Merhaba Ayhan Abi,

Ne zaman bir köye düşse yolum sen düşersin aklıma. Hele Ege’nin köylerinden birindeysem ille ki senin de buralara uğramışlığını düşünürüm. Üretim, dediğini; tarım, örgütlenme, kooperatifçilik diye diye dur durak bilmez koşmalarını, yorgunluklarını sonra...

Kapısından başımı uzattığım köyün ahalisi neyle geçinir, ne üretir bilsem merakım ağır basar. Bir de köylerimizin kimilerinin küçük meydanlarında gülümseyen Atatürk büstlerini, o büstün kaidesinde ne yazdığını merak ederim. Hemen hepsinde “Köylü milletin efendisidir.” yazısını okurum hüzünle, kederle... Altına da çakılmıştır “Kemal Atatürk” imzası. Her şey dilde başlar, bilirsin Ayhan Abi. Nedir sözün aslı? “Hakiki müstahsil olan köylü milletin efendisidir.” Peki, nereye gitmiş bugün de sanki inatla üreten köylünün müstahsilliği (üreticiliği)? Şu güzelim ülkenin toprağını, suyunu, ürününü, insanını, bulutunu, kuşunu çıkarları uğruna peşkeş çekenler işe dilden başlamış, ilkin gözden sonra gönülden ırak düşsün hatta akıllardan çıksın istemişler üretmenin hazzı, kıvancı.

Tarım kesiminde bulunan insanlar toplumun en az eğitim görmüş kesimidir...” diyorsun ya önce “topraktan öğrendiği, kitapsız bildiği”ni unutturdular ardından okulları da birer ikişer çekip aldılar köylerimizden. Şimdi bırak köylerimizi, mahallerimizde, “Patlıcanın pahalı oluşu da Allahtan...” diyenlerin sesi daha gür çıkıyor.

Gülmezsen bir şey daha söyleyeceğim: Tarımda işler öyle sarpa sardı ki PTT, ayçiçeği yağı satmaya başladı. Evet, bildiğin PTT!

***

Sevgili Ayhan Abi,

Şiirler okuduğumuz, hayatı konuştuğumuz buluşmalarımızın birinde anlatmıştım: Benim köyümde de baraj gölünün oluşmasından sonra balıkçılık başlamıştı. Bir de üretim kooperatifi doğmuştu ki çok sevinmiştim. Balık girmişti evlere bir müddet. Çok sürmedi, boğdular o birlikteliği. Sormadı, sormuyor bizim insanımız kooperatifin nereye gittiğini, balıkların nic’olduğunu!

Yönetenlerin yıllardır süren bu hayınlığını bir ironiyle geçen yıl Üretme Tüket diyerek kitaplaştırdı Ali Ekber Yıldırım. O da senin gibi, “Kendi değerlerimizle bir yerlere varmalıyız. Kendi dinamiklerimizi harekete geçirmeli ve üretmeliyiz.” diyor. Gel gör ki patates soğan depoda, domates serada tarlada heder şimdi. Ölümsüz bellediğimiz zeytin ağaçlarına biner biner kıyılıyor. Ormanlar birer ikişer yakılıyor, dereler göller ardı ardına kuruyor.

Söz bir anda nasıl geldi buraya bilmem. Oysa kitap demişken senin Zeytinci Hurşit dosyandan açacaktım sözü. Yakın dostların Selçuk Oğuz’la Ferhat İşlek el ele verdiler; Zaman Çiçeği, Ortak Kalpler Türküsü, Başka Yürek’in yanı başına Zeytinci Hurşit’i de koydular. Toplu Şiirler’in Bir ‘Çıkın’ Şiir aklıma senin de ilk şiirlerini yayımlayan Şadan Gökovalı’nın senin için “Şiirden başka ne olur çıkınında Ayhan’ın!” dediğini getirdi. Haklıydı çünkü henüz üniversite öğrencisiydin. Tarım ekonomisi alanındaki çalışmaların, kooperatifçiliğin, üniversite hocalığın, üreticiliğin sonraki işlerin olarak birbirini izleyecekti. Ama şiiri el üstünde tutmaların da değişmeyecekti.

Tanıştığımız günü anımsadım da Ayhan Abi, şiire, edebiyata tutkun, onca başarılı çabanın hep önünde koşsa da senin şiirin de insan içindi, emeğin hakkı içindi, üretim içindi. Zeytinci Hurşit yapıtının daha kapısında göz kırpan “Amacım Zeytinci Hurşit üzerinden tarımda çalışanların sorunlarını gündeme taşımaktı.” derken de o yorgun, sonra o “genç” yüreğinin sesi duyuluyordu.

Sevgili Ayhan Abi,

Türkiye ve onun her geçen gün daha da çok yokluğa ve yoksulluğa sürüklenen insanları uğruna yorduğun yüreğini tazelediğinde elli altı yaşındaydın. Yeni yüreğin yirmi üç. Onca sıkıntıya “Bir gizem bahçesidir...” dediğin şiirle katlanabildiğini, o ikinci yaşamı sana verenlere teşekkürünü de şiirle sunduğunu biliyoruz.

Şu son bir yılda yaşananlara tanık olsaydın buna o genç yüreğin de dayanmazdı. Bir yıldan yalnızca birkaç gün eksik, bir salgın teslim aldı dünyayı. Ülkemiz bir kez daha teslim oldu. Bir yıldır dost kucaklaşmalarından, şiirli buluşmalardan uzağız. Ne fincanlar geliyor yan yana ne kadeh sesleri duyuluyor. Kitaplar da olmasa... Ama yine de “Kooperatifçiliğin geleceği konusunda karamsar değilim...” dediğin gibi biz de karamsar değiliz dünyanın geleceğinden.

........................

T. Ayhan Çıkın (bilim insanı, şair/ 1 Ocak -28 Şubat )

Bir Başka Yürekle Yaşamak-T. Ayhan Çıkın Kitabı, söyleşi: Nevzat Çağlar Tüfekçi, Milas Belediyesi Kültür Yayınları, Kasım 2016, s.83

Üretme Tüket, Ali Ekber Yıldırım, inceleme, Sia Kitap, Ocak 2020, İstanbul

Bir Başka Yürekle Yaşamak-T. Ayhan Çıkın Kitabı, s.331

Zeytinci Hurşit, T. Ayhan Çıkın, şiir, EÜ Basımevi, Şubat 2018, İzmir

agy, s.9