Hem hukuksuz hem de bilime aykırı, siyasi bir proje: Konak Tüneli

‘Konak ile Buca arasındaki mesafeyi 10 dakikaya düşürdük’ denilerek olumlanan, AKP tarafından ‘çılgın proje’ adı altında göz boyanan Konak Tüneli projesinin, kent için ne kadar ‘çılgınca’ olduğunu ve yerel yönetimin sorumluluğunu Şehir Plancısı Zafer Mutluer ile konuştuk

ÇEVRE 13.01.2020, 10:52 14.01.2020, 01:10
Hem hukuksuz hem de bilime aykırı, siyasi bir proje: Konak Tüneli

YAĞIZ BARUT/İZ GAZETE-Kent Suçları Yazı Dizimizin yedinci konusu; kamuoyunda ‘Konak Tüneli’ olarak bilinen ‘Konak-Yeşildere Bağlantı Yolu Projesi’ oldu. İzmirliler bu projeyi ilk olarak, AKP İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanı görevindeyken 2011 yılında açıkladığı ‘35 İzmir 35 Proje’ kapsamında duydu. Binali Yıldırım’ın ‘çılgın projeler’ olarak ifade ettiği ve kent için gerçekten de ne kadar ‘çılgınca’ olduğu zamanla anlaşılacak olan bu 35 projenin açıklanma zamanlaması ise o dönem herkes tarafından manidar bulundu. Öyle ki, Binali Yıldırım’ın, ‘2014 yılında yapılacak yerel seçimler için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına mı hazırlandığı’ çokça sorgulandı. Nitekim, AKP şaşırtmadı ve Yıldırım 2014 yılında İzmir’den belediye başkan adayı gösterildi. Bunun ardından ise ‘35 projenin aslında kentin geleceği için değil, yerel seçimlere yönelik AKP’nin geleceği için planlandığının kanıtlanmış olduğu’ konuşuldu.

‘PROJESİZ VE KAÇAK BİR YAPI’

İşte o projelerden birisi olan ve ‘Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ (TMMOB) tarafından ‘kent suçu’ ilan edilen Konak Tüneli projesini bugünkü yazı dizimizin konusu olarak ele aldık. AKP’nin, ‘Buca ile Konak arasındaki mesafeyi 10 dakikaya düşürdük’ diyerek olumladığı projeye, TMMOB ise ilk günden itibaren, ‘AKP iktidarının kentlere, tarihe, kültürel bellek ve birikime bakışındaki nobranlığı, yıkıcılığı, vurdumduymazlığı görmek açısından önemli bir örnek’ diyerek karşı çıktı. TMMOB karşı çıkıyordu çünkü proje alanı; ‘Kentsel Sit, Tarihi Sit, 2. ve 3. Derece Arkeolojik Sit, 2. Derece Doğal Sit Alanı ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli yapılarla’ bir arada bulunuyordu. Bunun yanı sıra bu kadar önemli bir alanda arkeojeofizik araştırmaların yapılmadığı, kentin ulaşım planında etüt edilmediği, ayrıntılı bir projenin hazırlanmadığı, kentin gerek üst ölçek gerekse uygulama planlarında bulunmadığı, bir projesi dahi olmadığı, plansız-projesiz ‘kaçak’ bir şekilde tünelin yapımına başlandığı vurgulanıyordu. 2015 yılında dönemin AKP’li Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından hizmete açılan projenin bugünkü durumunu, akıllarda kalan soru işaretlerini ve yerel yönetimin sorumluluğunu TMMOB’a bağlı Şehir Plancıları Odası’ndan Yönetim Kurulu Sekreteri Zafer Mutluer ile konuştuk.

‘HUKUKSUZ VE BİLİME AYKIRI’

2015 yılında hizmete açılan projenin yapımı öncesinde detaylarının belli olmadığını, yapılış gerekçesinin açıklanmadığını ve doğrudan yapılmaya başlandığını, sırf bu yönüyle bile kent suçu olduğunu belirten Zafer Mutluer, “Konak Tüneli yerel seçimler için ortaya atılmış siyasi bir projedir. Hem hukuksuz hem de bilime aykırı bir projedir. Jeolojik hiçbir araştırma yapılmadı. Yapılan kazılarda birçok arkeolojik kalıntıların bulunduğu söylendi ancak akıbetinin ne olduğu hiçbir zaman bilinemedi. Sit alanları yok sayıldı. Tünelin Konak’taki çıkışında Damlacık semtinde yıkılan tescilli yapılar var. Bir o kadar da yapı zarar gördü. Tünel kazısı yüzünden insanların evlerinde çatlaklar oluştu ve evlerini apar topar terk etmek zorunda kaldılar. Planı ve ruhsatı olmaksızın bir inşaatın başlaması mümkün değil ancak AKP iktidarı hukuku tanımıyor. Bir ulaşım projesinin kent bütününde değerlendirilmesi gerekirken hiçbir plan kararı doğrultusunda da değerlendirilmemiş. Hiçbir analiz yapılmamış.” diye konuştu.

‘SEÇİME DENK GETİRİLDİ’

İzmir’in bir ulaşım master planı olduğunu ve üst ölçekli nazım imar planlarında yer almayan bir projenin de yapılmaması gerektiğini kaydeden Mutluer, “Kentin ulaşımında bir problem varsa bu kapsamlı bir çalışma sonucunda çözümleri ve alternatifleri ile birlikte ortaya konur. Böyle seçim öncesine denk getirilerek, araştırma yapmadan, plan yapmadan bir sürü sorunlu yanlarını görmeden proje yaparsanız hiçbir sorunu da çözemezsiniz, hatta sorunlara yenisini eklemiş olursunuz. Bu önemdeki projeler bir plan kapsamında değerlendirilmek zorunda, sonuçta kentin 10 yıllarını etkileyen sonuçlar barındırıyor. Bu doğrultuda değerlendirilmesi ve diğer ulaşım kararlarıyla birlikte anlam taşıması gerekiyor.” dedi.

BAKANLIK KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR

Projenin Ulaştırma Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü ancak projenin yine aynı bakanlık tarafından 2011 yılında yayımlanan ‘Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi Hedef 2023’ raporunda belirtilen ilkelere de aykırı olduğunu vurgulayan Mutluer, “Bakanlığın hedefleri arasında otomobil kullanımına kısıtlama getirilmesi ve toplu ulaşıma ağırlık verilmesi yer alıyor. Özel otomobil kullanımının; çevresel açıdan, kullanıcı maliyeti açısından, ulaşım şebekesine getirdiği yük bakımından olumsuzlukları sıralanıyor. Gaz emisyonunun azaltılmasından bahsediliyor. Tünel çevrelerinde akciğer kanseri riskinin arttığı vurgulanıyor. Ancak tabii ki bunlar AKP için kağıt üzerinde ve lafta kalmış durumda.” ifadelerini kullandı.

‘BÖYLE YAKLAŞIM OLMAZ’

AKP tarafından savunulan ‘tünel sayesinde gaz emisyonunun azaldığı’ yönündeki tezleri de eleştiren Mutluer, “Böyle bir yaklaşım olamaz. O zaman ‘Tüm yollar için mesafe kısaltmaya gideceğiz’ demek gibi bir şey bu. Hiçbir karayolu projesi ile egzoz salınımını azaltamazsınız, bu mümkün değil. Yapmanız gereken tek şey toplu ulaşım projeleridir. Çözüm için, otomobil kullanımını azaltmak, toplu ulaşımı arttırmak, toplu taşımayı rahat ve konforlu hale getirerek teşvik etmek gibi bir yaklaşım gerekiyor. Merkezi hükümet ve yerel yönetimlere baktığınız zaman ulaşıma aktardıkları bütçenin çoğunluğu toplu taşımaya değil, karayoluna gidiyor.” açıklamasında bulundu.

YEREL YÖNETİM ORTAKLIK GELİŞTİRDİ

Dönemin yerel yönetimi tarafından tünel projesine dava açılmadığını hatta projeyi bütünleyen ‘Uçan Yol’ olarak bilinen Homeros Bulvarı çalışmasının yapıldığını da ifade eden Mutluer, “Bu anlamda bir ortaklık bile geliştirildiğini söylememiz mümkün. Ne Homeros Bulvarı’na bakanlık itiraz etti ne de Konak Tüneli’ne belediye itiraz etti.” eleştirisinde bulundu. Alsancak, Çankaya, Basmane ve Konak bölgesinin transit geçişlerin yapıldığı bir yer haline geldiğini belirten Mutluer, Konak Tüneli’nin de Mustafa Kemal Sahil Bulvarı ile birlikte kent merkezine girişleri teşvik ettiğini, araç çağıran projeler olduğunu sözlerine ekledi.

Yorumlar (1)
SABİT ALAGÖZLÜ 2 ay önce
İzmir kalbine saplanmış bir HANÇER! Konak meydanını ve geçişleri yokeden çirkinlik projesi.
banner96
banner178
parçalı bulutlu
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?