliğe yol açıyor hem de hasta-hekim ilişkisini gerilimli hale getiriyor.</strong> Bilimsel görüşlere göre ideal muayene süresi 15- 25 dakika arasında olmalı" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/beyaz-yuruyus-diyarbakirdan-baslayacak-5-dakikada-saglik-olmaz</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/03/13032022-3.jpg" type="image/jpeg" length="73002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta iş yükü artıyor: 549 bin 528 çalışan sistemin yükünü taşıyor!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/saglikta-is-yuku-artiyor-549-bin-528-calisan-sistemin-yukunu-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/saglikta-is-yuku-artiyor-549-bin-528-calisan-sistemin-yukunu-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sorunların her geçen gün derinleştiği sağlık sisteminde hekim ve hemşireler dışındaki 549 bin 528 kişi “diğer personel” başlığı altında görev yapıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, “Sağlık hizmetleri bir bütündür, hiçbir meslek diğerinin alternatifi değildir” diyerek sağlık politikalarının yarattığı eşitsizliklere dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1.4 milyonu aşkın çalışanın bulunduğu sistemde hekim ve hemşireler dışındaki <strong>549 bin 528 kişi “diğer personel”</strong> başlığı altında görev yapıyor. Cumhuriyet Gazetesi’nden Damla Polat’ın haberine göre, <strong>SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey</strong>, artan başvuru sayıları ve belirsiz görev tanımlarının bu emekçileri görünmez kıldığını belirterek ücret eşitsizliği ve iş yükü artışına dikkat çekti.</p>

<h2>SİSTEMİN YÜKÜNÜ TAŞIYORLAR</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılı verilerine göre toplam sağlık çalışanı sayısı <strong>1 milyon 436 bin 686.</strong> Bunun 182 bin 879’u hekim, 227 bin 420’si hemşire. Ancak “diğer sağlık personeli” olarak tanımlanan 227 bin 505 kişi ve “diğer personel/hizmet alımı” olarak geçen 322 bin 23 kişiyle birlikte toplam <strong>549 bin 528 çalışan sistemin görünmeyen yükünü taşıyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“SAĞLIK POLİTİKALARI EŞİTSİZLİK YARATIYOR”</h2>

<p>Sağlık politikalarının yarattığı eşitsizliğe dikkat çeken Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı <strong>Nazan Karacabey</strong>, “Sağlık hizmetleri bir bütündür, hiçbir meslek diğerinin alternatifi değildir” dedi. Karacabey, grubun içinde <strong>psikolog, tıbbi teknolog, anestezi teknikeri, acil tıp teknisyenleri (ATT), sağlık işçileri</strong> ve <strong>ağız diş teknikerleri</strong> gibi elliden fazla meslek bulunduğunu anımsatarak “Bu emekçiler sadece sayıdan ibaret değil, sağlık hizmetinin omurgasını oluşturuyor” diye konuştu.</p>

<h2>“ÜCRET UÇURUMLARI DERİNLEŞİYOR”</h2>

<p>Karacabey, Bakanlığın 2025 bütçe teklifinde kişi başı hekime müracaat sayısı 2027 için 12.6 olarak öngörülürken 2024’te şimdiden bu tahmine ulaşıldığını belirterek, “Bu başvurular sadece muayene değil, tedavi ve bakım süreçlerini de kapsıyor. <strong>Hekim ve hemşire dışında pek çok meslek profesyoneli bu yükü omuzluyor</strong>” ifadelerini kullandı. <strong>Görev tanımlarındaki belirsizlik, düşük taban ödeme katsayıları</strong> ve <strong>artan iş yükünün</strong> sağlık emekçilerini görünmez kıldığını vurgulayan Karacabey, “Psikologlara daha fazla danışan bakma dayatması, hekimlere 5 dakikalık muayene dayatmasından farklı değil. Ücret uçurumları derinleşiyor, fazla mesai ve nöbetlerle daha çok çalışmaya mecbur bırakılıyorlar” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/saglikta-is-yuku-artiyor-549-bin-528-calisan-sistemin-yukunu-tasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/02/saglik-16-9-1558647967.webp" type="image/jpeg" length="40043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeytinyağındaki mucize: İşte zeytinyağının 8 faydası!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/zeytinyagindaki-mucize-iste-zeytinyaginin-8-faydasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/zeytinyagindaki-mucize-iste-zeytinyaginin-8-faydasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zeytinyağı Akdeniz mutfağı dışında cilt ve saç bakımında da kullanıyor. Uzmanlar ise zeytinyağının sağlığa da iyi geldiği konusunda hemfikir. İşte zeytinyağının mucizevi faydaları…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi, <strong>Romalılar</strong> ve <strong>Antik Yunanlılar</strong>a kadar uzanan <strong>zeytinyağı</strong>, <strong>Akdeniz </strong>kültürlerinin temel besin maddesi hâline geldi.</p>

<p>Zeytinyağı, günümüzde her yemekte kullanılması dışında c<strong>ilt bakımı, saç bakımı ve sağlık </strong>açısından da kullanılarak popülerliğini sürdürüyor.</p>

<p>memorial.com sitesinde yer alan bilgilere göre; Zeytinyağı tüketimi, <strong>daha güçlü bir kemik yapısı</strong>nın oluşmasını ve<strong> kolesterol seviyesinin dengelenmesi</strong>nde önemli bir rol oynar.</p>

<p>Zeytinyağı; <strong>sindirim sistemini düzenler, kanser riskini azaltır, vücuttaki iltihaplanmayı giderir, saçı nemlendirir.</strong></p>

<p>Zeytinyağı çeşitlerinden her birinin farklı dumanlama noktaları bulunur. Bu dumanlama noktası zeytinyağının kullanım alanını belirler.</p>

<p>Öte yandan zeytinyağı, yemeklerde ya da sos olarak da kullanılır. Tat, koku, renk, asit oranı ve elde edilme yöntemlerine göre zeytinyağı çeşitleri de farklılık gösterir.</p>

<p><img alt="Zeytinyağı 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/02/zeytinyagi-2.jpg" width="1080" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ZEYTİNYAĞI ÇEŞİTLERİ NELERDİR?</h2>

<p><strong>Natürel Sızma Zeytinyağı</strong></p>

<p>Natürel sızma zeytinyağı, zeytinyağının en iyi türleri arasında yer alır. Yüksek ısıya maruz kalarak elde edilen bu zeytinyağı türü soğuk sıkım yöntemiyle elde edilir. Aynı zamanda düşük asit içeriğine sahiptir. Bu türde doğal lezzetin ve aromanın olduğu biliniyor. Sağlık açısından sıkça tercih edilir ve kullanılır. Natürel sızma zeytinyağı başka bir bileşenle karıştırmadan rahatlıkla tüketilebilir.</p>

<p><strong>Sızma Zeytinyağı</strong></p>

<p>Sızma zeytinyağı, rafine edilerek soğuk sıkım yöntemiyle elde edilir. Daha doğal tat ve aromalara sahip olan sızma zeytinyağı, yüzde 1 ila 4 arasında hafif yüksek asit içeriğine sahiptir. Aynı zamanda bu zeytinyağı türü sıcaklığa da dayanıklı olmaktadır. Diğer türlerle karşılaştırıldığında yumuşak bir tadı bulunur.</p>

<p><strong>Rafine Zeytinyağı</strong></p>

<p>Siyah ve olgun zeytinlerden elde edilen rafine zeytinyağı, kolon kanserini önlemeye yardımcı olur. Diğer zeytinyağı türleriyle aynı kaloriyi içerir. Yine de düşük kaliteli olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>Saf Zeytinyağı</strong></p>

<p>Sızma ve rafine zeytinyağının harmanlamasından ortaya çıkan saf zeytinyağı, karıştırma yönteminin sonucunda kalitesi beklendiği kadar iyi olmadığında kullanılmaktadır. Kalitesini artırmak için de daha kalitesi bir yağ çeşidi ile karıştırılır. Kaliteli olarak eklenen yağ, yüksek miktarda E vitamini sağlar ve iyi bir lezzet verir.</p>

<p><strong>Zeytin ezmesi yağı</strong></p>

<p>Düşük kaliteli bir zeytinyağı çeşididir. Zeytinin sıkıştırılmasından sonra kalan tortudan elde edilir. Zeytinler sıkıştırılıp preslendikten sonra geriye yağ ve su içeren birikintiler bırakılır. Birikintilerle beraber kaliteyi artırmak için saf yağ karıştırılır ki bu yüzden piyasada bulunan en ucuz zeytinyağı çeşitleri arasında yer alır.</p>

<p>Zeytinyağı, az miktarda doymuş yağ içerdiğinden kalp sağlığına uygun bir besin. Zeytinyağı tüketmek, besinlerden A, D, E ve K gibi yağda çözünen vitaminleri vücuda işlemesini sağlar.</p>

<p><img alt="Zeytinyağı 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/02/zeytinyagi-3.jpg" width="1170" /></p>

<h2>ZEYTİNYAĞININ 8 FAYDASI</h2>

<p>Tekli doymamış yağlar açısından zengin olan zeytinyağı, oksidatif stresi azaltır, antioksidanlar içeren zeytinyağı kardiyovasküler ve merkezi sinir sistemini etkileyen kronik hastalık riskini azaltır ve hastalıklara karşı koruma sağlar. Anti-inflamatuar olup iltihabı azaltmaya yardım eder. Zeytinyağı vücudun bakteri ve enfeksiyonlarla savaşmasına yardım eder.</p>

<p><strong>Zeytinyağının faydaları şöyle sıralanabilir:</strong></p>

<p>Zeytinyağı kronik hastalık riskini önler</p>

<p>Tip-2 diyabet riskini azaltır</p>

<p>Kalp hastalıklarına karşı korur</p>

<p>Felç riskini azaltır</p>

<p>Kilo kaybına yardımcı olur</p>

<p>Kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardım eder</p>

<p>Kötü kolesterolü düşürür</p>

<p>Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların gelişme olasılığını azaltır</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ALTUĞ ATALMIŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/zeytinyagindaki-mucize-iste-zeytinyaginin-8-faydasi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 01:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/02/zeytinyagi-1.jpg" type="image/jpeg" length="40459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 gün oruç tutan bir insanın vücudunda neler olur?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/30-gun-oruc-tutan-bir-insanin-vucudunda-neler-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/30-gun-oruc-tutan-bir-insanin-vucudunda-neler-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca Müslamanın oruç tuttuğu Ramazan ayı başladı. Oruç tutarken insan vücudunda neler oluyor? İşte yanıtı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayı başladı. Peki oruç tutmak sağlığı nasıl etkiler? 30 gün oruç tutan bir insanın vücudunda neler olur?</strong></p>

<p>BBC Türkçe’de yer alan habere göre; İnsan bedeni, oruç tuttuğunu son öğünden 8 saat sonra kavrayabiliyor. Bağırsaklar son öğünde alınan tüm besin maddelerini tamamen sindirdiği zaman.</p>

<p>Vücut bir sonraki aşamada enerji ihtiyacını karşılayabilmek için karaciğerdeki ve kaslardaki glikoza yöneliyor.</p>

<p>Glikozu tükettiğinde de bir sonraki enerji kaynağı vücuttaki yağlar oluyor.</p>

<p>Yağların yakılması kilo vermeye, kolesterol seviyesini düşürmeye ve diyabet riskini azaltmaya yardımcı oluyor.</p>

<p>Öte yandan, kan şekerinin düşmesiyle vücutta halsizlik ve uyuşukluk baş gösteriyor.</p>

<p>Açlık seviyesinin en üste çıktığı zamanlarda baş ağrısı, mide bulantısı ve ağız kokusu da semptomlara ekleniyor.</p>

<h2>VÜCUT YAĞI TÜKETİYOR</h2>

<p>Orucun 3’üncü günü ile 7’inci günü arasında vücut alışmaya başlıyor. Vücut, yağı tüketti ve kan şekerine dönüştürdü.</p>

<p>Sahur ve iftar vakitleri arasında su alımı azaldığı için vücutta terleme hızlanırken, sıvı kaybı da artıyor.</p>

<p>İftar ve sahur vakitlerinde öğünlerde karbonhidrat ve bazı yağların gerekli düzeyde alınması, enerji üretimi için şart.</p>

<p>Dengeli bir diyetle protein, tuz ve su gibi belli besinleri almak önemli.</p>

<p><img alt="Oruç 1-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/02/oruc-1-1.jpg" width="1280" /></p>

<h2>VÜCUT ORUCA UYUM SAĞLIYOR</h2>

<p>Orucun 8’inci günü ile 15’inci günü arasında ise bedeniniz artık üçüncü aşamaya geçiyor ve vücut oruca neredeyse tamamen uyum sağlıyor.</p>

<p><strong>İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi Hastanesi'nin Anestezi ve Yoğun Bakım Danışmanı Dr. Razeen Mahroof,</strong> bu aşamanın vücutta bazı olumlu etkileri de olduğunu söylüyor.</p>

<p>"Gündelik hayatta çok daha fazla kalorili gıda alıyoruz ve vücudumuz hastalıkları atlatmak gibi önemli görevleri yerine getiremez oluyor."</p>

<h2>DETOKS ZAMANI</h2>

<p>16’ıncı günden sonra ise detoks zamanı başlıyor.</p>

<p>Ramazan ayının ikinci yarısında, kalın bağırsak, böbrek ve deri toksinlerinden arınmaya başlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Mahroof bu dönemde organların maksimum kapasitesine döndüğünü söylüyor. Hafıza ve konsantrasyon yeniden güçlenirken, enerjinin de arttığını vurguluyor.</p>

<p>"Oruç kasları korurken kişinin kilo vermesine de yardım eder. Ama oruç dönemi günlerce ve haftalarca uzatıldığında bedeniniz ileri açlık moduna geçip enerji için protein kullanır ve kaslarınıza yönelmeye başlar."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/30-gun-oruc-tutan-bir-insanin-vucudunda-neler-olur</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/02/oruc-1.jpg" type="image/jpeg" length="42374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan uyarı: Ramazan’da daha çok görülüyor… Boğaz reflüsüne dikkat!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzmandan-uyari-ramazanda-daha-cok-goruluyor-bogaz-reflusune-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzmandan-uyari-ramazanda-daha-cok-goruluyor-bogaz-reflusune-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, Ramazan ayında boğaz reflüsünün daha çok görüldüğünü belirterek dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım</strong>,<strong> boğaz reflüsü </strong>ile ilgili uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Yıldırım, Ramazan ayında boğaz reflüsü ile daha çok karşılaşıldığını belirterek, konuyla ilgili bilgiler verdi.</p>

<h2>“RAMAZAN’DA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR”</h2>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, “Mide asidinin boğaza, ses tellerine ve ağız bölgesine kadar gelmesine boğaz reflüsü diyoruz. Özellikle Ramazan ayında daha fazla görmekteyiz. Çünkü insanlar sahurdan sonra hemen yatıyorlar ve mide boşalması için yeterli zaman olmadığından uykudan sonra midedeki yiyecek ve içecekler boğaza doğru kaçak yapıyor bu nedenle boğaz reflüsü şikayetlerini bu ayda daha fazla görüyoruz. Aynı şekilde akşam iftarda bir anda çok miktarda yemek yedikten sonra mide fazlasıyla dolu olduğu için geriye doğru kaçak yaparak boğaz şikayetlerine neden oluyor” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Uzmandan uyarı: Ramazan’da daha çok görülüyor… Boğaz reflüsüne dikkat!" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/02/profdr.jpg" width="791" /></p>

<p>Boğaz reflüsü ile<strong> mide reflüsü</strong>nün birbirinden farklı olduğunu söyleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, “Mide reflüsünde göğüste ağrı, göğüs arka duvarında yanma ve ekşime şikayetleri yaşanırken boğaz reflüsünde boğazda geçmeyen takılma hissi, sürekli boğaz temizleme, öksürük, ses kısıklığı, seste çatallaşma, geniz akıntısı, boğaz kuruluğu ve ağız kokusu gibi birçok şikayete neden olur. Hastalığın tanısını koymak için hastanın şikayetleri ayrıntılı değerlendirildikten sonra endoskopik muayene ile yani kamera ile Boğaz’a bakıldıktan sonra kolaylıkla tanı konulabilmektedir” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Yıldırım, açıklamalarını şöyle sürdürdü:</p>

<p>Boğaz reflüsü sigara ve alkol kullanımı gibi alışkanlıklarla beraber birleştiği zaman bu bölgede mide asidi tahrişine bağlı olarak kanser riskini de artırmaktadır.</p>

<p>Boğaz reflüsün en sık semptomu yani bulgusu <strong>boğaz temizleme isteği, boğazda takılma hissi, ses kısıklığı, seste kabalaşma, yutarken takılma hissi</strong> ve gıcık tarzında <strong>boğazda öksürük </strong>görülür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıdalardan ise en fazla boğaz reflüsüne neden olan yiyecek ve içecekler; aşırı kahve içmek, alkollü içecekler, yağlı yiyecekler, asitli içecekler, hazır meyve suları, kakaolu ve çikolatalı yiyecekler, fazla salçalı ve baharatlı yiyecekler ve yağlı yiyecekler yapar.</p>

<h2>BOĞAZ REFLÜSÜNDEN NASIL KORUNURUZ?</h2>

<p>Boğaz reflüsünden korunmak için önerilerde bulunan Prof. Dr. Yıldırım, “<strong>Boğaz reflüsünden korunmak için</strong> özellikle ramazan ayında iftar ve sahurda tıkabasa yiyecek yememek gerekiyor, yatağa yatmadan en az 2-3 saat öncesinde yemeyi içmeyi kesmek gerekiyor, yatak başı bir miktar yükseltilebilir, beli çok sıkan dar kıyafetlerden sakınmak gerekir, reflü yapan yiyecek ve içecekleri azaltmak ve tüketmemekte fayda vardır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzmandan-uyari-ramazanda-daha-cok-goruluyor-bogaz-reflusune-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/02/reflu-1.webp" type="image/jpeg" length="62163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyet uzmanından Ramazan uyarısı: Ne yiyeceğiniz kadar nasıl yiyeceğiniz de önemli!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/diyet-uzmanindan-ramazan-uyarisi-ne-yiyeceginiz-kadar-nasil-yiyeceginiz-de-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/diyet-uzmanindan-ramazan-uyarisi-ne-yiyeceginiz-kadar-nasil-yiyeceginiz-de-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Selin Ok, 18 Şubat’ı 19 Şubat’a bağlayan gece kalkılacak ilk sahur ve 19 Şubat’ta tutulacak ilk oruç öncesinde önemli beslenme önerilerinde bulundu. Özellikle yüksek tansiyon, kolesterol, kabızlık ve hazımsızlık şikâyeti olanları uyaran Ok, “İftar ve sahurda ne yiyeceğimiz kadar nasıl yiyeceğimiz de önemli” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı <strong>Hande Selin Ok</strong>, 19 Şubat’ta başlayacak Ramazan öncesinde uyarılarda bulundu. Ramazan ayında dengeli, yeterli ve bilinçli beslenmenin hem oruç sürecini daha rahat geçirmeyi hem de genel sağlığı korumayı sağlayacağını söyleyen Ok, “Örneğin hazımsızlık ve gaz şikâyeti olanlar; <strong>çok sıcak veya çok soğuk yiyeceklerden kaçınmalı</strong>, yavaş yemeli ve besinleri iyi çiğnemeli. <strong>İftar ve sahurda ne yiyeceğimiz kadar nasıl yiyeceğimiz de önemli.</strong>” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“SAĞLIKLI YAĞLAR KULLANIN”</h2>

<p>Sağlık sorunları yaşamamak adına oruç tutarken doğru besinlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Ok, Ramazan alışverişinin bilinçli yapılması gerektiğini vurguladı. <strong>Ok, özellikle iftar ve sahurda sağlıklı protein ve yağ kaynaklarına yer verilmesi gerektiğini ifade etti. </strong>Uzun süreli tokluk ve genel sağlığın korunması için tereyağı ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların tercih edilebileceğini belirten Ok, <strong>yumurta, beyaz et ve kırmızı etin de dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğini söyledi.</strong></p>

<p><img alt="Diyet uzmanından Ramazan uyarısı: Ne yiyeceğiniz kadar nasıl yiyeceğiniz de önemli!" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/02/beslenme-ve-diyet-uzmani-hande-selin-ok.png" width="480" /></p>

<h2>“TOKLUK SÜRENİZİ UZATIN”</h2>

<p>Ramazan boyunca 4 temel besin grubuna dikkat edilerek dengeli menüler oluşturulabileceğini kaydeden Ok, <strong>süt ve süt ürünleri, et-balık-tavuk grubu, ekmek ve tahıllar ile sebze-meyvenin</strong> sofralarda mutlaka yer alması gerektiğini söyledi. Lif açısından zengin gıdaların tokluk süresini uzattığını ve sindirim sistemini desteklediğini belirten Ok, <strong>tahıllar, kuru meyveler, sebzeler ve meyvelerin</strong> bu açıdan önemli olduğunu kaydetti.</p>

<h2>“ARA ÖĞÜNLER YAPIN”</h2>

<p>Ok, iftar ve sahurdan oluşan iki öğünün her zaman yeterli olmayabileceğine dikkat çekerek, <strong>iftar ve sahur arasında ara öğünler yapılabileceğini söyledi. </strong>Ok, “Ara öğünlerde meyve, badem, ceviz gibi kuru yemişler, tatlı seçiminde ise şerbetli hamur tatlıları yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmeli” diye konuştu.</p>

<h2>“İŞLENMİŞ GIDALARDAN UZAK DURUN”</h2>

<p>Ramazan ayında bazı sağlık sorunları olan bireyler için de özel uyarılarda bulunan Ok, “Yüksek tansiyon hastaları; <strong>tuzlu zeytin, tuzlu peynir, sucuk, pastırma ve füme etlerden uzak durmalı. </strong>Potasyum içeren kayısı, muz ve ıspanak gibi besinler diyette yer almalı ve yeterli su tüketilmeli. Yüksek kolesterolü olanlar; <strong>kırmızı eti haftada 2 kez, tavuk etini 2-3 kez, balığı ise 1-2 kez tüketmeli.</strong> İşlenmiş gıdalardan mümkün olduğu kadar uzak durmalılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“AŞIRI YÜKLEME YAPMAYIN”</h2>

<p>Kabızlık yaşayanlar<strong>; lifli gıdalar ve su tüketimine özen göstermeli.</strong> Sebze yemekleri günlük beslenmede yer almalı, iftar ve sahurda kuru kayısı veya erik hoşafı tercih edilebilir. Hazımsızlık ve gaz şikâyeti olanlar; çok sıcak veya çok soğuk yiyeceklerden kaçınmalı, yavaş yemeli ve besinleri iyi çiğnemeli. <strong>Uzun süre aç kalan sindirim sistemine iftarda aşırı yüklenmek sağlık sorunlarına yol açabilir.</strong> Ramazan ayında dengeli, yeterli ve bilinçli beslenme hem oruç sürecini daha rahat geçirmeyi hem de genel sağlığı korumayı sağlar” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/diyet-uzmanindan-ramazan-uyarisi-ne-yiyeceginiz-kadar-nasil-yiyeceginiz-de-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/02/iftar-sofralari-275144-1.jpg" type="image/jpeg" length="82081"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
