04.05.2021, 09:31

İkizdere direniyor

Yolculuk Trabzon’a olunca İkizdere’ye uğramamak olmazdı. Uçaktan inip eve girer girmez dedim ki; “Karıcım ben gidiyorum. Günlerdir sosyal mecrada görmüş olduğum direnişi ve neler olduğunu yerinde görmek istiyorum gelmek istersen buyur beraber gidelim.” İkna etmem zor olmadı. Eşim, baldızım ve ben Rize’ye doğru yola koyulduk.

İkizdere levhasından döner dönmez İyidere limanı lojistik merkezi için öngörülen alanlardaki betonlaşma ve ağır inşaat makinalarının soğukluğu esir edilen askerlerin başında bekleyen gardiyanlar gibi yemyeşil doğanın üzerinde etkisini hissettiriyordu. İçimden ‘ne olmuş buralara böyle diye geçirdim.

Yapılması planlanan İyidere limanı Doğu Karadeniz rıhtım inşası için denizi en kolay doldurulabilen (300-400 m kadar dolgu yapılabiliyor) ve derinliği en uygun olan 18-25 m yer olarak belirlenmiş.

Ovit Erzurum yolu ile en kestirme bağlantı noktası olması,

Eskipazar ve İyidere’ye doğru genişleme imkanı sayesinde 100-200 sene sonra gelişebilecek ihtiyaçlar ile sanayi-ticaret-lojistik altyapısını endüstriyel gelişme bölgeleri ile entegre edilebilir olması,

Rize ve Trabzon il sınırlarının kesişiminde olması sebebi ile ikisini de ekonomik olarak geliştirebilecek potansiyeli olması,

Akçakale-Of-İyidere yahut Erzincan-Trabzon-Rize demiryolu hattı ile Türkiye demiryolu ağlarına bağlanması,

Batum-Rize-Trabzon demiryolu hattı ile eski Sovyet demiryollarına bağlanması bakımından stratejik bir merkez olarak öngörülmüş.

Yapılacak olan limanın stratejik amacı;

  • Yapımı devam etmekte olan yol projeleri ile Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ürünlerinin önemli bir bölümünün Doğu Karadeniz endüstriyel gelişme bölgelerine ve limanına çıkarılarak dünya pazarlarına açılması,
  • İran Tebriz şehrinin dünyaya açılabileceği en yakın liman olması,
  • Doğu Karadeniz bölgesinin Avrupa ve orta Asyaya açılan Kafkasya üzerindeki konumu ile stratejik öneme sahip olması,
  • Güzergah üzerinde açılacak olan Ovit tüneli ile kuzey güney bağlantısının yük güzergahı üzerinde ciddi avantaj sağlayacak olması,
  • Karadeniz sahil yolunu İkizdere üzerinden İspir’e oradan da Erzurum’a bağlayacak olan bu ulaşım güzergahını ticaretten turizme kadar her alanda bölgenin potansiyelini harekete geçirebilecek bir proje olarak kabul edilmesi.

Sahilden yukarıya doğru aracımızla çıkarken Yapımı devam eden tünellerin meydana çıkardığı betonlaşma insanın canını acayip sıkıyor. Rize’nin o dik yamaçlarında çay bahçelerine kayıyor gözleriniz. Onları görmek istiyorsunuz yeşilin bin bir rengi ile ormanlarının bulutlarla buluştuğu engin dağları. Hiç yılmadan akan derelerinin sesiyle birlikte yüzünüze vuran o serinliği hissetmek istiyorsunuz her vakit lakin her yamaç da bir beton yığını, her kilometrede bir ağır iş makinalarının kaldırdığı tozlar çarpıyor yüzümüze.

İkizdere’ye vardığımızda yerel halkın birlik olup verdiği onurlu direnişe destek olabilmek için gelen birkaç sivil toplum kuruluşu ile yerel halkın temsilcilerinin onları karşılamasıyla biz de sohbete katıldık.

“İkizdere’nin İşkence Dere Vadisi’nin içinde kurulması planlanan taş ocağı işte bu vadide yapılmak isteniyor” arkadaşlar dedi, içlerinden yaşlıca bir amcamız. “Bu vadide biz yıllardır tarımla uğraşıyoruz. Bizim tapulu arazilerimiz var. Çay tarımı yapıyoruz. Kovanlarımız var. Dünyanın en kaliteli kestane balı yok edilmek istenen faunadan elde ediliyor. Bu vadi yöre insanının geçim kaynağı, can damarıdır. Evlerimizde içme suyu bu tertemiz vadiden gelmektedir. Yüzlerce yılda büyüyen bu asırlık kestane ağaçlarının dozerlerle katliam edilmesine hangi vicdanla sessiz kalabiliriz. Çocuklarımız bizi affetse, tarih bizi affetmez. Bu doğa, şu akan su, içinde hayat bulan hayvanlar, binlerce yıldır yaşayan habitat bir müteahhit daha fazla para kazansın diye katledilebilir mi? Bu dolgu taşı geçmiş yıllarda dolgu için kullanılan başka bir taş ocağından alınamaz mı? Üç beş kuruş daha az nakliye maliyeti olsun diye bu güzelim vadinin yok edilmesi kabul edilebilir mi? Hangi stratejik akıl ile dünyaya bu veya başka ülkelerin malını, yapılması planlanan limanlardan göndereceğiz? En büyük gücümüz, var olan doğal zenginliğimizi yok ettikten sonra neyimizi göndereceğiz bu limanlardan? Görünen odur ki bu zihniyet devam ettikçe üretmeden tüketen, her şeyi ithal ederek fakirleşen ama dünyanın ürettiği ürünleri ülkeye almak için soğuk beton ve kocaman limanları olan bir ülke mi olmak istiyoruz?” diye serzenişte bulundu ve arkasındaki vadiyi eliyle gösterdi. “Son bir sorum olacak madem ihaleye açıldı yok edilsin diye bu vadi, her şey para ile ölçülür oldu madem ihaleye açılsın bakalım sadece İkizdere’deki bu İşkence Dere Vadisi gibi bir vadinin yapımı için ne kadar para isteyecek o değerli müteahhitlerimiz? Öğrenmek istiyorum bu İşkence Dere Vadisi’nin ne kadar edeceğini? Vadinin ortasından akan doğal dere için kaç para isteyeceklerini? Öğrenmek istiyorum binlerce asırlık ağaç için ne kadar teklif vereceklerini? Merak ediyorum bir işkence Dere, kaç taş ocağı eder?”

Yan yana gökyüzüne varan iki dağ ve bu dağların tam ortasında onlardan biraz uzakta gökyüzünün maviliklere ile birleşmiş bir dağ daha. Bu dağların yamaçlarında çay bahçelerini, hayvancılıkla uğraşan çiftçi ailelerini, arıcılık ile uğraşan elleri nasırlı içlerinde büyük korkuları olan insanlar var, bu vadinin ortasından pırıl pırıl buz gibi akan içindeki balıklara ev sahipliği yapan dere, üç insanın el ele tutuşup kavrayamadığı asırlık kestane ağaçları var. Bunların hepsini çok saygıdeğer müteahhidimiz Mehmet Cengiz limanı doldursun diye yapacağı taş ocağından koruyan, jandarmadan biber gazı yiyen, sürüklenerek gözaltına alınan, ağaçların üzerine çıkıp gece nöbeti tutan eli bastonlu nenelerimizdir. Onurlu direnişiyle bu katliama dur diyen annelerimizdir. Bu vadi bizim namusumuzdur diyen amcalarımızdır. İkizdere’nin etrafını örümcek ağı gibi sarmış,  paranın yeşilinden başka hiçbir yeşile saygısı olmayan sözde tam kapanmayı fırsata çeviren bu zalim kapitalizmin uşaklarına direnen İkizdereli vatansever insanlara selam olsun. Sizlerin bu onurlu direnişinizin karşısında o dağlar gibi memleketimin nice dağları saygı ile eğiliyor. Bir değil bin tane taş ocağı, bir İşkence Dere etmez.

Saygı ve sevgilerimle.

Yorumlar (4)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Prof. Dr. Bülent Okur 3 ay önce
Çok güzel bir yazı. Ellerine kalemine ve en önemlisi güzel olan kalbine sağlık. Çok ama çok acı. Ülkemizin her köşesi bütün doğal güzelliklerimiz para İçin çarçur ediliyor. Yazık bu ülkeye yazık geleceğimize. Bunları yerine koymak çok zor. Bulamayız artık bunları çocuklar göremez kestane ağaçlarını temiz akan dereleri. Kim nasıl nerede ne zaman dur diyecek bilmiyorum. Sadece içimiz parçalanarak seyrediyoruz.
keramettin bilgehan 3 ay önce
EVET ,İŞTE GAZETECİLİK BU OLSA GEREK,BAŞKALARININ AĞZINDAN DİNLEYİP O ŞAHSIN GÖRÜŞLERİNİ KES KOPYALA YAPIŞTIR GİBİ OTURUP AZI YAZMAKLA GAZETECİLİKOLMUYOR,HAKAN KARDEŞİMİZ TRABZON'A GİTMİŞ,ÜŞENMEDEN BİR DE RİZE'YE İKİZDEREYE GİDİYOR VE YERİNDE GÖRÜYOR,ORADA OTURANLARDAN GERÇEKLERİ DİNLİYOR VE YAZIYOR.ELİNE VE GÖZÜNE SAĞLIK HAKAN BEY.
Ayşegül FAİZ 3 ay önce
Hakan çok güzel yorumladın.Trabzonlu olarak bu konuyu ele alman beni gururlandırdı
Adnan yazıcı 3 ay önce
Destekleriniz için teşekkürler.
Günün Karikatürü Tümü
banner96
37°
açık
banner177
banner178
Anket Tümü
Koronavirüs aşısı olmayanların sinema, tiyatro, spor müsabakaları, konser vs yerlere girişi kısıtlanmalı mı?