İZ GAZETE - Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 1967 tarihli protokolüne koyduğu “coğrafi” sınırlamayla sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci olarak kabul ediyor. Savaştan kaçan mülteciler iş cinayetlerinde ölüyor! 2019'da 49, son 7 yılda en az 485 mülteci iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 16 Mayıs 2019 tarihli verilerine göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon 606 bin 737 iken diğer Asya ve Afrika ülkelerinden gelen mültecilerle bu rakam 4 milyonu aştı.

İzmir İSİG Meclisi, 20 Haziran Mülteciler Günü nedeniyle bir açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada savaş, çatışma, işkence, kötü muamele ve ekonomik koşullardan nedeniyle ülkelerini terk ederek Türkiye'ye göç eden mültecilerin Dünya Mülteciler Günü'ne daha statüsüz ve gelecek belirsizliği ile girerdiklerine ve mülteci işçilerin de en ağır koşullarda, ölümle burun buruna kayıt dışı çalışmak zorunda bırakıldığına dikkat çekildi.

2019'UN İLK BEŞ AYINDA 49 MÜLTECİ İŞ CİNAYETİNDE ÖLDÜ

Türkiye'deki mültecilerin nefret söylemine maruz kaldığına dikat çekilen açıklamada 1 milyonun üzerinde mültecinin çalışma hayatında olduğu belirtilerek 2013 yılında en az 22, 2014 yılında en az 53, 2015 yılında en az 67, 2016 yılında en az 96, 2017 yılında en az 88, 2018 yılında en az 110, 2019'un ilk 5 ayında ise 49 mülteci iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği bilgisi verildi.

Ölümlerin en çok yaşandığı iş sektörlerinin inşaat, tarım, belediye ve tekstil olduğu belirtilen açıklamada mültecilerin ucuz iş gücü olarak Türkiyeli işçilere göre daha uzun saatler ve daha düşük yevmiyelerde çalıştırıldığına dikkat çekildi.

"DEMOKRASİ GÜÇLERİ MÜLTECİLERİN YANINDA OLMALI"

Açıklamada son olarak şu değerlendirme yapıldı; "Patronlar karlarına kar katarken mülteci işçiler artan işsizliğin ve düşen yevmiyelerin sorumlusu olarak görülüyor. Mültecilerin yoğun olarak çalıştığı Işıkkent Ayakkabıcılar Sitesi'ndeki 'Suriyelileri İstemiyoruz' eylemleri bir süre sonra Türkiyeli ve Suriyeli ayakkabı işçilerinin ortak eylemlerine döndü ve kazanım getirdi. Yine Torbalı'da çalışan Türkiyeli ve Suriyeli tarım işçilerinin yevmiyelerin artırılması için kurdukları birlik ve iş bırakma, kısmi zam getirdi. Ancak gerici ırkçı politikalar gün geçtikçe mülteciler üzerinden tırmandırılmaya hatta plajlardan Suriyelilere kovmaya kadar varan bir iklimin de zemini hazırlanıyor. Dünya kapitalizmi halkları düşmanlaştırma ve savaş politikaları ile sadece insanları yerinden yurdun etmiyor. Ucuz işçi sömürüsüyle ekonomik krizlerin bedelini hem işçi sınıfına ezilen halklara ödetmekle kalmıyor, aynı zamanda kitleleri gerici, ırkçı politikalarla sürekli yedeklemenin aracı olarak kullanıyor. Bu nedenle işçi sınıfının her milliyetten ortak mücadelesinin örülebilmesi bugün başta sendikalar olmak üzere tüm demokrasi güçlerinin ırkçılığa, gericiliğe karşı mültecilerin yanında olması gerekiyor. Elimizi bugün ülkemizde en zayıf halkaya uzatmalı, enternasyonalizmi geliştirmeliyiz."