18.11.2022, 08:28

Modern toplumda ilgi çekme hastalığı

İlgi Manyağı yılın en çok konuşulan filmlerinden biri olacak gibi. Özellikle genç kuşak tarafından ilgiyle izleniyor. Bunda Kuzey Avrupa sinemasının son dönemde kent yaşamına ve yeni kuşakların yaşam deneyimlerine ilişkin dikkat çeken filmler üretmesinin de payı var. Norveç sineması bu anlamda dünya çapında dağıtım şansı bulan filmlerle iyi bir sıçrama yaptı. Joachim Trier’in özellikle de geçen yılın hit filmlerinden Dünyanın En Kötü İnsanı (Verdens Verste Menneske), kafası karışık yeni kuşağın hayata, toplumsal düzene bakışını başarıyla yansıtan, bu tip haylaz yapımlara örnek oldu.

İlgi Manyağı da bu yoldan ilerleyen, oyunbaz anlatısını kara mizah içine yoğun biçimde yediren bir film. Zaten iki filmin yapımcıları aynı. Böylece Dünyanın En Kötü İnsanı’nı sevenler o tonlara yakın, hem eğlenceli hem de farklı bir bakış açısı bulacaklarından eminler.

GÖRÜNÜR OLMA ARZUSU

İlgi Manyağı, insan doğasında eskiden beri varlığını sürdüren fakat sosyal medya çılgınlığıyla postmodern bir boyut kazanan çok temel bir sorunsalı, görünür olma arzusunu merkeze alıyor. Takdir edilme, herkesçe bilinme, ne olursa olsun onaylanma dürtüsü. Bu, bir yanıyla insani bir ihtiyaç elbette. Fakat sınırlar aşıldıkça ve ilgi beklentisinin sonu gelmedikçe bu duygunun nevrotik bir hâle dönüştüğü de yadsınamaz. Bireyin toplumsal bir varlık olarak geçmişten bugüne eylem ve tutumlarını düzenleyen yasalar, zaman zaman doğamızdaki kırılgan yapıyı bastırmak için türlü ahlaki değerler, sosyal çıkarımlar üretmiş olabilir fakat modern dönem bu konuda çok da yol kat edemediğimizi göstermiş oldu.



SAYFANIN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ



Film, bizi bu konuda uçlarda bir genç kadınla tanıştırıyor. Erkek arkadaşı Thomas’la hırslı, rekabetçi bir ilişki içinde olan Signe, otuzuna gelmiş ve bir kafede çalışıyor. Thomas ise oturma gruplarını ve eve ait kimi nesneleri farklı biçimlerde sunduğu sergiler hazırlayan bir sanatçı. Bu ilginç çift, fırsat buldukça arkadaş ortamında bile birbirlerini eleştirip küçük düşürmeye çalışıyor. Thomas’ın sergilerinden biri beklenenin üzerinde ilgi görüp başarılı bulununca Signe, geri plana düşmenin hayal kırıklığıyla tehlikeli ve sarsıcı bir yola başvuruyor. Kafede kanlar içinde kalan bir kadına yardım ettiği için kendisiyle gurur duyduğu olaydan sonra, kurban rolünün ilgi çekmek için çok hızlı bir yöntem olduğuna karar veriyor. Rus menşeili yasadışı bir ilacın özellikle yüzde çeşitli deformasyonlar yarattığını okuyunca eski bir arkadaşının yardımıyla ilaçlara ulaşıyor. Bir süre sonra yüzünde beliren cilt hastalığıyla önce erkek arkadaşının ve yakın çevresinin, ardından yerel düzeyde basının da ilgisini çekiyor. Fakat elbette olaylar beklendiği gibi gerçekleşmiyor. Signe, bile bile içine düştüğü durumun dehşetini yaşarken bir yandan da bu noktada hâlâ ünlü olma yollarını arıyor. Hatta kabul edilen beden algısının dışına çıkmak isteyen bir menajerle çalışıp bir reklamda rol buluyor. Bu arada sevgilisiyle ilişkisinde öne çıkan taraf olmanın hazlarını yaşasa da sağlığıyla oynamanın hem fiziksel hem psikolojik farklı bedelleriyle yüzleşiyor.

SAĞLIĞI BİLE RİSKE ATMAK

Seyircinin filmle kurduğu ironik bir bağ var elbette. Hepimizin yaşamında, günlük hayatın içinde saklı pek çok an var. Ailede, arkadaşlar arasında ya da iş yaşamında öne çıkmanın, kendinden bahsettirmenin getireceği tatmin hissine aşinayız. Bunun için de elbette küçük numaralara, nezaket dolu cümlelere hatta belki yalanlara başvuruyoruz. Kristoffer Borgli, Signe karakteriyle bunu epey abartılı bir noktada ele alırken seyircisini ikircikli bir durumda bırakıyor aslında. Bir yandan orada kendimizden de parçalar buluyoruz ama kondurmak da istemiyoruz. Takdir görmek için kimse doğrudan sağlığıyla oynayacak kadar ileri gitmiyor sonuçta. Guinnes rekorlarına giren ve vücutlarıyla sınırları zorlayanlar da var tabii. Fakat bu örnekler nadir olsalar da filmin sinsi öykü anlatma tarzı içinde, günlük ilişkilerin içine sızma biçimleri bize hiç de yabancı gelmiyor. Signe’nin sevgilisiyle çekişmelerinde, egosantrik bir kişiliğin izlerini buluyor ve kendimizden de pay biçiyoruz.

ÇÜRÜK TOPLUMSAL YAPI

Elbette bu eleştiri sadece kişiliğin doğasına ilişkin bir düzeyde kalmıyor. Filmde toplumsal kurumların meseleye bakışını da görüyoruz. Zira tanınırlık, popülerlik kazanmanın giderek en temel motivasyon aracı hâline getirildiği bir dönemdeyiz. Belli nitelikler üzerinden kazanılan saygınlık bu sığ tüketim kültüründe içi boşalan kavramlardan. Sağlıklı ilişkiler kurmaktansa sistem bizi herkesin sevdiği, sosyal medya paylaşımlarıyla farkını ortaya koyan, sürekli en iyi şeyleri yapan, en klas yerlerde yiyip içtiğini gösteren bireylere dönüştürmek istiyor. Bu yüzden filmin başlarında çiftimizin lüks bir restorandan hesabı ödemeden ve pahalı bir şarapla kaçmaları oldukça manidar. Çünkü yönetmen asıl derdin bu gösterişçi kültür olduğunun farkında. İlgi Manyağı bu yüzden aslında nevrotik kişiliği olan bir kadını anlatmıyor sadece. Sahteliklerle dolu bir dünyada, yapaylığı, parayı, zenginliğin getirdiği kolaylıkları kullanarak saygınlık kazananların da bir gerçekliği yok. Bu yüzden filmde Thomas’la Signe çeşitli mağazalardan koltuk vb. eşya çalıyorlar. Bu eşyaları Thomas sergilerinde kullanıyor. Dolayısıyla onun da sanatçılığı tıpkı Signe’nin hastalığı gibi gerçek değil. İçten gelen yetenek ve niteliklerden yoksun. Yani Signe’nin tutumu aslında tekil değil. Kendini göstermek isteyen herkesin içinde şu ya da bu biçimde yer buluyor bu durum.

Ayrıca yüzü deforme olduktan sonra Signe’ye modellik teklif eden menajerin ve reklam çekimi sırasında Signe bayılınca sorumluluk kabul etmeyen ekibin de modern toplumun ikiyüzlü anlayışını temsil ettiği söylenebilir. Bu tür mağduriyet hikâyelerinden nemalanan grupların varlığı, karakterimizin psikolojik durumuna eklenen mizahın sağlam bir örneği. Bu arada filmin kara mizahı başarıyla kullandığını, yer yer Signe’nin hayallerini ya da düşüncelerini devreye sokarak öykünün gidişatı üzerine merak ve sorgulamaları artırdığını eklemek gerek.

Yorumlar (1)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Yusuf Aktaş 7 yıl önce
Emeklerimizi gözardı etmeyen ve yayınlayarak bize destek olan gazetenize teşekkür ederim
banner238
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 15 34
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Bodrumspor 14 22
8. Bandırmaspor 14 21
9. Manisa FK 13 20
10. Sakaryaspor 15 19
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 14 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Anket Tümü
Olası bir erken seçimde veya 2023'te Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?