YAĞIZ BARUT/ İZ GAZETE- CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Türkiye ve İzmir’de yaşanan güncel siyasi gelişmelere dair İZ Televizyonu’nda önemli açıklamalarda bulundu. Muhalefetin ve iktidarın hamlelerini ‘Seçim atmosferine girildi’ diyerek değerlendiren CHP’li Bakan, Türkiye’nin nefes alabilmesi için seçimin zorunluluk olduğunu da söyledi. CHP’li Bakan verdiği mesajlarda özellikle Türkiye’deki derinleşen yoksulluğa ve yargının siyasallaşmasına dikkat çekerken İzmir gündemiyle ilgili ise kentteki koku sorunu hakkında hükümetin de üzerine düşen görevleri yapması gerektiğini ifade etti.

Gezi Direnişi’nin 9’uncu yılına dair mesajlar vererek sözlerine başlayan CHP’li Bakan, Gezi’yi Türkiye’deki tüm toplumsal kesimleri adalet, özgürlük gibi ortak talepler noktasında birleştiren bir ‘dönüm noktası’ ve ‘başkaldırı’ olarak tanımladı. “Gezi; adalet isteyen muhafazakârlarındı, vatanının geleceğini düşünen milliyetçilerindi. Gezi, hepimizindi. Bugün de böyle” diyen Bakan, Gezi’yi siyasi yargılamalarla mahkûm etmek isteyenlerin aslında demokrasi, eşitlik, özgürlük taleplerini mahkûm etmek istediğini ancak böyle bir şeyin mümkün olmayacağını, çünkü Gezi ruhunun asla bitmeyeceğini vurguladı.

EN TEHLİKELİ DUYGU HALİ!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde gündeme bomba gibi düşen hamlelerini de değerlendiren ve bazı kesimlerde oluşan ‘Yine bir şey olmayacak, hiçbir şey düzelmeyecek’ duygusuna değinen CHP’li Murat Bakan, “Bu en tehlikeli duygu halidir. Çünkü bu seçmenin sandığa gitmesini etkileyen bir etmendir! Ancak hepimiz başarabildiğimizi özellikle 2019 Yerel Seçimi’nde gördük. Öte yandan Türkiye’de siyasetin devinimi o kadar hızlı ki… Evet, demokratik bir ülkede olsak SADAT’ı gündeme getirdiğimiz gün bir iddianamenin hazırlanması, Anayasal düzeni değiştirmeye çalışan ve tedhiş eylemi yapabilecek bu organizasyondaki kişilerin tutuklanması lazım! Ancak böyle bir ülkede yaşamıyoruz ama biz SADAT’ın da, para kaçırılan aile vakıflarının da peşini bırakmıyoruz, fikri takibini yapıyoruz. Yaptıklarımızın hepsi bir bütünün parçalarıdır. Yoksa bir konuyu gündeme getirince iktidarın bırakıp gitmesini bekleyemeyiz! Tabii ki doğruları her zaman vatandaşa göstermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin gündemini Genel Başkanımız ve partimiz belirliyor. Biz iktidara hazırlanıyoruz ve herkesin de böyle bakması lazım” diye konuştu.

SEÇİM ATMOSFERİNDEYİZ

Türkiye’de zamanında yapılacak seçimlere bile 1 sene kaldığını dolayısıyla artık herkesin seçim atmosferine girdiğini söyleyen CHP’li Murat Bakan, “Biz bir seçim olmadan Türkiye’nin yönetilebilme ihtimalinin olmadığını görüyoruz. Geçen yılın cari açığını bu yıl 3 ayda yakalamışız, Merkez Bankası’nın döviz rezervi -60 milyar dolara gelmiş… Bir an önce seçimin olması lazım ki Türkiye yeni kredi alabilsin, dünyadaki finans kaynakları Türkiye’ye gelebilsin… Merkez Bankası’nın bağımsızlığının sağlandığı, hukukun üstünlüğünün ve şeffaflığın olduğu bir sistemde Türkiye’ye para akar. Bu potansiyel ülkemizde var. Yaşadığımız ekonomik kriz bir an önce seçimin olmasını zorunlu kılıyor” diye konuştu.

‘AÇ YOK DİYEN YALANCIDIR’

Geçtiğimiz günlerde muhafazakâr vatandaşların çoğunlukta yaşadığı Kiraz ilçesini ziyaret ettiklerini ve bir tane bile ‘Halimiz vaktimiz yerinde, işimiz yolunda’ diyen esnaf görmediğini, toplumun tüm kesimlerinde büyük bir şikâyet ve mutsuzluk olduğunu aktaran CHP’li Bakan, “Bu ülke bugüne kadar ne zorluklara tanıklık etti.  Ancak biz açlıktan intihar eden hiç kimseyi görmedik, duymadık. Bu iktidar döneminde insanlar açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan intihar ediyor. Hatırlayın, Samsun’da bir vatandaşımız eline iş ve aş yazarak intihar etti. İnsanlar kendini yakıyor yoksulluktan” ifadelerini kullandı ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Vicdansızlık yapmayın. Aç kalan falan yok’ sözlerine atıf yaparak; “Türkiye’de aç yok diyenler ya yalan söylüyor ya da bilip de görmezden geliyor” dedi.

‘DOKTORLAR İSVEÇÇE ÖĞRENİYOR!’

Türkiye’de artık doktorların bile hâlinden memnun olamadığını söyleyen CHP’li Bakan, “Doktorluk gibi itibarlı bir meslek Türkiye’de ne duruma düşürüldü! Hem çok çalışıyorlar hem de geçinemiyorlar! Doktorlarımız artık İsveççe öğreniyor, biliyor musunuz? Çünkü İsveç, Türkiye’deki diplomayı kabul ediyor ama tek şartı İsveççe bilmek. Bugün doktorlar harıl harıl İsveççe çalışıyor. Çünkü kendi geleceklerini orada görüyorlar” diyerek çarpıcı bir örnek verdi.

‘KANIM DONDU’

Kamuoyunun ‘sosyal medya yasası’ ya da ‘dezenformasyon yasası’ olarak bildiği ve geçtiğimiz günlerde AKP-MHP milletvekillerinin imzasıyla TBMM’ye sunulan ve büyük tepkilere neden olan yeni yasa teklifine dair de konuşan CHP’li Murat Bakan, “Seçim için atılan adımlar bunlar. Yasa teklifinde bir gazetecinin, bir milletvekilinin düşüncesini özgürce dile getirmesini engelleyecek madde var. 29’uncu maddeyi okuduğumda kanım dondu. Bir gazeteci, bir milletvekilinin iddiasını gündeme getirecek tabii. Sen de iktidar olarak bu iddiaları cevaplamak, açıklamak zorundasın. Sonuç olarak ben yasama faaliyeti yapıyorum, gazeteci de benim bu denetim görevimi halka aktarıyor. Bunu nasıl engellemeye kalkarsın! Şimdi biz SADAT’ı sorgulayacağız ama onlar ‘yalan’ diyecek. Kime göre yalan? Bu yasa teklifi, işte bu gerçeklerin araştırılmasını engelleyecek adımdır. Gazetecilerin, sosyal medyadaki yurttaşların, milletvekillerinin ayağına pranga vurmaya çalışan bir yasa teklifidir bu. Kültür sanat yasaklarını da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Ancak bu tür şeyleri yaparak istediklerini elde etmeleri mümkün değil. Nehri tersine akıtamazsınız, her şey olması gerektiği gibi olur. Bir süre belki netice alırsınız ama sonrasında çoğalarak size geri döner” diye konuştu.

BAKANLIĞA ‘KOKU’ ÇAĞRISI

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, İzmir gündemine dair de önemli açıklamalarda bulundu.

Kentte yaz döneminde ortaya çıkan koku sorununa ilişkin değerlendirmeler yapan CHP’li Bakan, Büyükşehir’in üzerine düşen görevleri yaptığını söylerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da aynı hassasiyeti göstermesini istedi.

CHP’li Bakan, “İzmir atık su arıtma konusunda Türkiye’de lider kenttir. Büyükşehir, koku sorunuyla ilgili üzerine düşeni yapıyor; yağmur suyu hatları ile kanalizasyon hatlarını birbirinden ayırmak için ciddi yatırımlar yapıyor. Ancak Körfez’in asıl kirliliği Gediz’den gelen, dışarıdan gelen atıklardan kaynaklanıyor. ‘Körfez’i Gediz kirletmiyor. Gediz, Körfez’in dışına akıyor’ diyorlar ama Körfez’de bir sirkülasyon var. Gediz simsiyah akıyor ve Körfez’de her yere dağılıyor. Bu Marmara’daki müsilaj sorununa benziyor. İstanbul’da atık su arıtma tesisleri yapmak yerine atıkları derin deşarjla Marmara’nın açığına boşalttılar. Sanki o uzun vadede kirletmeyecek! Şuanda Marmara’nın ölmesinin sebebi budur. Şimdi Gediz’den gelen atık Körfez’i kirletmez mi? Bu noktada üstüne düşen görevi yapması gerekenler sadece yerel yönetimler değil, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da görevini yapmalı. Sayın AKP İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli de gelsin, Gediz’den nasıl bir kirlilik geliyor Körfez’e, kendisini orada gezdireyim!” diye konuştu.

‘HUKUKÇU KİMLİĞİNE YAKIŞTIRAMADIM’

CHP’li Murat Bakan, daha önce Çeşme Projesi’yle ilgili yaptığı açıklamalar nedeniyle kendisini hedef alan AKP İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’ya da yanıt verdi. AKP’li vekil Kaya, Çeşme Projesi için bilirkişinin verdiği ‘Kamu yararı yoktur’ raporundan sonra mahkemenin ‘yürütmeyi durdurma’ kararı vermesi gerektiğini söyleyen CHP’li Murat Bakan’a, “Derdi yargının bağımsızlığı değil, yargının kendilerine bağlılığı” suçlamasında bulunmuştu.

CHP’li Bakan, AKP’li vekil Kaya’ya şu sözlerle yanıt gösterdi:

“Hukukta illiyet bağı diye bir şey vardır. Yani yapılanla sonuç arasında bir illiyet bağı olması lazım, bu yoksa suç olmaz. Sayın Kaya, yargıyı bizim vesayetimiz altında olmasını istediğimiz yönünde suçluyor. Ancak benim söylediğim sözle vardığı sonuç arasında bir illiyet bağı yok hukuken! Ben bunu Atilla Kaya’nın hukukçu kimliğine yakıştıramadım! Ben şunu diyorum; bilirkişiye hükmedememiş olabilirsiniz, çünkü bu ülkede hâlâ vicdanlı ve bağımsız karar verebilen yargıçlar, namuslu bilirkişiler var. Dolayısıyla bilirkişi raporunu, ‘Bu projede kamu yararı yoktur’ diye vermiş ama yargıç gerekeni yapmıyor! İdari yargılamaların yüzde 99’unda bilirkişi aleyhte rapor verdikten sonra ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verilir. Çünkü geriye dönüldüğünde telafisi imkânsız sonuçlar ortaya çıkabilir. Peki niye bir idari yargıç, bilirkişi raporu ‘Kamu yararı yoktur’ demesine rağmen Çeşme Projesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermez! Ben bunu sorgulamak zorunda değil miyim? Ama Zaten Sayın Atilla Kaya’ya göre; Gezi Davası da normal, Rahip Brunson Davası da normal, tutukluluğunun devamlılığına tebliğ edildiği gün Merkel’in bir telefonuyla tahliye edilen Deniz Yücel Davası da normal! Türkiye’de yargı, siyasetin vesayeti altında. Bunu kendisi de biliyor ama bir AK Parti vekili olarak bunları söyleyemez. Dese bir gün tutmazlar zaten!”

NE ALAKASI VAR KARDEŞİM!

AKP’li Atilla Kaya diğer yandan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de Çeşme Projesi’ne önce destek verdiğini, sonra HDP projeye karşı çıkınca en büyük muhalefeti yapmaya başladığını iddia etmişti.

Bu açıklamaya da net ifadelerle yanıt veren CHP’li Murat Bakan, “Tunç Soyer bir devlet adamı tavrıyla en başından itibaren projeyi dinledi. Biz de dinledik. HDP’yle ne alakası var kardeşim; HDP’den önce ben itiraz ettim. İklim komisyonunda şerhe yazdım. Çeşme Projesi’nin doğa düşmanı bir proje olduğunu yazdım. Tüm vekil arkadaşlarımız da karşı çıktı bu projeye. Biz bu devleti yönetecek partinin milletvekilleri olarak bakarız konuya ve bir devlet adamı ciddiyetiyle yaklaşırız. Turizm Bakanı’nı da dinleyeceğiz tabii, bakalım ne yapıyor. Biz istemezükçü anlayışta değiliz ki! İki sunum yapıldı, dinledik ama ikna olmadık. Çünkü bu projeyi kamunun malı üzerine yapıyorsun. Neden devletin arazisini birilerine peşkeş çekiyorsun? Bizim, ‘Doğal yaşamı tahrip edemezsin’ deme hakkımız yok mu? Bunu söylediğimizde de ‘HDP’yle yan yanalar’ falan denir! Ne alakası var kardeşim! Ayrıca HDP doğruyu söyleyemez mi? Biz doğruyu savunuruz, o doğru Ak Parti’yle de, MHP’yle de, HDP’yle de kesişebilir. HDP doğru söylediğinde ‘hayır’ mı diyeceğiz? Böyle bir mantık olabilir mi? HDP’yi terörize ederek CHP’yi de yanındaymış gibi göstererek algı oluşturmaya çalışıyorlar” diye konuştu.