Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda ajanslara düşen haberlerde İzmir’deki, cezaevlerinden tahliyelerin başladığı aktarılıyordu.

Birlikte çalışıyor olmaktan mutluluk duyduğum Yağız Barut ile koronavirüs salgını sürecinde evlerimizden sürdürdüğümüz yayınlarda bir hafta geride kaldı. Son olarak TBMM’de AKP ve MHP gruplarının oyları ile kabul edilen ve yasalaşan Yeni İnfaz Düzenlemesi’ni İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyesi Baran Selanik’e sorduk ve konuyu kapsamlı olarak masaya yatırdık. Birçok anlamda verimli bir program olduğunu düşünüyorum. Müsadeniz olursa programın özelinde olan ve genele de sirayet edebilecek birkaç konuya değinmek istiyorum.

TUTUKLULAR YARARLANAMIYOR

Program boyunca Baran Selanik’in sık sık sık değindiği konu, hükum giymemiş ve tutuklu durumda bulananların yaşayacağı sıkıntılardı. Şeffaflığın söz konusu olmaması bizlere tam rakamı vermese de tutuklu olarak yargılananların sayısının fazla olduğunu biliyoruz. Son düzenlemeden hüküm giymiş olanlar yararlanabilecek ancak tutuklu olarak yargılananlar yararlanamayacak. Tutuklu olarak yargılananlar kimler midir? Cumhurbaşkanı’na Hakaret suçlaması ile cezaevlerine gönderilen insanlar mesela. Yayına katılan iki önemli avukatın görüşü de bu yöndeydi: “İnfaz düzenlemesinde suç ayrımı olmaz. Eşitliğin gözetilmesi gerekir”

‘SUÇLUYU KAZIYIN...’

Kimi konuları tartışırken aslında meselenin temel unsurunu ıskalayabiliyoruz. Türkiye’de yargının talimat doğrultusunda hareket etmesi sonucu ülkede yaşayan insanların büyük bir bölümü yargı kurumuna güven duymuyor. İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel’in cezaevlerine dair programda da dile getirdiği temel bir ilke vardı: “Suçluyu kazıyın altından insan çıkar”

Bu temel ilkenin kesinlikle ciddiye alınmadığını bunun yerine söz konusu düzenlemenin politik bir malzeme olarak kullanıldığına şahit oluyoruz. Tüm bunlar göz ardı edilerek düşünce suçlularının terör suçu kapsamında kabul ediliyor.

PROGRAMLAR SÜRECEK

Bir haftayı geride bıraktığımız programlar hafta içi her gün olmak koşuluyla devam edecek. Önümüzdeki günlerde sürpriz isimleri de ağırlamayı hedefliyoruz. Bu salgın günlerini bir an evvel atlatıp stüdyolarda da yaptığımız programlarla izleyicilerimizle bir araya geliriz diye ümit ediyorum.

OYLAMA MESELESİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan Yeni İnfaz Düzenlemesi oylamasına muhalefet partilerinden katılımın düşük olması bir kesim tarafından tepki topladı. İzmir’in 28 tane milletvekili var. Bunlardan 8’i kabul oyu 3’ü red oyu kullanmış. AKP İzmir Milletvekilleri’nden sadece ikisi oy kullanmamış. Bu süreçte sağlık sorunu ile orada bulunmayan ya da tasarıya dair yoğun çabalar içinde olup da “sadece” oylamaya katılmayan milletvekilleri de olabilir.

Semboller kimi zaman tekil anlamlarından fazlasını ifade edebilir. Nasıl ki “ağaç” Gezi Direnişi’ne sembol olarak sıyrıldıysa, nasıl ki bir çocuk tarafından kurulan tek bir cümle sembolleşerek İstanbul’da seçim sonuçlarına dolaylı olarak etki ettiyse... İnsanlar İzmir’de de Türkiye’de de sandığa gidip oy verdikleri partinin temsilcilerinin “sembolik” de olsa bir şeylere karşı olduklarını görmek, bilmek ve duymak istiyorlar.