Teknolojinin getirdiği yenilikler hayatımızın tüm alanlarında değişiklik yaptı. Dijital dünyada, biz ne kadar dirensek de yeni alışkanlıklarla yeni kültürler oluşturuyoruz. Bu durum ister istemez, maziye olan özlemi daha da canlı tutuyor. ‘Nerede o eski bayramlar’ sözünü sanırım birkaç kuşak işitir durumda. Geçmiş bayramlara olan özlem ve tutku nedense bitmiyor. Sahi eski bayramları bu kadar vazgeçilmez yapan neydi? Benim de çocukluğumda yaşadığım ama şimdilerde uzak kaldığım o bayramları neden bu kadar severdik? Gelin size o yılların bayramlarından kısa notlar yazayım.

Bayramlar, büyük küçük herkesin hakkıydı ama çocukların daha bir başka hakkıydı. Çocuklar için bayramın ayrı bir yeri, ayrı bir önemi vardı. Senede 2 defa gelen bayramlar, çocuklar için yeni elbise demekti. Şimdilerde bu anlaşılmaz olabilir. Ama o yıllarda yeni pantolon, yeni gömlek ve özellikle yeni kösele ayakkabı çocuklar için büyük sevinç kaynağıydı. Lastik ayakkabıların yerine deri ayakkabı giymek gerçek bir rüyaydı. Bunun yanında bayramlar, bir yılda toplanabilecek harçlık miktarının en verimli günleriydi. Yakın akrabalardan başlayan el öpmeler, nakit demir paralara dönüşürdü. Kağıt para almışsanız dünyalar sizin olurdu. O zamanlar, çocuklar için toplanan paraları ekonomiye hemen katmak için özel alanlar kurulurdu. Her ilçenin bir bayramyeri olurdu. Küçük çaplı lunaparklar, pamuk şekeri, macun gibi bayrama özel yiyecekler ve içecekler, çocuklar için hazır edilirdi. Kısacası, bayramlar en çok çocuklar için bayramdı.

Bayramlar, iletişim kurmanın en iyi yoluydu. Ama yüz yüze iletişim. Herkes yakın akrabalardan başlamak üzere ev ziyaretleri yapardı. En güzel ikramlıklar, misafirler için masalara konurdu. Tüm evlerde tek ortak nokta samimiyetti. O zamanlarda birilerinin sevmediği, küs olduğu kişiler vardı. Samimiyet orada da devreye girerdi. Sevmeyenler birbirini ziyaret etmezdi. Küs olanlar da bayrama fırsata çevirir, barış ortamı sağlardı. Araya büyükler girerdi. Çocukluğumda en çok duyduğum sözlerdendi, “Bayrama küs girilmez” sözü…

BAYRAM KAHVALTISI KÜLTÜRÜ

Bayramlarda kahvaltılar ayrı bir kültürdü. Her zaman yapılan kahvaltılardan farklı kılan tarafı, tüm ailenin aynı anda bir arada olmasından kaynaklıyordu. Ailenin en büyüğünden en küçüğüne, tüm fertler bir masada toplanırdı. Bu büyük bir kaynaşma, büyük bir buluşmaydı. Hele ki, aile bireyleri farklı coğrafyalarda yaşıyorsa. Her yıl çekilen kahvaltı fotoğrafları, Türk ailelerinde gelecekteki anıların için en önemli kareleri oluştururdu. Eski bayram kültürü, dijital devrime yenik düştü. Kahvaltı masaları yerini WhatsApp’dan toplu görüşmelere bıraktı. Kutlamalar, sosyal medya üzerinden toplu yapılmaya başlandı. İletişimin en ileri olduğu bu zamanda aslında eski iletişimi aratan bir ortamın içine girdik. Kişilerin adına giden bayram kartpostalları vardı. Şimdi kime gittiği belli olmayan ortaya yazılmış sahipsiz birbirinin aynısı mesajlar… Bayramlar eskiydi ama… Sevgi, saygı, samimiyet vardı...

Son cümle: “İnsanın özünü değiştiren teknolojileri sevmiyorum. En iyi iletişim şekli el uzatmak, söz söylemektir. Bayramın kutlu olsun İzmir…”