Her ilçenin eşitlik meclisine ihtiyacı var

Kent Konseyleri yeni yönetimlerini belirlerken, Buca Kent Konseyi Eşitlik Meclisi üyesi Mahmut Şeren ve İrem Kiriş, İzmir’deki belediyelerin LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokolü’nü imzalamasını istiyor.

GENEL 04.11.2019, 10:29
Her ilçenin eşitlik meclisine ihtiyacı var

GÜLSEN CANDEMİR - Kent Konseyleri bugünlerde yeni yönetimlerini seçiyor. Kadın, çocuk, engelli, eğitim, mülteciler meclisi ve eşitlik meclisi gibi meclislerle çalışmalarını yürüten kent konseyleri şehrin sorunlarına çözüm arama noktasında kentin dinamikleri ile ortak çalışmalara imza atıyor.

Konsey bünyesinde faaliyet gösteren meclislerden biri de Eşitlik Meclisi. İzmir’de eşitlik meclisi ilk kez Konak Kent Konseyi’nde kuruldu. İkincisi Buca’da kurulan eşitlik meclisi üyelerinden İrem Kiriş ve Mahmut Şeren ile toplumsal cinsiyet sayfamız için, meclis çalışmalarını ve yerel yönetimlerden beklentilerini konuştuk.

İZMİR'DE EŞİTLİK MECLİSİ OLAN KAÇ KONSEY VAR. BU MECLİSLER NELER YAPIYOR?

İrem Kiriş: Kent Konseyleri kadın ve gençlik meclislerini kurmak zorunda, ancak çalışma alanına giren diğer konularda da meclis kurma yetkisine sahip.  Konsey bünyesinde kurulan Eşitlik Meclisleri, kişilerin, kente ait olma duygusunun geliştirilmesine yardım etmeye çalışır. Belediye hizmetlerinin dezavantajlı grupları da kapsayacak şekilde biçimlenmesine katkı sağlar. Dezavantajlı bireylerin üretim, iş, siyaset, kültür, sanat, eğitim gibi alanlarda söz sahibi olmasını sağlamaya çalışır ve bu alanlarda uğradıkları ayrımcılıkla mücadele eder. İzmir’de Konak ve Buca Kent Konseylerinde olmak üzere 2 tane eşitlik meclisi var. Bunların her ikisi de kuruluşunda LGBTİ+ aktivistlerinin yer aldığı, kadınların ve LGBTİ+’ların katkılarına öncelikle yer veren ve belediyenin hizmetlerinden her bireyin eşit faydalanmasını gözeten meclislerdir.

ÇEŞİTLİ FAALİYETLER

2017 yılında kurulan Buca Eşitlik Meclisi, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ayrımcılığı başta olmak üzere her türlü ayrımcılığa karşı politika üretmeye çalışıyor. Özellikle nefret söylemleriyle mücadele konusunda pek çok faaliyette bulunduk. İnsan hakları alanında yurttaşlara yönelik bilinci arttırmak her zaman ilk hedeflerimizden oldu. Belediyenin ve kent konseyinin çalışmalarının LGBTİ+’ları da kapsayacak şekilde yapılmasına, hizmetlere erişimin kolaylaştırılmasına yönelik katkı sunmaya çalıştık. Bu hedeflerimize ulaşabilmek için panel, film gösterimi, söyleşi, stant kurma, basın açıklaması gibi birçok farklı faaliyet aracını kullandık.

DİĞER İLÇELERDE NEDEN MECLİSLER YOK?

Mahmut Şeren: Öncelikle belediyeler ve kent konseyleri “LGBTİ+’lar gelsin, bizden meclis kurmayı talep etsin, biz de bunu değerlendirelim” gözüyle bakarlarsa baştan yanlış yapmış olurlar. LGBTİ+’ların özünde bir kamu kurumu olan, oldukça bürokratik bir yapıya sahip belediyelerin kapısından girip en temel hakkını talep etmesi bile çoğu zaman zor olabiliyor. Çünkü bunları deneyenlerin ayrımcı, dışlayıcı, ayıplayan veya yok sayan bir tutumla karşılaştıklarına ilişkin pek çok deneyim var. Bu nedenle belediyelerin açıkça “Biz herkesin olduğu gibi LGBTİ+’ların da belediyesiyiz, hizmetlerden eşit olarak yararlanılmasını hedefliyoruz. Gönül rahatlığıyla gelin bizimle konuşun, tartışın. Sizi doğru tanımıyor olabiliriz, ihtiyaçlarınızı tespit edememiş olabiliriz. Ama sizi sizden öğrenmeye açığız” demesi, olması gereken ilk adım. Çünkü dezavantajlı bir grubun otorite olana, yani iktidara gidip hakkını teslim alması her zaman beklenebilecek bir durum değil. Kent konseyinin ise katılımcılık ilkesi çerçevesinde LGBTİ+’ların sözünü belediyeye taşıyacağını taahhüt etmesi gerekir. Her kent konseyinde eşitlik meclisi olmayabilir ama her yerel yönetim bu tutumu almak zorundadır.

Tabi bunların yanında başka problemler de yok değil. Örneğin her yurttaşın kafasında yerel yönetimlerin faaliyetlerine ilişkin bir görüş, öneri veya katkı vardır. Mühim olan yerel yönetimin yurttaşa ulaşarak, bunları alabilmesidir. Her yurttaşın da aynı yollarla bu imkana erişmesini bekleyemezsiniz. Zaman zaman belirli toplumsal gruplar için özel önlemler almak gerekebilir. LGBTİ+’lar için bu gibi durumlarda en büyük risk faktörlerinden biri gizlilik. Cinsel yönelimini veya cinsiyet kimliğini kimseye veya bir kamu kurumuna haklı olarak açıklamak istemeyen birçok kişi var. Demek ki yerel yönetimler, bu görüş, öneri ve katkıları alırken gizlilik ilkesini koruyacak önlemleri aldığının güvencesini de vermelidir.

KENT KONSEYLERİ SEÇİM SĞRECİNDE. YENİLENİYORLAR BU DÖNEM. YENİ YÖNETİMLERE EŞİTLİK MECLİSLERİNİ KURMALARI İÇİN ÇAĞRINIZ OLACAK MI ?

Mahmut Şeren: Az önce açıklamaya çalıştığım gibi; bizim bütün belediyelere ve kent konseylerine çağrımız LGBTİ+’ları eşit yurttaş olarak gördüklerini açıklamaya, LGBTİ+’ları içeren politikaları sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışarak oluşturacağına söz vermeye, LGBTİ+’ların hak taleplerini görünür kılmalarına yöneliktir. Aslında bu zaten onlar için bir sorumluluktur. Herhangi bir yerel yönetimin; yetkili ve sorumlu olduğu ilçenin sınırları içerisinde bir trans yurttan atılıyorsa, bir eşcinsel sırf bu nedenle işten çıkarılıyorsa, onur yürüyüşünün veya diğer etkinliklerin yapılması idari makamlar tarafından hukuksuz bir şekilde engelleniyorsa, yerel medyada nefret söylemi üretiliyorsa buna karşı bir sözü olmalı. Eğer yoksa tüm demokratik ve hak temelli çevreler tarafından da sorgulanmalıdır.

İMZA ÇAĞRISI YAPTI

Belediyelere bir diğer çağrımız ise; İzmir Genç LGBTİ+ Derneği ile SPoD’un hazırladığı ve Türkiye’nin her yerinden 19 LGBTİ+ örgütünün destek verdiği, belediyeler için bir rehber ilkeler niteliğinde olan LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokolü’nü imzalaması ve hayata geçirmesidir. Şimdiye kadar bahsettiğimiz çerçevede çalışmalarda bulunmuş pek çok belediye var. Bizim çağrımıza uymak isteyenlerin bu belediyelerin birikiminden faydalanarak daha hızlı ilerlemesi mümkün.

Yorumlar (0)
banner96
banner178
18°
az bulutlu
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?