Bir garip şairimiz ‘Orhan Veli’ hikayesi

Veli’nin, duruluğu, sadeliği, insana dokunan dizeleri, sokağın sesi, yeniliği içselleştirmesi, şiiri halkla buluşturma çabası, hüznü ve sevinci içeren şiirlerini şair Oğuz Tümbaş ile konuştuk.

KÜLTÜR SANAT 21.04.2021, 11:24
Bir garip şairimiz ‘Orhan Veli’ hikayesi

Seval Deniz Karahaliloğlu - Veli Kanık şiirin her daim genç, her daim haylaz çocuğu, 13 Nisan 1914’de İstanbul’da doğdu. Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile Garip Akımını kurarak Türk şiirini temelinden sarsmayı başardılar. Yepyeni bir şiir anlayışıyla, edebiyat dünyasında taze bahar havası estirdiler. Her sabah gökyüzünü maviye boyayan, bu ‘dalgacı’ Orhan Veli’yi şair Oğuz Tümbaş ile konuştuk.

İlk defa Orhan Veli’nin adını nerede, ne zaman, nasıl duydunuz anımsıyor musunuz?

Orhan Veli adıyla yanlış anımsamıyorsam lise eğitimine başladığım 1961 yılında karşılaştım. Şiire de yeni yeni dokunduğum, heveslendiğim zamanlarda. Sesi, dili, söylemi sıcak gelmiş olmalı. Çocuk yaşlarımda onu duyumsadım. Sevdim. Sonra zaten hiç bırakmadım. Ceyhan Lisesi’nde yarım kalan öğrenimimden sonra bu kez yolum Urfa Lisesi’ne düştü. Daha olgundum, daha deneyimliydim, derslere yoğunlaştım. Özellikle Edebiyat dersine, kompozisyona daha zevkle çalışıyordum. Felsefe zor derstir, sıkıntılı gelir öğrencilere ama öğretmenimden dolayı o dersi de seviyordum. Çünkü Felsefe öğretmenim şairliğini de sonradan öğrendiğim Mehmet Serpin’di. Derslerinin bir bölümünü anılarına ayırır, Orhan Veli’den, Sait Faik’ten, Nahit Ulvi Akgün’den söz ederdi, bizi anlattığı anılarla büyülerdi. Özellikle Orhan Veli ile ilgili anlattığı anılar beni çok etkilemişti. Ders sonrası bile sorular yöneltirdim, söyleşirdim öğretmenimle. Böylece Orhan Veli’ye daha çok ısındım, kendime daha bir yakın buldum.

‘SOKAĞIN SESİ’

Orhan Veli bir şair olarak, sizde hangi kavramları çağrıştırıyor?

Orhan Veli deyince, ilk aklıma gelen duruluğu, sadeliği, insana dokunan dizeleri, sokağın sesi, yeniliği içselleştirmesi, şiiri halkla buluşturma çabası, hüznü ve sevinci içeren şiirleri oluyor. Kuralları ve kalıpları yıkan bir şiir anlayışının egemen olması insanı etkiliyor. Bunun yanı sıra daha özgür, daha yalın, daha samimi, daha esprili, özgün bir şiirin temellerinin atılması bakımından önemli bir yer tutuyor. Orhan Veli şiire inanan, güvenen, saygı ve sevgi duyan, üreten bir şair olarak önemli. Bu bağlamda Orhan Veli çok anlamlı, çok değerli, kibirli olmayan, tepeden bakmayan, fildişi kulesinde oturup şiir yazmayan bir şairdir.

Okuduğunuz ilk şiiri sizde ne tür duygular uyandırmıştı anımsıyor musunuz?

İlk duyduğum, sonrasında okuyup daha çok sevdiğim şiiri “Anlatamıyorum” olsa gerek. Şimdi de yine severek okuduğum şiirdir bu. Burada anmadan geçebilir miyim o dizeleri? “Ağlasam sesimi duyar mısınız, / Mısralarımda; / Dokunabilir misiniz, / Gözyaşlarıma, ellerinizle? / Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, / Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu / Bu derde düşmeden önce. / Bir yer var, biliyorum; / Her şeyi söylemek mümkün; / Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; / Anlatamıyorum.” Bu şiiri okurken, evet anlatmak istediğim daha ne çok şeyler olduğunu duyuyorum, duyumsuyorum, ama gene de eksik kalan bir şey var işte onu anlatamıyorum dediğimi hatırlıyorum. Bir de hüznün tınılarını duyumsarım. Bir şey var işte; bir yer var ama ben de anlatamıyorum!

‘ŞİİR YAZMA ZEVKİNİ AŞILADI’

Orhan Veli’nin edindiğiniz ilk kitabını anımsıyor musunuz?

Varlık Yayınları arasında 1951’de yayımlanan “Bütün Şiirleri” adlı kitabıydı. Ceyhan’da liseye yeni başladığım 1961’de sahaftan aldığım kitaptı. Öğrenci bütçemin olanaklarıyla daha ucuza edindiğim Varlık Yayınları’nın küçük boyutlu kitapları benim okumaya, özellikle edebiyata yönelmemde büyük etken olmuştur. Evet o yıl sınıfta kalmıştım, bir yıl da ara verdim. Yeniden Urfa’da liseye başladığımda da başucu kitabım oldu Orhan Veli’nin “Bütün Şiirleri”. Bana şiir yazma zevkini, beğenisini de aşılayan kitaptır diyebilirim.

İlk zamanlarda Orhan Veli gibi yazmaya özendiğimi de anımsıyorum.

En sevdiğiniz şiiri hangisiydi ve sizin için ne ifade ediyor?

Orhan Veli’nin en sevdiğim şiiri diye bir şiirini seçmek kolay değil; ama en sevdiklerimden birisi de “İstanbul’u Dinliyorum”dur. Kentime, kasabama uzak olan bir kentin şiiri de olsa, şarkılar, türküler, laf atmalar, dokundurmalar, duygu yoğunluğu, duyumsatmalar, duygudaşlıklarıyla bende hep güzel izler bırakmıştır. Uzun olmasına rağmen kendisini okutan, insanı sıkmayan, duygulandıran, içlendiren bir şiirdir. Şiirin sesi, akışı, ezgisi içinde günlük yaşama ait olan insan seslerini duymamak olanaksızdır.

En sevdiğiniz kitabı hangisidir?

Orhan Veli’nin ikinci şiir kitabı, 1945’te Marmara Yayınevi’nden çıkan “Vazgeçemediğim” adlı kitaptır. O kitabı farklı bulurum ve o kitapta yer alan şiirleri çok severim. Sanırım bunun nedeni, Orhan Veli’nin şiir anlayışındaki bazı değişimlerin görünmesindendir diye düşünürüm. Bu kitapta hem Garip’in ilk zamanlardaki şiirleri hem de onlardan ayrılan, farklı oluşumlara da yer veren şiirlerin bulunması açısından önemlidir. Bu kitapta Orhan Veli şiirine belirgin biçimde halk deyimleri de girmeye başlar, yarım uyaklar kullanılır. “Vazgeçemediğim”de yer alan “İstanbul Türküsü”, “Bir Roman Kahramanı”, “Giderayak” gibi şiirlerde Orhan Veli’nin Garip Akımı etkisinden uzaklaştığını da görebiliriz. Bu kadar kısa sürede şiirinde yeni arayışlar içine girmesi de övgüye değer elbette.

‘MECAZ YAPMADAN YAZDILAR’

Orhan Veli Garip Akımının öncüsü olarak kabul ediliyor. Garip Akımı nedir?

Garip başlığı altındaki bildiri "Varlık" dergisinin 1 Aralık 1939 tarihli 154'üncü sayısında açıklandı. Daha sonra grubun 1941'de okuyucuyla buluşturdukları "Garip" adlı şiir kitabında Orhan Veli'nin 24, Oktay Rıfat'ın 21, Melih Cevdet Anday'ın ise 16 şiiri yer aldı. Şiirle ilgili görüşlerini bu yapıtın önsözünde yerleşik şiir anlayışına meydan okuyarak açıkladılar. Bilinçaltı, düşler ve çocukluk heyecanları gibi konular daha sıklıkla kullanılır oldu. Onlara göre şiir, her yerde görülen basit, sıradan şeyleri de anlatmalıydı. Görüntüde, algıda aydın gibi sayılanları bırakıp halka yöneldiler. Şiirde, ölçü, uyak gibi durumları yok saydılar. Serbest şiire yöneldiler. Şairaneliğe kaçmadan, mecaz yapmadan yazdılar. Soyut izlekler yerine daha somut olanı, günceli, günlük şeyleri şiire işlediler. En çok görülen izlekleri yaşama sevinci, doğa sevgisi, çocukluğa dönüş, ölüm, insan sevgisi, aşk olarak belirdi. Siyasallıktan uzak durdular. “Şiir duyguya değil, akla seslenmelidir” görüşünü benimsediler. Şiirde anlaşılmazlık dışlanmış; anlam, şiirin en önemli niteliği olarak öne çıkarılmış, şiirin bir söz sanatı olduğu, anlamı içermesi gerektiği vurgulanmıştır.

‘DUYGU AĞIR BASARDI’

Orhan Veli’nin kendi özgün dilini bulduğu dönemlerden bahsedebilir miyiz?

Orhan Veli’nin, 1945'te yayınlanan Garip'in ikinci baskı önsözünde Garip şiirleriyle ilgili olarak, "Onları beş sene önce yazmıştım. Beş sene sonra da aynı şeyleri söyleyecek olduktan sonra ne diye yaşadım..." diyerek özeleştiri yapması da ilginç olmalı. Bu değişimin içinde ayrımına varılan önemli noktalardan biri de şairin uyak kullanmaya başlaması, diğeri de şiirlerinde duygunun ağır basmasıdır. Orhan Veli'nin yapmaya çalıştığı halk şiirinin bazı öğelerini kendi şiirine uyarlamaya çalışmaktı. Nurullah Ataç ve Oktay Akbal, Orhan Veli'nin bu tutumunu eleştirirler, şairin geleneğin tutsağı olduğunu savunurlar. Bu iki değerli yazar Orhan Veli'nin Garip ile başlattığı yıkıcılığa devam etmek varken, gelenekten yararlanmasını o dönemde gericilik olarak görürler. Ne var ki çoğunluğun görüşü Orhan Veli şirini onaylar gibiydi; geleneği değerlendirdiği, yenilikçiliği gelenekleri kullanarak elde etmeye çalıştığı yönündeydi.

‘EN İYİ ÖRNEKLERİNDEN’

Orhan Veli şiirleri neden bu kadar özel?

Garip Akımı Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat’la birlikte başlıyor görünse de aslında bu hareket daha çok Orhan Veli’yle özdeştir. Döneminde bu yeni şiire karşı çıkanlar, tepki gösterenler de bulunsa, bence Garip Akımı amacına ulaşmış, sevilmiş, gelecek kuşaklar üzerindeki etkisini de sürdürmüştür. Şiirde basma kalıp kuralların dışına çıkması da az şey değildir. Örneğin “Süleyman Efendi, Cımbız, Atom Bombası, Sol El, Sokak Kedisi, Ciğercinin Kedisi, Şoförün Karısı, Süheyla, Eleni, Dalgacı Mahmut, Vesikalı Yâr” gibi izlekler, kavramlar, kişiler, nesneler şiirde özel yerini bulmuş, okurda tatlı esintiler yaratmıştır. Şunu hep önemsemişimdir. Bir şair kendi sesini bulduğu, kendine özgü duruşu duyumsattığı sürece değerlidir, özeldir. Orhan Veli bunun en iyi örneklerindendir.

Orhan Veli o yıllarda alışılmadık şiir anlayışıyla çok tepki çekmişti öyle değil mi?

40’lı yılların karabasanını, şiir anlayışını düşünün, o karmaşada Orhan Veli ve arkadaşlarının Garip akımıyla oluşturdukları yeniliği, evrimi, hatta devrimi şimdi de saygıyla anıyorum. Her ne kadar küçük burjuva hareketi olarak küçümsemeye çalışanlar olsa da Garip Hareketini, Orhan Veli’yi daha nesnel ölçülerle, daha gerçekçi yaklaşımlarla değerlendirmek gerekir diye düşünürüm. Her yenilik, her değişim olumlu bulunduğu, alkışlandığı kadar eleştiri de alır, tepki de görür. Bu insanın doğasında vardır zaten. Hele şiir gibi bir sanat dalı her çağda çok sevildiği, ilgi gördüğü kadar çok tepki de almıştır. Söz dalaşları, çatışmalar, baskılar, dışlamalar da görmüştür. Orhan veli ve Garip Hareketi de kimi yazın çevrelerinin rahatını, egemenliğini sarsmıştır.

‘DOĞALLIK BENİ ETKİLEDİ’

Orhan Veli’nin şiirlerinin sizde çağrıştırdığı duygular, düşünceler, anılar nelerdir?

Çocukluk, yeni yetme dönemlerimde kasabalarda geçti yaşamım. Mahalle olgusu, komşuluk ilişkileri, kırsal kesim duyarlıkları, doğallıklar beni çok etkilemiştir. Hatta ilk şiir kitaplarımda bu olgular yer yer şiirime de yansımıştır. Bakar mısınız Orhan Veli’nin “Mahallemdeki Akşamlar” şiirindeki anlatım zenginliğine, şiirle çizilen resme: “Kımıldanır mahallemin daralan ruhu / Basma perdelerimde gün batarken / Atıp saatler süren uykusunu / Odama uzanır akasyam pencereden / Kırmızı uzak damlarda bir serinleme / Uyanır gündüz uykusundan evler / Kapılarda işleri ellerinde / Kadınlar giyinip kocalarını bekler / İyi insanların ruhudur yakınlaşır / Takunya sesleri gelir evlerden / Yalnız bu dem rahat bir dünya taşır / Bin mihnet dolu kafasında yorgun beden / Her şeyin geliş saatidir akşam / Mahallede ömürler akşamüstü başlar / Hepsi burada buluşmaya gelir akşam / Başka dünyalardan ayaklar, başlar...” Orhan Veli’nin “Ağacım”, “Bayram” gibi şiirlerinde de o mahallenin sokak seslerini, çocuk duyarlıklarını hemen yakalarsınız.

Orhan Veli’nin şiirlerindeki güldüren ama düşündüren güçlü mizah duygusu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu alaycı, hüzünlü, şakacı, komik ama insanı içerden acıtan kederiyle yakalayan ve hayatın acı gerçekleriyle vuran yapıyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Orhan Veli şiirlerinde gülümsetme amaçlı bir gülmece, mizah ögesi görmek olasıdır. Olayların gülünç, alışılmadık, çelişkili yönlerini yansıtarak, insanı söz konusu olaylar üzerinde düşündürmeye yönelten bir yanı olduğunu hemen anlarsınız. Gülmece kavramı Garip hareketinde şiirin anlamını güçlendirmeyi, düşündürmeyi, şakacı sözlerle yaklaşmayı da amaçlar. Aslında şairin içindeki çocuk o kadar da saf değildir. İnsanı rahatsız etmeyen tatlı bir hınzırlığı içinde barındırır. Orhan Veli bu. Bir bakmışsınız, “Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda”, bir bakmışsınız “Galata Köprüsü’nde başıboşluk ediyor”. Ömrü yettiğince yaşama ve dünyaya dair ne varsa yazıp duruyor. Bu yanıyla da içindeki tatlı, yaramaz çocuğu devreye sokuyor, çocuklara da dokunuyor. “Sevgili Çocuklar, güzel şeyleri siz de büyükler kadar anlar, büyükler kadar seversiniz…” diyerek. İroniyi, gülmeceyi, espriyi, şakacı sözü birçok şiirinde izleriz. Kimi zaman buna kara mizah olarak da rastlamak olanaklı. Orhan Veli “Alaycı, hüzünlü, şakacı, komik ama insanı içerden acıtan kederiyle”de bir resim çizer bize. Bu resimle güleriz; ama bir yandan da üzerinde düşünmeye başlarız. Hem hüznü hem de espriyi bir araya getirerek, okura sunmak elbette bir şair ustalığı, zekâsı gerektirir.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner212
banner96
21°
açık
banner177
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 38 81
2. Fenerbahçe 38 79
3. Galatasaray 38 78
4. Trabzonspor 38 67
5. Hatayspor 38 60
6. Sivasspor 38 59
7. Alanyaspor 38 57
8. Gaziantep FK 38 55
9. Karagümrük 38 54
10. Göztepe 38 51
11. Konyaspor 38 48
12. Rizespor 38 45
13. Malatyaspor 38 44
14. Başakşehir 38 44
15. Kasımpaşa 38 43
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 38 40
18. Ankaragücü 38 38
19. Erzurumspor 39 37
20. Gençlerbirliği 38 35
21. Denizlispor 38 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 34 70
3. Chelsea 35 64
4. Leicester City 35 63
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 34 41
14. Newcastle 35 39
15. Brighton 35 37
16. Southampton 34 37
17. Burnley 34 36
18. Fulham 34 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Real Madrid 35 75
3. Barcelona 35 75
4. Sevilla 35 71
5. Real Sociedad 35 56
6. Villarreal 35 52
7. Real Betis 34 51
8. Celta de Vigo 35 47
9. Athletic Bilbao 35 46
10. Granada 34 45
11. Cádiz 35 43
12. Osasuna 35 41
13. Valencia 35 39
14. Levante 35 39
15. Getafe 35 34
16. Deportivo Alaves 35 32
17. Real Valladolid 35 31
18. Huesca 35 30
19. Elche 35 30
20. Eibar 35 29
banner178
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?