'Ormanlar sermayeye kaynak olarak sunulamaz'

Otellerin orman ve kıyı alanlarına ek imar hakkı ile genişlemesine ilişkin yönetmeliğe EGEÇEP ve ÇMO İzmir Şubesinden tepki geldi.

ÇEVRE 16.07.2019, 14:50
'Ormanlar sermayeye kaynak olarak sunulamaz'

Orman ve kıyı alanlarına ek imar hakkı tanıyan turizm yönetmeliğine tepki gösteren EGEÇEP Sözcüsü Hüsnü Dilli, ormanların sermayeye kaynak olarak sunulamayacağını söylerken; ÇMO İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ise, orman kanununun 30 kez ormanların aleyhine değiştirildiğine dikkat çekerek son dönemde yaşanan orman yangınları hatırlattı. 

Turizm Tesisleri Uygulama Yönetmeliği 6 Temmuz 2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı. Hazırlanan 10 maddelik yönetmelikte amaç ve kapsam kısmında, "Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli turizm tesislerinin yüksek nitelikli hale getirilmesi için bu tesislerin plan, fen, sağlık ve sürdürülebilir çevre şartlarına uygun yapı ve yapılaşma koşulları ile projelendirilmesi" ifadeleri yer alırken bu projelerin orman ve kıyı alanlarına ek imar hakkı ile yapılması belirtildi. Yönetmelikten dört ve beş yıldızlı oteller ile dört ve beş yıldızlı tatil köylerinin faydalanabilecek. Konuyla ilgili Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) sözcüsü ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şube Başkan'ında görüş aldık.

"ORMANLAR SERMAYEYE KAYNAK OLARAK SUNULAMAZ"

Nisan 2008 tarihli iktidar milletvekilinin, "Ormanı istediğimiz yerde kurarız ama turizmi istediğimiz yerde yapamayız" şeklinde bir lafı vardı. Dolayısıyla 2008 tarihli açıklama son derece net ve aynı zihniyet günümüzde de daha vahşi bir şekilde devam ediyor. Bunların zihniyetine göre orman sadece ağaçlardan oluşuyor. Nereye ağaç dikersek orası orman olur diye bir zihniyetleri var. Ya cahilce ya da bilerek bu şekilde bir algı operasyonu yapmak istiyorlar. Oysa ormanlar bir ekosistemdir. Orman ekosistemleri insanlarda dahil olmak üzere tüm canlıları etkileyen varlıklardır. Ormanlar sermayeye kaynak olarak sunulan bir şey değil" dedi.

"BAKANLIKLAR SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMEYEREK SUÇ İŞLİYOR"

Yönetmeliğin 7. maddesiyle birlikte sahil kıyı şeridindeki ormanlık alanların sermayenin emrine verilen kaynaklar olarak değerlendirildiğini belirten EGEÇEP Sözcüsü Hüsnü Dilli, "Şimdi ilgili bakanlıkların görevi ormanlık alanları korumak ve geliştirmektir. Sadece kâr amacı güden turizm yatırımcılarının çıkarlarını orman ekosistemlerine zarar verme pahasına savunmak değildir. Ama bugün gördüğümüz sermayenin çıkarlarına yönelik bir takım kelime oyunları ile aslında yasalar karşısında sorumlu oldukları görev alanlarından uzaklaşıyorlar ve kendi sorumluluklarını yerine getirmemekle beraber suç işliyorlar" dedi. Dilli, "Günümüzdeki ekoloji mücadelesinin de birçok alanı var. Bunun içinde orman, tarım, mera, kıyı alanları vs. hepsi giriyor. Bütün bu alanları maden, inşaat ve turizm yatırımcılarının kullanımına verilmek isteniyor. Buna karşı da ekoloji mücadelesi sürüyor. EGEÇEP de ege bölgesindeki mücadelenin bir parçası olarak mücadele içerisinde yer alıyor ve mücadeleyi yükseltmeye çalışıyor" dedi.

"ORMAN KANUNU 30 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ"

TMMOB ÇMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Helil İnay Kınay, "1956 yılından bu yana 15, son 16 yılda da 15 olmak üzere orman kanunu 30 kez değiştirilmiş, bu kadar değişiklik maalesef her seferinde ormanların aleyhine olmuştur. Son olarak geçen sene 6831 sayılı Orman yasasına eklenen Ek 16. madde ile Türkiye'deki orman varlığı sürekli olarak tehdit altına alınmıştır" dedi. 16. ek maddede orman içindeki ağaçsız, taşlık, kayalık alanların devlet hazinesine devredilmesinin önünün açıldığını ifade eden Kınay, "Söz edilen alanlar orman ekosisteminin önemli bir parçasıdır. Bu alanlar özellikle yaban hayatı için son derece önemlidir. Bu kayalık alanlar dağ keçileri, yırtıcı kuşlar gibi birçok havyan türü için özel habitatlar oluşturmaktadır. Hatta bu alanların AB Habitat Direktifine göre korunması gerekmektedir. Bu uygulamanın devam etmesi halinde bu habitatlar tahrip olacaktır. Buraların orman rejimi dışına çıkarılarak yerleşime açılması, taraf olduğumuz Biyolojik Çeşitlilik Yasası'na da açıkça aykırıdır. Orman, ağaçlar, hava, su, toprak, otsu-odunsu bitkiler, mikroorganizma ve hayvanlarıyla kendine özgü ekolojik bir sistemdir. Yani ormanlar sadece ağaçlardan ibaret değildir" diye konuştu.

"YASALAR İLE TAHRİBATIN ÖNÜ AÇILMAKTADIR"

Orman statüsünde yer alan kayalık ve makilik özellikteki alanların orman vasfı dışına çıkarılarak turizm gibi amaçlara açılmasının riskli olduğunun altını çizen Kınay, "Ülkemizde çok sık olarak değiştirilen Orman Mevzuatı ile orman alanlarının tahribatının önü açılmış, son yapılan düzenlemeler ile orman statüsünde olan ancak Bakanlık tarafından yapılacak değerlendirme ile üzerinde ağaç varlığı olmayan alanların orman dışına çıkarılmasına yönelik çalışmalar ile çok kısıtlı olan doğal yaşam alanları, korunması gereken alanların yasalar ile tahribatının önü açılmaktadır. Orman Mevzuatında yapılan düzenlemeler, sanayi, madencilik, enerji projeleri, yapılaşma süreçleri ile son yıllarda büyük oranda yitirdiğimiz orman varlığımız, dikkatsizlik, sabotaj, enerji hatları vb. tesislerden kaynaklanan nedenler ile çıkan orman yangınları ile de büyük yara alıyor" dedi.

"EKOLOJİK YAPI RANTIN KURBANI OLDU"

Ormanın sadece ağaçlardan oluşan bir yapı olmadığını ve kurumlar tarafından yapılan ağaçlandırma çalışmaları ya da yanan alanların yeniden rehabilitasyonu çalışmalarının maalesef kaybın yerini tutamayacağını ifade eden Kınay, "Son günlerde çok sık yaşadığımız orman yangınları ile kaybettiğimiz orman yaşamımız, yanan alanlarda acil rehabilitasyon ve ağaçlandırma çalışması yapılması gerekirken yapılaşmaya açıldığını gösteren örnekler ekolojik yapının rantın kurbanı olduğunun göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu.

EDA AKTAŞ / EVRENSEL

Yorumlar (0)
banner96
banner177
22°
açık
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü