banner144

CHP’li Yıldız: “İzmir yeni isimler istiyor”

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Özkan Yıldız: “İzmir yeni isimler istiyor. Toplumda karşılığı olan sadece İzmir siyasetine değil Türkiye siyasetine kanal açacak isimler istiyor.”

CHP’li Yıldız: “İzmir yeni isimler istiyor”

Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Özkan Yıldız: “İzmir yeni isimler istiyor. Toplumda karşılığı olan sadece İzmir siyasetine değil Türkiye siyasetine kanal açacak isimler istiyor.”

22 Aralık 2017 Cuma 20:15

YAĞIZ BARUT / İZ GAZETE Halkın Sesi 93.3 Can Radyo’da gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal’ın sunduğu ‘Ümit Kartal ile Hayatın İzi’ programının bu haftaki konuğu CHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Özkan Yıldız oldu. Programda genel ve yerel siyaset değerlendirildi.

‘YARGI BASKI ARACI HALİNE GELDİ’

Ataşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret ettiklerini söylen Yıldız, “Hukuki açıdan ortada herhangi bir suç barındıran kesinleşmiş bir şey yok. Siyasi açıdan ise çok boyutlu konuşulacak bir süreç. Son 15 yıl zarfında yargı sisteminin nasıl bir baskı aracı haline getirildiğini ve istenildiğini de gösteren somut bir olay. En son yapılan kamuoyu araştırmaları da Türkiye’de yargı bağımsızlığının kalmadığını gösteriyor. Türkiye’de taraflı tarafsız herkes adalet arıyor. Bu acil bir ihtiyaç” dedi.

‘ÇALIŞTAYLARDAN PARTİMİZ VE BİZLER ÇOK FAYDALANDIK’

Aynı zamanda Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Derneği (SESADER) başkanlığını yapan Yıldız, “Sosyal bilimci akademisyen arkadaşlarımızla ve Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’yla enformel bağımsız bir platform kurduk. Bunun üzerinden çeşitli konularda arama konferansları düzenledik. Çağırdığımız kişiler akdemiysen, alanında uzman, stratejist, medya mensubu kişilerden oluşuyordu. Bu konferanslardan çok beslendik. Genel Başkanımız da burada ki çıktılardan çok faydalandı. Seçim bildirgelerinde ve başkanımızın söylemlerinde bu çıktılardan kullanıldı. Eğitim, seçmen hareketleri, dış politika, sağlık gibi konularda çalıştaylar yaptık. Sonra dernekleşelim dedik. Genel Başkanımızın da istemesiyle İzmir’de bir dernek kurduk. Birçok ilde üç günlük çalıştaylar gerçekleştirdik. Mesela Kuşadası’nda ekonomi odaklı bir çalıştay yaptık. Oradan çıkan maddeleri seçim bildirgemizde kullandık. Elbette genel merkezde süzgeçten geçiyor. Ama bir altlık oluşturması ve ufuk açması bizim için önemli bir boyutu. Eğitim konusunda yapmış olduğumuz çalıştayda giderek erozyona uğrayan laik, bilimsel, demokratik eğitim önemini mercek altına aldık.” ifadelerini kullandı.

‘REKTÖRLER BİLE İKTİDAR AĞZIYLA KONUŞUYOR’

Baskı ortamında üniversitelerin de çöktüğüne değinen Yıldız, “Akademisyenler özgür değil ve bir parti kimliğiyle yan yana gelmek istemiyor. Rektörler bile iktidar ağzıyla konuşuyor. Siyaset üniversiteleri de politize etmiş durumda. Rektöründen akademisyenine kadar herkes korkuyor. Hal böyle olunca akademisyenleri toplantılarımıza davet ettiğimizde, ‘Hocam ben gelmeyeyim’ diyorlar. Bir güvensizlik ortamı var. OHAL koşulu var maalesef.” şeklinde konuştu.

‘ADALET YÜRÜYÜŞÜNE HER KESİM HAK VERİYOR’

Son yıllarda siyasal bir gettolaşmanın olduğunu vurgulayan Yıldız, “İnsanların fikirlerini anlayabilmek onların dünyalarına girmek çok zordur. Bu anlamda ‘Adalet Yürüyüşü’ çok ses getiren bir eylemdi. Ancak bunun farklı toplum kesimlerinden çıktısını görmek istiyoruz. Yürüyüşü AKP nasıl gördü, HDP nasıl gördü, gençler ve kadınlar nasıl gördü bu önemli bizim için. Referandumda da toplumsal barış için, tek adama karşı ortak bir payda da buluştuk. Araştırmadan da elde ettiğimiz veriler gösterdi ki, Türkiye’de adalet yürüyüşüne her kesim hak veriyor. Basın özgürlüğünün olmaması, seçimin şaibeli olduğu gibi pek çok şeyde mutabıklar. Ancak siyasal gettolara dönüşmüş kesimler siyasal düşüncelerinin dışına çıkamıyor.  CHP’ye karşı din düşmanı, iktidara geldiklerinde mütedeyyin insanlardan intikam alacaklar gibi olumsuz algılar vardı. Artık CHP’nin iktidarında mütedeyyin insanların sıkıntılar yaşamayacağına, din düşmanı bir parti olmadığına dair bir algı oluşturduk.” diye konuştu.

‘KÜRTLER AYRILIK YANLISI DEĞİL’

Türkiye’de en büyük sorunun iç barış olduğunu belirten Yıldız, “ Asgari müştereklerde buluşmamız gerekiyor. Biz, bizi eleştiren insanları da dinliyoruz. Uzlaşma ve diyalog kültürünü yeniden tesis etmeliyiz. Siyasal partilerin dışında, medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının da bu kültürü ortaya koyacak bir dile ihtiyacı var. Çözüm süreci başladığında meclise getirin konuşalım dedik. Anayasal sınırlar içerisinde şeffaflıkla, uzlaşıyla bu işi çözelim dedik. Kimse bu sorunu tek başına çözemez, gizli anlaşmalar yapmayın dedik. Ancak bize havuz medyasıyla çözümün karşısında olduğumuz algısını yaratmaya çalıştılar. CHP Kürt meselesinin ülkenin en yakıcı problemi olduğunu, anayasal yurttaşlık fikri içerisinde bu işi çözebileceğimizi söyledik ve bu tutumu devam ettireceğiz. Çünkü bu konu partiler üstüdür. Kürt halkı bence HDP’nin terör örgütüyle kendisini ayrı tutamamasını eleştiriyor. Kürtler kendi partilerine oy vereceklerdir elbette ama CHP partiler üstü çözüm üretiyor. O bölgedeki insanlar ayrılık yanlısı değil. Türkiye’de yaşamaktan mutlular. Ama belli haklar var. Eğitim, dil hakkı gibi konularda politize oluyorlar. Bu anlamda ‘Hayır’ın da en önemli bileşenlerinden birisi HDP tabanıydı.” ifadelerini kullandı.

‘MUHALEFET YOKSA DEMOKRASİ DE YOK’

Kasım 2016’da Parti Meclisi’nin yayınladığı bir bildiride geçen, ‘Terör örgütlerine yardım ve yataklık eden saray ve AKP yöneticileri demokrasimize ve ülkemizin bekasına en büyük tehdittir.’ maddesinden sonra 60 kişilik PM üyelerine Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma açıldı. Bu konuda değerlendirmesini yapan Yıldız, “Parti Meclisi organı kurultaydan sonraki en yetkili organdır. 94 yılık cumhuriyet tarihinde ilk kez CHP PM üyelerine soruşturma açılıyor. Bu vahim bir durumdur. Böyle bir soruşturmaya başvurulması Türkiye’de siyasetin geldiği noktayı, tek adam rejiminin kendisinin dışında bir eleştiriyi, muhalefetin varlığını kabul edememesini gösteriyor. Muhalefet yoksa o rejime demokrasi demiyoruz. Ona oligarşi, despotizm, totalitarizm diyoruz. Eskiden cumhurbaşkanı partiler üstü bir makamdı. Artık kendisi siyaset yapmıyor aslında, yaptığı her çıkış değer yüklü, sadece bir kesimi mili ve yerli, öteki kesimi terörize etme peşinde. Ağır ithamlarla bizi terörize ediyorsan o zaman bir siyasal partinin aktörleri cevap vermek zorundadır.”dedi.

‘RAKİP OLUN AMA DÜŞMANLAŞTIRMAYIN’

Çiğli İlçe Kongresi’nde divan başkanlığı yapan Yıldırım, “ Çiğli, siyaseti canlı ve gergin olan bir yer. Çiğli sosyolojik açıdan aldığı göçe baktığımız da dinamik ve olumlu anlamda gerilimli bir yer. Bu da siyaseti etkiliyor ve kitleyi mobilize ediyor. O hava beni çok mutlu etti. İki aday Utku ve Erkan kardeşlerimizin konuşmalarını da çok beğendim. Dengeli olarak gelmeleri beni mutlu etti ama gerilim de renk kattı. Bir özeleştiri yapmak gerekirse bu gerilimi kavgaya dönüştüren de yine partililer. Özellikle sosyal medyayı kendi partililerimize düşmanca kullanıyoruz. Rakip olabilirsiniz ama düşmanlaştırırsanız ben bunu kabul edemem. Kongrede demokratik bir havanın korunması benim görevimdi.”diye konuştu. 

‘İL KONGRESİ GÜZEL GEÇECEK’

İzmir İl Kongresi’nde divan başkanlığının kendi isminin geçtiğini duymadığını söyleyen Yıldırım, “Bülent Tezcan ve Tekin Bingöl isimleri geçiyor. Onlar da iyi yapar. MYK düzeyinden gelmesi daha iyi olur diye düşünüyorum. İzmir il kongresinin güzel ve başarılı geçeceğini düşünüyorum. İlçe kongrelerimizden çıkan tablodan da görüyoruz. İl Başkanımız Asuman Ali Güven’in paylaştığı bir istatistik yüzde 66 oranında kadroların değiştiğini gösteriyor. Ben bunu önemli buluyorum. Eskiyen yüzlerle değişmeyen kadrolarla devam etmemek gerektiğini düşünüyorum. Yeni fikirler, yeni politikalar yeni jenerasyonlarla sağlanır. Aslında toplum tabanı da bunu istiyor.”ifadelerine yer verdi.

‘BAŞKAN’IN DELEGASYONU YÖNLENDİRMESİ ANTİDEMOKRATİK’

Müzakerenin diyaloğun önemli bir araç olduğunu düşündüğünü dile getiren Yıldız, “Büyükşehir Belediye Başkanımızın ilçe başkanlarını toplaması, il başkanı için isim belirlemekten daha çok bir profil çıkarılması açısından olumlu bir şey. Kozmopolit ilçelerde, üye sayısının daha fazla olduğu yerlerde değişim olması daha kolay. Ama belli bölgelerde bizzat belediye başkanının delegasyonu yönlendirmesi, belli taahhütler vermesi hem antidemokratik hem de arzuladığımız değişim tılsımını yaratmıyor. Herkes ortak bir ismin olmasını ister. Ama elbette demokrasi gereği bu hakkını kullanmak isteyen de olacaktır. Ancak İzmirli seçmen ne istiyor bu önemli. Seçmen nitelikli ve yeni isimler istiyor. Toplumda karşılığı olan sadece İzmir siyasetine değil Türkiye siyasetine kanal açacak isimler istiyor.”diye konuştu.

Son Güncelleme: 22.12.2017 20:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.