banner136

Platformu kurdular: ‘Türkiye iyi yönetilmiyor’

İzmir Toplumsal Uzlaşı Platformu kamuoyuna bir deklarasyonla kuruluşunu duyurdu ve amacını açıkladı.

Platformu kurdular: ‘Türkiye iyi yönetilmiyor’

İzmir Toplumsal Uzlaşı Platformu kamuoyuna bir deklarasyonla kuruluşunu duyurdu ve amacını açıkladı.

23 Ağustos 2017 Çarşamba 14:37
Platformu kurdular: ‘Türkiye iyi yönetilmiyor’

İzmir Sanat Oditoryumu’ndaki toplantının oturum başkanlığını ANAP 20. Dönem milletvekili Metin Öney yaptı. Yürütme kurulunda eski İzmir büyükşehir belediye başkanı Burhan Özfatura, DP, ANAP, CHP ve eski MHP'li isimlerin de olduğu platformun çalışmalarına ivme vereceği, kutuplaşmayı frenlemek ve toplumsal uzlaşmaya katkıda bulunan bir çizgide yürüme Yolunda adımlar atacağı vurgulandı.

Platformun kuruluş toplantısında yayınlanan ‘Türkiye iyi yönetilmiyor’ başlıklı deklarasyon şu şekilde:

“Ülkemizde 15 yıldır mevcut iktidar partisince izlenen siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik politikalar çözüm üretmek yerine daha büyük problemleri beraberinde getiriyor. Bu süreçteki hükümetlerin uyguladığı programlar yapısal reformlardan uzak, sorunları hep bir sonraki seçim sonrasına erteleyen, adeta bir “geleceğe kaçış” planından ibarettir.

Dış politikada yapılan önemli hatalar, batı ve bölge ülkeleri yanında komşu ülkelerle de ilişkilerimizin bozulmasına neden olmuş, Türkiye’yi güvenilir ve inanılır bir ülke olmaktan uzaklaştırarak yalnızlaştırmıştır. Öte yandan iktidarın Müslüman dünyaya düzen vermek ve lideri olmak hevesi ile, diplomatik sınırları aşarak ülkelerin içişlerine müdahaleye kalkışması ve bölgede yaşanan mezhep çatışmasının tarafı olması, Türkiye’yi tehlikeli Ortadoğu bataklığına sürüklemektedir.

ANAYASA SON DEĞİŞİKLİKLERLE “TOPLUMSAL UZLAŞI” BELGESİ OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR

OHAL koşullarında ve hükümetin her türlü devlet imkanlarını kullandığı, yoğun baskı altında gerçekleştirilen 16 Nisan referandumu ile Türkiye'de rejim değişikliğine gidilmiştir. Artık Türkiye’de “Cumhur’un başı”, aynı zamanda “bir partinin başı”dır. Açıkça, kayıtsız şartsız milletin olan egemenlik, milletten alınıp tek kişiye devredilmiş, Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı hukuk dışı ve şaibeli kararlar seçim sonuçlarına gölge düşürmüştür. Yapılan köklü değişiklikler ile, toplumun tamamını ilgilendiren, ancak toplumun -şaibeli olduğu açık olan- yüzde 51’inin oyu ile uygulamaya alınan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası toplumsal uzlaşı belgesi olmaktan uzaktır.Anayasa değişiklikleri için Meclis’te aranan nitelikli çoğunluk, referandumda salt çoğunluğa indirgenmiştir.

TOPLUMDA GİDEREK YÜKSELEN “KUTUPLAŞMA” TEHLİKE SİNYALLERİ VERİYOR

60’lı yıllardan bu yana aralıklarla yaşanan askeri darbeler, neredeyse iç savaş boyutuna ulaşan bir iç çatışma dönemi ve arkasından gelen baskıcı, diktatoryal bir dönem, son yıllarda artan selefi ve bölücü terörle neden olduğu kayıplar… Bu kadar yoğun ve yaygın travma, artık inkâra, travmayı kanıksamaya yol açmakta; şiddet davranışı, bireysel suç ve dini istismarda ciddi bir artış görülmektedir. Kişiler, kendilerini tehdit altında hissedip, “öteki” olarak gördüğü insanları tehdit olarak görmeye başladıklarından, onlara karşı daha dışlayıcı, daha ötekileştirici, daha yargılayıcı tutumlar sergilemekte ve kutuplaşma giderek artmaktadır.

Yaşanmış olan ağır travmaların toplumsal etkilerini anlamadan ve yaşanmış bazı gerçeklerle yüzleşmeden, bugün Türkiye’yi anlamak mümkün değildir.

TOPLUMSAL UZLAŞI ŞART

Türkiye’nin içinde bulunduğu alabildiğine sorunlu ve tehlikeli durumdan çıkabilmesi, sağlıklı bir demokrasiye ulaşabilmesi, ancak toplumsal kutuplaşmanın giderilerek, toplumsal uzlaşının yeniden sağlanması ile mümkündür.

Referandum sürecinde, İzmir’de, farklı siyasal görüşlere sahip partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin “bu bir parti meselesi değil, memleket meselesidir” anlayışı ile bir masa etrafında bir araya gelmesi, ülkenin geleceği ve milletin menfaati söz konusu olduğunda toplumsal uzlaşıyı sağlamanın mümkün olduğunu göstermiştir. Bu çalışmadan yola çıkılarak, diğer sivil toplum kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin katılımı ile grup genişletilmiş ve “İZMİR TOPLUMSAL UZLAŞI PLATFORMU” oluşturulmuştur. Bu birliktelik zorunlu ve muhtaç olduğumuz bir birlikteliktir.

TOPLUMSAL UZLAŞI İÇİN SİYASİ PARTİLERDEN BEKLENTİMİZ

1)Parti, farklılık demektir; bu anlamda siyasi partiler, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Başka partilere saygı, farklılıklara saygıdır. Bununla birlikte toplumun üzerinde uzlaştığı ortak noktalara daha fazla vurgu yapılmalı, konsensus sağlanan konular çoğaltılmalıdır.

2)Siyasi liderler toplumda kutuplaşmayı körükleyen, kapsayıcılıktan uzak, ötekileştirici ve ayrıştırıcı, aşağılayıcı, hırçın ve öfkeli dilden uzak durmalıdır.

3)Bütün partiler, çoğulcu parlamenter demokratik sistemin ruhuna, özüne bağlı olarak seçimle gelip seçimle gitmeyi benimsemeli, bu iklimi zedeleyecek edimlerden, tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır.

4)Siyasi partiler katılımcı demokrasinin önemli bir aktörü olan STK’lar; barolar, meslek odaları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ile sürekli iletişim halinde olmalı, görüşlerini almalıdır.

5)Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, demokratik, refah seviyesi yüksek gelişmiş ülkeler arasında olabilmesi, her alanda endekslerde önlere geçmesi, kuruluş değerlerine sahip çıkılması ve demokratik parlamenter sisteme geri dönülmesi ile mümkündür. Mutabakata dayalı toplumsal uzlaşı metni olması gereken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, toplumun her kesiminde tartışılmalı, bu doğrultuda yeni anayasa çalışmaları hızla başlatılmalıdır.

6)Parti veya herhangi bir örgüt adı/amblemi kullanılmadan yapılan, herkese dokunan eylemler (Adalet Yürüyüşü, Adalet Kurultayı gibi) hem toplumsal ayrışmayı kırması, hem de sorunları görünür hale getirmesi nedeniyle son derece değerlidir. Önümüzdeki süreçte, bu ve benzeri eylemler toplumun sorun yaşadığı tüm konularda, birbirinden farklı etkinliklerle, hız kesmeden devam ettirilmelidir.

7)Toplumsal mutabakata katkıda bulunmak üzere İzmir’de oluşturduğumuz “İzmir Toplumsal Uzlaşı Platformu” çalışmalarının, sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve sürdürülebilir olması, ancak grubun içinde yer alan siyasi partilerin genel merkezlerinin desteği ile mümkündür. Bu bağlamda, bu ve benzeri oluşumların, tüm illerde yaygınlaşması, siyasi partilerin bu çalışmaların içinde yer alması, katkıda bulunması teşvik edilmeli, il, ilçe ve belde yönetimlerine gerekli talimatlar verilmelidir.

Halkımıza söz veriyoruz; toplumu her fırsatta kutuplaştıran politikaların Türkiye Cumhuriyeti’ni sonu görünmeyen bir karanlığa doğru sürüklemesine seyirci kalmayacağız. Her alanda eşit, özgür, demokratik ve barış içinde bir yaşamı inşa etmek için toplumsal uzlaşı içinde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Son Güncelleme: 23.08.2017 14:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.