Kemalbay: Anayasal hakkını kullanan kadını vali ve polis neden engelliyor?

İktidarın imzalayıp sonra çekilmek istediği İstanbul Sözleşmesi’nin toplum tarafından desteklendiğini vurgulayan HDP’li Kemalbay, İzmir’de kadına yönelik polis şiddetini hatırlatarak, Bakan Soylu’ya, “Anayasal hak olan sokak etkinliklerine İzmir valisi ve polisi hangi hakla engel olmaktadır?” diye sordu.

POLİTİKA 06.08.2020, 17:09 06.08.2020, 17:14
Kemalbay: Anayasal hakkını kullanan kadını vali ve polis neden engelliyor?

Türkiye’de her türlü şiddete karşı korumak amacıyla imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek isteyen iktidara karşın toplumda sözleşmenin iyileştirilerek uygulanması taleplerinin artığını kaydeden HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, 2008 ile 2019 yılları arasında 3 bin 185 kadının katledildiğini hatırlattı. Kemalbay, sözleşmenin kadınlar tarafından yaşam ve hukuk güvencesi olarak görüldüğünü vurguladı.

İzmir Alsancak’da,İstanbul Sözleşmesi Yaşatır, Vazgeçmiyoruz.” diyen kadınlar tarafından düzenlenen protesto eyleminin valilik tarafından keyfi kararıyla yasaklandığını ve erkek polisler tarafından nefret söylemleri eşliğinde kadınlara işkence yapıldığını, şiddete maruz kalmalarının sürekli hale geldiğini hatırlatan Kemalbay, konuyu meclis gündemine taşıyarak, “İzmir’de kadınlara uygulanan cinsel, fiziksel ve sözel şiddet ile kolluk kuvvetleri kadın göstericilere karşı orantısız güç kullanmaktan, darp etmeye, onur kırıcı muamele ve vücut dokunulmazlığını ihlal ederek cinsel taciz eyleminde bulunmaya kadar pek çok suç işlemiştir” dedi.

SÖZLEŞME AÇIK BİR ŞEKİLDE İHLAL EDİLDİ

Kolluk güçlerinin yetkilerini hukuksuz kullanmaları yasal haklarını kullanan yurttaşlara orantısız güç kullanmaları ve yaşam hakkının ihlal edilmesine Rojbin Çetin olayını örnek gösteren HDP’li kemalbay, İstanbul Sözleşmesi’nin 5’inci maddesinde yer alan “devletin, kendi yetkililerinin, görevlilerinin, temsilcilerinin, kurumlarının veya devlet adına hareket eden diğer kişilerin kadınlara yönelik şiddet anlamına gelen fiillerden kaçınmalarını sağlama” yükümlülüğünün açık bir şekilde ihlal edildiğinin altını çizdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, “Kadın Cinayetleri ve İstanbul Sözleşmesi için yapılan ve anayasal hak olan sokak etkinliklerine İzmir valisi ve polisi hangi hakla engel olmaktadır?” sorusunu yönelten Kemalbay, şu sorularının da yanıtlanmasını istedi:

Kolluğun karıştığı suçlar ve yetkilerini kötüye kullanmasına karşı neden etkin bir soruşturma ve ceza politikası izlenmemektedir?

Erkek egemenliğini, önlenmeyen kadına yönelen erkek şiddetini, tacizi, tecavüzü ve kadın cinayetlerini protesto eden, demokratik gösteri hakkını barışçıl yollardan kullanan İzmirli kadınlara müdahale emrini kim vermiştir?

İzmir Alsancak’ta kadınların kolluk tarafından darp edilmesi, fiziki ve cinsel şiddete maruz kalmasının sorumlusu kimdir? Sorumlular ceza alacak mıdır?

Müdahale emri tarafınızca mı verilmiştir? Müdahale emri tarafınızca verilmedi ise emri veren yetkilinin kim olduğu hakkında bir bilginiz var mıdır?

İzmir valisine ve emniyetine yönelik herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?

İzmir’de Anayasa ile güvence altına alınmış olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan kadınlara yönelik fiziksel ve sözel şiddet ve polis tacizini gösteren fotoğraf ve video görüntülerinden hareket ederek işkence ve onur kırıcı muamele eden kolluk görevlileri tespit edilmiş midir? İlgililere soruşturma açılmış, herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

Kadınlara şiddet ve tacizi uygulayan kolluk görevlileri halen görevdeler midir?  Görevde iseler neden hala görevden alınmamışlardır?

Pandemi gerekçe yapılarak İzmir’de Alsancak’ta kolluk kuvvetlerince kadın göstericilere karşı polis tarafından orantısız güç kullanma, şiddet ve taciz görüntülerinin sergilendiği protesto eylemi ile, 24 Temmuz 2020 tarihinde İstanbul’da Ayasofya Camii’nin açılısında kolluk güçlerinin sergilediği görüntüdeki çifte standardın nedeni nedir? 

Kolluk güçlerini eğitmek ve evrensel hukuka ve insan hakları normlarına her koşulda kayıtsız şartsız uymasını sağlama görevi ve yükümlülüğü kimin sorumluluğudur? Bu görevi/sorumluluğu yerine getirmeyenler anayasal haklarını kullanan İzmir’li kadınlara sokakta şiddet uygulanmasından, işkence yapılmasından, tacize uğramalarından sorumlu olanlar hukuk önünde hesap verecek midir?

Türkiye genelinde 2002 yılından itibaren 2020 yılına kadar emniyet teşkilatının kadınlara yönelik şiddet ve tacizi konusunda kaç suç duyurusu yapılmıştır? Kaçı ile ilgili soruşturma açılmıştır? Ceza alan kaç emniyet mensubu vardır?

Yaşanan her iki olayda da kolluk güçlerinin kadınlara yönelik uygulamış oldukları şiddet ve taciz olaylarına ilişkin olarak İzmir Valisi ile görüşme taleplerimiz neden karşılanmamaktadır? İzmir Valisinin illerindeki milletvekilleri başta olmak üzere muhalefet partisi milletvekillerine yanıt vermemesi ve bırakılan notlara dönüş yapmaması nasıl mümkün olabilmektedir?

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
13°
açık
Anket Tümü
'Yeni normal'e geçişi erken buluyor musunuz?