İzmir Düşünce Topluluğu Ekoloji Forumu’na çağırdı

İzmir Düşünce Topluluğu (İDT), ülke genelinde ve İzmir’de artan çevre katliamları hakkında Ekoloji Forumu düzenleyecek. İzmir ve Ege Bölgesi’nden olmak üzere, konuya dair ‘Neler yapabiliriz’i tartışmak için foruma katılım çağrısı yaptı.

ÇEVRE 24.09.2019, 11:21
İzmir Düşünce Topluluğu Ekoloji Forumu’na çağırdı

Ekoloji örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra, ekoloji mücadelesinin aktivistleri, yazarlar, akademisyenler, sendikacılar, siyasi parti temsilcileri, gazeteciler  ve bağımsız bireylerin de katılacağı forumda ayrıca, İDT’nin üyesi olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de yer alacak. Forum yarın saat 18’de Kültür Park İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Ekoloji Forumu’nun hazırlıklarını, İDT Çevre Komisyonu sürdürüyor. Komisyonda Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceki dönem Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok’un yanı sıra; İbrahim Akın, Ahmet Altan, CoskunÜsterci, Deniz Tolga İnci, Doç.Dr.Engin Önen, Dr.Ahmet Güler, Onur Yıldırım, Ruhisu Can Al, Taylan Özgür Üstün yer alıyor. 

SIK SIK YAPILACAK

İDT Çevre komisyonu adına konuşan İbrahim Akın, "Kapitalizmin kar hırsının yarattığı ekolojik kriz insanlığın sadece bir kesimini veya katmanın değil, tüm insanlığı daha doğrusu tüm canlıları etkilemektedir, İzmir, Ege ve Türkiye’de ki çevre sorunlarını ele almak için ilki düzenlenen bu açık foruma çevre ile ilgili tüm kurumlar, platformlar, resmi kuruluşlar, belediyeler ve çevreciler davet edildi. Forumda ağırlık kazanacak görüşlere göre gelecek dönemde bu tür ekoloji forumları sık sık yapılacak” dedi. Akın ayrıca; “İzmir Düşünce Topluluğu gittikçe artan, insan-canlı yaşamını kökten tehdit eden bu gelişmeler karşısında mevcut çevre örgütleri ve çevrecilere kolaylaştırıcı bir ağ altyapısı hazırlamak için düşünceler üretiyor ve bu konuda görüşlerin, önerilerin sunulacağı bir ekoloji çevre toplantısına ev sahipliği yaparak yıllardır bu konuda uğraş veren çevre örgütlerine destek verecek” ifadelerini kullandı.

 

EFEM ÇUKURU ALTIN MADENİ

Efemçukuru, İzmir’in damı olarak nitelenen  ve yeraltı-yerüstü sularının toplanma havzasında bulunmakta, İzmir’in içme suyu için büyük öneme sahiptir. Etrafında ki sular kirlenme tehdidi altında. Zira bölgede ki altın madeninden çeşitli kimyasalların yeraltına sızmasıyla, yer altı sularını da kirletmektedir.

İZMİR KÖRFEZİ KİRLİLİĞİ

Körfezde geçici dip çamurları temizlenmesi kalıcı bir çözüm değildir, körfezi besleyen akarsuların kısmi yok edilmiş, hala körfeze akan akarsular ise yoğun sanayi atıklarıyla dolu olduğu için, körfez sürekli kirlenmekte ve kokmaktadır. Tunç Soyer’in deniz altı devir daim kanal projesi hayati önem taşımaktadır.

İZMİR HAVA KİRLİLİĞİ

İzmir’de yoğun bir hava kirliliği altında insanlar nefes alıyor, Bilhassa Aliağa’daki termik santraller, Tüpraş, Petkim gibi petrokimya tesisleri, demir-çelik fabrikaları ve haddehanelerde salınılanfilitre edilmemiş baca gazları, hakim rüzgar yönü ile İzmir çanağına yağmaktadır. Bir de buna kent içerisindeki çimento fabrikaları, fabrikalar, sanayi siteleri, organize sanayii tarafından oluşan hava kirliliği de eklenince İzmir’in bazı bölgeleri yaşanamaz bir hal almaktadır.

EGENİN JEOTERMALLERİ

İzmir ve çevresinde yer alan jeotermal sahaların yanlış ve kötü işletilmesi, hem hava kirliliği yaratıyor hem de çok çeşitli çevre kirliliklerine neden oluyor. Aydın ovası buna çok iyi bir örnek iken bir ucu İzmir’de olan Gediz ovası da aynı akıbete uğramak üzere.

İZMİR’İNKENTSEL DÖNÜŞÜMÜ

Deprem riskini azaltmak amacıyla yapılması gereken kentsel dönüşüm, günümüzde rantsal dönüşüm ya da bölüşüm halini almıştır. Yenitepe projesi, Uzundere kentsel dönüşüm alanı vb, alanlar, kentsel dönüşüm adı altında yapılaşmaya açılmıştır. Çoğu dar gelirli ailelerin yaşadığı (Kahramanlar gibi) alanlar da kentsel dönüşüme açılmış, insanlar yerlerinden edilmiştir.

RES’LER

İzmir’in ilçeleri, Urla, Karaburun, Çeşme, Seferihisar, Dikili, Bergama, Kiraz vb, yoğun bir rüzgar enerji santrali (RES) yapılaşması altında. RES’ler, göründüğü kadar masum değil. Çeşitli çevresel sorunlar yaratıyor. Çevrelerinde manyetik alan yaratıyor hastalıklara neden oluyorlar, bölgedeki canlılar üreyemiyor, doğal denge bozuluyor..

KATI ATIK DEPOLAMA

Yıllardır çözülemeyen bir sorun da katı atıkların sağlığa zarar vermeyecek şekilde depolanmasıdır. Harmandalı çöp deponi alanı, artık kent içerisinde kalmıştır. Buradan sızan pis sular, yerleşim yerleri içerisinden akarak denize ulaşıyor.

GEDİZ VE KÜÇÜK MENDERES’İN KİRLİLİĞİ

Dünyanın en önemli 7 havzasından birisi kabul İzmir’in besin deposuGediz ve K. Menderes havzasında ki nehirler artık zehir taşımaktadır. Bölgede ki çok sayıda sanayi sitesi, tarımsal ilaç kullanımı ve aşırı yer altı suyu çekilmesi, Gediz Çaldağ nikel madeni, üç adet patlamış jeotermal kaçağı, organize sanayi atıkları vb. bu havzayı en kirli havzalardan birisi yapmıştır.

BALIK ÇİFTLİKLERİ

İzmir yöresindeki balık çiftlikleri, deniz canlılarının ve deniz balıkçılığının giderek yok olmasına, denizleri kirletmekte, kıyı halkının sağlığına olumsuz etki etmektedir. 1 kg çiftlik balığı yetiştirebilmek için 17 kg deniz balığından hazırlanan yem kullanılmakta, bu kirlilik denizlerdeki balık soyunu tüketmektedir.

ALİAĞA- YENİFOÇA HAVA VE DENİZ KİRLİLİĞİ

Aliağa’daki petrokimya tesisleri, termik santraller, haddehaneler ve demir-çelik fabrikalarıçok yoğun hava kirliliği ile toz, gürültü, cüruf dağları gibi çevreyi mahvetmiş durumda. Dağ gibi yığılan cüruf alanlarında henüz ısısını kaybetmemiş olan cürufların yanması, yine buradaki gemi söküm tesislerinin yarattığı kirlilik de herkesin malumu. Bu bölgede kanserden ölüm oranı Türkiye ortalamasının 4 katı. Gemi sökümü, az gelişmiş Bangladeş, Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde kümeleşmiş. Türkiye ise gemi sökümünde bir istisna, hiçbir Akdeniz veya AB ülkesinde asbest vb gibi çok kirletici malzemenin çıktığı gemi söküm merkezine izin vermiyor. İzmir’de gemi tehlikeli atıklarının nereye gittiğini bilen yok.

BERGAMA ALTIN MADENLERİNİN YARATTIĞI SORUNLAR

Tüm mücadelelere karşın Ovacık altın madeni işletildi ve çevre köylerdeki kanser artışı artık gizlenemiyor. Maden tükenmiş maden olmakla birlikte, Kozak yaylasındaki ve Kaz dağlarındaki çok sayıda altın madeninden getirilen altın cevheri burada siyanür ile işletilmeye devam ediliyor, yoğun ağır metal içeren atıklar yöredeki atık havuzlarından yer altı sularına karışıyor. Kozak’ın dünyaca meşhur çam fıstıkları verimsizleşti ve ürünAvrupa’dan alıcı bulamıyor.

ÇİMENTO FABRİKALARI VE TAŞ OCAKLARI

İzmir’in kalbinde ki iki çimento fabrikasının yarattığı kirlilikten,  insanlar, çamaşırlarını balkona asamıyor, bölge ahalisi astım başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla boğuşuyorlar. Bir kısmı kentlerin içerisinde olmak üzere yüzlerce taş ocağı ise hem yeraltı sularımızı kirletiyor hem ormanlarımızın yok olmasına neden oluyor. Görüntü kirliği yaratıyor.

GAZİEMİR’DEKİ NÜKLEER ATIKLAR:

Gaziemir’deki eski Kurşun Fabrikası’nda miras bırakılan nükleer atıklar, tüm İzmir’in halk sağlığını tehdit ediyor, bu atıklar oraya nereden ve nasıl geldi? Yetkililer ne buna yanıt veriyor, ne de atıkları bertaraf ediyorlar.

TÜRLERİ TAMAMEN KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN CANLILAR.

EGE ve İzmir’de sadece bir kısmını listelediğimiz bu çevre krizleri bölgede milyonlarca yıldır var olan bazı canlı neslinin tamamen yok olmasına neden oluyor. Mesala Akdeniz Fok’unun sadece 700 adet kaldığı söyleniyor, deniz hıyarı ve deniz kestanesi tamamen yok olma ile karşı karşıya, kum zambakları artık görünmez oldu. RES’lerinultraschall sesleri yarasa neslini Karaburun ve Çeşme’de imha etmiş durumda. Birçok göçmen kuş Ege’de artık görünmüyor.
 

Yorumlar (0)
banner96
banner177
14°
açık
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?