1 Mayıs işçi bayramının yaklaştığı günlerde sendikalar ve valilikler arasında meydan tartışmaları başlıyor. Sokakları meydanları planlayan inşa eden işçilere, emekçilere meydanlar neden yasaklanır?

Meydanlardan neden korkulur?

Sabahın seher vaktinde uyanan evin büyükleri kendi sokaklarını temizlerler. İnsanlar; iş, aş, ekmek için evlerinden ilk adımı sokaklara atarlar. Meydanlarda buluşup sohbetler edip, eğlenip stres atarlar. İnsanlar, sokağı, meydanları, ortak yaşam alanlarını koruma, sahiplenme duygusu taşırlar.

Sokaklar, meydanlar:

Sanat

Kültür

Tarih

Edebiyat

Demokrasi..., alanları, ülkelerin temel dokusudur.

Sokaklar, meydanlar: Kahvehaneler, terziler, baharatçılar, simitçiler, berberler… esnafların yaşamıdır. Çocukların koşuşturup oynadığı, yaşlıların dinlenme, yürüme alanlarıdır.

Sokaklar, meydanlar:

Gündüzleri insanların, geceleri sokak lambalarının aydınlattığı toplumsal yaşamdır. Halkların ortak sorunlarını, kazanımlarını, bilgi ve becerilerini harmanladığı, çözüm yaratma laboratuvarıdır.

Sokaklar, meydanlar:

Gazetedirler, televizyonların haber kanalı, radyoların gündüz ajansıdırlar.

Kürsüdür… Millettir, hükümettir, muhalefettir, devlettir.

Özgürlük, demokrasi meydanlarıdırlar

Ekonomik, sosyal, siyasal ortak talepler melodiler, pankartlar ile görsel sanat, marşları ile kültürel, şölen oluşturanlar:

İşçidirler

Köylüdürler

Öğrencidirler

Memurdurlar

Esnaftırlar

Gençtirler

Kadındırlar…

Vatandaştırlar!

Sokaklara, meydanlara yansıyan örgütlülük: Eğitimi, üretimini, yönetimini, sağlığı, siyaseti, … devlet dinamizmini güçlendirir.

Sokaklar, meydanlar: STK’lar, meslek örgütleri, meslek odaları, sendikalar, siyasi partileri ile halkların birlikte örgütlü gücü, dolaysı ile ülkelerin kültürel, ekonomik, siyasal, sosyal sentezlemesi olur.

Ülkelerin sokakları, meydanları: Korkulacak kuytular değil, halkların birliğini, kardeşliğini, farklılıklarına hoş görü göstererek, insani, ortak değerleri ile birlikte yaşamayı pekiştirdikleri sosyal alanlar olmalı.

Doğal yaşam alanlarından koparılan insanlar akvaryumlarda yaşayamazlar.

Bilinir ki: Doğal yaşam alanlarından alınıp, akvaryumlar içinde yaşatılan balıklar, istediği oksijeni alamazlar. Akvaryum içinde verilen yeme balıklar topluca saldırırlar. Haksız rekabet oluşur. Güçlü olanlar yiyeceklerden daha çok, zayıf olanlar daha az faydalanırlar. Bazıları çok yemekten, bazıları az yemek veya yiyememekten dolayı karınları yukarda ölü halleri ile suyun yüzüne çıkarlar.

İnsanı kendi doğal yaşamından koparırsanız: Eğitim ölür, bilim ölür, kültür ölür, tarih ölür, sanat ölür, insan ölür… insansız ülkeler olur mu?

Örgütlü toplumlar güçlü ülkeler yaratır.

Üretim, sanayi, tarım, hayvancılık, eğitim, bilim, sanat… Organları içinde yaratılan halkın örgütlülüğü güçlü ülkeler ortaya çıkarır.

Sokaklar, meydanlar: Bazen bir kitabın önsözü, bazen bir gazetenin birinci sayfa manşeti, bazen bir televizyonun haber ekranı olur.

Bir sanatçının tablosu, bilim insanımın bulgusu, mucidin icadı olurlar.

Meydanlar, sokaklar korkulu yerler gösterildiğinde:

Çocuklar, gençler, kadınlar sokaklara çıkamaz duruma gelir. Esnaf haraca bağlanır, insanlığa, doğal yaşama karşı terör oluşur. Can güvenliği olmadığı için millet tedirgin olur…

Korku algısı, diğer tarafta körleşen cesareti özendirir.

Çeteler, uyuşturucu, fuhuş, kumar baronları, her türden terör örgütleri elaman bulmak için halkların tedirgin yaşamlarını korkaklık olarak göstererek, sokaklara, meydanlara nasıl sahip çıktıklarını serüvenleştirerek, gençleri kendilerine katılmaları için cesaret özentisine sokarlar.

Halkların örgütlülük düzeyi yüksek olan ülkelerde sokak ve meydan korkuları yaşanmaz. Sokaklara, meydanlara millet, dolaysı ile devlet hakimdir.

Sokaktan, meydanlardan korkmamalı korunmalı.

Halk, sokaklardan, meydanlardan çekilince, ne yapacağı, nerde patlayacağı belli olmayan halka ve devlete zarar veren oluşumlar serseri kurşun gibi sokaklarda, meydanlarda dolaşırlar.

Halkları ile bütünleşen devletler, cana, mala, manevi, milli değerlere, insanlığa, doğaya zarar veren oluşumlardan arındırarak, sokaklarını, meydanlarını ülke insanlarının yararına sahiplenirler.

Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal, mesleki… tüm örgütlülüğe sokaklarını meydanlarını açarak buradan yaratılan değerler ile bilinçli, özgür toplum, güçlü devlet yaratılır.

Kuşkusuz, eğitim, ekonomi, sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal…, alanlarda ülke halkları optimizasyon olmaz ise güçlü ülkeler olunamaz.

Hadi hayırlısı…