İzmir Basınının 200 yıllık tarihi ve Efdal Sevinçli

Gazetemiz yazarlarından Seval Deniz Karahaliloğlu İzmir basınının 200. yılında geçmişten bugüne ışık tutan çalışmayı okuyucularıyla buluşturan araştırmacı ve akademisyen Efdal Sevinçli ile konuştu.

MEDYA 19.01.2020, 11:32
İzmir Basınının 200 yıllık tarihi ve Efdal Sevinçli

SEVAL DENİZ KARAHALİLOĞLU / İZ GAZETE - İzmir Basını 200. yılını kutlamaya hazırlandığı bu günlerde piyasaya çıkan çok değerli bir çalışma okuyucuların beğenisine sunuluyor. 200 yıllık İzmir Basın Tarihini konu alan son derece ayrıntılı ve zengin bilgilerin yer aldığı bu araştırma geçmişe ışık tutuyor. Kitabın yazarı tarihçi, araştırmacı ve akademisyen Efdal Sevinçli ile kitabı ve kitabın yazılma sürecini konuştuk.

İzmir’in basın tarihini araştırma ve yazma düşüncesi nasıl oluştu?

İzmir Ansiklopedisi’nin yayın kurulunda bulunduğum dönemde, değerli Zeki Arıkan ağabeyimin önerisi ve desteğiyle İzmir Ansiklopedisi’nin Kültür Sanat cildinde yazdığım “İzmir Basın Tarihi” yazısı bu çalışmamın ateşleyicisi oldu. Değerli Zeki Arıkan ağabeyim bana İzmir Basın tarihi üzerine bir araştırma yapmak istediğini ama çok yaşlandığını ve yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle böyle bir projenin gerektirdiği araştırmayı yapacak gücünün olmadığını ve bu araştırmayı mutlaka benim yapamam gerektiğini söyledi. Daha önce Cumhuriyet Gazetesinde İzmir Basın tarihine ilişkin tiyatro konusunu da içine alan araştırma yazılarım yayınlanmıştı. O dönemde bu yazılar nedeniyle çok geniş bir araştırma yapmıştım. Elimde konuya ilişkin çok zengin belgeler vardı ve Zeki Ağabeyimin de önerisiyle İzmir Basın tarihi üzerine çalışmaya 2012 yılında başladım.

EMEĞE SAYGI

Kitabı incelediğimizde neredeyse sayfanın yarısının dipnotlarla dolu olduğunu görüyoruz. Neden bu kadar çok dip not var?

Bu araştırmanın ardında aslında çok sayıda insanın emeği ve alın teri var. Onların yaptıkları işleri yok sayıp sanki her şeyi kendimiz yapmışız gibi gösteremeyiz. Alıntı yaptığım her kaynağı yazdım. Tek bir cümle dahi alsak bunun kaynağını göstermek, bizden önce yaşamış eski yazarların alın terlerine ve emeklerine saygı duymak zorundayız.

Kitabı yayına hazırlama sürecinde kullandığınız kaynaklarla çok uzun zaman önce tanışmıştınız değil mi?

Lise yıllarımdan beri Karşıyaka Hoca Midhat Kütüphanesi ile İzmir Milli Kütüphanesinin sadık bir okuruydum. 1978’de İzmir Eğitim Enstitüsünde çalışmaya başladığımda, belirli günlerde, Milli Kütüphanemiz sığınağım olmuştu. İzmir gazeteleriyle, dergileriyle tanıştığım günlerdi. “Dönemeç Dergisi” çevresinde toplanmıştık. Yaptığım kimi küçük araştırmalarım, incelemelerim de yayınlanıyordu. EÜ / DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümünde çalışmaya başlayınca, Milli Kütüphanede özellikle İzmir gazeteleriyle dergileriyle daha çok zaman geçiriyordum. İzmir dergileriyle gazetelerinin önemli bir bölümünün Vakit Gazetesi sahibi Gördesli Hakkı Tarık Us’un kişisel koleksiyonunda, bohçalar içinde olduğunu öğrenmiştim. Çok kısa bir süre sonra, o meşhur bohçalarla, Muhsin Ertuğrul’un “Benden Sonra Tufan Olmasın” adlı anılarının yayına hazırlanışı sürecinde tanıştım. Muhsin Bey’in 1924’den başlayıp 1928’in sonuna değin onlarca yazısı Vakit Gazetesindeydi. Yine birçok dergide de yazıları vardı. İzmir’den tatillerde ve dar zamanlarda İstanbul’da, hem Atatürk Kitaplığında hem de Hakkı Tarık Us’un o parçalanmaya yüz tutmuş, düzensiz arşivinde çalışmak o kadar kolay değildi. Muhsin Bey’in Vakit Gazetesindeki yazılarının fotoğraflarını çekiyor, oradan okuyup dosyasına koyuyorduk. İşte o günlerde, adlarını hiç duymadığım, İzmir gazetelerini, dergilerini kartlarıma, aktarırken bugünleri hiç hayal etmemiştim.

O meşhur bohçalarda saklanan Gördesli Hakkı Tarık Us’un arşivi sonra ne oldu?

Hakkı Tarık Us Arşivi’ni, bizim yapamadığımızı yapıp son anda yok olmaktan Japonlar gelip kurtardılar. 2000’in üzerinde Osmanlıca gazete ve dergiyi düşünün, işte onları sanal ortama aktarıp bütün dünyanın kullanımına sundular. Hakkı Tarık Us Arşivindeki İzmir gazeteleri, dergileri, yakın döneme değin gizli kalmış kaynaklar artık araştırmacıların kullanımına açık hale geldi. Çalışmamın en önemli kaynakları onlar oldular.

Kitabınızı adadığınız Mehmet Salim Bey var. Mehmet Salim Bey kimdir?

Mehmet Salim Bey, Aydın Vilayeti için 1869-1923 yılları arasında ilk Türkçe gazeteyi “Aydın Gazetesini” çıkartan kişidir. Aydın Vilayetinin resmi yayın organı olan Aydın Gazetesinde vilayetin vatandaşa duyurmak istediği haberler yer alıyordu. Bunun yanı sıra gündelik haberlere, vatandaşı ilgilendiren konularla ilgili görüşlere de yer veriliyordu. Aydın’dan sonra, Devir ve İntibah (Uyanış) Gazetelerini de çıkartmıştır. Bugün maalesef elimizde İntibah Gazetesinin tek bir örneği dahi yok ama İntibah Gazetesinin varlığını diğer gazetelerde “bu yazıya İntibah Gazetesinde de değinilmişti” gibi geçen atıflardan anlıyoruz. Diğer gazetelerde çıkan yazılarda, İntibah Gazetesinde yer alan yazılara ve yazarlara ilişkin atıflara rastlıyoruz. “Devir Gazetesi” ilk özel Osmanlı gazetesi olması açısından önemlidir. Devir Gazetesi, Aydın Gazetesi gibi Resmi bir gazete değildir ve gazetedeki haberler ve yazılar daha bağımsız içeriklerle yer alıyordu.

İzmir’de çıkan ilk gazete hangisiydi?

İzmir’de ilk gazete Fransızca olarak yayınlanmıştır. Spectateur Oriental 24 Mart 1821 günü Alexandre Blacque tarafından İzmir’deki gündelik haberleri, olayları, borsayı, para piyasasını yansıtmak için çıkan ilk gazete olarak yayımlanmaya başlandı. O dönemde emsal olacak başka hiçbir gazete yoktu. Gazete çok yeniydi ve hemen ardından çok sayıda kişi gazete çıkarmak istedi. Alexandre Blacque (Blak diye okunur) İzmir’deki ilk gazeteciydi. Çoğu kişi adını tam olarak söyleyemediği ve dilleri dönmediği için zamanla adı Bulak Bey olarak bilinmeye başladı.

200 YILLIK TARİH

İzmir Basın Tarihi kitabının içeriğinde ne tür gazete ve dergiler yer alıyor?

İzmir’in 200 yıllık basın tarihine bakınca çok çeşitli gazete ve dergiler olduğunu görüyoruz. İzmir, siyasal, toplumsal tarihimiz açısından hep öncü olmuş bir kent. Ekonomiden sanata, siyasetten toplumsal yaşam değerlerine değin birçok alanda ilk olmuştur. 19. yüzyılda İzmir’i, hem Osmanlı’da hem de Akdeniz’de farklı ve öncü kılan, toplumsal yapısıdır. İzmir bir liman kenti olarak önemli merkezlerinden biri olmuştur ve burada yaşayan Osmanlı yurttaşı “milletler”, Türkler, Rumlar, Ermeniler, Museviler ve ticaretin anahtarını elinde tutan “Levanten” dediğimiz Fransız, İngiliz, İtalyan, Avusturyalı, İsveçli, Bulgar kökenli insanlar bu topraklarda yaşayan İzmirlileri oluşturdu. Kendi dillerinde çıkardıkları gazeteler ve dergilerin dışında, dönemin egemen dili olan Fransızca gazeteler ve dergiler de çıkarmışlardı.

İzmir Basın Tarihi’nin en uzun ömürlü gazetesi hangisiydi?

İzmir’de, Rumca basılan sürekliliği ve etkisi açısından en önemli gazetesi 6 Ağustos 1838’den 8 (?) Eylül 1922 tarihine dek 84 yıl yayımını sürdüren Amaltheia’dır. Yayınlandığı döneminde, Amaltheia ana başlığının altında, “Anadolu’daki En Eski Gazete” alt başlığı yer alıyordu. Bu gazetenin en uzun ömürlü olma rekorunu, halen yayınlanmaya devam eden Yeni Asır (Selanik-19 Ağustos 1895 / İzmir 7 Eylül 1924 -…) gazetesi aşıp geçmiştir. Amaltheia, yerel haberlere ve dünya olaylarına verdiği önemle, bir haber gazetesi oluşu yanında, İzmir’in tarihine, Antik Yunan ve Avrupa edebiyatına ilişkin makaleleriyle, çeviri şiir, hikâye ve kitap eleştirileriyle dikkati çeker. Amaltheia 1882’den başlayarak Salı günleri dışında, günlük olarak çıkar. Gazetenin, 50. yılının kutlandığı 1888’de, baskı sayısı 2500’dür. 50. yıl kutlamasında, Amaltheia’nın o günkü sayısının, ipekli kâğıda, altın mürekkeple basıldığını, gazetenin sahibi M. Solomonidis tarafından Huck Oteli’nde, İzmir’in yerli ve yabancılarından seçilmiş 50 kişi için de bir şölen düzenlendiğini, otelin kapılarına İzmir’de yayımlanan bütün gazetelerin örneklerinin asıldığını biliyoruz.

İLK SÜRELİ YAYIN

İzmir’de ilk defa çıkan mizah dergisi “Kara Sinan” hakkında neler söylenebilir?

İzmir’in ilk gülmece yayını “Kara Sinan” Mizah Dergisidir. İstanbul’da çıkan Diyojen (1870) Hayâl (1873), Çıngıraklı Tatar (1873) vb. ilk gülmece gazetelerimizin ve dergilerimizin yayım yıllarına bakınca, İzmir’in ilk gülmece yayını Kara Sinan’ın varlığı, basın tarihimiz açısından oldukça önemlidir. Başlığında, “İşbu gazete beher Perşembe günü tab ve neşrolunur.” bilgisi olan, ilk sayısı, 3 Haziran 1875 Perşembe günü çıkan Kara Sinan’ın imtiyâz sahibi, Karidi Efendi, sermuharriri ise Emin Beydir. “Mahall-i İdaresi Baltacı frenkhanesinde İzmirni Matbaasındadır. İzmirni Matbaasında tab olunmuştur / Bir nüshası 40 paradır.” bilgileriyle tanıdığımız, İzmir’in ilk gülmece gazetesi / dergisi Kara Sinan, 35 sayı yayımlanır. Dört yapraktan oluşan Kara Sinan, İzmir’de karikatür yayınlayan, Türkçe, ilk süreli yayındır. Kara Sinan başlığının hemen altında, ayağında kısa donu, elinde mızrağı, yarı çıplak bir zenci avcıyı, bir Afro Türk’ü simge olarak kullanan dergi, her sayısında yayımlanan imzasız yazılarıyla, karikatürleriyle özeldir. Kara Sinan’ın çıktığı günlerde, İzmir’de Rumca yayımlanan, rakibi, çekiştiği Velos gazetesinin / dergisi de yayınlanıyordu.

Meşrutiyet döneminde yayımlanan muhalif “Mülhakat Gazetesi” neden bu kadar önemli?

Mülhakat (18 Kasım 1908-3 Ocak 1910-?-) gazetesini bizlere tarihçi Sabri Yetkin tanıttı. Mülhakat (mülhak’ın çoğulu, ilhak olunanlar demek) gazetesi, kendisini “ahâli dostu, demokrat, tenkîd gazetesinin mesleği doğruyu söyleyebilmektir” diye tanıtıyor. Toplumsal tarihimizde II. Meşrutiyet Dönemi, kaynayan bir kazandı. Düşünce ve basın özgürlüğü yönünden bu yıllarda süren tartışmalar, kazanımlar, acılar, sevinçler hep birbirine karışır. Mülhakat’ın sahibi ve başyazarı Ömer Selahattin (Kantar) Bey’in gazetesinde yazdığı eleştiriler, dönemin valisi, ünlü komutan Mahmut Muhtar Paşa’nın hiç hoşuna gitmez. Vali Mahmut Muhtar Paşa, Selahattin Bey’e ders vermek üzere hemen bir kabadayı görevlendirir. Ancak, kendisini dövmeye gelen kabadayıyı silahıyla kovalayan Selahattin Bey, “Hükümet hem hırsızdır! Hem katildir!” diye attığı başlıkla korkusuzluğunu gösterse de Mülhakat’ın uzun ömürlü olmasını sağlayamaz.

Mülhakat Gazetesi sahibi ve baş yazarı muhalif Ömer Selahattin Kantar hakkında neler söylenebilir ?

Efdal Sevinçli - Ömer Selahattin Kantar benzersiz, renkli kimliğiyle çok özel bir insan. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Agora’da ilk kazıyı yapan, İzmir’in ilk müze müdürü olan Kantar Selahattin Bey, Ödemiş ağzıyla yazdığı iki perdelik Gara Dana (Kara Dana) (1927) piyesiyle o dönem İzmir’de çok ünlenmiştir. Piyesin Söke’de (Ekim1921) sahnelenişine ilişkin yapılan eleştiri, işgal yıllarının tanıklığını çok güzel yansıtır.

Kitabınızda çok zengin bir kaynaktan bahsediyorsunuz ve gençleri, basın yayın fakültelerinde okuyan bütün öğrencileri araştırmaya ve bu değerli kaynaklar üzerine çalışmaya davet ediyorsunuz? Gençlerden ne bekliyorsunuz? 

Bu çalışma sırasında inceleyip özendiğim, “Yunan Basın Ansiklopedisi” örneğinden yola çıkarak “Türkiye Basın Ansiklopedisini” yazmamız gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin, İletişim Fakülteleri, basın emekçileri, tarihçileri var. Bu güçlü, zengin kadro 1831’den günümüze ulaşan böylesi bir çalışmayı inanıyorum ki hiç sıkıntısız yapar. Zeki Arıkan’ın 2001 yılında yayınlanan İzmir Basınından Seçmeler-I-1872-1922 ve 2003 yılında yayınlanan İzmir Basınından Seçmeler-II-1923-1938 derlemeleri genç araştırmacılara örnek olarak gösterilebilir. Bu kaynaklardan faydalanarak İzmir’deki İletişim Fakülteleri öğrencileri bitirme tezi olarak İzmirli gazetecilerin, köşe yazarlarının, örneğin Şevket Bilgin, Orhan Rahmi Gökçe, Naci Sadullah, Burhan Belge, Mithat Perin, Özdemir Hazar, Ziya Hanhan, Attilâ İlhan ve Akın Simav gibi daha nice gazetecimizin makalelerini derleyip dönemlere, kişilere ilişkin değerlendirmelerle yayına hazırlayabilirler. İzmir Basın Tarihi için böyle bir çalışma yapılmalıdır. Önemli olan Atatürk gibi düşünmek ve Atatürk gibi karar vermektir.

Yorumlar (0)
banner96
banner177
parçalı az bulutlu
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
Koronavirüs sebebiyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli mi?