banner136

Ziyadesiyle ‘garip’ günler geçiriyoruz…

Telefonlarımızı dinleyen devlet, ‘Kent Konseyi’ni ‘KCK Konseyi’ diye anlıyor, bunu “KCK yapılanması altındaki bir örgüt” sanıp İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı’nı gözaltına alıyor. Yanlışlık olduğunu anlatmaya çalışıyorlar, bu sefer yüce ve bağımsız yargımızın kıymetli temsilcisi ‘İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı’ sıfatının RESMİ bir SIFAT olup olmadığının KANITINI istiyor. Kent Konseyi’nden geliyorlar, RESMİ evrakları getiriyorlar falan da İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Kızbes Aydın’ı -lütfen- serbest bırakıyorlar.

MEB, Akhisar Eğitim Sen Temsilciliğine gönderdiği RESMİ yazıda ‘Çevreci Afacanlar’ adlı tiyatro eserini ‘sakıncalı’ bulduğunu şu şekilde ifade etti: “Ülkemizin içinden geçtiği bu hassas dönemde SAVAŞ KARŞITLIĞI gibi siyasal söylemlerin çocuklarımıza sunulmasının SAKINCALI olduğuna karar verildiğinden...”

‘Güvenli İnternet Günü’ programında konuşma yapan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, sözünü kesen ROBOT’a çattı, “Robotun kafası karıştı. Robotu kim kontrol ediyorsa gereğini yapın lütfen” dedi. Türkiye’de satışa sunulan, Çinli bir firma tarafından geliştirilen ve kendi yazılım platformu bulunan ‘Sanbot’ adlı Robot, Bakan’ın ‘uyarısı’ üzerine uzaktan kontrol edilerek sahneden uzaklaştırıldı. Buraya kadar bir şey demeyelim hadi… Sonrasında Kanal D Haber, gazetecilik refleksi ile gerçek bir haberciliğe imza attı ve Bakan’ın sözünü kesen o Robot’u buldu! Bulmakla kalmadı, Robot’a özür diletti! Haberde, “Ben çok akıllı bir robotum, bana istediğini sorabilirsin” diyen robot, ‘Bakan’ın sözünü neden kestin’ sorusuna “Yanlışlıkla oldu, çok üzgünüm” diye cevap verdi.

Bunun Türkçesi’ne; “Bakan’ın sözünü kesti ama bakın bizim de sözümüzü kesiyor, VALLA KASIT YOKTU” haberi yap(tır)mak... diyoruz.

Bu arada aynı Bakan, yakın zamanda TBMM’de görüşülecek olan torba yasa içindeki internete RTÜRK denetimi (yani ‘internet sansürü’) konusunda “Sansür yok, sınırlama var” demişti. Saray’ın haber ajansı Anadolu Ajansı’nın İstanbul’daki ulaşım zammını ‘İstanbul’da ulaşım ücretlerine güncelleme’, İzmir’deki ulaşım zammını ise ‘İzmir’de ulaşıma zam’ başlığıyla vermesi gibi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazeteci Deniz Yücel için “Bu adam terörist, gazeteci değil ve Alman yönetimi ne yazık ki, benim bakanlarımı böyle bir teröristle aynı teraziye oturtuyor. Sıkıntı burada. Almanya Başbakanı Angela Merkel, bana ‘Serbest bırakırsanız memnun oluruz’ dedi. Dedim ki o gazeteci değil terörist. Deniz Yücel bir ay Almanya Başkonsolosluğu'nda saklandı. Bu adam terörist, gazeteci değil ifadelerini kullanmıştı.

Geçtiğimiz gün Başbakan Binali Yıldırım’dan Deniz Yücel açıklaması geldi: Ümit ederim kısa sürede serbest kalmış olur. Kısa sürede bir gelişme olacağı kanaatindeyim.”

Başbakan’ın ‘terörist bir gazetecinin’ serbest bırakılma ümidini içinde taşıyor olma hakikati bir yana, Başbakan’ın bu samimi(!) ümidi ‘yerli ve milliliğe’ dahil mi?

Polisin attığı gaz fişeğiyle 14 yaşında vurulup 15’inde 16 kilo yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın annesi (AKP Genel Başkanı’nın meydanlarda yuhalattığı) Gülsüm Elvan’ı işaret edip gözaltına aldıran ve kolunun kırılmasına sebep olan; tiyatronun kapısına barikat kurdurup ‘devlet memurunu ifşa ediyorsun, seni dava edeceğim, bak gözaltına aldırırım’ diye oyuncu Barış Atay’ı tehdit eden Kadıköy Emniyet Müdürü İbrahim Kocaoğlu ‘rüşvet, fuhuş ve cinsel saldırı’ suçlarıyla yargılanan çeteyle ilişkisi olduğu için gözaltına alındı.

Tabii bir yanda ziyadesiyle ‘garip’ dediğimiz bu olaylar yaşanırken; diğer yanda nefes almaya çalıştıkça bir türlü dışarı çıkamayan soluduğumuz havanın sürekli ciğerlerimizde patladığı sanrısıyla, atabilirsek(!) birkaç destek tweeti atıp, sonra ‘bizim mükemmel çaresizliğimiz’ hissiyle seyrettiğimiz şeyler olmaya devam ediyor…

‘Yaşam Hakkı’nı savunan TTB’li hekimler gözaltına alınıyor…

‘Savunma Hakkı’nı savunan avukatlar tutuklu…

‘Haber Alma Hakkı’nı savunan gazeteciler (Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Akın Atalay ve diğer gazeteciler) tutuklu…

Ankara’da TBMM’nin kapısında ‘geçinemiyorum’ diyen işçi kendisini yakıyor…

İzmir’de İşkur’un önünde soyunan işçi ‘işçiyim ben, aç işçi!’ diye bağırıyor…

KHK ile ihraç edilen öğretmen bir anne iki çocuğu ile birlikte Meriç’i geçmek isterken botun alabora olması nedeniyle feci şekilde can veriyor

Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın bol kahkahalı yanar dönerli yemek masasında çektirdiği fotoğrafta, ‘televizyon ekranındaki Afrin Operasyonu yayını’ göze(!) çarpıyor(!)

Memleketin hali budur işte abiler…

“Kraldan çok kralcı var” mı denilir, “patron(!) çıldırdı” mı denir, yoksa “Barış Atay’ın memleketin her yerinde yasaklattıkları tiyatro oyunun adı” mı denir, ne denir, bilemiyorum.

Sürekli bunları yaşıyor, konuşuyor ve yazıyor olmak fazla can sıkıcı bir yana, ‘bunlar’ adeta aklımızla alay ediyor. Ve fakat insan gerçekten sinirleniyor sevgili okur!

Hafızayı diri tutmaktan, durduğun yeri bilmekten ve hakikate olan inancından başka elden de bir şey gelmiyor, gelemiyor… Çünkü ‘ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın…’

***

Gazetemiz/Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni pek çok kıymetli dostum Ümit Kartal HABER YAPTIĞI için 3 gün gözaltında kaldı. Neyse iyi oldu, ‘çok yoruluyorum, dinlenemiyorum’ diye çok şikayet ediyordu, dinlenmiş oldu biraz diyelim. :)

Ümit iyi bir insandır. Saf temiz duygulara sahip vicdanlı bir adamdır. İzmir’de gazetecilik adına “İzmir şartlarına rağmen” elinden gelenin çok fazlasını yapmaya çalışan ilkeli bir gazetecidir. İz Gazete sesimiz, Ümit canımız.

Ümit’in İz Gazete’nin ikinci yaş gününde söylediği şu cümleler son söz olsun: “Güvendiğimiz tek şey ‘hakikatte ısrar’ kararlılığımızdır. Tarafsızlığa inanmıyoruz. Yaptığımız tüm yayınlar; omuz omuza, yan yana, beraber hakikatte ısrar edişimizin izi kalsın diyedir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.