Sınır tanımayan kapitalizm, bizi havasız bırakacak

Kenti saran taş ocakları, çimento fabrikaları sadece görüntü kirliliği mi yaratıyor. Havalar soğuduğunda nasıl bir hava bizi bekliyor? Prof. Dr. Ali Osman Karababa ile merak edilenleri konuştuk.

ÇEVRE 19.10.2019, 12:21
Sınır tanımayan kapitalizm, bizi havasız bırakacak

GÜLSEN CANDEMİR/ İZ GAZETE-Şehri dört bir yanında yer alan taş ocakları ve çimento fabrikaları 8 bin 500 yıllık kentin tarihinde kara birer leke gibi durmadan artıyor. Görüntü kirliliğinin yanı sıra ciddi hava kirliliği de yaratan tesislerin etkilerini Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa ile konuştuk. İzmir’i önümüzdeki dönemde zor günlerin beklediğini ifade eden Karababa, yerel yönetimlerin verilen ekolojik mücadeleye destek vermesi gerektiğini ifade etti.

İzmir'in çevresinde pek çok taş ocağı ve çimento fabrikası mevcut. Bu tesisler şehir yaşamını nasıl etkiliyor?

Dünya Sağlık Örgütü hava kirliliğinin en önemli kanser nedenlerinden olduğunu açıklamıştı. Sözünü ettiğiniz çimento fabrikaları da çevre ve sağlık etkileri açısından çok sakıncalı. Fabrikaların bacalarından çıkan zararlı etkenler sürekli kent havasını kirletiyor. Çevre mevzuatına göre kentle bu denli iç içe geçmiş taş ocaklarına, fabrikalara yer seçim kriterlerine uymadıkları için izin verilmemesi gerekir ancak bu mevzuata uyulmuyor.

HASTALIK YUVASI

Çimento üretim sürecinde oluşan yüksek sıcaklık, toz, alerjik maddeler ve gürültü nedeniyle çalışanları; ürettiği toz, baca emisyonlarındaki atık gazlar ve toksik kimyasallarla da çevreyi ve çevrede yaşayan halkı olumsuz yönde etkiliyor. Solunum yollarında uyarılma ve enfeksiyonlara yatkınlık, öksürük, solunum zorluğu, akciğerin solunum kapasitesinde azalma, astım krizleri, kronik bronşit oluşumu, kalbin düzensiz çalışması, kalp krizleri, kalp ve akciğer sağlığı sorunu bulunanlarda erken dönem ölümleri ve farklı tür kanserlere neden olur. Günümüzün en önemli sorunlarından birisi iklim krizi. Tehlike çok büyük ve önleyebilmek açısından da zaman giderek daralıyor. Çimento fabrikalarına bu açıdan da bakmak gerekli çünkü en önemli karbon dioksit üreten sanayi kuruluşları arasında yer alıyorlar

CANAVARLAR GİBİ

İzmir’e kuşbakışı baktığınızda neredeyse her yer taş ocağı. Çimento fabrikalarının hemen arkasından baktığınızda ise sanki kentin bunlara yakın bölümlerini yutacak canavarlar gibi. Taş ocakları kente, kent de taş ocaklarına doğru ilerliyor. Kent planlamasında kentin neresinde ne olacak bellidir. Sanayi bölgeleri kentten koruma alanlarıyla ayrılır ve bunlar için ayrılan yerler kentin havasını, suyunu, toprağını kirletmeyecek nitelikte olur. Ancak İzmir’e baktığınızda ne hikmetse bu kuralın işlemediğini görüyoruz. Aslında bu sorun Türkiye ve benzeri kapitalizmin sınır tanımayan hırslarına teslim olmuş tüm ülkelerde var.

HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARIYOR

Taş ocakları yüzeydeki tüm yeşil örtüyü bozması nedeniyle, ekosisteme büyük zarar görüyor. Jeolojik yapıda yarattığı tahribat nedeniyle su kaynaklarında kirlenme, hava, su, toprak, gürültü kirliliği gibi olumsuz etkilere neden olurlar. Taş ocakları da tıpkı çimento fabrikalarını sağlığımıza verdiği zararları verir.

Her yıl yeni ocakların açılması görüntü açısından da kirlilik yaratıyor. Şehri saran taş ocakları daha çoğalır mı sizce?

Bunlar elbette görsel estetik açısından ciddi sıkıntılara neden oluyor. Şehre uzaktan baktığımızda çok güzel bir manzarayla karşılaşmıyoruz ne yazık ki. Hükümetin madenciliğe bakış açısı, bu alana yönelik politikası taş ocakları sayısının artacağını gösteriyor. Ülkemizde yeraltındaki satılabilir her şeyi çıkarma gibi bir yaklaşım var. Madenlerini satarak zengin olan ülke yok dünyada. Bu politika devam ettiği sürece daha çok taş ocağı açılması kaçınılmaz.  

'İYİ BİR HAVA BEKLEMİYOR'

Şehrin nüfusu sürekli artarken, hava kirliliğinde bu yıl nasıl bir tahminde bulunabilirsiniz. Kaliteli bir şehir havası İzmir için mümkün mü?

İzmir halkının temiz hava solumasını beklemek var olan koşullarda olası değil. Çimento fabrikaları, taş ocakları, Kemalpaşa’daki sanayi tesislerinden kaynaklanan emisyonlar, Aliağa’daki binlerce sanayi tesislerinden kaynaklanan emisyonlar, Çiğli’deki Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan sanayi tesislerinin emisyonları varken İzmir halkı nasıl temiz hava soluyabilsin? Bunların üstüne bir de kentteki araç trafiği ve kışın ısınma nedeniyle ortaya çıkan emisyonları da katarsak, iyi bir hava beklemiyor bizi.

SOYER SÖZÜNDE DURURSA…

Merkezi iktidarın bu konudaki yaklaşımı belli. Peki muhalefet partisinin yönettiği İzmir'deki yerel yönetimlerin bu soruna dair yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Geçmiş yönetimlerin getirdiği noktayı yukarıda özetledim. Bu özet bize bir başarı öyküsü sunmuyor. Yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer kenti, kentte yaşayanlarla yönetme sözü verdi. Bu sözün arkasında durursa İzmir halkı sağlıklı çevrede yaşama hakkına kavuşabilir diye düşünüyorum. Çünkü halk ve halkın örgütlü olduğu ekoloji mücadelesi veren örgütler, demokratik kitle örgütleri bunu istiyor. Ekoloji mücadelesi veren örgütler ve demokratik kitle örgütleri bunun için yıllardır emek veriyor. Yönetim de bu konuya sıcak baktığına göre sıra helva yemeye gelir.

Yorumlar (0)
banner96
banner178
10°
açık
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?