ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE – İzmir Büyükşehir Belediyesi ve yetkili sendika olan Tüm Yerel-Sen arasında TİS imzalandı. Buna göre, sözleşme kapsamında 5 bin 845 personele “Personel Ulaşım Servis Tanıtım Kartı” verilecek. Büyükşehir Belediyesi yaptığı açıklamada sözleşmeyi, ‘Büyükşehir'den memurlara "ulaşım kartı" jesti’ olarak sundu.

Tüm Bel-Sen, Büyükşehir Belediyesi ve Tüm Yerel-Sen arasında imzalanan ve ulaşım kartı ile sonuçlanan sözleşmeye tepki gösterdi.

TÜM BEL- SEN ULAŞIM KARTI HAKKININ "JEST" OLARAK YANSITILMASINA TEPKİLİ

Büyükşehir ile sürecin başında tıkanan toplantılardan sonra Tüm Yerel-Sen yazılı bir çağrı ile diğer sendikalardan ortak toplantı istemiş, Tüm Bel-Sen de ortak bir mücadele başlatmıştı.

Temelde “ulaşım hakkı” için bir araya gelen sendikalar, sonrasında mücadeleyi bir adım daha ileriye taşıyarak toplu sözleşmedeki talepler için bir platform oluşturmuştu. Tüm Yerel - Sen 1 No'lu Şube Başkanı Bilal Altıner, Tüm Bel- Sen 1 No'lu Şube Başkanı Çağdaş Yazıcı, Türk Yerel Hizmet- Sen İzmir Şube Başkanı Fatih Yücesoy ve Bem Bir Sen İzmir Şube başkanı Mustafa Köylü bir araya gelerek tıkanan süreci protesto etmiş ve dört sendikanın da imzasıyla aşağıdaki kararlar tutanak altına alınmıştı.

İnsanca yaşanabilecek bir ücret için toplu sözleşme ücretinin arttırılması

İkramiye, yakacak, eğitim yardımı ve kreş hakkının sağlanması

Tüm emekçiler için adaletli bir şekilde yemek yardımının yapılması

İzelman otoparklarından ve İBB sosyal tesislerden çalışanların indirimli olarak faydalanabilmesi.

Bu doğrultuda birçok eylem ve basın açıklaması gerçekleştirilmiş ve yetkili sendikaya da ‘Her söylediklerine evet demeyin’ çağrısı yapılmıştı.

Ancak 31 Mayıs tarihinde Tüm Yerel-Sen ile Büyükşehir Belediyesi arasında gerçekleşen TİS toplantısında ulaşım kartı hakkının ‘jest’ olarak nitelendirilmesi, Ocak ayından beri mücadele eden Tüm Bel-Sen emekçilerinin tepkisine neden oldu.

“SENDİKA HÜVİYETİ TAŞIMA İDDİASINDA BULUNAN HİÇ BİR SENDİKA KABUL ETMEMELİ”

Sendika tarafından yapılan açıklamada, “yetkili sendika İBB’nin sunduğu ilk teklife hızla evet demeye razıdır. İBB idaresi diğer gündemlerin de masada tartışıldığı bir toplu sözleşme sürecini kabul etmemekte, seçimlerin arifesinde diğer taleplerimizi tartışmaksızın üstünü örtmeye, çalışanlarla sahici bir toplu sözleşme süreci götürmekten ziyade esasen TİS konusu dahi olmasına gerek olmayan ulaşım kartını bir lütuf olarak gösterip gerçek bir sözleşme masanın kurulmasını engellemeye çalışmaktadır. Evvelden beri işverenin sendikalara biçmeye çalıştığı rol İBB’nin “sunabileceklerine” onaylamaktan öteye gitmemektedir. Bu rolü kabul etmiyoruz. Sendika hüviyeti taşıma iddiasında bulunan hiçbir sendika da kabul etmemelidir.

Toplu sözleşmenin bu haliyle imzalanması, masadan düşen kırıntılara razı olmaktan öteye gitmeyecektir. Bu haliyle sözleşmeye acele ile imza atmak İBB’nin yıllardır dayattığı, çalışanların ve sendikaların görmezden gelindiği çerçeveye boyun eğmek anlamına gelecektir. Tüm Bel-Sen olarak toplu sözleşmenin bu şekilde imzalanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz” denilerek Tüm Yerel-Sen ile Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan anlaşmaya tepki gösterildi.

“ANALARININ AK SÜTÜ GİBİ HELALDİR”

Konuyla ilgili olarak da Tüm Bel-Sen İzmir 1No’lu Şube Başkanı Çağdaş Yazıcı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. Yazıcı, emekçilerin haklarının bir lütuf ya da jest olarak nitelendirilmesine karşı çıkarak Büyükşehir Belediyesi’nin çalışanları derinleşen bir ekonomik krizle yüz yüzeyken onların taleplerini görmezden geldiğini, örgütlülüklerini hiçe saydığını, emekçilerin mücadele ettiği için gündemlerine almak zorunda kaldıkları sorunlara ilişkin çözümleri geciktirip, bunlar hayata geçtiğinde de emekçilere "bir güzellik yaptığını" ifade etti.

Çağdaş Yazıcı, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Karşılarına konan ilk teklifi apar topar kabul eden; işverenle değil, kendisine rakip gördüğü sendikalarla mücadele alanında varlık gösterebilen sendikalar heveslenmesin. Makul ve makbul oldukları için işveren tarafından tutulan, bizim yarattığımız basıncın tesiri ile yetkilendirilen, masadan düşenlerle sofrasını kuranların sahici sendikalar olmadığını üyeleri bile biliyor. Bu anlayış işverenin dümen suyundadır. Rengi sarıdır. İşveren verdiği zaman alır, verdiği kadarını alır. Vermezse almaz, alamaz.”

Ulaşım kartı hakkı için uzun bir süredir mücadele ettiklerinin altını çizen Yazıcı, önünde hiçbir engel olmamasına rağmen verilmeyen ulaşım kartı hakkı için “Bugün ulaşım kartı yıllardır verilen bir mücadelenin sonucunda meşrulaşmış, hak olarak herkesin aklında yer etmiş, önünde yasal bir engel kalmadığı için verilmemesi konusundaki bahaneler tükenmiş, seçim öncesinde kapısının önünde itiraz eden emekçileri görmek ve göstermek istemeyen bir anlayış tarafından verilmek zorunda kalınmıştır. Bu, bunun için mücadele eden, sokağa çıkan, kararlı bir şekilde bu talebin arkasında duran emekçilerin kazanımıdır. Onlara analarının ak sütü gibi helaldir.” dedi.