Zeynep Altıok: ‘İktidar süreci yönetemiyor, bilime kulağını tıkamış’

Önceki Dönem CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, AKP iktidarının Koronavirüs sürecini yönetemediğine yönelik değerlendirmede bulunarak, “Süreç bilim adamlarının deneyim ve bilgileriyle yönetilmeliydi. Olağanüstü bir fırsatçılık var” dedi.

POLİTİKA 17.04.2020, 21:30 17.04.2020, 21:57

Önceki Dönem CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, İz Web Tv'de yayınlanan ‘Ümit Kartal ile Potkal’ programının konuğu oldu. Ülke gündemine dair önemli açıklamalar yapan Altıok, virüs salgını sürecinde AKP iktidarının yönetimini eleştirerek, CHP’li belediyelerin kendi görev alanlarının dışında da bir hizmet verdiklerinin altını çizdi.

‘KAYNAK YARATANIN ÖNÜNÜ KESİYOR’

Salgın sürecinde CHP’li belediyelerin yaptığı çalışmalara kısıtlamalar getirilmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Altıok, “Salgın öncesinde de 31 Mart sürecinde sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerlerdeki insanların daha mutlu olduğunu ve eşit hizmete erişebildiklerini istatistiklerden görüyorduk. 31 Mart ile birlikte yeni bir kapı açıldı. Korana yokken de belediyelerin yetkilerinin kısıtlanması da oldu. Böyle sıkıntılı süreçlerde dezavantajlı kesimler en çok zarar görenlerdir. Bu sadece bizim ülkemiz içinde geçerli değildir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde insanlar olumsuzlukları deneyimlemeye başlıyorlar. Bu noktada kendisine hizmet eden ve etmeyen daha görünür oluyor. İktidar bu durumdan çok rahatsız. CHP’nin iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum. Devletin yapması gereken ama yapmadığı alanda kendi görev alanlarının dışında da bir hizmet veriyorlar. Sağlık çalışanlarının kendi hijyenlerini koruyacak malzemeleri bile ceplerinden temin ettikleri bir sürecin içerisindeyken onlara el uzatan yerel yönetimlerimiz oldu. İktidar kendisinin yaratacağı kaynağı öngörmek yerine, kaynak yaratanın önünü kesen bir anlayışta . Çünkü bu kaynaklar yapıldığında belediyeler prim yapacak. Kötü yönettiği süreçte insanların görüş değiştirmesi ve oy kaybı olarak bakmasıdır. Kötü yönetilen bir ekonomiyle birlikte bu krizden sağlıklı çıkma ihtimalinin az olması. Tüm bunların geri dönüşünü düşünen iktidar, kime fayda sağlayacağını öngördüğünün önünü keserek, bunu engellemektedir.” dedi.

‘EN MAĞDUR HALDE OLAN EMEKÇİ’

CHP'li Altıok, geçen hafta İçişleri Bakanı’nın istifasını ve siyasi iktidarın salgını yönetme sürecini eleştirerek, “İktidar süreci yönetmiyor. Bu kadar plansızlık,öngörüsüzlük olamaz. Sağlıkla ilgili alınan önlemler en baştan yanlış. Umreden gelen vatandaşların memleketin her yerine ulaştığı süreçten, karantinaya alındıktan sonra polislerle yaşadıkları olaylar, sınırlardaki insan geçişinin de mültecilerin kontrolsüzce bırakılmasında kim bilir kaç Korona vakası girdi. Bir haftalık sessizlikten sonra dua edin sabredin açıklamaları gelmişti. Sağlıkla ilintisi olmayan bir süreç yaşadık. Bilime kulak tıkamış kendini tevekküle emanet eden bir anlayıştır. Bu işin ekonomiye katkısı da tartışılır. Bütün sürecin bilim adamlarının deneyim ve bilgileriyle yönetilmeliydi.Olağanüstü bir fırsatçılık var. Salda Gölü talan ediliyor, Kanal İstanbul online ihaleyle yapılması, emekçi en mağdur haldeyken VIP namazları kılınıyor. Virüsün çıkış noktasında insanoğlunun doğayı bilinçsizce kullanışıyla açığa çıkan durumun iyileştirilmesine yönelik adımlar atılması yerine daha da beter hale gelmesi sağlanmıştır.” açıklamasında bulundu.

‘DÜŞÜNCE VE GAZETECİLİK YASAK’

Önceki Dönem CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı gündemde yer alan Ceza İnfaz Yasası’na dair iktidarın kendisine fırsatçılık yaratmaya çalıştığını söyleyerek, “Yasanın görüşülürken, meclisteki temsil sayısından endişe duyuyorum. Her koşuldan kendine fırsat yaratmaya kendine fayda sağlayacağını düşünen bir iktidar var. Salgın nedeniyle cezaevlerindeki kalabalık sebebiyle riskin arttığı koşullarda sanki iyi bir düzenleme getiriyormuşçasına bu yasayı gündeme getiriyor. Yasa sonucunda mafya babaları, çocuk tecavüzcüleri, kadın tacizcileri, katliam gerçekleştirenler, uyuşturucu kaçakçıları serbest. Ama düşünce ve gazetecilik yasak. Hatta bu yasanın aralarına sıkıştırılan ara cümlelerle ileriye dönük iktidarın istediğini istediği gibi cezalandırmasına olanak sağlayacak düzenlemelerde yer alıyor. Akıl alır gibi değil. Soma Katliamı, Gezi’deki çocuklarımızın ölümüne sebep olanlar elini kolunu sallayarak aramıza katılacak. Bu kişilerin virüs sebebiyle evlerinde kalacaklarını da düşünmüyorum.” dedi.

‘SEMPATİK BULAMIYORUM’

Köy Enstitüleri’nde yetişmiş Cumhuriyet aydınlarının katledildiği Sivas Katliamı’yla ilgili kadın Stand up’cının şakasını sempatik bulmadığını söyleyen Altıok, “Bilinçli olarak eğitimsizleştirilen iktidarın yarattığı ortamda bazı gerçekleri yok sayamayız. Eğer bir ironi içeriyorsa gönderme muhakak bir mesajı olmalıdır. Tanımlayıcı bağlayıcı bir boyutu olmalıdır. Aksi takdirde ben hiçbirşekilde hesaplaşılmamış acıların, toplumda kapatılmamış yaraların sadece birilerinin reyting sağlayacağı komiklik malzemesi yapılmasını sempatik bulamıyorum. Kadın komedyenin yaptığı paylaşımda can alıcı bir sorumsuzluk görüyorum. Sivas Katliamı, herhangi bir mesaj vermeyecekse neden konu edilsin. Anladığım kadarıyla ben ne kadar zekiyim gösterisi. Toplumun acılarını rahat bırakmakta fayda var.Büyük bir densizlik ve aymazlık olarak görsem de, herhangi bir şaka ve düşünceleri nedeniyle insanların yargılanmasını, tutuklanmasını doğruda bulmuyorum.” dedi.

‘TÜRKİYE’Yİ KORUYAN BİR ANLAYIŞTIR’

Altıok, son olarak sözlerine Köy Enstitüleri’nin kuruluşu ve burada yetişen öğrencilerin Türkiye’yi bugüne kadar ayağa kaldıran bilim insanları olduğunun ekleyerek, “Uzunca bir süredir içerisinde bulunduğumuz yanlış yönetimin bıraktığı hasara, çökmüş ekonomiye rağmen bu kadar gerici bir anlayışla sarmalandığımız radikal İslam ideolojisinin günün her alanına hükmettiği süreçte, bu ülke hala dimdik ayakta duruyorsa Cumhuriyet mayasına borçluyuz. Köy Enstitülerini kapatan akıl, öncelikle eğitimden başlayarak büyük bir hasar bıraktı. Eğitimsiz bırakılan bir toplum uyuşturulabilen bir toplum haline geliyor.Köy Enstitüleri ülkemizde her türlü yeteneğin keşfine, ücra yerdeki çocukların eğitimine,başka bir dünya görüşüne sahip olmalarına, dayanışma kültürüne ve bilince sahip olmaya koşut getirmiştir. Burada yetişen o öğrenciler, bilim insanları bugüne kadar ki Türkiye’yi ayağa kaldıranlardı. Bugün hala rejimi değiştirme teşebbüslerine ve kağıt üzerindeki başarısına rağmen Cumhuriyet’in benimsendiği Türkiye’yi koruyan bir anlayıştır.”açıklamasında bulundu.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
19°
parçalı bulutlu
banner177
banner178
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?