İzmir'de gözaltına alınan kadınlar serbest

Giderek artan kadın cinayetlerine Türkiye'nin dört bir yanından tepki gelirken, 'İstanbul Sözleşmesi yaşatır' çağrıları da sürüyor. İzmirli kadınlar, sözleşmenin önemine yönelik Kıbrıs Şehitler Caddesi'nde toplandı. Alandaki 17 kişi polisin sert müdahalesi ile gözaltına alındı. Kadınlar sabaha karşı serbest bırakıldı.

GENEL 05.08.2020, 18:36 06.08.2020, 08:46

Giderek artan kadın cinayetlerine Türkiye'nin dört bir yanından tepki gelirken, 'İstanbul Sözleşmesi yaşatır' çağrıları da sürüyor. Geçtiğimiz günlerde sözleşmenin uygulanmamasına yönelik tepkilerini koyan kadınlar, AKP tarafından İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına ve iptal taleplerine karşı çok sayıda kentte eylem yapacaklarını açıklamıştı.

İzmir için eylem planının 18.30'da Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde gerçekleşeceği açıklanırken, çağrı üzerine toplanan kadınlar, alana geldikten sonra slogan atmaya başladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in eşi Neptün Soyer'in de alana geldiği bilgisine ulaşıldı.

 

İzmir Valiliği kararıyla yürüyüş yapılmasına izin verilmeyeceği ifade edilse de kadınlar yürüyüş yapmaya kararlı bir duruş sergiliyor.

4

EYLEME POLİS MÜDAHALESİ

Alsancakta gerçekleşen eyleme polis müdahale etti. Alandaki 17 kişi gözaltına alındı. Diğer kadınlar gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılması için oturma eylemi başlattı.

GÖZALTINA ALINANLAR SERBEST

Gece geç saatlerde gözaltına alınan 17 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Gözaltındaki İsmail Temel ise sara krizinden dolayı Tepecik Hastanesinde tutuluyor. Temel durumu iyi olmadığı için daha sonraya ifadeye çağrılacak.

'ARAMIZDAN AYRILAN KADINLARIN İSİMLERİNİ EZBERE SAYIYORUZ'

Yapılan basın açıklamasında,  "Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor! Sadece temmuz ayında 3 anne-kız toplam 36 kadın öldürüldü. 11’i evli olduğu erkek tarafından katledildi. Erkek şiddetiyle aramızdan ayrılan kadınların isimlerini ezbere sayıyoruz.  Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet önlenemez, Şule Çet, Nadira Kadirova, Ceren Damar cinayetlerinde olduğu gibi daha adil bir yargılama bile sağlanmazken, kadınların hukuk önünde en önemli dayanağı olan İstanbul sözleşmesine göz dikiliyor.  Eğer “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” yani İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, hayatta olabilirlerdi,  kaybettiklerimiz için daha adil bir yargılama yapılabilirdi! Haklarımız için İstanbul Sözleşmesi uygulansın diyoruz… çünkü, Kadına yönelik şiddet her gün arttığı halde İstanbul Sözleşmesinin etkin şekilde uygulanmasını değil kaldırılmasını gündeme getirenler bu cinayetlerin, karşı karşıya kaldığımız katledilme riskinin sorumlularıdırlar. Sözleşmenin mecliste imzalandığı gün şiddeti önleme, şiddete maruz kalanları koruma, failleri gerektiği şekilde cezalandırma sözünü yerine getirmekten vazgeçeceğini ilan edenler, bu cinayetlerin suç ortağıdır, her gün uğradığımız şiddetin failidir… İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin karalama kampanyalarına göz yumanlar, bizzat bu kampanyalara sözcülük yapar hale gelenler, kadınların, LGBTİ+’lerin, göçmenlerin, mültecilerin, engellilerin,  yaşlıların, çocukların haklarını tarikat ve cemaat çevreleriyle pazarlık konusu haline getirenler kadın cinayetlerinin, nefret cinayetlerinin, çocuk istismarlarının, göçmen, mülteci kadınlara dönük saldırıların suç ortağıdır… Biz kadınlar yaşamak istiyoruz" ifadeleri kullanıldı.

'BU SÖZDEN DÖNMEK, KADINLARI VE ÇOCUKLARI ATEŞE ATMAKTIR'

Yapılan açıklamada ayrıca, "İstanbul Sözleşmesi kadınların ve çocukların hayatlarını korumak için verilen bir sözdür ve bu “sözden dönmek”, her yıl yüzlerce kadının öldürüldüğü, şikayet edilen 28.360 çocuk istismarı vakasının olduğu bir ülkede kadınları ve çocukları ateşe atmaktır. Sözleşmeden çekilmek, sözleşmenin referans aldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu tüm diğer temel insan hakları sözleşmelerini de tartışmalı hale getirmek, kadınların mücadeleyle kazandığı tüm hakları tartışmaya açmak demektir. Sözleşmeden çekilmek, “Kadınlarla erkekler fıtratları gereği eşit değildir” sözüyle her fırsatta saldırıya uğrayan eşitlik haklarımızın, yasal güvencelerimizin tümüyle terk edileceğinin dünyaya ilan edilmesidir.  İstanbul Sözleşmesi ve Sözleşmeye paralel iç hukuk düzenlemesi olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’na karşı belli çevreler, çarpıtılmış iddialar ileri sürmektedir. Bu iddialar Sözleşme’nin ve 6284 sayılı yasanın “aile yapısını bozduğu, nafaka yükümlülüğü getirdiği, ailenin dağılmasını ve boşanmaları artırdığı, özelde Sözleşme’nin eşcinselliği teşvik ettiği” gibi  kamuoyunu yanıltmak amacıyla ortaya atılan asılsız, mantık dışı söylemlerdir. Sözleşme 4. madde; ev içinde şiddete uğrayan herkesi; kadın, çocuk, yaşlı, erkek, engelli gibi pek çok grubu cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, medeni hal, göçmenlik statüsü gibi, herhangi bir nedenle ayrımcılık yapmaksızın korumayı temin eder. Aynı ayrımcılık yasağı Anayasa’da da mevcuttur. Sözleşme cinsel kimliklere ilişkin devletlere şiddetten ve ayrımcılıktan koruma yükümlülüğü getirmektedir" denildi.

'MÜCADELEMİZİN GERİ DÖNÜŞÜ YOK'

Yapılan açıklamada sözleşmenin felsefesini ve öngördüğü bütünsel politikayı oluşturan ana temanın, hayatın tüm alanlarında kadın erkek eşitliğini sağlamak olduğu ifade edilirken, "İstanbul Sözleşmesi’nin iptalini bir partinin yönetim kurulunda karar altına almak isteyenlere haklarımız ve hayatımız için bir araya gelerek, mahalle mahalle, park park, meydan meydan, iş yeri işyeri, üniversite üniversite buluşarak, forumlar yaparak, sesimizi duyurabileceğimiz, sesimizi birleştirebileceğimiz her yöntemi kullanarak yanıt verdik. Bu kararın tartışılacağı toplantının ertelenmesini kadınların bu mücadelesi, birlikteliği ve kararlılığı sağladı. 
Mücadelemizin geri dönüşü yok! Sadece sözleşmenin iptali gündeminin ortadan kalkmasını değil, sözleşmenin devleti yapmakla yükümlü kıldığı tüm koruma, önleme, tazminat, çevirmen desteği, eşitlik politikaları geliştirme ve uygulama sorumluluklarının da hemen yerine getirilmesini istiyoruz" denildi. 

Maddeleri sıralayan kadınlar: 
-    İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalara derhal son verilsin, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Şiddetin Önlenmesi Yasası’nın uygulanmasındaki eksiklikler giderilsin, kadına yönelik şiddete karşı acil önlem planı yapılsın!
-    Kadınların 7/24 ulaşabileceği, farklı dillerde , ücretsiz, sadece kadın yönelik şiddet alanında çalışan ayrı bir Alo Şiddet Hattı 
kurulsun.
-    Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle ilgili bağımsız bir veri toplama yöntemi geliştirilsin ve kamuoyuna düzenli olarak bu veriler açıklansın. 
-    Devletin tüm kademelerinde eşitliği sağlayacak, ayrımcılığa son verecek düzenlemeler yapılsın. Eşit yurttaşlığın tüm gereklerini sağlamak için acilen somut adımlar atılsın. 
-    Cinsel şiddetle mücadele koordinasyon ve kriz merkezleri kurulsun.
-    Dijital şiddet ve ısrarlı takip yasalarda tanımlansın ve cezası belirlensin.
-    Toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimin her kademesinde zorunlu ders olarak müfredata eklensin.
-    İstanbul Sözleşmesi’nin de hükme bağladığı üzere, ülkemizde mülteci ve sığınmacı olarak yaşayan bütün kadın ve çocukların şiddete karşı korunmasında eşit haklara sahip olması için açık ve net düzenlemeler yapılsın.
-    Her mahallede kolay ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli ve  24 saat hizmet verebilecek kreşler açılsın.
-    Kadınların rahatça 7/24 ulaşabileceği kadın danışma merkezleri ve yeterli sayıda sığınak açılsın. 
-    Nafaka tartışmalarına, boşanma süreçlerinde arabuluculuk uygulamalarına, boşanma süreçlerinin zorlaştırılmasına kısacası kadınların kazanılmış haklarına yönelik tüm tartışmalara bir son verilsin. Boşanma süreçlerinde kadınlara istihdam, barınma, sağlık ve eğitim olanakları sağlansın. Kadınları şiddete karşı güçlendirecek politikalar hayata geçirilsin" taleplerinde bulundu.

'VAZGEÇMİYORUZ'

Açıklamada son olarak, "Kadın katilleri, tecavüz failleri korur, cinayetlerin üzeri  örtülür, iyi hal indirimleriyle cezalar ertelenirken, şiddete ve kadın cinayetlerine ses çıkaran kadınlar engelleniyor, İzmir’de Pınar Gültekin cinayetine karşı şiddeti önle demek için sokağa çıkan kadınlara bizzat polis tarafından şiddet uygulanıyor, haklarına sahip çıkan kadınların yürüyüşü engellenmek isteniyor. Kadınların mücadelesi engellenemez! Biz kadınlar bu haklarımızın gereğinin yerine getirilmesi için yan yana durmaya, hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz! “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR, VAZGEÇMİYORUZ” ifadeleri kullanıldı.

Yorumlar (1)
soytarıcı 2 ay önce
polis,bekçi,jandarma,bizden degil,birde adliyedekiler,
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
27°
açık
Anket Tümü
'Yeni normal'e geçişi erken buluyor musunuz?