‘Aliağa temizlenmeden İzmir temizlenmez’

TMMOB’un ilan ettiği 72 Kent Suçundan biri olan Aliağa Kozbeyli Kül Cüruf Depolama Alanı, Kent Suçları Yazı Dizimizin bugünkü konusu. Uzmanlar ile kül ve cüruf depolamanın doğa ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini konuştuk

ÇEVRE 23.03.2020, 11:03 24.03.2020, 19:51
‘Aliağa temizlenmeden İzmir temizlenmez’

ASYA YAŞARİKİZ-İZGAZETE/ 1961 Anayasası ile ‘Ağır Sanayi Bölgesi’ olarak kabul edilen ve sonunda petrokimya sanayicinin ‘can suyu’ olan Aliağa, Kent Suçları Yazı Dizimizin 21. konusu.

Aliağa Kozbeyli’de bulunan Kül Cüruf Depolama Alanı’nı yazı dizimizin bu kısmında İzmir Çevre Mühendisleri Oda Başkanı Helil İnay Kınay, Foça Çevre ve Kültür Platformu (FOÇEP) Kurucu Üyesi Bahadır Doğütürk ve EGEÇEP’ten Prof. Dr. Ali Osman Karababa ile konuştuk.

Aliağa bölgesinde demir çelik tesisleri ve termik santrallerden kaynaklanan cüruf atıkları bölgedeki kirlilik parametreleri içerisinde önemli yer tutuyor. Bölgede birçok alanda cüruf depolandığı ve buna ilişkin yaşanan süreçler, kontrolsüz depolama alanları, yangınlar ile ilgili yaşanan problemler ve mücadele ise devam ediyor.

Metallerin veya metal içeren cevherlerin, elektrik ark ocaklarında eritildiklerinde oluşan ve metalden daha hafif oksitler ve silikatlar kompleksi olan ve yoğunluk farkı nedeniyle yüzeyde biriken bir yan ürün olarak tanımlanan cüruflar bölge halkı ve İzmir’in doğası açısından tehlike içeriyor.

‘EKOSİSTEM KORUNMALI’

Cüruf yığınları içerisinde bulunan kirleticilerin yağış ile birlikte serbest hale geçerek toprak, yeraltı ve yüzeysel sulara ulaşarak çevresel risklere ve kirliliğe neden olduğunu söyleyen İzmir Çevre Mühendisleri Oda Başkanı Helil İnay Kınay,cürufun saklanmasıyla ilgili “Cüruflar açıkta depolanmamalı, yağmur suları ile temas etmemeli, özel önlemler alınarak ekosistem bu zararlıdan korunmalıdır” dedi.

1974 yılından beri Aliağa Demir Çelik tesislerinde on milyonlarca ton atık cüruf üretildiğinin altını çizen Kınay, cüruf atıklarının içinde bacalardan gelen çok tehlikeli tozlarla beraber gelişi güzel rastgele yığınlar oluşturduğuna ve TÜBİTAK raporlarının da atıkların tehlikeli olduğunu kanıtladığına dikkat çekti.

CÜRUF YANGINLARI

Bölge gerçekleşen 2 büyük yangını hatırlatan Kınay şöyle konuştu; “Cüruf ve termik santral kül depolama alanında çıkan yangın sonucu yakın yerleşimlere bölgeden yükselen küller ve zehirli gazları bünyesinde bulunduran duman ve toz karışımı ulaşmaktadır. Ayrıca depolama alanının tabanının sızdırmaz özelliği olmadığı için alandaki cüruf ve termik santral külleri ile temas eden yağmur suları cüruf ve kül içerisindeki kirlilik kaynaklarını yeraltına ve yer altı suyuna taşıyarak toprak kirliliğine ve yeraltı sularının kirlenmesine neden olmaktadır. Cürufların su ile reaksiyonu sonucu, sulu ortamda olumsuz ekotoksik etkilere sebep olma riskinin bulunduğunu, bu nedenle atıkların geçici veya kalıcı olarak depolanmasının engellenmesi gerekmektedir.”

Kınay son olarak Türkiye’nin tehlikeli atık çöplüğüne dönüşme riskini hatırlatarak, Çevre Mühendisler Odası olarak doğanın ve toplumun ekolojik krizden korunması adına toplumsal hassasiyeti arttırmayı hedeflediklerini söyledi. Kınay sözlerini şöyle sonlandırdı: “1982 Anayasanın 56. Maddesindeki herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini ödemenin devletin ve yurttaşların ödevi olduğunu belirtmektedir.”

‘ÖLÜM BÖLGESİ’

Uzun yıllardır İzmir’in doğası için ekolojik mücadelesinin içinde bir isim olan FOÇEP’ten Bahadır Doğutürk, Aliağa Nemrut sanayi bölgesini ‘Ölüm bölgesi’ olarak adlandırıyor. Aliağa’daki endüstrisinin yarattığı cüruf ve baca tozlarının 10 yıldır İzmir’in akciğerleri olan kuzey ormanlarına döküldüğüne dikkat çeken Doğutürk, 2011 yılında İzmir Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir kararı ile tehlikeli atıkların Foça ormanlarına taşınmasının yolu açıldığını söyledi. Bölge halkı olarak açtıkları davayı anlatan Doğutürk şöyle konuştu; “Açtığımız dava süreci içinde bilirkişi keşfinde atıklardan alınan numuneler TUBİTAK MAM laboratuvarlarında incelenmiş ve tehlikeli atık olduğu tespit edilmiştir. Hem tozuşma, hem yeraltı sularına sızma hem de zaman zaman çıkan yangınlarla bölge halkı ciddi sağlık etkileri altında kalmaktadır. Konu ile ilgili yapılan araştırmalar da yayınlanmıştır. Diğer yandan bitkiler ve hayvanlar üzerinde de ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Bu tehlikeli atıkların çevreye verdiği zararlı etkiler yetmez gibi işgalci firma bir de biyogaz ve biyokütle enerji tesisleri kurmak istemiş ancak açmış olduğumuz davalar ile 2016 yılında biyogaz ve şimdi de biyokütle enerji tesislerinin yapımı engellenmiştir. Diğer yandan bu alanda usulsüz olarak kağıt ve plastik atıkları depolanmış ve hiçbir önlem alınmadığı için fabrikalardan gelen yanıcı tufal ve cüruflar sayesinde defalarca yangınlara sebep olmuş ve bölgede ciddi tehdit oluşturarak havanın önemli ölçüde kirlenmesine ve bölge insanını zehirlemesine sebep olmuştur. Ayrıca bu tehlikeli atıkların İzmir’in kuzey aksındaki köy yollarında dolgu malzemesi olarak kullanılması da başka bir tehlikeye sebep olmuş ve kirliliğin yayılmasına neden olmuştur.”

Cüruf ve termik santral kül depolama alanına karşı imza toplayarak itiraz ettiklerini hatırlatan Doğutürk, yaptıkları imza kampanyası, açtıkları davalar ile dikkate alınmadıklarını, karaların uygulanmadığını ve hukukun arkasından dolanılarak yeni raporlar alınması karşısında tekrar tekrar dava açmak zorunda bırakıldıklarını söyledi.

Doğutürk, söz konusu depolama alanı için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tavrı ile ilgili de Aziz Kocaoğlu zamanındaki Büyükşehir yönetiminin cüruf alanına onay vererek Foça ormanlarının ölüm fermanını imzaladıklarını söyleyerek dönemin Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz'un da kömürlü termik santral inşaat ruhsatı vererek 30 yıllık Aliağa toplumsal direnişine ihanet ettiğinin altını çizdi.

YENİ GELİŞME

Doğutürk ayrıca, Tunç Soyer başkanlığındaki yeni yönetimin ise bölge için yapılan itirazları dikkate alarak cürufların yollara dökülmemesi için söz verdiklerini açıkladı. Yeni yönetim ve yeni meclis üyelerinin Aliağa ve çevresi ile ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına karar vererek önemli bir eksikliği gidermek adına önemli bir adım attığına dikkat çeken Doğutürk son olarak şunları söyledi; “Aliağa ve çevresi için İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin meclis kararı ile bir durum tespit çalışması başlatmıştır. Kurulan komisyon bölgede hava, toprak, su ve gürültü kirliliği dahil olmak üzere kapsamlı bir çalışma yapacaktır. Bu çalışmaya Ege ve Dokuz Eylül Üniversitesi Ziraat ve Çevre bölümleri temsilcileri, İzmir Barosu, TMMOB ilgili odaları temsilcileri, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü temsilcisi ve sivil toplum örgüt temsilcisi Foça Çevre ve Kültür Platformu (FOÇEP) katılıyor. Bu raporun bölgede önemli kararlara ışık tutmasını, bölgenin kirlilik yükünün hafifletilmesi için radikal kararlara örnek bir kaynak rapor olmasını diliyor, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Meclis üyelerine, ilgili bürokratlara ve komisyon üyelerine şükranlarımızı sunarız. Aliağa temizlenmeden İzmir temizlenmez.”

YOL YAPILDI

Çevreyi yakından takip eden Prof. Dr. Ali Osman Karababa da cüruf depolama alanının halk sağlığı üzerindeki etkileri hakkında konuştu.

2011 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı kararla fabrikaların bahçesindeki cürufların Kozbeyli-Ilıpınar arasındaki vadiler ve Ilıpınar’daki Gölyüzü mevkisine kadar uzanan alanlara taşındığını hatırlatan Karababa, “Süreç içinde cüruf depolama alanına daha sonra kurulan termik santralın külleri de depolanmaya başladı. Alana çevredeki kağıt ve plastik üreten fabrikalardan da atıklar gelmeye başladı ve bir gün bakıldı ki depolama alanında yangın var. Alanda bugüne kadar söndürülmesi gerekecek büyüklükte üç yangın çıktı.” dedi.

Depolanma alanındaki atıkların ekotoksikolojik özelliği olduğuna dikkat çeken Karababa, atıkların su ile temas ettiğinde içindeki toksik kimyasallar ve ağır metallerin doğaya salındığını söyledi. Cüruf atıklarının İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yörenin köy yollarının yapımında kullanıldığının altını çizen Karababa sözlerini “Yapılan yollarda bu ekotoksikolojik atıklar duruyor ve doğayı olumsuz etkilemeye devam ediyorlar. Bu da yetmedi bu cürufların girdi olarak kullanıldığı, kentlerimizde yol yapımında kullanılan beton parkelerin üretildiği bir tesis için de izin verildi. Görüldüğü gibi süreç ‘bir deli kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz’ misali.” İfadeleriyle sonlandırdı.

Yorumlar (0)
banner96
banner177
14°
parçalı bulutlu
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
Koronavirüs sebebiyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli mi?