Serter’den iktidara aşı dersi!

CHP İzmir Milletvekili Bedri Serter, Hıfzıssıhha Enstitüsü ile aşı üreten Türkiye’nin, kapatıldıktan sonra her yıl 13 milyon dolar aşı ithalatına para harcadığını söyledi. Serter,”Bizi dışarıya bağımlı yapan kim” diye seslendi.

POLİTİKA 04.06.2020, 00:50
Serter’den iktidara aşı dersi!

CENGİZ ALDEMİR/ ANKARA- Osmanlıdan günümüze uzanan sağlık alanındaki çalışmalar ve bilim insanlarının gerçekleştirdiği başarılara değinen Serter, meclisde yaptığı konuşmasında, “Hıfzıssıhha… aramızda bu kelimeyi de önemini de bilmeyen yoktur umarım. 1800'lü yıllara gidelim Padişah II. Abdülhamit mikro biyolojinin gelişmesi için çok önemli adımlar atmış, ne yapmış biliyor musunuz: Pasteur gibi bir adama aşı yapımı öğrenilsin diye Mecidiye Nişanı vermiş ve o tarihte İstanbul'da iki yüz ev alacak kadar para vererek kandırmış, 3 vatandaşımızı da asistan olarak yetişmesi için yanına vermiş. İşte, bu ekip sayesinde ilk difteri serumu o tarihte üretilmeye başlanmış. Osmanlı'nın ilk, dünyanın üçüncü kuduz müessesesi kurulmuş, dünyada çiçek aşısının uygulanması için kanun çıkartılmış ilk devlet Osmanlı olmuştur” hatırlatmasında bulundu.

REFİK SAYDAM VURGUSU

Salgın hastalıklar yüzünden en fazla insanın öldüğü ve dünya savaşlarının yaşandığı 1900’lü yıllara dikkat çeken Serter, Doktor Raşit Rıza ve Doktor Tevfik Salim’in zor şartlarda tifüs aşısını bulduğunu, Doktor Refik Saydam'ın da bu aşıyı hazırlayarak dünya literatürüne geçtiklerini hatırlattı. Serter, “ İşte tam istimi üstünde bir isim olan Doktor Refik Saydam, hıfzıssıhha enstitüsünü kurmuş bir milletin evlatlarıyız. O yıllarda Mustafa Hilmi Bey, Gedik Paşa Hamamı'nda boza şişesinin içinde aşı yaparmış ve o dönemin İstanbul'u işgal altındayken bile İngilizlere ve Fransızlara 220 bin doz aşı satmışız”  bilgisini paylaştı.

HIFZISSIHHAYI KAPATTINIZ

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte aşıyla ilgili önemli adımlar atıldığını ifade eden Serter, 1928 yılında Atatürk’ün talimatıyla hıfzıssıhha enstitüsünün 1267 sayılı yasaya bağlı olarak kurulduğunu söyledi. İktidarı hıfzıssıhhanın kapısına kilit vurmakla suçlayan Serter,” Hep milliyetçilikten bahsederiz ya, milliyetçiliğin doğru anlaşıldığı o günlerde Hıfzıssıhhanın kuruluş amacı sadece aşı ve serum üretmek değil, aynı zamanda dışarıdan alınan aşı ve ilaçların denetlenmesiydi. Hedeflere ulaşılması çok sürmedi ve dört yıl sonra o koca Hıfzıssıhha aşı üretimiyle dışa bağımlılığını sona erdirdi. Ne olduysa 2000'li yıllardan sonra oldu. Özellikle Hıfzıssıhhanın kamusal işlevini yerine getirmesi engellendi, sonra kademeli olarak aşı üretimine son verildi. Sonra kurum ağır ağır dışa bağımlı hâle getirildi ve sonuç, 2011'de 663 sayılı KHK'yle Hıfzıssıhhanın kapısına kilit vuruldu. İşte Hıfzıssıhhanın hikâyesi bu kadar. Biraz da rakam vereyim isterseniz. Hıfzıssıhha bitirildi ama tabii ki yaşam devam ediyor ve virüsler üremeye ve Covid-19 gibi bir virüsle insanları yok etmeye devam ediyor” sözleriyle tepki gösterdi.

DIŞA BAĞIMLI YAPAN KİM?

Hıfzıssıhha gibi bir enstitünün sıfırdan kurulmasının bugünkü maliyetinin 40 milyon dolar (260 milyon TL) olduğunu söyleyen Serter, Sağlık Bakanlığının her yıl ithal ettiği aşıya 13 milyon dolar verdiğini vurguladı. 13 Milyon dolara mükemmel bir Hıfzıssıhha enstitüsü kurulacağını belirten Serter şöyle konuştu: “ Biz Suriyeli mültecilere 40 milyar dolar harcadık. Bununla bin tane bilim merkezi kurabiliriz demek. İşte Hıfzıssıhhaya sahip çıksaydık aşıda dışa bağımlı olmazdık, domuz gribinde, kuş gribinde olduğu gibi, Covid-19'da da ilaç ve aşıları dış ülkelerden beklemezdik, medet ummazdık. Henüz beyin fonksiyonlarımızı hedef alan bir virüs ortaya çıkmamışken, düşünmek yasaklanmamışken şimdi düşünme zamanı. Bizi dışarıya bağımlı yapan kim ve kimlerdi?”

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
27°
açık
Anket Tümü
'Yeni normal'e geçişi erken buluyor musunuz?