Geçtiğimiz haftalarda İstanbul İstiklal Caddesi'ndeki hain terör saldırının faturası bölgede emeğiyle çalışıp evine ekmek götürmek isteyen seyyar satıcılara kesildi. İzmir Seyyar Esnaf ve Sanatkarlar Meclisi Başkanı Evren Laçin, İstanbul Valiliği'nin İstiklal Caddesi'nde seyyar satıcıların ve sokak müzisyenlerinin çalışmasını yasakladığını üzülerek öğrendiklerini söyledi. Laçin, “Adeta insan sarrafı olan seyyar satıcılar aslında olası tehditleri görebilir, poşet bırakan vatandaşı uyarabilir veya polise bunu bildirerek hızlıca tedbir alınmasını sağlayabilir. Fakat ne hikmetse hergün kamyonlarla sınırı kaçak geçip ülkenin her yerine dağılan içlerinde terör örgütü mensuplarının olabileceği yüz binlerce yabancı uyruklu kişileri önlemek, sanki tüm bu olanların sorumlusu seyyar satıcılarmış gibi emekçi kardeşlerimize yasak geliyor” diye konuştu.

800 SEYYAR ASILDI

Bu eylemleri yapan teröristlerin ülkemize girmeden yakalanması gerektiğini sözlerine ekleyen Laçin, İstanbul Valiliği tarafından alınan yasaklama kararının 494 yıl önceki seyyar satıcı kıyımına benzetti. Laçin şunları söyledi: “Osmanlı’da Kanuni devrinde şubat 1528'de Sultan Selim Camii yakınlarında bir zenginin evine hırsız girer. Bu hırsız sadece evdeki eşyaları çalmakla yetinmez ev halkını da öldürür. Bu olayı haber alan Kanuni, konunun araştırılmasını ve suçluların yakalanmasını emreder. Ancak tüm arama faaliyetlerine rağmen suçlular bulunamaz. Padişahın danışmanları 'Bu çeşit kötülükleri ancak gündüzleri yoğurt, sebze gibi şeyler satmak bahanesiyle mahalle ve sokak aralarında dolaşan işsiz güçsüz kafirler yapar' deyip faturayı seyyar satıcılara keser. Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 800 kadar masum seyyar satıcı asılarak veya boynu vurularak öldürülür. Bugün de hiç birşeyden habersiz seyyar satıcıların yasaklanması aynı zihniyetin devam ettiğini gösteriyor.”

'BÖYLE ÖNLENEMEZ'

Seyyar satıcı ve sokak müzisyenlerinin sokaklardan, caddelerden uzaklaştırarak terörün önlenemeyeceğinin altını çizen Laçin, “Tersine bu durum terörü cesaretlendirebilir. Bu yanlış uygulamadan biran önce dönülmesini istiyoruz. Unutulmaması gerekir ki, ülkenin bütün sokaklarından, caddelerinden, özel hayatın güvenliğine kadar sorumluluk devlete aittir. Bu sorumluluk kapsamında ortaya çıkan boşluğun bedeli ağır işsizlik ve ekonomik bunalım şartlarında evine bir lokma ekmek götürmek için Türkiye’nin herhangi bir yerinde yurttaşların temel anayasal hakkı olan çalışma hakkını kullanan sokak esnaflarına ödetilmemelidir. Tüm devlet yetkililerini, bürokratlarımızı bu kararı bir daha gözden geçirmeye davet ediyor; evine ekmek parası kazanmaktan başka bir gayesi olmayan seyyar satıcı ve sokak esnaflarını suçlamanın 494 yıl önceki gibi yanlış olduğunu hatırlatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.