09.09.2019, 09:47

Bir asır sonra adalet

Yıl 2119. İnsanlığın evrenle imtihanında, her nedense, hukukun ve üniversitelerin arasında sıkışmış biçare bir hukuk tarihi araştırmacısının girdabına geçmişten bakmak…

Veya

2019 yılının Eylül ayı Türkiye’sine 2119 yılından bakmak…

Herhalde önce ekranında (2119 yılında halen varsa) konuya ilişkin haberleri okurdu:

Herhangi bir yayın organının başlığı; Adli Yıl Açılış Krizi, Birtakım Barolar Adli Yıl açılış törenlerine katılmıyorlar… Türkiye Barolar Birliği katılacağını açıkladı…

Sonrasında araştırmasını derinleştirirdi; bu kriz neden çıktı, katılmayan taraflarının argümanları nelerdi:

“…Bizler, insan haklarının korunduğu ve geliştirildiği, hukukun yok sayılmadığı, yargının siyasi iktidarın güdümünden çıktığı günlerde, tam bağımsız bir yargı teşkilatının ev sahipliğinde yapılacak bir törene katılımı, savunduğumuz değerlere daha uygun görüyor ve bu günü umutla bekliyoruz.

Biz avukatlar, yargı bağımsızlığı için tarih boyunca mücadele ettik. Yeni adli yılda da bağımsızlığımızdan aldığımız güç ve tarihimizden gelen kararlılıkla bu mücadeleyi sürdüreceğiz…”[1]

2119 yılındaki beş kuşak sonramızdaki araştırmacı arkadaşımız, eğer iyi bir araştırmacı ise, katılan tarafın katılma isteğindeki gerekçeyi de merak ederdi:

…Nerede açıklanacaktı sizin evinizde mi açıklayacak…Bunların hiçbirini samimi bulmuyorum. Siyasi ve ideolojik içerikli eleştirilerdir…

Büyük bir olasılıkla, katılan tarafın katılım gösterdiği toplantıdaki konuşmasını da okurdu:

…Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır. Biz o yüzden buradayız. …[2]

2119 yılındaki araştırmacımız, bu krizin sosyal medyadaki yankılarını da araştırmak isteyebilirdi (2119’da sosyal medya nostaljik bir hoşluk olarak mı görülür yoksa 80’lerin vatka modası kadar yüz düşüren bir biçimde mi değerlendirilir pek kestirmek mümkün değil), ve ağleb-i ihtimal sosyal medyada bir hukuk profesörünün şu sorusuna rastlardı:

TBB Başkanına göre eğer "mevzu vatan" ise, sizce aşağıdakilerin hangisi teferruattır?

a-Yargı bağımsızlığı

b-Hukukun üstünlüğü

c-Kuvvetler ayrılığı

d-Masumiyet karinesi

e-Hepsi

(Not:Zannediyorum,bu kez tekniğine uygun bir çoktan seçmeli bir sınav sorusu hazırlamayı başarabildim)[3]

2119’dan 2019’a analitik ve hukuksal ve de tarihsel bir bakış atmak isteyen, bizden yüzyıl kadar öndeki araştırmacımızın kafası muhtemelen karışırdı, karışıklığı gidermek için odasında bir iki adımlık voltasını atar ve birden aklına dönemin yürürlükteki mevzuatına bakmak gelirdi:

“Barolar; …meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, …tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.”[4]

“Türkiye Barolar Birliğinin görevleri şunlardır :

1. Baroları ilgilendiren konularda her baronun görüşünü öğrenip, ortaklaşa görüşmeler sonunda çoğunluğun düşünce ve görüşünü belirtmek,

2. Baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlayıp meslekin gelişmesini sağlamak,

3. Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve meslekin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak,…”[5]

Yekten bir sonuca varmak ve elbette ki önyargılı olmak istemeyen araştırmacımız, tarihin biraz daha derinliklerine inmek isteyebilirdi ve İzmir İdadi mezunu Yargıtay Onursal 1. Başkanı Halil İbrahim Özyörük’ün 1943 yılında ilk defa yapılan adli yıl açılış törenindeki konuşmasını okuyabilirdi:

“…Gerçekten, hakkın teminatı ve kanunun müeyyidesi, devlet içerisinde ferde verilen değeri ve vatandaşlar arasındaki eşitliği sağlayabildiği müddetçe memlekette hürriyetten ve haktan bahsedilebilir…”

Sonra ne mi olurdu? Eli yazmaya gitmeyebilirdi, bir yudum kahve içebilirdi, bir dost sohbetinde- ki 2119 da var olacaktır- tarihin mizahına tebessüm edebilirdi veya bu konuda bir araştırma yapmak yasak olduğundan bahisle 2119 yılındaki modern hücrelerden birinde hayatının geri kalanını geçirebilirdi….

Veya-bence en güzel son- şiir okuyabilirdi:

Bu zıkkımın yanında

Arnavut ciğeri ister, bir.

Çiroz salatası ister, iki.

Cacık ister, üç.

Adalet, müsavat, hürriyet demeye

Sadece yürek ister.[6]

[1] İzmir Barosu’nun 15.08.2019 tarihli yazısı; https://www.izmirbarosu.org.tr/Upload/files/yargitay_baskanligina.pdf

[2] https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/2019-adli-yil-acilis-toreni-5312112/

[3] Prof. Dr. Metin Günday, twitter, 02.09.2019 tarihli gönderim.

[4] Avukatlık Kanunu 76. Madde

[5] Avukatlık Kanunu 110. Madde

[6] Metin Eloğlu, Çilingir Sofrası

Yorumlar (0)
banner96
banner178
16°
açık
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
İZ DERGİ
Günün Karikatürü Tümü