Milyonlar ‘dursun artık, bitsin bu zam furyası’ diye feryat ediyor, duyan yok!.. İktidar, ‘patron çıldırdı’ misali zamlara abandıkça abanıyor!.. Doğalgaz, elektrik faturaları altında pestil olan vatandaş, akaryakıt zamları ile ruhunu teslim etmek üzere… Akaryakıta zam yapmaya doyamıyor vicdansızlar. Herkes biliyor ki, elektrik ve doğalgaz tüm mal hizmette en önemli girdi ama akaryakıt dedin mi, orada dur!.. Hayat benzin ve mazotla dönüyor. Tüm lojistik, ulaşım.. aklınıza gelen her iş için önce akaryakıt kullanılıyor. ‘Arabam yok beni ilgilendirmez’ diyebileceğin bir şey değil. Hadi, insanlar araçlarını kullanamaz hale geldi hadi o ayrı, ama toplu ulaşım, taşımacılık, nakliye, uçak, otobüs gibi erişim araçları bir yana; üretim ve üretilenin dağıtımında…her şeyde akaryakıt kullanılıyor. Bunun sonu nedir derseniz, iğneden ipliğe; insanların yaşantısını, işlerini sürdürmeleri için gerekli her türlü girdide artış demektir. Bitmeyen, sonu gelmeyen bir artış. Hangi esnaf, hangi sanayici, küçük üretici, çiftçi, emekli, dar gelirli dayanabilir bu zamlara, hayat pahalılığına?.. Muhalefetin yapamadığını, faturalar yaptı halkı sokağa döktü…

Aylar süren iş yeri kapatmaya sadaka gibi destekle katlanan, sesini çıkarmayan esnaf artık çileden çıktı, sokaklarda… Elektrik faturasını alan esnaf bunu hangi mala yansıtacak; yansıtsa kime satacak?

Pazar, manav markete giden vatandaşın gözü yerinden oynuyor, çünkü oraya uçarak gelmiyor o mallar. Ne yapacak mallara zam yapmayıp? Hal böyleyken bir de enflasyonu düşürmekten söz etmiyorlar mı; delirmek işten değil!..

***

Para bulmak zorundalar, hazine tam takır ama israfa, debdebeye, yandaşlara, beşli çeteye para lazım. Vergiler ve zamlarla vatandaşa abanıyorlar ama yetmiyor, üstelik fena geri tepiyor. Eh, dünyada itibar sıfır, kimden, nereden yatırım için para gelecek? Çevir yüzünü dün en ağır hakaret ve suçlamaları yaptığın Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne… ‘Dün sen bana şunları söyledin’ diyecek halleri yok ya, batan geminin mallarına saldırır gibi ne koparırız diye geliyorlar. Artık satılacak ne kaldıysa, alacaklar… Haraç mezat gidiyoruz!...

İktidarın elindeki kozlar neredeyse bitti, Şeyhül İslam mertebesine soyunan Diyanet İşleri Başkanının terör mücadelesi veren sınırdaki karakolları ziyareti de ‘heyecan yaratmadı’ aksine karşısında hazır olda duran komutan görüntüsü tepki topladı. Çünkü bu ahali görüşü ne olursa olsun Silahlı Kuvvetleri ayrı tutar oraya din ve siyasetin girmesini istemez. Ama ‘denemekten ne çıkar’ deyip buna da tenezzül ettiler… Toplumda beş oyluk karşılığı olmayan Tansu Çiller’e parti kurdurmaya çalışıyor ya, çaresizliği düşün artık!..

Son bir koz ne olabilir derseniz; af çıkartabilirler!... En tehlikeli hamlelerden biri, ama yapabilirler. Hapishaneler, muhaliflerle dolu! Adli kontrol veremedikleri adi suçlar, katili, tecavüzcüsü, dolandırıcısı…derken koğuşlar salon balkon ayakta misali. Eh, biraz boşaltmak niye olmasın?.. Tabi muhalifler değil, sana bana karşı işlenen suçlar af edilir, sokaklar kriminal tiplerle dolar.

Yaparlar mı? Getireceği, götürdüğünden fazla bulunursa niye olmasın?.. Her şey beklenir bunlardan…