İZ GAZETE- Tiyatro Sanatçısı Orhan Aydın, Efes Selçuk’ta gerçekleşen 14. Türkiye Tiyatro Buluşması’nda İz Televizyonu’nun konuğu oldu. Pınar Teke’nin sorularını yanıtlayan Aydın, Türkiye’nin birçok ilinde çıkan orman yangınlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken AKP iktidarına sert çıktı. Aydın, yerel yönetimler ve sanat ilişkisine dair önemli mesajlar verirken muhalif bir sanatçı olmasına yönelik de açıklamalarda bulundu. Aydın, tiyatronun geçmişten bugüne nasıl evirildiğini de değerlendirdi.

‘TALAN EDİLMİŞ BİR CUMHURİYET VAR’

Türkiye’nin birçok ilinde yaşanan orman yangınlarına ilişkin konuşan Tiyatro Sanatçısı Orhan Aydın, “Göz göre yanmamıza izin verildiğini düşünüyorum. İzlediğim her şey ve yaşadığımız gerçeklik; yangınların sistem tarafından bile isteye seyredildiğini düşündürüyor. Türk Hava Kurumu’nun (THK) bir cumhuriyet kurumu olması, bu kurumun AKP ve MHP tarafından iç edilmesi anlayışı, hangarda bekletilen uçaklar, büyük yalanlar… Gördük ki 20 yıl içerisinde varı yoğu talan edilmiş bir cumhuriyet gerçekliği var. Bu gerçekliğin son örneği bu yangınlarda gördük. Eskiden, bu tür afetlerde sahada hep asker olurdu, asker bu konudaki aldığı eğitimi halkın yanında olarak bu tür zamanlara hayata geçirirdi ama şimdi sahada asker de yok. Çünkü, vesayet adlı bir soysuz damarın aracılığıyla bu yetki askerin elinden alındı ve vatandaş yanan hayatımızı kurtarmaya çalışıyor. Bu çok büyük bir hüzün” açıklamalarında bulundu.

‘DÜŞMANLIK OLDUĞUNU ALGILIYORUM’

THK Kayyum Heyeti Başkanı Cenap Aşçı’nın ‘envanterimizde uçak yok’ şeklindeki tepki çeken açıklamalarını değerlendiren Aydın, “Bu kadar yazlık-kışlık saraylar yapanlar, biraz da memleketin geleceklerini düşünmeliler. Bu coğrafyanın varını yoğunu iç edenler, biraz da bu ülkede yaşayan insanların hayatlarını nasıl mutlu kılacaklarını düşünmeliler. Bu tür felaketleri öngörmeliler. Burada net bir şekilde hem kendi coğrafyasına hem kendi insanına karşı düşmanlık olduğunu algılıyorum. Bu beni hem çok geriyor hem çok üzüyor” dedi.

ERDOĞAN’A ‘AKIL TUTULMASI’ ÇIKIŞI

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Marmaris’te yangın bölgesine konvoyla gitmesi ve bu nedenle oluşan trafik nedeniyle itfaiyelerin yangın alanına ulaşmakta zorluk yaşamasına değinen Aydın, “Sol taraf yanıyor, sağ taraf yanıyor, bir de sen konvoyla gelip trafiği durduruyorsun, durduğun şey de itfaiye trafiği! Sonra merkeze geliyorsun, yangının durumunu değil durumu sosyal medyada paylaşanları suçluyorsun ve insanların kafasına çay fırlatıyorsun! Ve biz sonradan; kafasına çay fırlattığı insanların Marmaris’in insanları olmadığını, orman işletme müdürlüğünden zorla getirilen insanlar olduğunu öğreniyoruz. Ben bunun bir akıl tutulması olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘BU BULUŞMA BİR MUCİZE’

Efes Selçuk Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen 14. Türkiye Tiyatro Buluşması’nı değerlendiren Orhan Aydın, “Yaklaşık 2 senedir süren pandemiden sonra böyle bir buluşma gerçekleştirmek gerçekten bir mucize. Bütün sanat alanlarının daraltıldığı, hayatların ötelendiği, gencecik müzik yaratıcılarının intihar ettiği, sistem tarafından sanat düşmanlığının çok net biçimde haykırıldığı bir dönemde burada yeniden bir sevinç yumağı haline gelme durumu var. Bu, Türkiye Tiyatro Buluşması’nın özüdür, ruhudur. Hayatı birlikte hoş etmek için buradayız. Buradaki kamptaki gencecik insanlar geleceğin yaratıcıları. Biz, birlikte büyük bir yumak olmayı, sanat adına sevinç, barış, kardeşlik ve aşk yumağı olmayı beceriyoruz. Diliyorum ki daha da büyük buluşmalar olur. Diliyorum ki bir dahaki buluşmalarımızda gerici, dayatmacı, ırkçı ve sanata karşı düşmanca davranan anlayıştan kurtulmuş oluruz. Birçok ülkede örnekleri var, bizim bu yaptığımız buluşmalara devlet sahip çıkıyor ve yaygınlaştırıyor. Çünkü burada amatör bir devrimci ruh var. Bu amatör devrimci ruh; sevgi, barış, kardeşlik, sevinç, eşitlik, özgürlük demektir. Tiyatro da zaten bu demektir” diye konuştu.

‘SİSTEM, PANDEMİYİ FIRSATA ÇEVİRDİ’

‘Sanatsız bırakılmış bir hayatı, kuraklığın içinde kıvranan bir meyve fidesi gibi düşünmek lazım’ diyen Aydın, “Meyve fidesinin havaya, suya ihtiyacı olduğu gibi insanın da sanata ihtiyacı var. İnsan, sanatla kendini geliştirebilir, zenginleştirebilir. Pandemi bu 2 yıllık süreçte bizim hayatlarımızdan umutlarımızı ve sevinçlerimizi çalıp götürdü. Çünkü sistem, pandemiyi fırsata çevirdi. Sanat düşmanlığını ilan etmiş sistem, sanat yaratıcılarını ve sanat emekçilerini yok sayarak, haklarını budayarak pandemiyi kendi açısından fırsata çevirdi. Ama şu an Anadolu’nun birçok yerinde yeniden oyunlar, konserler insanlarla buluşuyor ve insanlarda büyük bir özlem olduğunu görüyoruz. Demek ki eşitliğe, özgürlüğe aç bu ülke. Doymak bilmeyen bir açlık gerekiyor, eşit ve özgür bir ülke olması için. Onun için bu buluşma önemli bir adım” ifadelerini kullandı.

YEREL YÖNETİMLER VE SANAT

Bu tür buluşmaların yerel yönetimler-sanat-sanatçı ilişkisi konusunda bir akıl zenginliği yaratacağını söyleyen Aydın, “Çünkü bir yerel yönetim, ne denli sanata, sanatçıya ev sahipliği yaparsa, hatta sanat alanlarında üretim yapmaya karar verirse, kendi tiyatrosu olursa, kendi sanat atölyeleri olursa orada her şey yeşerir. Yani bu tiyatro buluşmaları yerel yönetimlere de bir ivme kazandıracaktır. Ama AKP ve MHP bunun nasıl bir buluşma olduğunu bilmesine rağmen tepeden hor hor bakıyordur diye düşünüyorum” dedi. Aydın ayrıca, “Biz şunu istemiyoruz; bize para versinler istemiyoruz, bize sahnelerimizi açsınlar, oyunlarımızı seyircilerimizle buluştursunlar yeter. Ama elbette kendi yönettikleri ilde, ilçede kültür-sanat bütçeleri olsun. Bu bütçeler yalnızca gelecek olan sanatçılar, oyunlara değil kendi bünyelerindeki sanat üreticilerine de destek olsun. O zaman her şey değişir diye düşünüyorum” dedi.

‘SANAT VE SANATÇI MUHALİFTİR’

‘Muhalif bir sanatçısınız. Bugüne kadar muhalif olduğunuz için ne gibi sıkıntılarla karşılaştınız?’ sorusunu yanıtlayan Aydın, şunları söyledi: “Bu iş hep böyledir. Ben bir cumhuriyet çocuğuyum. Benim kendi düşüncelerim de iktidarda olsa ben düşüncelerimi en yüksek sesle söyleme özgürlüğü isterim. Sanatın eleştirici gücünü kullanarak insanları iyiye, doğruya, mutluluğa çağırarak söyleyeceğim sözler vardır. Ama bu; baskıyla, despotça, faşizan bir şekilde insanları susturmaya çalışıp cezaevlerine atacak duruma gelince bu sefer isyan zinciri büyümeye başlıyor ve kendi kabına sığamaz hale geliyor. Cumhuriyet artık bu ülkede bitirilmiş halde. Bu yüzden demokrasi, eşitlik, insan hakları, barış, kardeşlik mücadelesini bu ülkede sanat üreterek yapmak istedim. Çünkü sanatın itici, değiştirici, akıl zenginliği yaratan bir güç olduğunu düşünüyorum. Sanata düşmanlık damarı olanlara karşı da sürekli mücadele ettim. Dolayısıyla hakkımda açılan davalar, verilen cezalar asla umurumda değil. Çünkü aslolan; ürettiğimiz alandaki sanatı daha doruğa taşımak, sözümüzü en yalın ve gerçekçi biçimiyle söylemek, ardımızdan gelecek kuşaklara umut vermek, emekçinin ve yoksulun yanında durmak, hırsızlardan, faşist katillerden, hayatı ve ülkeyi soyanlardan hesap sormaktır. İşte o zaman o coğrafyada; sanatla, tiyatroyla, müzikle, dansla, şiirle, edebiyatla daha mutlu bir hayat olur. Sanatçı dediğin zaten muhaliftir, sanat muhaliftir. Sanat değişimi, ileriyi anlatır.”

‘TİYATRO DOĞDUĞU GİBİ OLACAK’

‘Tiyatro, geçmişten bugüne nasıl evirildi?’ sorusunu da yanıt veren Aydın, “Elbette ki çağ, teknoloji, dünya çok değişti. Değişmeyen tek şey gerçektir, bilimin ışığında gelişen gerçektir. Çağdaşlık, uygarlık, eşitlik, özgürlük isteyen sanat, bilimin ışığında yeşeren sanattır. Dolayısıyla bilim geliştikçe sanat gelişir, hayatı değiştirme mücadelesi evrilir. Tiyatro bir bilimdir, müzik, heykel, şiir bir bilimdir. Dolayısıyla bu bir gerçeklik. İnsan değiştikçe hayat değişir. İnsan değiştikçe geleceğe dair umutları çoğalır. Dünden bugüne gelen tiyatroda aynı umudun peşinden geldi. Elbette ki hayatımıza teknoloji girdi, onu sahnede nasıl kullandığımız, nasıl işimize yaradığı meselesi çok tartışıldı, estetik boyutları çok tartışıldı, tartışılmaya da devam edecek. Ama geleceğin tiyatrosu, doğduğu gibi olacak. Yani gerçek!” dedi.