“neyi bildirir sayılar

neyi bildirmeli

yaklaşan nedir size

uzaklaşan nedir bizden” - Nazım Hikmet

Heyecanla ve inançla yazmaya başladığım güzel İz Gazete’de koskoca bir yılda bununla beraber sadece dokuz yazı yazmışım. Uzun zamandır – yaklaşık beş ay kadar –  tek kelime yaz(a)madım. Sadece buraya değil, kendime de yaz(a)madım.

Sayılar neyi bildirmeli, yaklaşan nedir, uzaklaşan nedir; bilemiyorum…

Özeleştirimi verecek olursam; her gün yazı yazmayı, memleketin zaten hiç bitmeyen farklı gündemleri hakkında analiz kasmayı ve yazılarıyla birilerine/bir yerlere ayar vermek suretiyle birileri adına ve/veya kendince bir şeyleri dizayn etmeye çalışan duruma düşmeyi doğru bulmuyorum. Lakin bir yılda dokuz yazı yazmış olmayı da şahsen doğru bulmadım. :)

Şakası bir yana sevgili okur, doğrusunu isterseniz tam olarak hissettiğim; tükenmişlik!

Olağanlaşan olağanüstü halde, KHK’lerle inşa edilen Saray rejiminin karanlığında, BİR gün ya da birkaç saat gündemi takip etmeme lüksümüzün olamadığı ve yaptığımız hiçbir şeyin somut bir karşılığının olamayışının gerçekliği her seferinde yüzümüze vururken hissettiğim en baskın duygu; tükenmişlik.

‘-Mış gibi’lerin dünyasının ‘-mış gibi gerçekliklerine’ şahit olurken hala ilk günkü şaşkınlığınızı koruyabilseniz de bu seremoniyi sadece hayretle izlemekten başka hiçbir şey yapamazken hala öfkenizi ve inadınızı diri tutabilseniz de ruhunuzu saran en baskın duygu; tükenmişlik.

***

‘Nereden baksan tutarsızlık nereden baksan ahmakça’ bir anlayışın iktidarına karşı ‘hak, hukuk, adalet’ talebinde buluşanların, memleketin dört bir yanında yükselttiği ortak mücadelenin zorlu bir yılı daha geride kaldı…

2017’de neler yaşadık diye uzun uzun yazmak yerine hafızasını tazelemek isteyenler için Evrensel Gazetesi’nin çalışmasını buraya bırakıyorum:

https://www.evrensel.net/neoldu/2017/?utm_source=top#.WkJy58a0uiY.twitter

Gündem belirleme ve Türkiye siyasetini yönlendirme tekelini elinde bulunduran muktedir/ler ‘sallanırken’ ve hayat hızla akarken gündelik hayatımız ‘son dakika’lar üzerinden şekillenirken hafızayı diri tutmak zorundayız.

Ezcümle; 2017’nin muhasebesini iyi yapmalı.

Hem dünya hem memleket açısından, fazla zor bir yıldı. 2018’e dair umut besleyemiyorum. Çünkü her şey gerçekten fazla korkunç!

Gerçekçi olmalı… İrademizi teslim ettiklerimizin bizim adımıza yaptığı ya da yapacağı pek bir şey yok. Bir ‘kurtarıcı’ yok. Yıkarsa Saray’ın saltanatını, iradesini ortaya koyacak olan halk yıkacak!

***

Yeni yılın beraberinde getireceği yeni başlangıçlar için hepimize şans diliyorum!

Huzur ve barış içinde, adil ve özgürce yaşayacağımız umutlu yarınlar diliyorum!

Uğur Mumcu’yu hatırlamalı! Metin Göktepe’yi, Hrant’ı, Musa Anter’i… Unutmamalı Deniz’leri, Mahir’leri, Ali İsmail’leri… Bakıp bakıp Nuriye ve Semih’e, ihraç ettikleri hocalarımıza; bakıp bakıp Ahmet Şık’a, Murat Sabuncu’ya… Ve Emel Anne’ye bakıp bakıp enseyi karartmamalı sevgili okur!

Ve son söz:

“yırtarak geçiyor kalbimizden

hayatı da törpüleyen zaman

şuramızda bir şey var

acıya benzer

umuda benzer

böyle günlerde hayat

hem acıya, hem umuda benzer

günler perişan.” Arkadaş Zekai Özger

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.