19.10.2021, 10:33

‘Geçmiş, gömmek zorunda olduğun bir ölüdür şimdi!’

Yan apartmanın önünde davul zurna çalan müzisyenlere omuz titretip oturduğun yerde sallanarak görünmez destekler verdikten sonra, merdivenlerden inen hiç tanımadığın, adını bile bilmediğin gelini görür görmez gözlerinde yaş, kalbinde mutluluk duaları beliriveriyorsa… Yaşlanmanın ayak seslerinden biridir bu. Sebepli sebepsiz gözlerinin nemlenip dudaklarının titremesi…

Ama zaten sen biliyorsundur bunu, daha geçen gün su sebilinin üstüne serdiğin kenarları oyalı örtü, ‘gençken annenle dalganı geçerdin ha?’ diye göz kırpmıştır sana da alaycı. Hanidir onun, bir kulağından girip ötekinden çıkmış yoksulluk hikayelerini, tasarrufun ne kadar elzem olduğunu anlattığı yaşanmış örnekleri ancak şimdi birebir uygularken de sessizce geçiveriyorsundur geçmişe. Ev halkını uyaran bu kez sensen, ne kadar çok büyüdüğün ortada değil mi? Ve ısrarla ‘yaşlandım’ sözünden kaçman da yaşlandığının…

***

‘Çağın kıraathanesi’ sosyal medya da aynan senin. Herkes eskiyi özlüyor, geçmişte yaşadıklarını, yaşananları. Kim bilir kaç kez ‘sepet kafalı’ dediği politikacıları bile. Asfaltsız sokağın çamurunu, leblebi tozunu, sobada közlenen kestaneyi,  burun kıvırdığı bayramları, pençeden kaba birer postala dönüşmüş ayakkabılarını hatta. ‘Eller gider aya, biz gideriz yaya’nın mottomuz olduğu 70’lerden başlayıp, 80’leri, 90’ları. O yılların popuyla derin iç çekmeleri, hüzünlü gülümsemeleri…

Kaç zamandır gençler kullanıyor benzerini, ‘Eller Mars’a, biz Kars’a” diyerek. Onların gidebilecekleri bir geçmiş de yok. Vasatlığı geçtik pespayeliğin şaşasının yaşandığı, ideallerin çöktüğü dönemlere denk geldiler garipler. Zamanın nereye evrileceği de alabildiğine belirsiz ve karanlık, ürkütücü üstelik…

***

"İnsan kendine acımaya görsün, dünyanın merkezinde olduğunu sanmaya başlıyor. Dünya girdaplardan oluşmuş oysa; herkes kendi girdabında, hortumunda, kuyusunda, bataklığında, balçığında" diyor yazar Behçet Çelik. Edebiyatın şefkatli, bilge sularına kaçtığında daha iyi anlıyor, görüyorsun bunu; dertlerin ve dertlenenlerin evrenselliğini, tekrarını…

"Aslında trajik bir çağ bizimkisi, bu yüzden onu trajik olarak görmeyi reddediyoruz. Büyük tufan kopmuş, yıkıntıların arasındayız şimdi, yeni yeni küçük yaşam alanları kurmaya, küçük küçük umutlar beslemeye başladık. Doğrusu zor iş; geleceğe uzanan düz bir yol yok şimdi, bunun yerine bir çember çiziyoruz ya da düşe kalka ilerliyoruz. Dünya başımıza yıkılmış olsa da yaşamak zorundayız."  Kim der ki bu satırların yazarı 1885 doğumlu İngiliz yazar D.H. Lawrence?

"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü. Hem akıl çağıydı hem aptallık. Hem inanç devriydi hem de kuşku. Aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi. Hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı. Hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu. Hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana.” Charles Dickens'ın 1859 ‘da gazetelerde tefrika edilmek üzere yazdığı, konusu Fransız Devrimi esnasında ve öncesinde Paris ve Londra'da geçen İki Şehrin Hikayesi’ni alıp bugüne koysan, kimse demez ki ‘bu ne’ diye...

Bir asır evvel, Madenci'de şöyle yazıyor Natsume Soseki: "İşin kötü tarafı, yürümekte olduğum bu yol ne aydınlığa kavuşuyor ne de karanlığa gömülüyor. Her daim yarı karanlık yarı aydınlık vaziyette, çözümsüz kaygılarımın ortasında bir yerde duruyor. Yaşama amacım yoksa da nokta koyamıyorum. Hiç kimsenin olmadığı bir yere gidip tek başıma yaşamak istiyorum." Ne kadar tanıdık değil mi, bir asır evvel yazılan bu sözler de…

Ve sırada daha da öncesi..

“Akılla bir konuşmam oldu dün gece / Sana soracaklarım var dedim. / Sen ki her bilginin temelisin, / Bana yol göstermelisin. / Yaşamaktan bezdim, ne yapsam? / Birkaç yıl daha katlan dedi. / Nedir dedim bu yaşamak? / Bir düş, dedi; birkaç görüntü. / Evi barkı olmak nedir dedim; / Biraz keyfetmek için / Yıllar yılı dert çekmek dedi. / Bu zorbalar ne biçim adamlar dedim; / Kurt, köpek, çakal makal dedi. / Ne dersin bu adamlara, dedim; / Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar dedi. / Benim bu deli gönlüm, dedim; / Ne zaman akıllanacak? / Biraz daha kulağı burkulunca dedi. / Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin dedim: / Dizmiş alt alta sözleri, / Hoşbeş etmiş derim, dedi.”

Temel felsefesi hayatın geçiciliği, ölümün hakikati, yaşanan ânın kıymeti olan Ömer Hayyam’ın şiiri bu. Bin yıl önce değil de sanki bugün yazılmış gibi.

‘Tamam da şimdi bir de Corona var tüy diken’ mi demiştiniz? O zaman “insanlığın salgın ipini tarihin yumağından çekerken, adeta sır perdesi kalkan büyük resmi, en ince ayrıntılarına kadar gösterdiği Senin Adın Corona Olsun”a bakalım. Hayaller ve hayal kırıklıkları, korku ve cesaret, iyi ve kötü, çaresizlik ve umut, teslimiyet ve mücadele ile dolu hayatları, ustalıkla bir araya getiren gazeteci yazar Umur Talu’nun birbirini kovalayan, birbirine geçen öykülerine… Yedi büyük kolera salgınının yaşandığı uygarlık tarihimize, tarihteki en büyük felaketlerden biri olarak kayda geçen İspanyol Gribi’nden dünya genelinde 50 ile 100 milyon arasında sağlıklı insanın ölümüne…

‘Tuhaf zamanlara denk gelenlerin’ sadece bizler olmadığımızı; bu sayının birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölen insan sayısının toplamından kat be kat daha fazla olduğunu hatırlayalım.

***

Dünya tarihi boyunca bitmek bilmeyen salgınların, bitmeyecek acıların, kıyımların, savaşların, cinayetlerin, tecavüzlerin, insanlar var oldukça asla bitmeyeceğini gösteriyor yazılı metinler, edebiyatın, sanatın her türü… Daha iyi bir dünya ve gelecek için mücadelenin de bitmeyeceğini. Bunca hor kullandığımız gezegenimizin ömrü yetene dek..

Hayyam söylesin son sözü yine bin yıl öncesinden “Bir Çöl Yağmuru Ömrümüz”den, bugün gibi:

“Çevrene bak: Tasalar, dertler ve umutsuzluklar! En iyi dostların nerdeler? Tek arkadaşın hüzün! Başını kaldır uzat elini. Dilediğini ulaşabildiğini bırakma! Geçmiş, gömmek zorunda olduğun bir ölüdür şimdi!”

***

(Özelden sosyal medyadan, telefonla, mesajlarla, yorumlarla sarıp sarmaladınız beni, ilk yazıyı. Hepsine karşılık vermeye çalıştım ama ola ki yorumların arasında görmediğim, teşekkür etmediğim de vardır diye, hepinizi birden kucaklayayım buradan bir daha. Bir yandan edebiyatla hemhal olup kendimize bakarken, kentimize de bakacağız elbet ilerleyen yazılarda-röportajlarda notunu da kayda geçerek...)

Yorumlar (1)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
hasimcan 2 ay önce
Anlatımı başarılı fakat iç karartan bir yazı. Üstelik 2. yazınız bu, Yaşam tespitlerinize geçen asrın yazarlarından, filozoflarından epey bi taraftar bulmuşsunuz. Referanslar sağlam gibi görünüyor ama değil. Taa asırlar öncesinden. Niye ki? İster geçen asırda yaşamış olayım, ister günümüzde; ben iyi olursam iyiliğim herkesin işine yarar. Karamsar değilim, yılgın hiç değilim. Yorgun falan da değilim. Hiç kimse için vah vah demiyorum mesela. Başa geldiyse bir sıkıntı, eğer isterse, 'gel beraber mücadele edelim' derim. Bence siz komşu Hayriye teyze ile bakkal Hayri amcanın anlattıklarına da kulak verin. Eminim çok daha güzel paragraflar çıkacaktır ortaya. Gül bahçesinde yaşıyorken, önceki asrın savaşlarından medet ummak. İlginç!
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 15 27
3. Fenerbahçe 15 27
4. Hatayspor 15 26
5. Başakşehir 15 25
6. Alanyaspor 15 24
7. Galatasaray 15 23
8. Karagümrük 15 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Giresunspor 15 19
13. Kayserispor 15 19
14. Altay 15 18
15. Antalyaspor 15 18
16. Gaziantep FK 15 18
17. Göztepe 15 14
18. Öznur Kablo Yeni Malatya 15 14
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 15 10
Takımlar O P
1. Ankaragücü 15 30
2. Erzurumspor 13 28
3. Ümraniye 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Samsunspor 14 22
7. Tuzlaspor 13 21
8. İstanbulspor 14 20
9. Kocaelispor 14 20
10. Gençlerbirliği 14 20
11. Boluspor 14 19
12. Adanaspor 15 19
13. Menemenspor 14 18
14. Bursaspor 14 17
15. Manisa FK 15 17
16. Denizlispor 14 15
17. Ankara Keçiörengücü 14 14
18. Altınordu 15 13
19. Balıkesirspor 14 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Tottenham 14 25
6. M. United 15 24
7. Arsenal 15 23
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Aston Villa 15 19
11. Leicester City 15 19
12. Everton 15 18
13. Brentford 15 17
14. Crystal Palace 15 16
15. Leeds United 15 16
16. Southampton 15 16
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 15 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 16 39
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 16 29
6. Rayo Vallecano 16 27
7. Barcelona 15 23
8. Valencia 16 22
9. Athletic Bilbao 16 21
10. Osasuna 16 21
11. Espanyol 16 20
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 16 16
15. Granada 15 15
16. Elche 16 15
17. Deportivo Alaves 15 14
18. Cádiz 16 12
19. Getafe 16 11
20. Levante 16 8
banner178
Anket Tümü
Olası bir erken seçimde veya 2023'te Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?