Beko'dan hükümete: Bu sadece 12 Eylül darbesinde yaşandı!

İktidarın sendikal faaliyetleri durdurmasına tepki gösteren CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, bu durumun sadece 12 eylül darbe sürecinde yaşandığını hatırlattı. İşçilerin haklarının ellerinden alınmak istenmesinin bir işçi düşmanlığı olduğunu vurgulayan Beko, salgını sürecinde gasp edilmeye çalışılan işçilerin özlük haklarına dikkat çekti.

POLİTİKA 27.03.2020, 15:46 27.03.2020, 15:48
Beko'dan hükümete: Bu sadece 12 Eylül darbesinde yaşandı!

Cengiz Aldemir/ANKARA - İktidarın iki gün önce yayınladığı bir genelgeyle sendikal faaliyetleri durdurduğuna tepki gösteren eski DİSK Başkanı ve CHP İzmir Milletvekili Beko, genelge ile sendikaların örgütlenme, özgürce toplu iş sözleşmesi yapma ve grev hakkının askıya alındığı bu durumun AKP iktidarında ve 12 Eylül darbe sürecinde yaşandığını hatırlattı.

İz gazeteye konuşan Beko, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeye dikkat çekerek, “Buna göre Bakanlık yetki tespiti, yetki belgesi, arabulucu işlemleri, grev oylaması gibi kendisinin başlattığı ya da yürüttüğü işlemleri yapmayacak. Bu sendikaların faaliyetini alenen durdurmak demektir... İşçiler sendikaya üye oldular örneğin. Çoğunluğu da sağladılar diyelim. Bakanlık sendikaya bu işçileri işyerinde temsil edebilmesi ve TİS yapabilmesi için yetki vermeyecek. Bunun pratikteki anlamı sendikaların örgütlenmesini durdurmaktır” sözleriyle tepki gösterdi.

İŞÇİ DÜŞMANLIĞI

Benzer durumun toplu sözleşme ve grev için de geçerli olduğunu ifade eden Beko, Genelge, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) uyuşmazlık sonrası süreci durdurduğunu, sözleşme süreci durdurulan işçinin patronun verdiğine razı olmaya zorlanacak bir durumla karşı karşıya olunduğuna vurgu yaptı. Beko, “Uyuşmazlık sonrası TİS süreci durduğu için sendikalar grev kararı da alamayacak. Millete “evde kal” diye akıl verip işçileri fabrikalarda, şantiyelerde, marketlerde, ofislerde kelle koltukta çalıştıracaksanız ama onlar örgütlenemeyecek, sendikalaşıp patronla pazarlık hakkı elde edemeyecek. İktidar nasıl bir sınıf kini ve işçi düşmanlığı içinde anlamış değilim. Ama işçiler eninde sonunda bu mücadeleyi direne direne kazanacağına inanıyorum. Bizzat bu süreci dikkatle takip edeceğim ve CHP olarak sonuna kadar emekçinin haklarını korumaya devam edeceğiz” diye konuştu.

YILLIK İZİN ÖNERİSİ

Koronavirüs salgını nedeniyle işin durması veya tamamen tatil edilmesi halinde başvurulabilecek bir başka yöntemin, işçiye birikmiş yıllık ücretli izinlerini kullandırma önerisinde bulunan CHP’li Kani Beko, bu noktada dikkat edilmesi gereken hususun, işverenin bu yönde vereceği bir emir ve talimat ancak işçinin hak ettiği bütün izni kesintisiz kullanması yönünde olabilecektir. Yıllık iznin bölünmesi ancak işçinin onayı ile mümkün olduğundan, yıllık iznin sadece bir kısmının kullandırılması amaçlanıyorsa işçiden bu yönde onay alınması gerekecektir” dedi.

YILLIK İZİN VE TAZMİNAT

İşçilerin özlük haklarına dikkat çeken Beko, işveren veya işveren vekili nisan başı ile ekim sonu arasındaki süre içinde, işçilerin tümünü veya bir kısmını kapsayan toplu izin uygulayabileceğini belirtti. Yıllık İzin Yönetmeliğini hatırlatan Beko, “ İzin kurulu izin çizelgelerini, toplu izne çıkacak işçiler, aynı zamanda izne başlayacak ve yol izni isteklerine göre her işçinin izin süresinin bitimini gösterecek biçimde düzenler ve ilan eder. Toplu izin dönemleri, bu dönemlerde henüz yıllık ücretli izin hakkını kazanmayan işçileri de kapsayacak şekilde belirlenebilir. Bu durumda avans izin kullananların ertesi yıl veya yıllarda bu toplu izin yönteminin uygulanmaması halinde, gelecek yıllık ücretli izne hak kazanacakları tarih, genel esaslara göre belirlenecektir” diye konuştu.

Salgın nedeniyle işyerinde işin durmasına veya tatil edilmesinin yanı sıra bu durum bir haftadan uzun sürerse, işçinin iş sözleşmesini derhal feshetme hakkının olduğunu, işçi bu hakkı kullanırsa kıdem ve ihbar tazminatının doğabileceğini söyledi.

İŞÇİ İŞE GİDEMEZSE...

Olası bir yasakta, işçinin hasta olmasından daha mağdur duruma gelebileceği uyarısında bulunan Beko, “Bu nedenle düzenleme yapılarak yasak halinde de işverenin fesih hakkının bildirim süresi artı altı haftadan sonra başlayacağının kabul edilmesi ve yasak süresinde geçici iş göremezlik ödeneği alınmasının yolunun açılması daha koruyucu olacak ve iş hukukunun amacına uygun düşecektir. Bu dönemde işveren ilk haftadan sonra ücret ödeme borcu altında olmayacağından, yasak halinde fesih hakkının sınırlandırılması işverene doğrudan mali yük getirmeyecektir” önerisinde bulundu.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
17°
açık
Anket Tümü
Koronavirüs sebebiyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli mi?