Onlar sol görüşün ülkemizdeki liderleriydi. Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan...

Onlardan sonra Türkiye’de gençlik siyasal açıdan tamamen yozlaştırıldı.

Tarihin akışında zulme karşı çıkanlar hep kahraman olmuş, onları cezalara çarptıranlar ise unutulmuştur. Günümüz Türkiye’sinde Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan isimleri bir efsaneyi yansıtırken, onları asan alçakların ismini kaç kişi hatırlıyor?

1971 yılı Mart ayı Türkiye için önemli bir tarihti. O zamanın Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu bir muhtıra ile hükümeti tehdit ettiler. Muhtıra sonucu Milletvekili Nihat Erim bağımsız başbakan oldu.

16 Mart 1971’de ordu tarafından yapılan Balyoz Harekatı’nda Deniz Gezmiş ve arkadaşları yakalandı. Sıkıyönetim Mahkemesinde Hakim Ali Elverdi başkanlığında sürdürülen dava 9 Ekim 1971 günü sonuçlandı, Deniz ve arkadaşları idama mahkum edildi. Anayasa hükmü idam cezalarının parlamentoda onaylanmasını içeriyordu. İlk oylamada 238 kabul ile idamlar onandı. Ancak CHP iptal için Anayasa Mahkemesine başvurdu. 24 Nisan 1972 günü 2’nci oylama yapıldı. 323 Milletvekilinin katıldığı oylamada, 273 evet, 48 ret, 2 çekimser oy ile üç fidanın idamı kesinleşti.

O dönemin sağ cenah liderleri Alparslan Türkeş, Süleyman Demirel ve şürekası idamlar için "EVET" oyu kullandılar. İsmet İnönü ve Bülent Ecevit ise "HAYIR" oyu kullandılar. Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay idamları onayladı. Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972 gecesi asılarak idam edildi.

İdama EVET oyu veren bu alçakları artık kim hatırlıyor:

Süleyman Demirel, İsmet Sezgin, Nahit Menteşe, Sadettin Bilgiç, Ali İhsan Göğüş, Cihat Bilgehan, Abdüllatif Ensarioğlu, Turhan Feyzioğlu, Kemal Satır, İsmail Arar, Abdürrahim Türk, Orhan Öztrak (Faik Öztrak’ın babası), Lemi Bilgin, Turhan Bilgin, Ferruh Bozbeyli.(Bazıları)

İdama HAYIR oyu verenler ise hâlâ milletin kalbindeki yeri koruyor:

İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Mehmet Ali Aybar, Necdet Uğur, Kamil Kırıkoğlu, Nermin Neftçi, Celal Kargılı…

İlginç olan ise bu gençlik liderlerini ölüme mahkûm eden alçakların ortak kaderi. 12 Eylül 1980 faşist darbesi ile 17 yaşındaki Erdal Eren’i asan Kenan Evren, idamları "Asmayalım da besleyelim mi" diyerek savunmuştu. Bu alçak faşist, yediği yemeğin akciğerine kaçması üzerine boğularak öldü.

Gençlerin idam kararını veren Askeri Mahkeme Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi de yediği yemek nefes borusuna kaçınca solunum yetersizliğinden ölmüştü. Ali Elverdi'nin verdiği idam kararından hiçbir zaman pişmanlık duymadığı biliniyor.

12 Mart döneminin başbakanı Nihat Erim, "Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının intikamının alınması" adına 19 Temmuz 1980'de silahlı örgüt Devrimci Sol militanları tarafından gerçekleştirilen suikast sonucu öldürüldü.

DENİZ GEZMİŞ'İN SON MEKTUBU

Baba;

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de tereddüde düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir; seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş - Merkez Cezaevi

Selam olsun onlara…

Hep kalbimizde yaşayacaklar…