<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İz Gazete - İzmir Haberleri - Son Dakika Haberler</title>
    <link>https://www.izgazete.net</link>
    <description>İz Gazete, İzmir haberleri, son dakika izmir haberleri, güncel ve en son haberler, ege haberleri, spor, ekonomi, siyaset, magazin, İzmir Büyükşehir Belediyesi haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izgazete.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2016-2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2026 19:08:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola salgınında korkutan bilanço: 2 bin 786 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/ebola-salgininda-korkutan-bilanco-2-bin-786-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/ebola-salgininda-korkutan-bilanco-2-bin-786-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) 5 bin 794 doğrulanmış Ebola salgını vakası ve buna bağlı 2 bin 786 ölüm bildirildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, KDC'deki Ebola salgınına ilişkin yeni bir rapor paylaştı.</p>

<p>Salgının, KDC'deki 60 sağlık bölgesine yayıldığı kaydedilen raporda, Ebola salgınından 6 eyaletin etkilendiği belirtildi.</p>

<p>Raporda "26 Ağustos itibarıyla 2 bin 786 ölüm dahil toplam 5 bin 794 doğrulanmış vaka bildirildi. Bu da yüzde 48,1 oranında kabaca vaka ölüm oranına karşılık geliyor. Bu rakamlar, salgının ölçeğinde ve coğrafi yayılımında son üç ayda önemli bir artış olduğunu göstermektedir." ifadesi kullanıldı.</p>

<p>Yüzde 48'lik vaka ölüm oranının, hastalığın ciddiyetini vurguladığı belirtilen raporda, bu oranın, zamanında vaka tespitiyle, klinik bakıma erişim ve kalitesi ile viral bulaşmanın etkili bir şekilde durdurulmasıyla ilgili devam eden zorlukları vurguladığına işaret edildi.</p>

<p>Raporda, vakaların tespitindeki gecikmelerin topluluklar ve sağlık tesisleri içinde bulaşmanın devam etme olasılığını artırdığına değinildi.</p>

<p>Raporda, "18 Ağustos'taki DSÖ Acil Durum Komitesi toplantısının tavsiyesi doğrultusunda salgın uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olmaya devam ediyor." ifadesi kullanıldı.</p>

<h2>EBOLA, AFRİKA'DA BİNLERCE KİŞİNİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDU</h2>

<p>Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktı.</p>

<p>KDC'deki salgın, Ebola Nehri yakınındaki bir köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ebola virüsü, Aralık 2013'te Batı Afrika'da yayılmaya başladı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2014-2017 yıllarında görülen salgında yaklaşık 30 bin kişiye virüs bulaştı ve 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün bildirilmesinin ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edildi.</p>

<p>Sağlık yetkililerine göre, mayısta başlayan "Bundibugyo" Ebola varyantının neden olduğu salgına karşı onaylanmış tedavi veya aşı bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/ebola-salgininda-korkutan-bilanco-2-bin-786-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/ebolasa.jpg" type="image/jpeg" length="46098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK geri ödeme listesine 3 ilaç daha eklendi]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/sgk-geri-odeme-listesine-3-ilac-daha-eklendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/sgk-geri-odeme-listesine-3-ilac-daha-eklendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2 Hemofili B ve 1 kanser ilacının SGK geri ödeme listesine alındığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Resmî Gazete'de yayımlanan "Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"e ilişkin paylaşımda bulundu.</p>

<p>Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Işıkhan, 2 Hemofili B ve bir kanser ilacının daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine alındığını açıkladı.</p>

<p>kemik iliği nakli bekleyen hastalar için uygun verici bulunmasına yönelik tarama süreçlerinin güncellendiği aktarıldı.</p>

<p>Yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya devam ettiklerini belirten Işıkhan’ın açıklaması şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“2 adet Hemofili B ilacı ve bir adet kanser ilacı olmak üzere biri yerli üretim 3 ilacı geri ödeme kapsamımıza aldık. Eczanelerde üretilen majistral ilaçlarda kurumumuzca ödenen tutarı yüzde 40 oranında artırdık. Çocuk cerrahisinde uygulanan işlemlerin kapsamını genişlettik. Kemik iliği nakli süreçlerinde önemli iyileştirmeleri hayata geçirdik. Kemik iliği nakli bekleyen hastalarımız için uygun verici bulunmasına yönelik tarama süreçlerini güncelledik, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin düzenlemeler yaptık. Hastalarımıza acil şifalar temenni ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DOĞUKAN FİKRİ FİDAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/sgk-geri-odeme-listesine-3-ilac-daha-eklendi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2025/12/ilac-4.jpg" type="image/jpeg" length="50932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın Dayanışma Komiteleri, Sağlık Bakanlığı önünden seslendi: Ücretsiz HPV aşısı hakkımız]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/kadin-dayanisma-komiteleri-saglik-bakanligi-onunden-seslendi-ucretsiz-hpv-asisi-hakkimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/kadin-dayanisma-komiteleri-saglik-bakanligi-onunden-seslendi-ucretsiz-hpv-asisi-hakkimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Dayanışma Komiteleri tarafından, "ücretsiz HPV aşısı" talebiyle Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Kadın Dayanışma Komiteleri üyeleri, "<strong>HPV aşısı</strong>nda bilim dışı açıklamalara karşı" Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması düzenledi.</p>

<p>"<strong>Ücretsiz HPV aşısı</strong> hakkımız" yazılı pankartın ardında toplanan kadınlar, "Düzeniniz batsın, kadınlar yaşasın", "Kadınlar size boyun eğmez" sloganları atarak, "Hesap soruyoruz", "Sağlıkta piyasacılığı kabul etmiyoruz" dövizleri taşıdı.</p>

<p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-26-222541.png" /></p>

<h2>"BİNLERCE KADIN KANSER OLMAYA DEVAM EDİYOR"</h2>

<p>Kadın Dayanışma Komiteleri adına basın açıklamasını Eylül Biçer okudu. Biçer, 2022 yılında eski <strong>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca</strong>'nın "<strong>HPV aşıları</strong>na dair çalışmaların bulunduğunu ve belirlenen bir grupta aşılanmaya başlanacağı" açıklamasını hatırlatarak, "Bunun üzerinden yaklaşık dört yıl geçti, ama her yıl binlerce kadın bu virüs yüzünden kanser olmaya ve yaşamını yitirmeye devam ediyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-26-222553.png" /></p>

<h2>"SAĞLIK DEĞİL İLAÇ TEKELLERİNİN KAR ORANI ÖNEMSENİYOR"</h2>

<p>Her yıl Türkiye'de 2 binin üzerinde kadının HPV enfeksiyonu nedeniyle rahim ağzı kanseri tanısı aldığını ve binin üzerinde kadının bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade eden Biçer, şöyle devam etti:</p>

<p>"Halkın sağlığının değil, ilaç tekellerinin karının önemsendiği bu düzende ülkemizin yıllardır bir aşı politikası yok, aşı üretebilecek devlet kurumları da tasfiye edilmiş durumda. Gerici ve piyasacı AKP iktidarı da sağlıkta bu politikanın en önemli temsilcilerinden biri. O nedenle de sağlık alanı hastalıkları önlemek için değil, tedavi etmek için planlanıyor ülkemizde. Aşılama çok daha ucuz, tedavi ise çok daha pahalı olduğu için bu böyle. Ama yok öyle yağma, biz bu alçaklığa izin vermeyeceğiz. Kadınlar ücretsiz HPV aşısı hakları için, yaşam hakları için mücadelesini sürdürecek, haklarını elde edene kadar da susmayacak, susmayacağız.</p>

<p>Yaptığınız yalnızca her şeyi ticarete dökmek değil, düpedüz halkın aşı hakkının gasbıdır, suçtur. Bu suçun hesabını soracağız. Gericiliğiniz, kadın düşmanlığınız ve piyasacılığınız yüzünden önlenebilir bir hastalık nedeniyle kaybettiğimiz binlerce kadının hesabını soracağız. Ücretsiz HPV aşısı hakkımız."</p>

<p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-26-222645.png" /></p>

<div>
<div>
<div>
<h2><strong>"HASTALIĞI ÖNLEMEK DAHA UCUZ"</strong></h2>
</div>
</div>
</div>

<p>Türkiye Komünist Partisi (TKP) Ankara İl Başkanı Banu Ünver de, "Bu ülkede aşı üretebilecek devlet kurumları çoktan tasfiye edildi. Bu ülkede sağlık alanı, koruyucu sağlık için, halkın sağlığı için değil, tedavi edici sağlık hizmetleri üzerine örgütlenmiştir. Çünkü tedavi edici sağlık hizmetleri daha karlı. Hastalıkları önlemek, sağlığı korumak daha ucuz, aşılama daha ucuz ama tedavi etmek daha pahalı. Dolayısıyla hastalıkların tedavi edilmesi daha karlı. İşte bu yüzden biz her yıl binin üzerinde kadını kaybediyoruz" dedi.</p>
</div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/kadin-dayanisma-komiteleri-saglik-bakanligi-onunden-seslendi-ucretsiz-hpv-asisi-hakkimiz</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-26-222530.png" type="image/jpeg" length="29371"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikoz nedir? Psikoz belirtileri nelerdir? Psikoz tedavisi nasıl yapılır?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/psikoz-nedir-psikoz-belirtileri-nelerdir-psikoz-tedavisi-nasil-yapilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/psikoz-nedir-psikoz-belirtileri-nelerdir-psikoz-tedavisi-nasil-yapilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikoz, halüsinasyon veya sanrıların eşlik ettiği, kişinin gerçeklikle olan bağının koptuğu ciddi bir ruh sağlığı durumudur. Psikotik vakalarda kişi hayal ürünü görüntüler görür, sesler duyar ve bunların hayal mi gerçek mi olduğunu ayırt edemez. Psikoz belirtileri arasında sanrılar, halüsinasyonlar, tutarsız konuşmalar, davranış değişiklikleri ve ajitasyon yer alır. Kişi genellikle sergilediği bu davranışların farkında değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>PSİKOZ NEDİR?</h2>

<p>Psikoz, kişide gerçeklikle bağlantının kopması sonucu gerçek olanla olmayan arasındaki farkı algılayamadığı bir dizi semptomu tanımlamak için kullanılan psikolojik bir durumdur. Psikoz, kişinin var olmayan şeyleri görüp duymasıyla karakterizedir. Psikozu olan kişiler, diğer insanların görmediği kişileri görür, seslerini duyar veya hisseder. Bu davranışlar sırasında kişi yaptığının bilincinde değildir.</p>

<p>Hastalık olmaktan ziyade bir dizi semptomu ifade eden psikoz, genellikle sanrılar, halüsinasyonlar, tutarsız konuşmalar, davranışlar ve ajitasyon gibi belirtilerle ortaya çıkar.</p>

<p>Birçok zihinsel bozukluğun neden olduğu psikoz, genel olarak şizofreni, sanrısal bozukluk, bipolar bozukluk ve majör depresyona bağlı olarak meydana gelir.</p>

<p>Psikozun ortaya çıkardığı semptomlar ve neden olduğu sorunlar, konuşma terapileri ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle kontrol altına alınmaya çalışılır.</p>

<h2>PSİKOZ NEDEN OLUR?</h2>

<p>Psikoz, beyin yapısındaki değişimler ve zihinsel bozukluklar sonucunda meydana gelebilir. Bu duruma neden olan faktörler arasında genetik, şizofreni, depresyon, bipolar bozukluk, stres, travmalar, yaralanmalar ve alkol-uyuşturucu kullanımı yer alır.</p>

<p>Psikoza neden olan temel faktörler şöyledir:</p>

<p>Beyin yapısındaki değişimler ve zihinsel bozukluklar</p>

<p>Genetik</p>

<p>Şizofreni</p>

<p>Depresyon</p>

<p>Bipolar bozukluk</p>

<p>Stres</p>

<p>Travmalar</p>

<p>Yaralanmalar</p>

<p>Alkol ve uyuşturucu kullanımı</p>

<p>Alzheimer ve demans</p>

<p>Tiroid hastalıkları</p>

<p>HIV</p>

<p>Lupus hastalığı</p>

<p>Lyme hastalığı</p>

<p>MS (Multiple Skleroz)</p>

<h2>PSİKOZ BELİRTİLERİ NELERDİR?</h2>

<p>Psikoz genellikle 3 temel belirtiyle ortaya çıkar. Bunlar sanrı, halüsinasyon ve davranış değişimleridir. Kişi var olmayan insanlar ve nesneler görür, sesler duyar. Bu durum kişinin davranışlarına da yansır. Diğer insanlara karşı şüpheci yaklaşımlar, mantıksız düşünce veya söylemler ve anormal hareketler de psikoz belirtileri olarak değerlendirilir.</p>

<p>Psikoz belirtileri şu şekilde ifade edilebilir:</p>

<p>Gerçek dışı inançlar (sanrı)</p>

<p>Halüsinasyonlar görmek</p>

<p>Davranış değişimleri</p>

<p>Diğer insanlara karşı şüpheci yaklaşımlar</p>

<p>Mantıksız düşünce veya söylemler</p>

<p>İş performansında düşüş</p>

<p>Sosyal ilişkilerin bozulması</p>

<p>Daha çok yalnızlaşma</p>

<p>Kişisel hijyene önem verilmemesi</p>

<p>Konsantrasyon bozukluğu</p>

<p><strong>GERÇEK DIŞI İNANÇLAR (SANRI)</strong></p>

<p>Kişinin başkaları tarafından kabul görmeyen, gerçek dışı ve güçlü inançlara sahip olduğu durumlar sanrı olarak ifade edilir. Sanrılar, psikoz durumunun başlıca belirtileri arasında sayılır.</p>

<p><strong>HALÜSİNASYONLAR GÖRMEK</strong></p>

<p>Psikoz vakalarında kişiler var olmayan insanlar görüp seslerini duyabilir. Buna nesne ve eşyalar da dahildir. Gerçek dışı bu görüntüler, sesler ve hisler psikoza işaret eden güçlü belirtilerdir.</p>

<p><strong>DAVRANIŞ DEĞİŞİMLERİ</strong></p>

<p>Psikoz durumunda kişi agresifleşebilir, anormal hareketler sergileyebilir veya tam tersine kendi kabuğuna çekilerek yalnızlaşabilir. Gözlenen bu davranış değişimleri, psikozun yaygın belirtileri arasındadır.</p>

<p><strong>DİĞER İNSANLARA KARŞI ŞÜPHECİ YAKLAŞIMLAR</strong></p>

<p>Psikoz yaşayan kişiler çevresindeki diğer insanlara karşı şüpheci yaklaşımlar sergilemekle birlikte paranoyak düşünce ve davranışlarda bulunabilir.</p>

<p><strong>MANTIKSIZ DÜŞÜNCE VEYA SÖYLEMLER</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir insanın normal halinin dışında aşırı mantıksız düşünce veya söylemlerde bulunduğunu fark ediyorsanız, bu durum psikozun işareti olabilir.</p>

<p><strong>İŞ PERFORMANSINDA DÜŞÜŞ</strong></p>

<p>İş performansında düşüş gözlemlenen kişilerde, yaşamlarındaki stres düzeyi de göz önünde bulundurularak psikoz olasılığı değerlendirilebilir.</p>

<p><strong>SOSYAL İLİŞKİLERİN BOZULMASI</strong></p>

<p>Bireyin sosyal ilişkilerinin yavaş yavaş veya bir anda bozulmaya başlaması ve çevresinden uzaklaşması da psikoz belirtisi olabilir. Kişi bu durumun farkında olmayabileceği için yakın çevresi tarafından desteklenmeli ve gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.</p>

<p><strong>DAHA ÇOK YALNIZLAŞMA</strong></p>

<p>Psikoz yaşayan kişiler zamanla yalnızlaşmaya ve kendi kabuklarına çekilmeye başlayabilir. Bu durum kişi farkında olmadan yaşanabilir ve zamanla kanıksanabilir.</p>

<h2>PSİKOZ NASIL TEŞHİS EDİLİR?</h2>

<p>Psikoz durumu genellikle kişinin davranışları, yaşadığı belirtiler ve bu belirtilerin şiddeti incelenerek teşhis edilebilir. Uzman bir profesyonel, kişiye zihinsel sağlık sorunları, stres düzeyi veya yasaklı madde kullanıp kullanmadığına ilişkin bazı sorular yöneltir. Bu sorulara verilen cevaplar, tanı ve tedavi açısından yol gösterici olabilir.</p>

<p>Ayrıca psikoza neden olabilecek tıbbi durum belirtileri söz konusuysa kişiden kan testi de istenebilir.</p>

<h2>PSİKOZ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</h2>

<p>Psikoz genel olarak psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi, konuşma terapileri ve gerektiği durumlarda ilaç tedavisiyle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bazı durumlarda psikoterapi ve ilaç tedavisi aynı anda önerilebilir.</p>

<p>Psikozu yönetmek ve kontrol altına almak için önerilebilecek tedavi yöntemleri şu şekildedir:</p>

<p>Psikoterapi</p>

<p>Bilişsel davranışçı terapi</p>

<p>Konuşma terapileri</p>

<p>Antipsikotik veya antidepresan ilaçlar</p>

<p>Alkol veya uyuşturucunun bırakılmasına yönelik destek tedavileri</p>

<p>Şiddetli vakalarda hastaneye yatış</p>

<h2>PSİKOZ NE DEMEK?</h2>

<p>Psikoz, duygu ve düşüncelerin dış gerçeklikle temasını tamamen kaybedecek kadar etkilendiği ciddi bir zihinsel durumdur.</p>

<h2>ATİPİK PSİKOZ NEDİR?</h2>

<p>Kişinin gerçeği değerlendirme yeteneğinin bozulduğu ve gerçekle hayali birbirine karıştırdığı durumlara atipik psikoz adı verilir.</p>

<h2>ORGANİK OLMAYAN PSİKOZ NEDİR?</h2>

<p>Organik olmayan psikoz genellikle çevresel faktörlere bağlı olarak meydana gelir. Başlıca nedenlerinden biri yasaklı madde kullanımıdır. Kişi buna bağlı olarak var olmayan kişiler görüp sesler duyabilir.</p>

<h2>İNSAN NEDEN PSİKOZA GİRER?</h2>

<p>Kişiyi psikoza sürükleyen nedenler arasında yoğun stres, depresyon, madde bağımlılığı ve fiziksel hastalıklar yer alır.</p>

<h2>PSİKOZ GEÇİCİ Mİ?</h2>

<p>Psikoz geçici ve tedavi edilebilir bir durum olabilir. Ancak tanı ve tedavide geç kalınması, psikoz belirtilerinin ve etkilerinin daha da şiddetlenmesine neden olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/psikoz-nedir-psikoz-belirtileri-nelerdir-psikoz-tedavisi-nasil-yapilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/images-1-31.jpg" type="image/jpeg" length="20545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artan boğulma vakalarına karşı uzmanından hayati uyarılar]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/artan-bogulma-vakalarina-karsi-uzmanindan-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/artan-bogulma-vakalarina-karsi-uzmanindan-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında deniz, göl, gölet ve akarsularda akıntı ve anaforlar, ani derinleşmeler, güvenli yüzme alanlarının dışına çıkılması, dibi görünmeyen yerlere girilmesi ve panik yapılması, can güvenliği açısından risk oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style type="text/css"><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:DengXian; panose-1:2 1 6 0 3 1 1 1 1 1; mso-font-charset:134; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610612033 953122042 22 0 262159 0;} @font-face {font-family:Aptos; mso-font-charset:0; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 3 0 0 415 0;} @font-face {font-family:&quot;\@DengXian&quot;; panose-1:2 1 6 0 3 1 1 1 1 1; mso-font-charset:134; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610612033 953122042 22 0 262159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Aptos; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:DengXian; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Aptos; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-family:&quot;Aptos&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Aptos; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:DengXian; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Aptos; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:115%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:DengXian; panose-1:2 1 6 0 3 1 1 1 1 1; mso-font-charset:134; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610612033 953122042 22 0 262159 0;} @font-face {font-family:Aptos; mso-font-charset:0; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 3 0 0 415 0;} @font-face {font-family:"\@DengXian"; panose-1:2 1 6 0 3 1 1 1 1 1; mso-font-charset:134; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610612033 953122042 22 0 262159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Aptos",sans-serif; mso-ascii-font-family:Aptos; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:DengXian; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Aptos; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-family:"Aptos",sans-serif; mso-ascii-font-family:Aptos; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:DengXian; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Aptos; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:115%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div>
</style>
<p>Yaz sezonunda artan boğulma vakalarına karşı yüzerken karşılaşılabilecek sorunlar ve çözüm önerileri hayati önem taşıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Denizcilik Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı ve "gümüş cankurtaran eğitmeni" Ogün Gezen, boğulma vakalarının yaşanmaması için dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu.</p>

<p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-19-202844.png" /></p>

<h2>RİSKLER NELER?</h2>

<p>Gezen, deniz, göl, gölet ve akarsulardaki riskleri şöyle sıraladı:</p>

<p>- Yüzme bilmemek kadar bilinmeyen su koşulları da boğulmada etkili</p>

<p>- Akıntı, anafor (girdap) ve ani derinleşmeler</p>

<p>- Yüzme bilmemek, dibi görünmeyen ve bilinmeyen sulara girmek</p>

<p>- Göl ve göletlerde balçık ya da kum dip yapısı</p>

<p>- Boğulma tehlikesi geçiren kişiyi bilinçsizce kurtarmaya çalışmak</p>

<p>- Şamandıra dışına çıkıp akıntıya kapılma ya da sağlık problemi nedeniyle boğulma</p>

<p>- Açığa yüzmenin düşük kondisyonla panik riskini artırması</p>

<p>- Kıyıdan uzaklaştıkça kurtulma süresinin azalması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Panik yapmanın yüzme dengesini bozması</p>

<p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-19-202459.png" /></p>

<h2>CANKURTARAN EĞİTMENİNDEN RİSKE KARŞI ÖNERİLER</h2>

<p>"Gümüş cankurtaran" eğitmeni Ogün Gezen, hayat kurtaran şu önerilerde bulundu:</p>

<p>- Akarsu, gölet ve benzeri alanlarda yüzmek yerine güvenli olduğu belirlenmiş, gerekli denetim ve cankurtaran hizmetlerinin bulunduğu yerler tercih edilmeli</p>

<p>- Belirlenen alanlarda yüzülmeli, denizde şamandıra varsa aşılmamalı</p>

<p>- Bilinen yerlerde suya girilmeli, belli bir mesafeden fazla gidilmemeli</p>

<p>- Çeken akıntıya karşı yüzülmemeli, akıntıdan kurtulmak için kıyıya paralel yüzülmeli</p>

<p>- Kişi su üzerinde kalabiliyorsa enerjisini korumalı, sırtüstü pozisyonda dinlenmeli ve yardım istemeli</p>

<p>- Derin dalış yapanlar, iki kişiyle bu sporu gerçekleştirmeli</p>

<p>- Cankurtaran olmayan yerde boğulma tehlikesi geçiren kişiye müdahale eden kişi, önce kendi can güvenliğini gözetmeli</p>

<p>- Boğulmak üzere olan kişi takip edilip mümkünse sığ/güvenli yere çekilmeli</p>

<p><img src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-19-202449.png" /></p>

<h2>"BİLİNMEYEN AKINTILAR YA DA ANAFORLAR OLUŞABİLİYOR"</h2>

<p>Ogün Gezen, özellikle gölet ve nehirlerde suyun derinliği ve dip yapısının dışarıdan her zaman görülememesinin risk oluşturduğuna dikkati çekerek, "Dere ve göletlerde bilinmeyen akıntılar ya da anaforlar oluşabiliyor. Dip yapıları balçık ya da kum olabiliyor. Bu alanlara giren kişi balçık ya da kuma saplanabiliyor. Yüzme bilmeyen bir kişi, bu gibi durumlarda boğulma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor." diye konuştu.</p>

<p>Gezen, akarsu, gölet ve benzeri alanlarda yüzmek yerine güvenli olduğu belirlenmiş, gerekli denetim ve cankurtaran hizmetlerinin bulunduğu yerlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Yüzme bilen kişilerin de kendilerine aşırı güvenmemesi gerektiğine dikkati çeken Gezen, boğulmak üzere olan bir kişiyi kurtarmaya çalışırken eğitim ve ekipman olmadan suya girmenin kurtarıcının da hayatını tehlikeye atabileceğini ifade etti.</p>

<h2>BELİRLENEN ALANLARIN DIŞINA ÇIKILMAMALI</h2>

<p>Gezen, cankurtaranın olmadığı yerlerde boğulma tehlikesi geçiren kişiye müdahale etmeye çalışan birinin öncelikle kendi hayatını düşünmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Boğulmak üzere olan kişinin olabildiğince takip edilip sığ ve güvenli yere çekilerek karaya çıkarılması gerektiğini belirten Gezen, şunları söyledi:</p>

<p>"Cankurtaran olan bölgelerde yüzme alanları şamandıralarla belirlenmiş durumda. Boğulmaların çoğu, şamandıraların dışına çıkarak akıntıya kapılma ya da herhangi bir sağlık problemi nedeniyle kalp krizi geçirme sonucu yaşanabiliyor. Yüzme fiziksel kondisyon isteyen bir spor. Düzgün bir kondisyonunuz yoksa, açıkta yaşanan panik anında bu durum boğulma vakasına dönüşebiliyor. Kıyıya ne kadar uzaksanız, kurtulma süreniz kısıtlanıyor. Belirlenen alanlarda yüzmek boğulma vakalarını azaltıyor."</p>

<p>Gezen, özellikle denizde karşılaşılan çeken akıntının, kıyıdan açığa doğru hareket eden güçlü bir su akımı olduğunu belirterek, bu akıntıya kapılan kişilerin panik yapmaması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Çeken akıntının kişiyi dibe çekmediğini, kıyıdan uzaklaştırdığını ifade eden Gezen, "Akıntıya karşı yüzmek, fiziksel kondisyonunuzu hızla düşürüyor. Öncelikle sakin kalmak ve su üzerinde kalmaya çalışmak gerekiyor. Akıntıdan kurtulmak için kıyıya paralel yüzerek akıntının dışına çıkmak, ardından kıyıya doğru yönelmek gerekiyor. Boğulma vakalarındaki en büyük sıkıntılardan biri panik yapıp yüzme dengesini bozmak." dedi.</p>

<h2>ZIPKINLA DALIŞTA NEFESE DİKKAT</h2>

<p>Balık avlamak için zıpkınla dalış yapanların yaşadığı boğulma olaylarına da değinen Gezen, şunları kaydetti:</p>

<p>"Dalış endüstrisinin büyümesiyle dalış malzemelerine ulaşım kolaylaştı. Bu da zıpkınla balık avlayan sporcuların, daha iyi balığa ulaşmak için daha derinlere dalmasını sağladı. Bu süreçte 'hiperventilasyon' (vücudun o anki ihtiyacından çok daha hızlı ve derin nefes alıp verme durumu) dediğimiz bir olay var. Suyun yüzeyine çıktığımızda toparlanıp hızlı şekilde dibe dalma metodu. Bu metodu kullanan zıpkın sporcularında, daldıktan sonra yüzeye çıkarken 'sığ su bayılması' denilen olay meydana geliyor. Bayıldığınız zaman yanınızda bir arkadaşınız yoksa, bu durum ölümle sonuçlanabiliyor. Özellikle derin dalış yapanların iki kişiyle bu sporu gerçekleştirmeleri önemli. Serbest dalıcılar şamandıra kullanabilir. Hukuki olarak da teknelerin üzerinizden geçmemesini sağlar ve başınıza bir olay geldiğinde bulunmanızı kolaylaştırır."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/artan-bogulma-vakalarina-karsi-uzmanindan-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-19-202802.png" type="image/jpeg" length="62109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından HPV aşısı çağrısı: Kanser önleyici aşı ücretsiz olmalı]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzmanindan-hpv-asisi-cagrisi-kanser-onleyici-asi-ucretsiz-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzmanindan-hpv-asisi-cagrisi-kanser-onleyici-asi-ucretsiz-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jinekoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Baloğlu, HPV aşısının ulusal aşı programına alınması gerektiğini belirterek, “Kanser önleyici bir aşı varsa bunun ulusal aşı programına alınarak ücretsiz yapılması doğru olur” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jinekoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Baloğlu, İnsan Papilloma Virüsü’nün (HPV) neden olduğu hastalıklar ve HPV aşısının koruyucu etkisine ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>HPV’nin rahim ağzı kanserinin yanı sıra vajina, vulva, anal bölge ve ağız-boğaz kanserleriyle ilişkili olduğunu belirten Baloğlu, virüsle karşılaşmadan önce uygulanan aşının kanserden korunmada önemli bir araç olduğunu ifade etti. Türkiye’de HPV aşısının ulusal aşı programına alınması gerektiğini savunan Baloğlu, ekonomik durumu iyi ailelerin çocuklarını aşılatabildiğini, diğer çocukların ise aşısız kalmasının sağlıkta eşitsizlik yarattığını dile getirdi.</p>

<p><img alt="Uzmanından HPV aşısı çağrısı: Kanser önleyici aşı ücretsiz olmalı-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/hbplb.jpg" width="1080" /></p>

<h2>"HPV TOPLUMSAL BİR MESELEDİR"</h2>

<p>HPV'nin DNA yapısında bir virüs olduğunu belirten Baloğlu, şu bilgileri verdi:</p>

<p>“HPV bütün insanlara, özellikle kadınlara bulaşabilir. Ama erkeklere de bulaşabilir. HPV sadece kadınların sorunu değildir. Dolayısıyla HPV toplumsal bir meseledir. HPV virüsünün kanserojen bir virüs olduğunu bilmemiz gerekir. HPV virüsü insanlarda rahim ağzı kanseri, vajina kanseri, vulva kanseri, orofaringeal dediğimiz erkeklerde de dahil ağız ve boğaz kanserleri, cilt ve mukozal kanserler ve anal kanserler bunların hepsinin sebebi olarak ortaya çıkabiliyor. Ancak HPV virüsü bulaşan her insanda, her kadında illa kanser oluşacak diye bir kaide yok. HPV virüsü tamamen cinsel ilişkiyle bulaşır şeklinde bir açıklama mümkünse de aslında ten tene temas, cilt cilde temas, mukozanın mukoza ile teması, ağız yoluyla gene geçmesi gibi bazı yollarda hastalara bulaşabiliyor. Ve bir enfeksiyon ortaya çıktığında da o çok yeni bulaş olma durumunda olmuyor. Yıllar önce kapılmış bir HPV enfeksiyonunun yıllar sonra aktive olabilmesiyle de bu bulaşlar gerçekleşebiliyor. Ama herkeste kansere yol açmıyor. HPV virüsü vücuda girdikten sonra 1-2 yıl içerisinde yüzde 90 kadınımızda ya da insanımızda bu virüs vücut bağışıklık sistemi tarafından yok ediliyor. Yüzde 10 geri kalan da virüs persiste olabiliyor, kalıcı olabiliyor.”</p>

<h2>"KANSER ÖNLEYİCİ AŞI"</h2>

<p>HPV aşısının yıllardır kullanıldığını belirten Baloğlu, HPV aşılarına güvenilebileceğini söyledi. Aşının virüs kişiye bulaşmadan, gençlik çağlarında kızlara da erkeklere de yapılmasının önemli olduğunu ifade eden Baloğmu, "Çocuklarımız bu virüsle karşılaşmadan aşı olmaları, bu virüslere karşı yüzde 100'e yakın korunma sağlaması açısından çok önemlidir. Bu bir aşıdır. Bütün aşılar gibi bir koruyucudur. Bir tedavi amaçlı değildir. Dolayısıyla bu aşının mutlaka toplumsal sağlık açısından, ülkenin yeni nesilleri, genç nesillerinin ilerideki problemleri açısından bir kanser önleyici, kanser koruyucu aşı olması niteliğiyle çok önemsenmesi gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.</p>

<p>Baloğlu, Türkiye'de rahim ağzı kanserlerinin kadınlarda en sık görülen ilk üç kanser türü arasında olduğunu bildirerek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Ve öldürücü sıklığı açısından da ikinci sırada. Yumurtalık kanserleri, rahim kanserleri, rahim ağzı kanseri. Ama öldürücü niteliği açısından yumurtalık kanserlerinden hemen sonra geliyor. Bundan 30, 40, 50 yıl önceki dönemlere baktığımızda, daha çok rahim ağzı kanseriyle karşılaşıyorduk ve bunlar çok ileri evre, artık uzak organ metastazları yapmış, ölümcül döneme gelmiş, terminal döneme gelmiş hastalardı. Şimdi onları görmüyoruz. Görmeyişimizin nedeni de tarama sistemlerinin gelişmesi.</p>

<p><img alt="Uzmanından HPV aşısı çağrısı: Kanser önleyici aşı ücretsiz olmalı-2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/hpblg.jpg" width="1078" /></p>

<h2>"ÜLKEMİZDE YILDA 3 BİN 3 BİN 500 RAHİM AĞZI KANSERİ GÖRÜLÜYOR"</h2>

<p>Ülkemizde şu anda yılda yaklaşık 3 bin, 3 bin 500 rahim ağzı kanseri olgusu görülüyor. Bu da yaklaşık 1500 kadınımızın rahim ağzı kanserine bağlı olarak ölmesine sebep oluyor. Şimdi buna böyle baktığımızda, önlenebilir bir kanser, bir aşıyla sorunu çözebiliyoruz. Dolayısıyla bu, ulusal aşı programının önemini ortaya çıkarıyor. Ayrıca rahim ağzı kanserinde anlaşılması gereken iki tane temel nokta var. Birisi, bütün kanserlerde aslında böyle, önce kanserden korunmak, sonra hastaları iyi bir tarama programı altına alabilmek. Şu anda ülkemizde aslında bu ikinci ayak son derece başarılı bir şekilde gidiyor. Yani ulusal tarama programlarımız rahim ağzı kanseri açısından mevcut.</p>

<p>Sağlık Bakanlığına bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri'nde (KETEM) HPV DNA'sına bakarak kadınların HPV bulaşı alıp almadıklarını, HPV ile enfekte olup olmadıklarını görebiliyoruz, bilebiliyoruz. Ama aşı yapamadığımız için koruyamıyoruz bunları. Yani biz iki ayağın birinde başarılıyız. Hattı zatında Dünya Sağlık Örgütü'nün bu ikinci ayaktaki tüm kadınların taranabilirlik oranlarının yüzde 70 civarında olmasını kabul eder. Ama bizim ülkemizde bu tarama oranları yüzde 30'lardadır henüz. Bu da biraz geliştirilmesi gereken bir ulusal programın içerisindedir. Burada aşı ayağı zayıf kalıyor. Aşının da umarım ulusal aşı programına alınabilmesi mümkün olacaktır diye düşünüyorum.”</p>

<h2>BAKAN MEMİŞOĞLU'NA YANIT</h2>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun HPV aşısının ücretsiz olma durumuyla ilgili “Bazı bilim insanlarının HPV aşısının ücretsiz hale getirilmesine gerek olmadığını söyledi” ifadelerini anımsatan Baloğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>“Ben jinekoloji-onkoloji uzmanı olarak yıllardır bu hastalarla karşı karşıya kalıyorum. Kanser önleyici bir aşı varsa bunun ulusal aşı programına alınarak ücretsiz yapılması doğru olur. Rahim ağzı kanserinden korunabilmek için ortadaki aşılar, şu anda geçerlikte olan ve uygulamakta olduğumuz aşılar, yüksek maliyetli aşılar. Ne oluyor bu durumda? Şu oluyor. Ekonomik durumu güçlü olan aileler bu aşılarını alıp kendi ceplerinden ödeyip, kendileri finanse edip çocuklarına yaptırıyorlar. Ekonomik durumu belli bir seviyenin altında olan çocuklar aşısız kalıyorlar. Bu toplum sağlığı açısından bir eşitsizlik yaratıyor. Bu hem etik olarak hem vicdani olarak hem de bir ülkenin sağlığı açısından bir ayrıma yol açıyor. Dolayısıyla bu aşıya ücretsiz ulaşmak ülkenin temel programında olmalıdır. Hindistan'da bile ve buna benzer dünyanın gelişmiş ülkelerinin çoğunda aşı programında gençler, buluğ çağındaki, ergenlik çağındaki çocuklarımızın ücretsiz aşılanmasına yıllardır devam ediliyor.”</p>

<p><img alt="Uzmanından HPV aşısı çağrısı: Kanser önleyici aşı ücretsiz olmalı-3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/alusla.jpg" width="1117" /></p>

<h2>ULUSAL AŞI PROGRAMI</h2>

<p>Aşı çeşitlerine ve gerekli dozların nasıl olması gerektiğine de değinen Baloğlu, şunları dile getirdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Aşı şimdi çok değişti; konseptler, tek dozun bile yeterli olabildiğini gösteren çalışmalar var. 9-14 yaş aralığında 1 ya da 2 doz, 14-25 yaş aralığında 1 ya da 2 doz, 25-45 yaş, 47 yaş aralığında da hekimin görüşüyle hastanın taşıdığı riskler açısından gene yapılabilirliği var ama bunlarda en az 2 ya da 3 doz öneriyoruz. Ama ulusal aşı programından bahsedeceksek 9-14 yaş aralığında ya da 9-15 yaş aralığında tek ya da 2 doz, ama 9 valanslı, 9 virüsün koruyuculuğunu içerdiği aşıların yapılmasında yarar var.</p>

<p>Dünyada 5 tane jenerik aşı var. HPV virüsünün dünyada bilinen 200 tipi var. Bu aşılar bunlardan sadece 9 tanesine yönelik koruyuculuk sağlamakta. 6 ve 11. tipler iyi huylu, genital siğilleri önleyen aşılar. Ama tip 16-18, 31-33, 35-45, 51-52 gibi tipler, ki 9'lu aşının içinde bunlar var, bunlar kanseri önleyen, kanseri oluşturan virüslere karşı oluşturulmuş bir bağışıklık sağlıyorlar. Bunların içinde de en önemlisi 16 ve 18. tip. 16 ve 18. tip, oluşan rahim ağzı kanserlerinin çok büyük bir oranından sorumlu olan virüsler. 16 en yüksek riskli HPV tipi, 18 yüksek riskli HPV tipi, diğerleri de riskli HPV tipleri olarak betimlenebilir. Dolayısıyla 9'lu aşı bunları kapsıyor. Kapsadığı için de bu aşının mutlaka toplumsal aşı programına alınması gerekir. Yani rahim ağzı kanserinden korunmak, ekonomik varlığı iyi ailelerin meselesi, toplumdaki bütün çocuklarımızın, ailelerimizin korunma altına alınabilme meselesidir.”</p>

<h2>"SAĞLIK HİZMETLERİ EŞİT ŞARTLARDA SUNULMALI"</h2>

<p>“Aşı olunca sorunun kökünden çözülmediğini” belirten Baloğlu, “Takiplerimize gene devam edeceğiz. Ulusal Tarama Programları KETEM merkezlerinde her 5 yılda bir, yaşa bağlı olarak takip edilmek zorunda. HPV tiplemesi ve hastanın spektrumu zaman içerisinde davranışlarına bağlı olarak, bağışık sistemine bağlı olarak değişebilir. Bunun da bilinmesinde yarar var. Sonuç olarak şunların toplum tarafından bilinmesini istiyorum. Rahim ağzı kanseri büyük ölçüde önlenebilir bir kanser. Bunu niye ülkemizden, toplumumuzdan esirgeyelim? Bu temel problem. Ve yine başka bir problem de ücretsiz aşılama sadece bireysel bir mesele değildir. Tüm toplumda yapılması gereken bir şeydir. Yani eğitim eşitliği, eğitim fırsatı ve eşitliği, sağlık hizmetlerinden toplumun yararlanabilmesinin eşit şartlarda sunulması neyse, ne anlam ifade ediyorsa, aşılama programlarının da herkese eşit olarak dağıtılması gerekir ki kesimin de toplumsal olarak sağlık sorunlarını çözmez. Dolayısıyla aşılama tüm toplumu karşılarsa, içine alırsa bu önemlidir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ANKA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzmanindan-hpv-asisi-cagrisi-kanser-onleyici-asi-ucretsiz-olmali</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/hpccc.jpg" type="image/jpeg" length="61948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanığa ne iyi gelir? Yanıkta ilk müdahale nasıl yapılmalı?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/yaniga-ne-iyi-gelir-yanikta-ilk-mudahale-nasil-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/yaniga-ne-iyi-gelir-yanikta-ilk-mudahale-nasil-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük yaşamda sık karşılaşılan yanıklarda doğru ilk yardım, ağrının azaltılması ve iyileşme sürecinin desteklenmesi açısından önem taşıyor. Peki, yanığa ne iyi gelir, ilk müdahale nasıl yapılır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yanıklar, günlük yaşamda sıcak yüzeyler, güneş, elektrik veya çeşitli kimyasal maddeler nedeniyle sıkça karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor.</p>

<p>Sıcaklık kaynaklı hafif yanıklarda doğru ve zamanında müdahale, ağrının azalmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Yanık meydana geldiğinde bölgeye ne uygulanması gerektiği kadar, hangi uygulamalardan kaçınılması gerektiğini bilmek de önem taşıyor.</p>

<p><strong>Peki, yanığa ne iyi gelir ve yanık bölgesine ilk müdahale nasıl yapılır?</strong></p>

<p>Yanıklar, oluşum nedenlerine göre fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Fiziksel yanıklar; ısı, güneş, elektrik, ışın, sürtünme ve donma gibi etkenler nedeniyle ortaya çıkarken, kimyasal yanıklar ise asit veya alkali maddelerle temas sonucu meydana geliyor.</p>

<p>Özellikle fiziksel yanıkların içinde yüksek ısı sonucu oluşan yanıklara soğuk su tedavisi iyi gelir. Bununla birlikte ağrı kesiciler, merhemler ve güneş kremi de yanığa iyi gelen tedavi seçenekleri arasındadır.</p>

<h2>YANIĞA NE İYİ GELİR?</h2>

<p><i>Memorial'in verdiği bilgilere göre; </i>yanan bölge hızlıca soğuk suyun altına tutulmalı ya da buzlu olmamak kaydıyla soğuk kompres uygulanmalıdır. Soğuk kompres 10-15 dakika boyunca ya da ağrı hafifleyene kadar uygulandıktan sonra, aloe vera nemli el, antibiyotikli merhem veya yanık kremi sürülmeli, temiz ve yapışmayan steril bir bez ile de yanan bölge sarılmalıdır. Bu yanığın acısını azaltmaya ve enfeksiyon kapmasını önlemeye yardımcı olacaktır.</p>

<p><strong>Yanık kaynaklı ağrı ve enfeksiyon oluşumunu önlemek için şunlar yapılabilir:</strong></p>

<p>· Soğuk kompres uygulamak</p>

<p>· Aloe vera kremi ya da jeli veya antibiyotikli merhem sürmek</p>

<p>· Yanık kremi kullanmak</p>

<p>· Yapışmaz steril bandaj ile yanan bölgeyi sarmak</p>

<p>· Bol sıvı tüketmek</p>

<p>· Ağrı kesici almak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Güneşle temastan kaçınmak</p>

<p>· Yanık sonucu oluşan kabarcıkları patlatmaktan kaçınmak</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/yaniga-ne-iyi-gelir-yanikta-ilk-mudahale-nasil-yapilmali</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/ddfdgd.jpg" type="image/jpeg" length="91269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de ilk… Dikili’de Kekemelik Yaz Kampı yapılacak]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/turkiyede-ilk-dikilide-kekemelik-yaz-kampi-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/turkiyede-ilk-dikilide-kekemelik-yaz-kampi-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kekemeler Derneği tarafından Dikili’de Türkiye’de daha önce hiç yapılmamış bir kamp gerçekleştirilecek. Türkiye’de ilk kez Kekemelik Yaz Kampı 28-30 Ağustos tarihlerinde yapılacak. Kamp, birçok atölye ve söyleşiye ev sahipliği yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kekemeler Derneği Türkiye’de ilk kez Kekemelik Yaz Kampı’nı düzenleyecek. İlk kez gerçekleşecek olan kampın adresi ise Dikili olacak. Dikili Güneş Tatil Köyü’nde gerçekleştirilecek yaz kampı 28-30 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.</p>

<p>Kampta, alanında uzman dil ve konuşma terapistleri atölyeler düzenleyecek. Ayrıca açık mikrofon, drama, sanat, yoga, dans, karaoke, spor etkinlikleri ve canlı müzik performansları düzenlenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ATÖLYE VE SÖYLEŞİLER YAPILACAK</h2>

<p>Kamp programı kapsamında Doç. Dr. Ramazan Sertan Özdemir’in katılımıyla “Kekemelik ve Sanat” ve Uzm. Psk. Ayhan Özdemir’in katılımıyla “Öz Savunuculuk”, Dr. DKT Halil Tayyip Uysal’ın katılımıyla “Kekemelikle İyi Geçinmenin Yolları”, Uzm. DKT Diyar Zorlu’nun katılımıyla “Baş Etme Stratejileri” başlıklı atölye ve söyleşiler gerçekleştirilecek.</p>

<h2>AÇIK MİKROFON DÜZENLENECEK</h2>

<p>Kampta ayrıca Kekemeler Derneği Başkanı F. Özüm Alemdar ve Muharrem Karaman’ın moderatörlüğünde açık mikrofon etkinliği düzenlenecek. Açık Mikrofon: Söz Sende isimli etkinlikte katılımcılar kendi konuşma biçimleriyle sahneye çıkacaklar.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 14 At 10.25.05" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-14-at-102505.jpeg" width="721" /></p>

<h2>ALEMDAR: BU KAMPTA KEKEMELER KENDİ SESLERİYLE ÖZGÜRCE VAR OLABİLECEK</h2>

<p>Kekemeler Derneği Başkanı Özüm Alemdar, kampla ilgili olarak, “Kekemelik çoğu zaman yalnızca bir konuşma biçimi olarak görülüyor. Oysa kekemeliği olan bireyler eğitimden iş yaşamına kadar birçok alanda eşit katılımın önünde görünmeyen engellerle karşılaşabiliyor. Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz bu yaz kampıyla bireylerin kendi sesleriyle özgürce var olabildikleri, yeni bağlar kurdukları ve birlikte güçlendikleri bir alan oluşturmayı amaçlıyoruz. Çünkü herkesin kendi konuşma biçimiyle eşit, görünür ve özgürce yaşamın içinde yer almaya hakkı var” açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dikili, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/turkiyede-ilk-dikilide-kekemelik-yaz-kampi-yapilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/speak-talk-say-e-tell.png" type="image/jpeg" length="84159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene vakaları için aşı geliştiriliyor]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/kene-vakalari-icin-asi-gelistiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/kene-vakalari-icin-asi-gelistiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’deki kene vakalarında önemli bir artış yaşanmasının ardından Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi, keneden bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne karşı aşı geliştiriyor. İlk fazı tamamlanan aşının kısa sürede hazır hale gelmesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de yaşanan kene vakaları gündeme gelmeye devam ediyor.</p>

<p>Yaz aylarında havanın ısınmasıyla birlikte tehlike artarken ölümlerin nedeninin, keneden bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu yıl şimdiye kadar 12 kişi, vücuduna kene yapışması sonucu hayatını kaybetti.</p>

<p>Öte yandan kenelere karşı birden fazla yöntem kullanılarak tedbirler uygulanıyor.</p>

<p>Bu tedbirler arasında en kalıcı olanı ise şu an için geliştirilme aşamasında.</p>

<h2>AŞI HAZIRLANIYOR</h2>

<p>Bu hastalığa karşı, Kayseri'deki Erciyes Üniversitesi aşı hazırlıyor.</p>

<p>Pandemi dönemi TURKOVAC'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde gerçekleştirilen çalışmalarda önemli aşama kaydedildi.</p>

<h2>BİRİNCİ FAZ TAMAMLANDI</h2>

<p>Aşının birinci faz testlerinin bitmek üzere olduğu bilgisi verildi.</p>

<p>İkinci ve üçüncü faz süreci de tamamlandıktan sonra aşının hazır olması hedefleniyor.</p>

<h2>"İSTİKRARLI BİR İLERLEME İÇİNDEYİZ<strong>"</strong></h2>

<p>Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, "Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içinde olduğumuzu söylemek istiyorum." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SAĞLIK BAKANLIĞI İLE KOORDİNELİ ÇALIŞMA</h2>

<p>Bu konuda Sağlık Bakanlığı ile yakın temas içinde olduklarının altını çizen Altun, şunları kaydetti:</p>

<p><i>“Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla koordineli bir şekilde sağlık müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.”</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/kene-vakalari-icin-asi-gelistiriliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/kene-asisi.webp" type="image/jpeg" length="64953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Protein tozlarına talep arttı… Bebek mamalarının fiyatı uçtu]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/protein-tozlarina-talep-artti-bebek-mamalarinin-fiyati-uctu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/protein-tozlarina-talep-artti-bebek-mamalarinin-fiyati-uctu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Spor alışkanlıklarının ve spor beslenmelerinin talep görmesiyle beraber peynir altı suyu olan whey protein tozlarına dair talep arttı. Artan talep nedeniyle yükselen fiyatlar, bebek mama fiyatlarını yukarı doğru çekmeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda spor yapmaya dair talebin artmasıyla beraber spor temelli beslenme alışkanlığı da yaygınlaşmaya başladı. Hangi spor olursa olsun ‘protein’ bazlı beslenme çalışmaları ve ‘ne kadar çok protein o kadar iyi spor’ anlayışı sebebiyle “proteinmaxxing” trend oldu.</p>

<p>The Guardian'da yer alan habere göre; proteine olan talep sebebiyle bebek mama fiyatlarının artışa geçtiği belirtildi. Bebek mamalarının temel bileşenlerinden biri olan peynir altı suyu (whey proteini) son yıllarda artan talep dengesiyle karşı karşıya geldi. Spor yapanların spor türü fark etmeksizin kullandığı whey proteinine ve protein tozlarına olan talep arttı.</p>

<p>Küresel piyasa istihbarat platformu Expana, yüzde 80 saf protein içeren peynir altı suyu proteini konsantresinin metrik ton fiyatının Temmuz 2025’te 11 bin 733 Euro (10 bin 50 sterlin) olduğunu, bugün ise 25 bin 875 Euro'ya yükseldiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artan talep sebebiyle bebek mama üreticileri bebek mamalarının ham madde maliyetlerini karşılamakta zorlanmaya başladı. Britanya Ulusal İstatistik Ofisi’nin verilerine göre; bebek mamalarının fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 4,8 artışa geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/protein-tozlarina-talep-artti-bebek-mamalarinin-fiyati-uctu</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/08/1deb54ab845649ba8ef52b84193361c4.webp" type="image/jpeg" length="83315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[12 yıldır bir tane bile bulamadı… İki böbrek birden nakledildi]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/12-yildir-bir-tane-bile-bulamadi-iki-bobrek-birden-nakledildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/12-yildir-bir-tane-bile-bulamadi-iki-bobrek-birden-nakledildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de 12 yıldır böbrek yetmezliği tedavisi gören Can Çetin, 12 yılın sonunda iki böbreğe birden kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de 12 yıl önce rahatsızlığı sonrasında böbrek yetmezliği tanısı konan 43 yaşındaki Can Çetin, bir böbrek nakli beklerken Çetin’e iki böbrek birden nakledildi.</p>

<p>Matbaacı Çetin, diyalize bağlı yaşamında uzun yıllardır böbrek tedavisi görüyordu. Yıllar içinde dört defa hastaneye çağırılan Çetin, böbreklerin uyumlu olmadığı için geri dönmek zorunda kaldı.</p>

<p>Çetin, umutlarının tükendiği noktada iyi haberi aldı. Yaklaşık iki hafta önce hastaneye yeniden çağırılan Çetin, bir böbrek beklerken iki böbrek birden nakledildi.</p>

<h2>"12 YILDIR İZMİR DIŞINA ÇIKMADIM, SEYAHAT ETMEK İSTİYORUM"</h2>

<p>Çetin, yaşadıklarına dair, “Ameliyatın verdiği yorgunluk var. Sanki çok fazla koşmuş gibiyim ama her şey yolunda gidiyor. O enerjiyi hissediyorsun. Hastaneden ilk çıktığımda yapmak istediğim şey seyahat etmek. 12 yıldır hiçbir yere gitmedim, İzmir dışına çıkmadım. Su içmeyi çok özledim. Yani en büyük hasret bunlar. Uzakta akrabalarımıza gidemiyoruz diyaliz hep engel oluyordu bize. Haftanın 3 günü mecbur diyalize girmek zorundaydım. O yüzden şimdi seyahat düşünüyorum, bol bol gezeceğim” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İKİ BÖBREK ŞAKASI YAPIYORDUM, GERÇEK OLDU"</h2>

<p>İki böbrek birden nakledilmesine dair Çetin, "Akrabalarım dua ediyordu, ben ise 'ikiyi bekliyorum, 2 tane olsun ki sağlam olsun, bir tane de sorun olmasın' diyordum. Onu neden söylediğimi bilmiyordum ama öyle bir his vardı içimde. Espri yapıyordum gerçek oldu” ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"BİZİ ZORLAYAN BİR AMELİYATTI"</h2>

<p>Uzm. Dr. Işık Özgü, ameliyatla ilgili olarak, “Teknik olarak biraz daha bizi zorlayan bir ameliyattı ama şimdiye kadar problem yaşamadık. Hastamız gayet iyi, değerleri de hızla yükseliyor” dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/12-yildir-bir-tane-bile-bulamadi-iki-bobrek-birden-nakledildi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/image-484.png" type="image/jpeg" length="35223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsanlık dışı uygulama infial yarattı… Ağrı’da ‘kadın sünneti’ skandalı]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/insanlik-disi-uygulama-infial-yaratti-agrida-kadin-sunneti-skandali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/insanlik-disi-uygulama-infial-yaratti-agrida-kadin-sunneti-skandali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı’da Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı bir operatör doktor, ‘kadın sünneti’ yaptığına dair bir afiş paylaştı. Paylaşılan afiş sonrasında kamuoyunda sert tepkiler meydana geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı’da bir operatör doktorun sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım kentte infial yarattı.</p>

<h2>‘KADIN SÜNNETİ’ AFİŞİ PAYLAŞTI</h2>

<p>Ağrı’da kendi kliniği bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Operatör Dr. A.Ç., sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla ‘kadın sünneti’ yaptığını belirtti.</p>

<h2>KURUMLAR TEPKİ GÖSTERDİ</h2>

<p>A.Ç.’nin yapmış olduğu paylaşım sonrasında birçok kurum ve kuruluştan tepki geldi. Kadın platformları, insan hakları dernekleri ve tabipler birliği konuyla alakalı art arda açıklamalarda bulundu.</p>

<h2>KADINLARIN VE KIZ ÇOCUKLARININ YAŞAM HAKKI VE BEDEN BÜTÜNLÜĞÜNÜ HEDEF ALIYOR</h2>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) Kadın Komisyonu sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu ilanın açıkça suç teşkil ettiği belirtildi. Kadın sünnetinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından tıbbi geçerliliğinin olmadığı ve insan hakları ihlali olarak nitelendirildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, “İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadınların ve kız çocuklarının yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve temel haklarını hedef alan hiçbir uygulamanın normalleştirilmesine ya da meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz” ifadeleri yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TTB SORUŞTURMA BAŞLATTI</h2>

<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise sosyal medya hesabı üzerinden konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını dile getirdi.</p>

<h2>KADIN SÜNNETİ NEDİR?</h2>

<p>Kadınların dış genital organlarının kısmen veya tamamen kesilmesi ya da zarar verilmesiyle yapılan ve tıbbi hiçbir karşılığı olmayan bir yöntem. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF yapılan bu işlemleri insan hakları ihlali olarak nitelendiriyor. Coğrafi olarak en yaygın görüldüğü yerler Afrika (Somali, Mısır, Sudan, Gine, Cibuti, Mali, Etiyopya), Orta Doğu (Irak, Yemen) ve Güneydoğu Asya (Endonezya, Malezya) ülkeleridir. Bu işlem travmalar yaşatmasının yanı sıra; kanama, doğum komplikasyonları ve ölüm gibi geri dönüşü olmayan sonuçlara sebep olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>EYLÜL EMEK KILINÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/insanlik-disi-uygulama-infial-yaratti-agrida-kadin-sunneti-skandali</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/37462835-6.jpg" type="image/jpeg" length="41162"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman doktordan cilt kanseri uyarısı: Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram yok!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/uzman-doktordan-cilt-kanseri-uyarisi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/uzman-doktordan-cilt-kanseri-uyarisi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Selin Işık, toplumda yaygın olarak kabul gören "sağlıklı bronzlaşma" algısının gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Erken cilt yaşlanmasından deri kanserine kadar uzanan risklere dikkat çeken Işık, “Aslında bronz ten, cildin UV hasarına karşı geliştirdiği savunma mekanizmasıdır. Bu yüzden 'sağlıklı bronzlaşma' diye bir kavram yoktur” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bronz tenin aslında cildin güneş ışınlarına karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğunu aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı <strong>Dr. Selin Işık</strong>, toplumdaki ‘sağlıklı bronzlaşma’ kavramının da bir mit olduğunu dile getirerek uyarıda bulundu. Uzm. Dr. Selin Işık, “Bronzlaşma aslında cildin UV (ultraviyole) ışınlarına karşı geliştirdiği doğal bir savunma yanıtıdır. Güneşten gelen UV ışınları cilt hücrelerinin DNA'sında hasar oluşturduğunda, melanositler daha fazla melanin üretir. Melanin de bu hasarı bir miktar azaltmaya çalışır. <strong>Yani bronz ten, cildin ‘kendini korumaya çalıştığının’ bir göstergesidir. Bronzlaşma, cildin güneşten fayda gördüğünü değil, güneşe maruz kaldığını gösterir.</strong> Aslında bronz ten, cildin UV hasarına karşı geliştirdiği savunma mekanizmasıdır. <strong>Bu yüzden 'sağlıklı bronzlaşma' diye bir kavram yoktur”</strong> dedi.</p>

<p><img alt="Uzman doktordan cilt kanseri uyarısı: Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram yok!" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/07/selin-isik.JPG" width="1080" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“CİLT KANSERİ RİSKİNİ ARTIRIYOR”</h2>

<p>Güneşe maruz kalmanın kısa vadede getirdiği sorunların başında güneş yanığı olduğunu aktaran Uzm. Dr. Selin Işık, “Bunun dışında; <strong>ciltte lekelere, cilt yaşlanması, kırışıklık, kanser öncülü lezyonlara ve deri kanserine neden olabilir”</strong> dedi. UVA ve UVB’nin güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarının iki temel türü olduğunu ve cilde farklı şekillerde zarar verebildiğini dile getiren Uzm. Dr. Selin Işık, “UVA ışınlarının dalga boyu daha uzundur, cildin daha derin tabakalarına kadar ulaşır. Camdan geçebilir ve yıl boyunca benzer yoğunlukta bulunur. Başlıca erken cilt yaşlanması, kırışıklık, elastikiyet kaybı ve lekelenmeden sorumludur. <strong>Ayrıca DNA hasarına katkıda bulunarak cilt kanseri riskini artırır.</strong> UVB ışınlarının ise dalga boyu daha kısadır. Cildin üst tabakalarını etkiler. Camdan büyük oranda geçmez ve özellikle yaz aylarında ile öğle saatlerinde daha yoğundur. Güneş yanığının temel nedenidir. Aynı zamanda D vitamini sentezini başlatır; ancak fazla maruziyet DNA hasarına ve cilt kanseri riskinde artışa yol açabilir. <strong>Özetle söylemek gerekirse; UVA yaşlandırır, UVB yakar. Ama her ikisi de cilt kanseri riskini artırabilir”</strong> diye konuştu.</p>

<h2>“GÜNEŞ KREMİ DOĞRU KULLANILMALI”</h2>

<p>Güneş korumasında kullanılan yardımcılardan birinin güneş kremleri olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Selin Işık, güneş kremi seçerken ve de kullanırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. <strong>Güneş kremi kullanırken en sık yapılan hatalardan birinin az miktarda ve tazelemeden kullanım olduğunu dile getiren Dr. Selin Işık</strong>, “Güneş kreminin yeterli düzeyde koruma sağlaması için belli bir miktar kullanmak oldukça önemlidir. Bu da yüz ve boyun için iki parmak ünitesi dediğimiz ortalama 1-1.5 grama; tüm vücut için erişkin bir bireyde önerilen miktar yaklaşık 30–35 ml kadardır. Kimyasal filtre içeren güneş koruyucu dışarı çıkmadan 15–30 dakika önce uygulanmalı ve açık havada 2 saatte bir, ayrıca yüzme, yoğun terleme veya havluyla kurulanma sonrasında yeniden sürülmelidir” diye konuştu.</p>

<h2>“FİZİKSEL KORUNMA İHMAL EDİLMEMELİ”</h2>

<p>Güneşten korunmak için yalnızca güneş kreminin yeterli olmadığını aktaran Uzm. Dr. Selin Işık, “<strong>Güneşten korunmada daha önemli olan fiziksel korunmadır.</strong> Şapka, güneş gözlüğü, şemsiye, uzun kıyafetler ve gölgede durmak çok daha iyi bir koruyucudur” açıklamasını yaptı. Son olarak Uzm. Dr. Selin Işık, <strong>“Bronzlaşmak, güneşlenmek kendinize yapabileceğiniz en kötü şeylerden biridir. Hem cildinizi yaşlandırıyor hem cilt kanser riski oluşturuyorsunuz.</strong> O yüzden mutlaka hem fiziksel olarak güneşten korunun hem de güneş kreminizi sürün ve 2 saatte bir yenileyin” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MEDİCANA HASTANESİ BASIN BÜLTENİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/uzman-doktordan-cilt-kanseri-uyarisi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/kalici-bronzlasma-icin-ne-yapilmali.webp" type="image/jpeg" length="23123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ ve UNICEF raporu: Türkiye çocuk aşılamasında geride kaldı]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/dso-ve-unicef-raporu-turkiye-cocuk-asilamasinda-geride-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/dso-ve-unicef-raporu-turkiye-cocuk-asilamasinda-geride-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) yayımladığı son rapor, Avrupa Bölgesi'nde çocukların aşılanma oranlarında düşüş yaşandığını ortaya koydu. Rapora göre, 566 bin çocuk hiç aşı yaptırmazken, 258 bin çocuğun ise temel aşıları eksik kaldı. Türkiye, hiç aşı yaptırmayan çocukların en yoğun bulunduğu ülkeler arasında gösterildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ Avrupa Bölgesi'nde yer alan 53 ülkeyi kapsayan verilere göre, bulaşıcı hastalıklara karşı yeterli korumaya sahip olmayan çocuk sayısı 824 bine ulaştı. Bunların 566 binini hiç aşı yaptırmayan, 258 binini ise temel aşılarını tamamlamayan çocuklar oluşturdu.</p>

<h2>TÜRKİYE AŞI YAPTIRMAYAN ÇOCUK SAYISINDA ÖNE ÇIKTI</h2>

<p>Cumhuriyet’in haberine göre; raporda, hiç aşı yaptırmayan çocukların yarısından fazlasının Kazakistan, Türkiye, Birleşik Krallık ve Azerbaycan'da yaşadığı belirtildi. DSÖ Avrupa Bölgesi; Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Türkiye, Türkmenistan ve İsrail'i de kapsıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>TEMEL ÇOCUKLUK AŞILARINDA DÜŞÜŞ SÜRÜYOR</h2>

<p>Verilere göre, bebeklik döneminde uygulanan difteri, tetanos ve boğmaca (DTP) aşısının kapsayıcılık oranı 2024 yılında yüzde 94'e geriledi. Bu oran 2019'da yüzde 96 seviyesindeydi.</p>

<p>İlk doz kızamık aşısı yaptıran çocukların oranı ise yüzde 92 olarak kaydedildi. Böylece kızamık aşısında da 2019'daki yüzde 94'lük seviyenin gerisine düşüldü.</p>

<h2>HPV AŞISINDA HEDEFLERİN GERİSİNDE</h2>

<p>Raporda Almanya'da yaklaşık 21 bin çocuğun hiç aşı yaptırmadığı belirtilirken, özellikle İnsan Papilloma Virüsü (HPV) aşısının yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. Kız çocuklarında tam HPV aşılama oranının yüzde 55 olduğu, bu oranın bölge ortalamasının üzerinde bulunmasına rağmen yeterli seviyeye ulaşmadığı ifade edildi.</p>

<h2>DSÖ’DEN YANLIŞ BİLGİ VE ERİŞİM ENGELİ UYARISI</h2>

<p>DSÖ, bazı ülkelerde aşılama oranlarının düşmesinde çatışmalar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksaklıklar, uluslararası finansman kaynaklarındaki azalma ve aşı karşıtı yanlış bilgilerin yayılmasının etkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise aşıların halk sağlığı açısından kritik önem taşıdığını belirterek, "Aşılar son 50 yılda 150 milyondan fazla insanın hayatını kurtardı." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/dso-ve-unicef-raporu-turkiye-cocuk-asilamasinda-geride-kaldi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/asi-1625176.jpg" type="image/jpeg" length="20027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın en büyük tehlikelerinden biri… Güneş yanığına ilk müdahale nasıl olmalı?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/yazin-en-buyuk-tehlikelerinden-biri-gunes-yanigina-ilk-mudahale-nasil-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/yazin-en-buyuk-tehlikelerinden-biri-gunes-yanigina-ilk-mudahale-nasil-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminde uzun süre güneşe maruz kalmak ciltte ağrı, kızarıklık ve ciddi hasarlara yol açabiliyor. Uzmanlar ise güneş yanığında ilk müdahalenin iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Peki, kimler daha fazla risk altındadır ve ilk müdahale nasıl yapılmalıdır? İz Gazete okurları için derledik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında uzun süre güneş altında kalmak, güneş yanığına sebep olabilir.</p>

<p>Ciltte ağrı, kızarıklıkla kendini gösteren güneş yanıklarına karşı uzmanlar uyarıyor. Güneş yanığına ilk müdahalenin doğru ve bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğinin altı çiziliyor.</p>

<p>Özellikle risk grubunda yer alan kişilerin güneşten korunma önlemlerine dikkat etmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>Peki güneş yanığı neden oluşur, kimler daha fazla risk altındadır ve ilk müdahale nasıl yapılmalıdır?</strong></p>

<p><img alt="Güneş Yaniği" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/07/gunes-yanigi.jpg" width="1613" /></p>

<h2>GÜNEŞ YANIĞI NEDİR, NEDEN OLUR?</h2>

<p>Güneş yanığı, cildin güneşe veya diğer ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun bir şekilde maruz kalınmasına vücudun verdiği reaksiyon ile oluşan cilt yanığı çeşididir.</p>

<p>Yapay kaynaklardan ya da güneş ışığından gelen UV ışınlarına maruz kalınmasından dolayı oluşan güneş yanığı, ciltte ağrıya ve kızarıklıklara sebep olur.</p>

<p><img alt="Güee" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/07/guee.jpg" width="1278" /></p>

<h2>RİSKLİ GRUPLAR HANGİLERİ?</h2>

<p>· Beyaz ten ve kızıl saçlı olanlar</p>

<p>· Güneş yanığı geçmişi olan kişiler</p>

<p>· Yoğun güneşli bir yerde yaşamak veya tatil yapmak</p>

<p>· Açık havada çalışanlar</p>

<p>· Sık sık spor yapıp açık havada yüzenler</p>

<h2>GÜNEŞ YANIĞINA KARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?</h2>

<p><i>Memorial’in aktardığı bilgilere göre; </i>güneş yanığından korunmak için şunlara dikkat edilmeli:</p>

<p>· Her gün güneş koruyucu sürün.</p>

<p>· UV ışınlarının en yoğun olduğu 10.00 ila 16.00 saatleri arasında güneşten olabildiğince kaçının.</p>

<p>· Bebekleri ve küçük çocukları şapka, kol ve bacakları hafif kapatan giysilerle güneşten korumaya çalışın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>· Güneş kremine alternatif olarak şemsiye de kullanın.</p>

<p>· Dış mekanlarda güneş gözlüğü takmaya özen gösterin.</p>

<p>· Düzenli kullandığınız ilaçlarını varsa mutlaka doktorunuzla konuşun. Bazı antidepresan, antibiyotik ve diyabet ilaçları cildinizi güneşe karşı daha hassas hale getirebilir.</p>

<p>· Cilt kanserinden korunmak için yıllık bir şekilde dermatolog kontrollerinizi ihmal etmeyin.</p>

<p><img alt="Yazın en büyük tehlikelerinden biri… Güneş yanığına ilk müdahale nasıl olmalı?-3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/07/gunes-yans.jpg" width="1390" /></p>

<h2>GÜNEŞ YANIĞINA İLK MÜDAHALE NASIL OLMALI?</h2>

<p>Güneş yanığına ilk müdahale cilt sağlığı için kritik önem taşıyor. Cilt dokusunun zarar görmesini engellemek ve iyileşmeyi hızlandırmak açısından uzmanlar bilinçli olma konusunda uyarıyor.</p>

<p><i>Acıbadem.com’da yer alan uzman bilgilerine göre;</i> Yanık bölgesinin serinletilmesi için soğuk su uygulaması, ciltteki yangını azaltma konusunda etkili bir ilk müdahale yöntemi.</p>

<p>Aloe vera gibi doğal içerikli nemlendiricilerin iyileşme sürecini desteklediği ve rahatlama sağladığı belirtiliyor. Aşırı sıcak duş, parfümlü ürünler ve sert sabunlardan kaçınmak gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Yanık bölgesinin güneşle temas etmemesinin önemine ve pamuklu, bol giysilerin tercih edilmesine dikkat çekiliyor.</p>

<p><strong>Uzmanlara göre ilk müdahale yöntemleri sırasıyla şöyle:</strong></p>

<p>· Yanık bölgesini soğuk suyla 10-15 dakika boyunca yıkayın.</p>

<p>· Yanığın şiddetini azaltmak için soğuk kompres uygulayın.</p>

<p>· Cildin nemini korumak amacıyla hafif bir nemlendirici krem sürün.</p>

<p>· Şişlik veya iltihaplanmayı önlemek için ağızdan alınan ağrı kesiciler kullanın.</p>

<p>· Güneş yanığı olan bölgeleri gevşek ve hafif giysilerle örtün.</p>

<p>· Güneş yanığının daha fazla zarar vermesini önlemek için güneşten sakının.</p>

<p>· Bol su içerek vücudun sıvı dengesini sağlayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/yazin-en-buyuk-tehlikelerinden-biri-gunes-yanigina-ilk-mudahale-nasil-olmali</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/guensss.jpg" type="image/jpeg" length="89961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danla Bilic’in estetik hayali kabusa döndü: Aquafilling nedir, hangi riskleri taşıyor?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/danla-bilicin-estetik-hayali-kabusa-dondu-aquafilling-nedir-hangi-riskleri-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/danla-bilicin-estetik-hayali-kabusa-dondu-aquafilling-nedir-hangi-riskleri-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danla Bilic, Aquafilling kalça dolgusu nedeniyle adeta kâbusu yaşıyor. Bilic’in yeniden ameliyata alındığı ve durumunun ağır olduğu iddia edildi. Peki Aquafilling nedir, hangi riskleri taşıyor ve vücuttan tamamen çıkarılabiliyor mu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal medya fenomeni Danla Bilic</strong>, dört yıl önce yaptırdığı <strong>Aquafilling </strong>kalça dolgusu nedeniyle defalarca ameliyat masasına yattı. Son olarak Danla Bilic'in yeniden hastaneye kaldırıldığı ve acil ameliyata alınacağı iddiası magazin gündemine oturdu.</p>

<p>Danla Bilic daha önce yaptığı açıklamalarda, kendisine enjekte edilen bu dolgu maddesinin zamanla bulunduğu bölgede kalmayarak farklı dokulara yayıldığını ve hayatını adeta kabusa çevirdiğini anlatmıştı.</p>

<p>Aquafilling maddesinin zamanla kalça bölgesinden çıkarak bacaklarına, sırtına ve kaburgalarına kadar ilerlediğini açıklayan Bilic, sevenlerini kesin bir dille bu dolguyu yaptırmama konusunda uyarmıştı.</p>

<p>Bilic'in yeniden ameliyat olmasıyla Aquafilling uygulaması yeniden gündeme geldi.</p>

<h2>AQUAFİLLİNG DOLGUSU NEDİR?</h2>

<p>Aquafilling, <strong>kalça </strong>ve vücut şekillendirme amacıyla kullanılan sentetik dolgu maddelerinden biri.</p>

<p>Söz konusu madde, bir dönem popüler hâle gelmişti.</p>

<p>Vücudun belirli bölgelerine hacim kazandırmak amacıyla geliştirilen jel bazlı bir dolgu uygulaması olan Aquafilling, meme ve kalça büyütme işlemlerinde sıkça tercih ediliyor.</p>

<p>Cerrahi operasyon gerektirmemesi ve kısa sürede sonuç vermesi nedeniyle bir dönem estetik uygulamalar arasında yaygın cerrahi operasyon gerektirmemesi ve kısa sürede sonuç vermesi nedeniyle bir dönem estetik uygulamalar arasında yaygın olarak kullanıldığı biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Danla Bilic’in estetik hayali kabusa döndü: Aquafilling nedir, hangi riskleri taşıyor?-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://izgazetenet.teimg.com/izgazete-net/uploads/2026/07/dalksks.jpg" width="1280" /></p>

<h2>AQUAFİLLİNG DOLGUSUNUN RİSKLERİ</h2>

<p>Uzmanlara göre bu uygulamada en önemli sorunlardan biri, dolgu maddesinin zamanla uygulandığı bölgeden farklı dokulara hareket etmesi.</p>

<p>Olası komplikasyonlar arasında ise şunlar yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>Enfeksiyon</li>
 <li>Kronik ağrı</li>
 <li>Doku sertleşmesi</li>
 <li>Şekil bozuklukları</li>
 <li>Kist oluşumu</li>
 <li>İltihaplanma</li>
 <li>Bağışıklık sistemi reaksiyonları</li>
</ul>

<h2>DOLGU MADDESİ VÜCUTTAN TAMAMEN ÇIKARILABİLİYOR MU?</h2>

<p>Aquafilling dolgusunu eriterek tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yönteminin henüz olmadığı uzmanlar tarafından ifade ediliyor. Herhangi bir komplikasyon geliştiğinde cerrahi müdahale yapılıyor.</p>

<h2>AQUAFİLLİNG YASAK MI?</h2>

<p>Güven vermeyen bu uygulama bazı ülkelerde kısıtlandı. Aquafilling olarak bilinen poliakrilamid dolgular Türkiye’de 2022’den beri yasaklandı.</p>

<p>Daha önce Hürriyet’e verdiği röportajda bu konuya değinen<strong> Doç. Dr. Can İlker Demir,</strong> “İşlemi yalnızca plastik cerrah, dermotolog ve sağlık bakanlığı tarafından onaylanmış sertifika sahibi medikal estetik doktorları uygulayabiliyor” ifadelerini kullanmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/danla-bilicin-estetik-hayali-kabusa-dondu-aquafilling-nedir-hangi-riskleri-tasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/danla-iclid.jpg" type="image/jpeg" length="79012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin yiyen amip nedir? Beyin yiyen amip bulaşıcı mıdır? Beyin yiyen amip nerede bulaşır?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/beyin-yiyen-amip-nedir-beyin-yiyen-amip-bulasici-midir-beyin-yiyen-amip-nerede-bulasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/beyin-yiyen-amip-nedir-beyin-yiyen-amip-bulasici-midir-beyin-yiyen-amip-nerede-bulasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kosta Rika'da tatil yapan 11 yaşındaki Jordan Smelski, soğal sıcak sularda yüzdükten birkaç gün sonra başlayan şiddetli baş ağrısı, kusma, bilinç bulanıklığı ve halüsinasyonlar kısa sürede ölümcül bir beyin enfeksiyonuna dönüştü. Halk arasında 'beyin yiyen amip'  olarak bilinen Naegleria fowleri nedeniyle yaşamını yitirdiği tespit edilirken kısa sürede gündem oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'Beyin yiyen amip' olarak bilinen <strong>Naegleria fowleri</strong>, mikroskobik tek hücreli bir amiptir. Halk arasında "beyni yiyen canlı" olarak anılsa da aslında beyin dokusunu fiziksel olarak tüketmez. Beyne ulaştığında oluşturduğu şiddetli iltihaplanma ve doku hasarı nedeniyle bu isimle anılır.</p>

<p>Amip, insanlarda <strong>Primer Amebik Meningoensefalit (PAM)</strong> adı verilen çok nadir ancak son derece ölümcül bir enfeksiyona neden olur. Hastalık, beyin ve beyin zarlarının hızla iltihaplanmasına yol açar.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre hastalık oldukça nadir görülse de ölüm oranı son derece yüksektir. Tanı konulmasının güç olması nedeniyle tedaviye çoğu zaman geç başlanabilmektedir.</p>

<p><strong>İlk belirtiler genellikle enfeksiyondan 1 ila 12 gün sonra ortaya çıkar. Belirtiler arasında şunlar yer alır:</strong></p>

<p>Şiddetli baş ağrısı<br />
Yüksek ateş<br />
Mide bulantısı<br />
Kusma<br />
Boyun tutulması<br />
Işığa hassasiyet<br />
Bilinç bulanıklığı<br />
Halüsinasyon<br />
Nöbet<br />
Koma</p>

<p>Hastalığın seyri oldukça hızlıdır ve belirtilerin başlamasının ardından hastalar birkaç gün içinde yaşamını kaybedebilir.</p>

<h2>BEYİN YİYEN AMİP NEDEN OLUR?</h2>

<p>Naegleria fowleri enfeksiyonu, kirli suyun <strong>burundan içeri girmesi</strong> sonucu meydana gelir. En önemli nokta ise enfeksiyonun <strong>su içmekle bulaşmamasıdır.</strong></p>

<p>Amip yalnızca burun yolundan girerek koku siniri boyunca ilerler ve doğrudan beyin dokusuna ulaşabilir.</p>

<p>Risk oluşturan durumlar şunlardır:</p>

<p>Sıcak tatlı su göllerinde yüzmek</p>

<p>Doğal sıcak su kaynaklarında bulunmak</p>

<p>Kaplıcalarda suyun buruna kaçması</p>

<p>Bakımsız veya yeterince klorlanmamış havuzlarda yüzmek</p>

<p>Su sporları sırasında suyun burundan yüksek basınçla girmesi</p>

<p>Kirli su oyun alanlarında bulunmak</p>

<p>Jordan Smelski vakasında da ailesinin aktardığına göre çocuk, Kosta Rika'daki doğal sıcak su kaynağında saatlerce su kaydıraklarında vakit geçirdi. Eve döndükten kısa süre sonra başlayan belirtiler hızla ağırlaştı ve yapılan incelemelerde ölüm nedeninin PAM olduğu belirlendi.</p>

<p>Uzmanlar özellikle suya balıklama atlama, su kayağı, wakeboard ve benzeri aktivitelerde buruna yoğun miktarda su kaçmasının riski artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Enfeksiyon;</p>

<p>İnsan insana bulaşmaz.</p>

<p>İçme suyuyla bulaşmaz.</p>

<p>Gıdalarla bulaşmaz.</p>

<p>Havadan bulaşmaz.</p>

<p><strong>BEYİN YİYEN AMİP HANGİ ÜLKELERDE GÖRÜLÜYOR?</strong></p>

<p>Naegleria fowleri dünyanın birçok bölgesinde tespit edilmiş olsa da daha çok sıcak iklime sahip ülkelerde görülüyor.</p>

<p>1962-2023 yıllarını kapsayan bilimsel incelemelerde bildirilen vakaların büyük bölümü şu ülkelerde kaydedildi:</p>

<p>ABD</p>

<p>Pakistan</p>

<p>Avustralya</p>

<p>Hindistan</p>

<p>Tayland</p>

<p>Meksika</p>

<p>Kosta Rika</p>

<p>Son yıllarda daha önce riskli kabul edilmeyen bazı bölgelerde de vakalar bildirildi. Bunlar arasında;</p>

<p>Slovakya</p>

<p>İtalya</p>

<p>Belçika</p>

<p>Tayvan</p>

<p>ABD'nin Minnesota gibi kuzey eyaletleri</p>

<p>yer alıyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre bunun en önemli nedenlerinden biri küresel iklim değişikliğiyle birlikte göl ve nehir sularının sıcaklığının artması.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca vaka sayılarındaki artışın yalnızca yayılımdan değil, gelişen laboratuvar yöntemleri sayesinde enfeksiyonların daha doğru teşhis edilmesinden de kaynaklandığını belirtiyor.</p>

<p>Hindistan'ın Kerala eyaletinde son yıllarda bildirilen vakalar ise araştırmacılar tarafından yakından takip ediliyor. Bölgede uygulanan erken tanı ve standart tedavi protokollerinin sağ kalım oranlarını artırdığı bildiriliyor.</p>

<h2>BEYİN YİYEN AMİP TUZLU SUDA YAŞAR MI?</h2>

<p>Naegleria fowleri doğal olarak tuzlu deniz suyunda yaşayamaz.</p>

<p>Bilimsel araştırmalara göre bu amip;</p>

<p>Tatlı suları tercih eder.</p>

<p>Ilık ve sıcak sularda çoğalır.</p>

<p>Yaklaşık 25-46 derece sıcaklık aralığında aktif hale gelir.</p>

<p>Yüksek tuzluluk oranına sahip sularda yaşamını sürdüremez.</p>

<p>Bu nedenle denizler ve okyanuslar, göl ve sıcak su kaynaklarına kıyasla çok daha düşük risk taşır.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, tatlı su ile deniz suyunun karıştığı düşük tuzluluk bölgelerinde farklı mikroorganizmaların bulunabileceğini, bu nedenle su kalitesinin her zaman dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>BEYİN YİYEN AMİP DENİZDE OLUR MU?</h2>

<p>Genel olarak hayır.</p>

<p>Naegleria fowleri denizlerde yaygın olarak yaşayan bir organizma değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel veriler, enfeksiyonların neredeyse tamamının;</p>

<p>Tatlı su göllerinde</p>

<p>Nehirlerde</p>

<p>Doğal sıcak su kaynaklarında</p>

<p>Kaplıcalarda</p>

<p>Bakımsız havuzlarda</p>

<p>Yeterince dezenfekte edilmemiş su parklarında meydana geldiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle denizde yüzmek, sıcak tatlı sularda yüzmeye göre çok daha düşük risk taşıyor.</p>

<p>Uzmanlar özellikle yaz aylarında uzun süre güneş altında kalan küçük tatlı su göletleri ile su seviyesinin düştüğü göllerde daha dikkatli olunmasını öneriyor.</p>

<h2>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKİ ARTIRIYOR MU?</h2>

<p>Bilim insanlarının üzerinde durduğu en önemli konulardan biri iklim değişikliği.</p>

<p>Artan hava sıcaklıkları nedeniyle göller ve nehirler daha uzun süre yüksek sıcaklıklarda kalıyor. Bu durum Naegleria fowleri için daha uygun yaşam alanları oluşturuyor.</p>

<p>Kent Üniversitesi Moleküler Parazitoloji Uzmanı Dr. Anastasios Tsaousis, gelecekte daha fazla ülkede yeni vakaların görülebileceğini değerlendirirken, su sıcaklığındaki artışın amibin çoğalmasını kolaylaştırdığını ifade ediyor.</p>

<p>Uzmanlara göre özellikle yaz aylarında sıcak tatlı sularda yapılan su sporları sırasında alınacak basit önlemler riski azaltabiliyor.</p>

<h2>ÇOCUKLAR NEDEN DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Araştırmalar, çocukların ve gençlerin enfeksiyona yakalanma olasılığının yetişkinlere göre daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Bunun başlıca nedenleri şunlar:</p>

<p>Yaz aylarında daha uzun süre suda vakit geçirmeleri</p>

<p>Suya daha sık dalış yapmaları</p>

<p>Buruna daha fazla su kaçması</p>

<p>Burun ile beyin arasındaki anatomik yapının enfeksiyona daha elverişli olabileceğine yönelik bilimsel değerlendirmeler</p>

<p>Bu nedenle uzmanlar özellikle çocukların sıcak tatlı sularda oynarken daha dikkatli olunmasını tavsiye ediyor.</p>

<h2>TEDAVİSİ VAR MI?</h2>

<p>Primer Amebik Meningoensefalit (PAM) enfeksiyonunda erken tanı hayat kurtarıcı olabiliyor.</p>

<p>Tedavide çeşitli antiparaziter ilaçlar, antifungal tedaviler, antibiyotikler ve beyin ödemini azaltmaya yönelik yoğun bakım uygulamaları birlikte kullanılabiliyor.</p>

<p>Son yıllarda özellikle Hindistan'ın Kerala eyaletinde uygulanan erken teşhis ve standartlaştırılmış tedavi yaklaşımlarının geçmiş yıllara kıyasla daha başarılı sonuçlar verdiği bildirildi. Bu gelişme, hastalığın her zaman tedavi edilemez olmadığı yönündeki bilimsel değerlendirmeleri güçlendirse de uzmanlar, hastalığın hâlâ çok yüksek ölüm oranına sahip olduğunun altını çiziyor.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/beyin-yiyen-amip-nedir-beyin-yiyen-amip-bulasici-midir-beyin-yiyen-amip-nerede-bulasir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/beyin-yiyen-amip.webp" type="image/jpeg" length="38585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları açıkladı: Uyku borcu hafta sonu kapanmaz!]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/bilim-insanlari-acikladi-uyku-borcu-hafta-sonu-kapanmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/bilim-insanlari-acikladi-uyku-borcu-hafta-sonu-kapanmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hafta içi yoğun iş temposu nedeniyle geceleri birkaç saat eksik uyuyup, hafta sonu uzun süre uyuyarak bunu telafi etmeye çalışan milyonlara bilim insanlarından kötü haber geldi. Hafta sonu yapılan "uyku telafisinin" bazı faydalar sağlayabileceğini ancak hafta boyunca biriken uyku borcunu tamamen kapatmadığını belirten uzmanlar, “En sağlıklı yöntem, her gün düzenli ve yeterli uyumak” uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmalar, hafta sonu yapılan <strong>"uyku telafisinin"</strong> bazı faydalar sağlayabileceğini ancak hafta boyunca biriken uyku borcunu tamamen kapatmadığını gösteriyor. <strong>Uzmanlara göre en sağlıklı yöntem, her gün düzenli ve yeterli uyumak.</strong></p>

<h2>“UYKUSUZLUĞUN ETKİLERİ TAMAMEN ORTADAN KALKMAZ”</h2>

<p>BirGün’ün haberine göre, Springer Nature tarafından yayımlanan hakemli bilim dergisi <strong>Sleep and Breathing</strong>'de yayımlanan kapsamlı bir derleme, hafta sonu yapılan <strong>"telafi uykusunun" kısa vadede bazı yararlar sağladığını ancak kronik uykusuzluğun etkilerini tamamen ortadan kaldırmadığını ortaya koydu.</strong> Araştırmacılar, bugüne kadar yayımlanan epidemiyolojik, klinik ve deneysel çalışmaları birlikte değerlendirerek uyku telafisinin sağlık üzerindeki etkilerini inceledi.</p>

<h2>“İKİ GÜN UZUN UYKU YETERLİ DEĞİL”</h2>

<p>Çalışmaya göre hafta sonu biraz daha uzun uyumak, özellikle hafta içi düzenli olarak yetersiz uyuyan kişilerde yorgunluğu azaltabiliyor, ruh halini iyileştirebiliyor ve dikkat ile bilişsel performansta geçici bir toparlanma sağlayabiliyor. <strong>Araştırmacılar, beynin kısa vadede uyku borcunun bir bölümünü telafi edebildiğini ancak bunun sınırlı bir etki yarattığını vurguluyor.</strong> Kronik uyku yoksunluğunun etkilerinin yalnızca iki gecelik uzun uykuyla ortadan kalkmadığı konusunda uyarılarda bulunan uzmanlara göre, hafta boyunca biriken uyku eksikliği; bağışıklık sistemi, metabolizma, hormon dengesi ve beynin çalışma biçimi üzerinde kalıcı etkiler bırakabiliyor. Hafta sonu yapılan telafi uykusu ise bu etkilerin yalnızca bir bölümünü düzeltebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“SOSYAL JET LAG RİSKİNİ ARTIRIYOR “</h2>

<p>Bazı araştırmalar, hafta sonu yapılan makul düzeyde telafi uykusunun önemli yararlar sağlayabileceğini gösterse de çok uzun süre uyumanın da her zaman faydalı olmadığını ortaya koydu. 2026 yılında Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanan ve 326 binden fazla kişinin verilerini bir araya getiren bir çalışma, hafta sonu telafi uykusunun yalnızca gerçekten uyku borcu bulunan kişilerde yararlı olabileceğini ortaya koydu. <strong>Düzenli olarak yeterince uyuyan kişilerin hafta sonu gereğinden fazla uyuması ise biyolojik saatin bozulmasına ve kan şekeri kontrolünün olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor.</strong> Benzer şekilde bazı çalışmalar, hafta sonları çok geç yatıp çok geç kalkmanın "sosyal jet lag" olarak adlandırılan biyolojik ritim bozukluğunu artırabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/bilim-insanlari-acikladi-uyku-borcu-hafta-sonu-kapanmaz</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/uykusuzluk-uykusuzluk-iz-gazete.jpg" type="image/jpeg" length="68408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanlarından yeni keşif... Kas kaybetmeden yağ yakmak mümkün mü?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/bilim-insanlarindan-yeni-kesif-kas-kaybetmeden-yag-yakmak-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/bilim-insanlarindan-yeni-kesif-kas-kaybetmeden-yag-yakmak-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, kilo verirken kas kütlesini koruyup yağ yakımını artırabilecek yeni bir biyolojik mekanizma keşfetti. Araştırmada, MTCH2 adı verilen proteinin etkisinin azaltılmasının hücrelerin daha fazla yağ yakmasını sağladığı ve yeni yağ hücrelerinin oluşumunu zorlaştırdığı belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kilo verirken kas kütlesini koruyup yağ yakımını artırabilecek yeni bir biyolojik mekanizma keşfedildi. Araştırmada, MTCH2 adı verilen proteinin etkisinin azaltılmasının hücrelerin daha fazla yağ yakmasını sağladığı ve yeni yağ hücrelerinin oluşumunu zorlaştırdığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KAS KAYBETMEDEN YAĞ YAKMAK MÜMKÜN MÜ?</h2>

<p>Araştırmayı yürüten ekip, daha önce fareler üzerinde elde edilen bulguları bu kez insan hücrelerinde de doğruladı. MTCH2 proteininin baskılanmasıyla hücrelerin enerji yetersizliği varmış gibi davranmaya başladığı, bu nedenle yağ, karbonhidrat ve aminoasitleri daha yoğun şekilde enerji üretiminde kullandığı tespit edildi.</p>

<p>Çalışmada ayrıca MTCH2 proteini devre dışı bırakılan öncü yağ hücrelerinin olgun yağ hücrelerine dönüşmekte zorlandığı görüldü. Araştırmacılar, bu durumun yalnızca mevcut yağların yakılmasını değil, yeni yağ depolanmasının da önüne geçebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bilim insanları, günümüzde kullanılan bazı zayıflama tedavilerinde görülen kas kaybının önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, MTCH2'yi hedef alan yeni ilaçların hem yağ yakımını artırıp hem de kas kütlesini koruyabilecek bir seçenek sunabileceğini belirtti.</p>

<p>Ancak uzmanlar, araştırmanın henüz deneysel aşamada olduğunu ve bu proteini hedefleyen bir tedavinin insanlar için güvenli ve etkili olduğunun söylenebilmesi için kapsamlı klinik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/bilim-insanlarindan-yeni-kesif-kas-kaybetmeden-yag-yakmak-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/kilo-kaybooo.webp" type="image/jpeg" length="62150"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklara karşı bakanlıktan açıklama: Nelere dikkat edilmeli?]]></title>
      <link>https://www.izgazete.net/sicaklara-karsi-bakanliktan-aciklama-nelere-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izgazete.net/sicaklara-karsi-bakanliktan-aciklama-nelere-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, yaz sıcaklarının etkisinin artmasıyla beraber dikkat edilmesi yönünde önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının devam etmesiyle beraber sıcaklıklar her geçen gün daha yorucu ve bunaltıcı hale geliyor. Sağlık Bakanlığı, yaz aylarında dikkat edilmesi gerekenlere dair açıklamalarda bulundu.</p>

<h2>SIVI VE MİNERAL KAYBIYLA BAYILMALAR YAŞANABİLİR</h2>

<p>Habertürk’ün haberine göre; bakanlıktan yapılan açıklamada, yaz aylarında yaşanabilecek sıvı ve mineral kayıplarına dikkat çekildi. Açıklamada, “Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem nedeniyle vücut ısısı yükselmekte, metabolizma bu duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcak havaların etkisiyle artan terleme sonucunda başta sıvı olmak üzere mineral kayıpları yaşanabilmekte; buna bağlı olarak bayılma hissi, bulantı ve baş dönmesi gibi sağlık sorunları görülebilmektedir” denildi.</p>

<h2>DENGELİ BESLENME ALIŞKANLIKLARI SÜRDÜRÜLMELİ</h2>

<p>Özellikle kronik hastalığı bulunanlar, 65 ve üstü bireyler, küçük çocuklar ve hamilelerin dikkatli olması yönünde yapılan uyarıda “Kronik hastalığı bulunan kişiler, küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hamileler ve açık alanda çalışanlar sıcaklık değişimlerinden daha fazla etkilenmektedir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi, yeterli sıvı tüketiminin sağlanması ve besin güvenliği kurallarına uyulması, sağlığın korunması açısından önem taşımaktadır” ifadeleri kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SU İÇMEK İÇİN SUSAMAYI BEKLEMEYİN</h2>

<p>Su içmenin önemine değinilen açıklamada, “Su içmek için susama beklenmemelidir. Günlük su ihtiyacı, vücut ağırlığının her kilogramı için yaklaşık 35 mL olarak hesaplanabilmekte, bu miktar yetişkin bir birey için ortalama 2,5-3 litre su tüketimine karşılık gelmektedir. Sıvı ihtiyacının karşılanmasında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine yarım yağlı süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir” denildi.</p>

<h2>BOL VE AÇIK RENKLİ GİYSİLER TERCİH EDİLMELİ</h2>

<p>Giyilen kıyafetler konusunda dikkatli olunması gerektiği belirtilirken son olarak şunlar söylendi:</p>

<p>Ayrıca yaz aylarında egzersiz yapan bireylerin, egzersiz sırasında kaybedilen sıvının yerine konulması amacıyla yeterli miktarda su tüketmeleri önerilmektedir. Aşırı sıcaklardan korunmak amacıyla bol, hafif ve açık renkli giysiler tercih edilmeli, serinlemek için ılık duş yapılmalı, sıcağa bağlı hastalık belirtileri hissedildiğinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır. Yaşamın her döneminde olduğu gibi yaz aylarında da yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunmasının temelini oluşturmaktadır. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzelere yer verilmeli, kafein içeren içecekler yerine yarım yağlı süt, meyve suyu ile ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.izgazete.net/sicaklara-karsi-bakanliktan-aciklama-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izgazetenet.teimg.com/crop/1280x720/izgazete-net/uploads/2026/07/sicak-hava-aa-1569857.jpg" type="image/jpeg" length="81710"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
