'İdam ve hadım cezasızlığı getirir: Çözüm üst sınır cezalar'

Verilere göre, çocuğa yönelik istismar vakaları son 10 yılda %700 artış gösterdi, adliyelerdeki 4 istismar davasının 1’i ise çocuklarla ilgili. Asya Yaşarikiz, İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi avukat İlke Erol ile görüştü.

GENEL 19.08.2018, 18:15 19.08.2018, 18:21
'İdam ve hadım cezasızlığı getirir: Çözüm üst sınır cezalar'

ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE - 'Çocuğa Yönelik Cinsel İstismar Olaylarını Araştırma Komisyonu’ raporu 23 Ocak 2017 yılında tamamlandı. Rapor 245 gün sonra Meclis’te görüşüldü. Ancak, ‘Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’ toplantısına 15 AKP vekili 40 da CHP vekili katıldı.

Meclis’in çocuğun istismarına yönelik bir toplantıda çoğunluk gösterememesi bu konuda hala etkili politikalar uygulanamamasını beraberinde getiriyor.

Örneğin 2017 yılının Mayıs ayında çocuk istismarını önlenmesi için hazırlanan araştırma önergesi Adalet ve Kalkınma Partisi vekillerinin oy çokluğuyla reddedildi.

Meclis’in çocuğa yönelik istismar vakalarında yetersiz kalışı Türkiye’de çocukların devlet tarafından yeterince korunamadığı sorularını akıllara getiriyor.

Verilere göre, çocuğa yönelik istismar vakaları son 10 yılda %700 artış gösterdi, adliyelerdeki 4 istismar davasının 1’i ise çocuklarla ilgili.

Çocuğun istismarına yönelik alınacak önlemleri, çözüm yollarını İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi avukat İlke Erol ile görüştük.

Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2014-2019 dönemini kapsayan ‘Çocuk Koruma Hizmetlerinde Koordinasyon Strateji Belgesi’ var. Bu belge aslında çocuk istismarının önüne geçebilir ama uygulanmıyor, neden?

2014 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve UNİCEF ortaklığıyla hazırlanan bir belge. Onay için sunuldu fakat hala çıkarılmadı. Bunun ulusal eylem planı olarak hazırlanması ve tüm kurumların koordinasyonla hareket etmesi lazım.

VERİLERİ MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜRMEMİZ LAZIM

İzmir Valiliği tarafından düzenlenen Çocuk Koruma Koordinasyon Toplantısı’nda istenilen koordinasyonu sağlayabiliyor musunuz?

Evet, üç ay aralıklarla yapılıyor bu toplantı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, üniversite hastaneleri gibi çocuğa istismarla ilgili tüm kurumlar yer alıyor bu toplantıda. Ancak bu sistem İzmir açısından sağlıklı işlemiyor. Hala eğitim tedbirleri konusunda yetersiz. İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından takipler düzenli yapılmıyor. İl Sağlık Müdürlüğü ne kadar dikkatli olsa da, sağlık tedbirleri açısından çocuğa cevap verilemiyor. ‘Çocuk Koruma Hizmetlerinde Koordinasyon Strateji Belgesi’ ulusal eylem planı olduğunda bunun bir takibi ve denetimi olması gerekecek. Eylem planı çerçevesinde de birtakım birimler kurulması gerekiyor. Bizim savunduğumuz denetim, her mahallede her semtte bir çocuk koruma başvuru birimi olması. Meclis’te çocuk ve kadınla ilgili komisyonlar var ama bu komisyonlar aktif çalışmalar yapmıyor. Eleştirdiğimiz konulardan biri de, Meclis’teki bu komisyonların baroların deneyimlerinden yararlanmaması. Ayrıca kadın ve çocuk alanında sivil toplum kuruluşlarının mutlaka görüşlerinin alınması lazım. Çünkü buna ilişkin stratejik araştırmalar yapan, veri toplayan birimler barolar ve sivil toplum kuruluşları. Amaç bu verileri mücadeleye dönüştürüp bunlardan kararlar almak olmalı. Ve bunların bu komisyonlarda değerlendirilmesi gerekiyor.

Çocuğa taciz ve tecavüz hangi çevreden geliyor?

Maalesef her çevreden geliyor. Bunun katı sınırları yok. Her eğitim düzeyinden gelebiliyor. İzmir’e bakarsak, İzmir aynı zamanda çocuğa istismar ve kadına yönelik şiddette en üst sıralarda yer alıyor. Dolayısıyla çocuk ihmal ve istismarına yönelik belli bir kesimden bahsedemeyiz. Ama çok eğitimli ailelerden istismarlar söz konusu. Elimizde bu tip davalar var. Sorunun çözümü eğitim. Ve eğitim toplumun her bireyine uygulanması lazım.

Geçtiğimiz yıl İzmir Barosu, Büyükşehir Belediyesi ile bir protokol yaptı. Arkadaşlarımız, çocuğa yönelik ihmal ve istismar ile kadına yönelik şiddet konusunda yapılan toplantılarda ilçeleri dolaşarak, o yörenin muhtarlarına, eğitimcilerine ve yurttaşlarına çocuk ihmal ve istismarını anlattılar. Bireylerin ihbar yükümlülüğünden bahsedildi ve alınabilecek tedbirler anlatıldı. Bunun devlet eliyle eğitimlerin yapılması gerekir.

ÇOCUK ERKEN YAŞTAN İTİBAREN BİREY OLARAK YETİŞTİRİLMELİ

Taciz konusunda farkındalık yaratabilmek için çocuğa ne öğretilmeli?

Öncelikle ailenin bu konuda eğitilmiş olması lazım. Çocuğun bedenini iyi tanıması gerekiyor. Mahrem yerleri neresidir ve mahrem yerlerine kendinden başka kimsenin dokunamayacağı eğitimi verilmeli. İyi dokunma kötü dokunma nedir öğrenmedi öğretilmeli. Cinsel istismar vakaları genellikle yakın çevreden geliyor. Bu aile bireyi, komşu, akraba, eğitimciler gibi çocuğun güvendiği kişiler oluyor. Dolayısıyla çocuğun iyi dokunma kötü dokunma nedir bilmesi gerekiyor. Çocuğa nasıl hayır demesi gerektiğiyle ilgili özgüven verilmesi gerekiyor. Çocuk bu yüzden erken yaştan itibaren bir birey olarak yetiştirilmeli. Burada anne babanın rolü önemli. Bizim gibi toplumlarda çocuk ailenin malı olarak görülür, birey olarak görülmez. Çocuklar bireydir, anne baba onun dünyaya gelmesinde bir vesiledir. Anne baba rol model olmalı. Anne babanın birbirine saygılı, birey bilinciyle davranmaları gerekiyor. Önce aile sonra da okulla pekiştirilmeli çocuğun eğitimi.

ÇOCUK DEVLETİN KONTROLÜNDE OLMALI

İstismarın önüne geçebilmek için yapılacaklar nelerdir?

Öncelik bilimsel araştırmalardır. Devletin sosyolog, pedagog ve hukukçulardan oluşan komisyonlar kurup istismarın altında yatan nedeni çözmesi lazım. Çocuk istismarında %700 artıştan bahsediyorsak, bu sebebin altında yatan toplumsal sebebi bulmamız gerekiyor. Nedeni bulduktan sonra çözümüne yönelik adımları atmamız lazım. Çocuğa yönelik şiddette ulusal eylem planının hayata geçirilmesi ve özellikle devletin mahalle birimleri kurup çocuğun takibe alınması lazım. Maalesef çocuk istismarını en kolay fark eden sağlık çalışanları, ya bilmedikleri için ya da başım derde girmesin diyerek, ihbar hükümlüklerini yerine getirmiyor. Hala bu kurumlar görevlerini yerine getirmiyor. Bu yüzden çocuk, devlet tarafından doğumundan başlanarak izlenmeli. Çocuğun gelişimine ilişkin her aşama devletin kontrolünde olmalı. Çocuk devletin desteğiyle yetişmeli.

İYİ HAL UYGULAMASI TOPLUMDA ADALETE OLAN GÜVENİ SARSIYOR

Çözüm idam, hadım (kastrasyon) gibi ağırlaştırılmış cezalar mı?

Barolar olarak bunu kabul etmiyoruz. Eylül ve Leyla olayından sonra idam ve hadım çok tartışıldı. Baroların Çocuk Hakları Merkezi olarak ortak bir basın açıklaması yaptık. Bu olayların çözümü bu değildir. Cezaların üst sınırdan verilmesi, iyi hal indirimlerinin uygulanmaması, ağırlaştırılmış şekillerinin uygulanması konusunda taleplerimiz var. Mahkemelerde çocuk istismar mağdurunun Çocuk İzlem Merkezlerinde daha fazla mağdur edilmemesi için kurulmuş bir sistem var. İstismar mağduru bir çocuk önce sağlık kontrolünden geçiriliyor. Bir pedagog tarafından hazırlanıyor. Ve tamamen bir uzman vasıtasıyla bir savcının avukatın kendisini dinlediğini bilmeden ifade vermesi sağlanıyor. Bu da açılacak davada en büyük delillerden biri oluyor. Ama mahkemeler çocuğu dinlemek için mahkemeye davet ediyorlar. Bununla ilgili davalarımız var. Üst sınırların uygulanmasına yönelik güzel bir örnek var. Alperen dosyasında kreş sorumlularına ilişkin ağırlaştırılmış cezalar verdi ve iyi hal indirimleri uygulanmadı. Maalesef çok spesifik olaylar bunlar. İdam ve hadım gelirse mahkemeler bu kez, cezasızlığa gidecekler aslında. Geri dönüşü olmayan kararlar bunlar. Daha fazla mağdur yaratılabilir. Cezaların üst sınırdan verilmemesi, iyi hal indirimlerinin uygulanması toplumda da adalete olan güveni sarsıyor. Örneğin Kemalpaşa’da bir babanın kendi kızına istismarı iddiaları söz konusu oldu. Babanın gözaltında bulunduğu karakolun etrafı babayı linç etmek istedi. Bunları endişeyle izliyoruz. Adalete güvenin sağlanması için kararların toplum vicdanını rahatlatması gerekiyor.

Cinsel istismar durumunda çocuğu koruyan yetişkinler veya kurumlar yargı sürecinin iyi işlemesi için ne yapmalı?

Cinsel istismarın tanığı olan ebeveyn ya da 3. kişinin yapması gereken ilk şey bir adli makama başvurmak. Cumhuriyet Savcılığı, karakol, sağlık birimine başvurulabilir. Bunları da yapamıyorsa Barolara başvurulabilir. İzmir Adliyesi’nde 2017 yılında açılan Çocuk Hakları Merkez birimimizi bu yüzden açtık. Orada gönüllü bir avukat arkadaşımız var. 400 00 14’ten herkes bu birime ihbarda bulunmak için ulaşabilir. İhbarda bulunacak kişi bir öğretmen ya da 3. kişi ise kişiliğinin deşifre olmasından endişelenmemeli. Bize gelen ihbarda başvuranın bilgisi gizli tutuluyor. 5395 sayılı kanun ile Barolar çocuk istismarında başvurulabilecek bir kurum.

TCK’da çocuğa yönelik cinsel taciz ve istismarın cezalandırılması konusunda aksaklıklar var mı, varsa neler?

Ceza Kanununda 102 ve 105 maddeleri cinsel istismardan bahsediyor. Bununla ilgili yeni düzenlemelerin yapılması ile ilgili Baroların çalışmaları var. Çünkü o alanda çalışan uzman ceza hukukçularının alınmış görüşleri var. Daha çok ceza sürelerinin değiştirilmesi değil çocuğun 15 yaşından sonra rızası varsa gibi düzenlemeler hem fail açısından hem 12-15 yaş arasında rızadan bahsedilemeyeceği düzenlemesi yapılmak istendi. Ama yine hukukçuların ve STK’ların ısrarlı itirazı üzerine o uygulamadan vazgeçildi. Şu andaki mevcut hali korunsa ve mahkemeler bunun üzerinden üst sınırlar üzerinden ceza verse o da yeterli bizim için.

CEMAAT YURTLARINDAKİ İSTİSMARLARA GÖZ YUMULMASI İSTİSMARI ARTTIRDI

AKP iktidar olduğundan bu yana çocuk istismarı olayları %700 arttı. Hükümetin dili istismar olaylarını etkiliyor mu?

Yönetici konumunda olan herkesin sorumluluğu çok büyük. Devletin en başından başlayarak, özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın talihsiz söylemleri, çocuk ve kadına yönelik mücadele içerisinde olması gereken kurumların başındaki kişilerin söylemleri ve de Diyanet İşleri Başkanlığının söylemleri maalesef hepimizi endişelendiriyor. Burada hepimizin sorumluluğu var. Topluma hizmet eden kurumların söylemlerinin çok düşünülerek yapılmış olması gerekiyor. Maalesef 9 yaşındaki çocukla evlenilebilir denilmesi, “bir kereden bir şey olmaz” denilmesi ve erken yaşta evliliğe izin veren dini nikâh sistemine cevaz verir şekilde evliliklerin imam yoluyla da yapılmasının önünü açan kararlar bizi gerçekten endişelendirdi. Bu tür olayların yaygınlaşmasına cesaret verdiğini düşünüyoruz. Sadece cezaların ağırlaştırılması değil bu tür olaylara sıfır toleransla yaklaşılacağının sinyallerinin verilmesi lazım. Özellikle cemaat yurtlarında çocuklara yönelik istismar olayları yaşandı. Bunlara göz yumulmuş olması bu tür olaylardaki artışın sebeplerinden bir tanesi.

Yorumlar (0)
banner96
banner178
az bulutlu
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?