Tunç Soyer, Cittaslow İzmir'i anlattı: Geleceğin şehirlerini inşa etme projesi!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer Cittaslow İzmir’i tanıttı. Başkan Soyer; ‘’Cittaslow Metropol yoksulluğu değil, refahı büyütür’’ ifadelerini kullandı.

BELEDİYE 15.06.2021, 14:38 15.06.2021, 14:46
Tunç Soyer, Cittaslow İzmir'i anlattı: Geleceğin şehirlerini inşa etme projesi!

BÜŞRA MURATDAĞI/ İZ GAZETE - Kültürpark'ta gerçekleşen buluşmada konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, İzmir adına kendisini heyecanlandırdığını söylerken,”Çok önemli bir projenin başlangıcını yapmak üzere buluştuk. Öncelikle ifade etmek isterim ki, bu buluşmamız sıradan bir proje tanıtımı, herhangi bir lansman değil. Bugün, hepimizin geleceğini belirleyecek ve İzmir’in refahını herkes için büyütecek bir başlangıç günü. Büyük bir gururla açıklamak istiyorum ki, İzmir dünyanın ilk ve tek Citta Slow Metropolü unvanını aldı. Dahası, dünyanın diğer şehirlerini bu ağa dahil etmek için öncülük görevi üstlendi. İzmir’in bu önemli gününde, şehrimizin gelişimine büyük katkısı olan merhum Başkanımız Ahmet Piriştina’yı huzurlarınızda rahmet ve minnetle anıyorum" şeklinde konuştu. 

‘DEĞİŞİMİN ANAHTARI REFAH ve ADALET’

Başkan Soyer, "İzmir’in Belediye Başkanı olarak en büyük gayretim, afetlerden çıkardığımız bu önemli derslerin belediyemizin ve şehrimizin kurumsal işleyişine nüfuz etmesini sağlamak. Unutan değil, hatırlayan; vazgeçen değil, ders çıkaran ve öğrenen bir şehir olmak. Citta Slow Metropol, işte bu değişimin de anahtarı. Şehirlerimizde bugün hiç vakit kaybetmeden, iki temel kavramı büyütmek zorundayız; refah ve adalet. Citta Slow Metropol, İzmir’deki refahı ve adaleti büyütme kararlılığımızın simgesidir" diye belirtti.

TÜRKİYE’DEN İLK SEFERİHİSAR KABUL EDİLDİ

Başkan Soyer, "Geçtiğimiz Cumartesi günü, 12 Haziran’da İtalya’da düzenlenen Uluslararası Cittaslow Birliği’nin Genel Kurulu’nda İzmir dünyanın ilk Cittaslow Metropol kenti ilan edildi. Uluslararası Cittaslow Birliği 1999 yılında kurulmuş ve dünyada 30 ülkede 277 kente yayılmış bir yerelden kalkınma modeli. Bu birliğin amacı kentlerin kimliklerine, tarihlerine, geleneklerine ve doğasına sahip çıkması. Kısaca, geçmişin ve geleceğin aynı anda yaşanması. Bir kentin, hem geçmişini koruması, hem de geleceğini güvence altına alması. İtalya, Çin, Kanada, Avustralya, İzlanda ve daha birçok ülkeye yayılan bu harekete 2009 yılında Türkiye’den ilk olarak Seferihisar kabul edildi. Seferihisar, Citta Slow olduktan sonra kendi kimliğini Türkiye ve dünyaya başarıyla anlattı. Pek az insanın bildiği bir kasabayken, ülkemizin en önemli cazibe merkezlerinden birine dönüştü. Ekonomisi büyüdü. İstihdam arttı. Köylerinde yaşayanlar doğduğu yerde doymaya başladı. Kısaca, yerelden kalkınmanın Türkiye’deki simgelerinden biri oldu. Seferihisar’dan sonra Türkiye’de 17 kenti daha bu ağa üye yaptık. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin şehirlerini de bu ağa taşıdık, bugün orada 4 üyemiz var. Bense 2013’ten bu yana Uluslararası Cittaslow Birliği’nin Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum" ifadelerini kullandı.

“CittaSlow’un logosu olan salyangoz, birbirimizle ve doğayla uyumun önemini simgeliyor”şeklinde ifade eden Soyer; Salyangozlar, antenleriyle dünya ile iyi ilişki kurar. Vakur bir şekilde ilerlerken, arkasında iz bırakır. Sert kabuğu sayesinde içindeki değerleri korur. Salyangoz, insanın bu gezegendeki var oluşundan çok daha eskiye giden bir geçmişe sahiptir. Bunu, doğanın ritmiyle uyumlu bir hızla yol almasına borçludur. Zaten, hız ve haz arasında ters bir bağ vardır. Hızlandıkça haz ve huzuru kaybederiz. Sakinleştikçe, düşünce ve duygularımız derinleşir.  CittaSlow’un değerlerine sahip çıkarak emin adımlarla ilerlemenin simgesi olan Salyangoz logosu, Avrupa başta olmak üzere bütün dünyada iyi yaşamın, yerelliğin ve özgünlüğün işareti kabul ediliyor. Cittaslow aslında nüfusu 50 binin altında olan kentlerin sahip olabileceği bir unvan. Fakat bir yandan da günümüzün gerçeği olan büyükşehirler var. Dünya nüfusunun çoğunluğu artık bu büyük şehirlerde yaşıyor ve kentler her geçen gün daha da büyüyor. İzmir gibi büyükşehirlerin; yeniliğin, ticaretin, eğitimin, sanatın, teknolojinin ve gelişmenin üretim merkezi haline geldiği bir gerçek. Öte yandan, büyükşehirler birçok sorunun da odağı haline geldi. Eşitsizlik, kötü yaşam koşulları, doğanın yok edilmesi, ayrımcılık ve artan suçlar, dünyadaki tüm büyükşehirlerin ortak çıkmazları" ifadelerini kullandı.


 

 

‘KENT DEĞİŞTİĞİNDE TOPLUM DA DEĞİŞİYOR’

"İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı ve planladığı birçok proje ve yatırım Citta Slow Metropol kriterleri ile uyum gösteriyor" diyen Soyer, "İzmir’in dünyanın ilk Cittaslow Metropol’ü olmasıyla bu çalışmalar gelişecek, hız kazanacak ve tümüyle kurumsallaşacak. Dünyadaki iyi yaşam ve kent yönetimi modellerini incelediğimizde en çok önem verilen kavramın toplum olduğunu gördük. Kenti değiştirdiğinizde, toplumu da değiştiriyorsunuz. Toplum değiştiğinde, kent de değişiyor. Bu nedenle Cittaslow Metropol kriterlerinin ilki ve en önemlisi toplumdur. İzmir’de katılımı ve insanlar arasındaki Toplumu bir arada tutan değerler arasında dayanışmanın ve gönüllülüğün ne kadar önemli olduğunu deprem sırasında yaşadık. Dayanışma ve gönüllülük ruhunu sadece afet zamanlarında değil, sürekli olarak ayakta tutmanın önemli olduğunu düşünüyoruz ve bunun için çalışıyoruz. Citta Slow Metropol kriterleri doğrultusunda sivil toplumu ve sivil girişimleri desteklemek için bütçe ayırıyor ve destek mekanizmaları kuruyoruz" diye belirtti.

‘Trafik Sorunu Çözülmeli’
Başkan Soyer; ”Trafik sadece İzmir’in değil tüm büyükşehirlerin en büyük sorunlarının başında geliyor. Nadir örnekler hariç dünyanın hemen her yerinde trafik sorunuyla karşılaşırsınız. Özellikle nüfusunuz İzmir gibi sürekli artıyorsa, sürekli göç alıyorsanız, üstelik bir de pandemi nedeniyle toplu ulaşım artık tercih edilmiyorsa bu sorun daha da büyüyor. Bunun da İzmir trafiğine yansımasını hepimiz yaşıyoruz. Bu sorunun çözümü bütün dünyada aynı; trafikteki araba sayısını azaltmak. Bunun başka çözümü yok, New York’ta da çözüm bu Bogota’da da Paris’te de. İnsanların araba kullanmayı tercih etmemesini sağlamak zorundayız. Mecburiyetimiz budur. Milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde araba ağırlıklı bir ulaşım modelini karşılayacak altyapı sağlamak mümkün değil” şeklinde ifade etti.

‘5 HEDEFİMİZ VAR’

“Önümüzdeki bir yıl içinde üç örnek sakin mahallenin adım adım hayata geçişine şahitlik edeceğiz. Sakin mahalle programının beş hedefi var.” diye belirten Soyer;”Birincisi, toplum katılımı. Her bir mahallenin eksiklerini, neler yapılabileceğini mahalle sakinleriyle birlikte düşüneceğiz. Mahalledeki kamusal alanların nasıl kullanılacağı, sokakların nasıl değişeceği, parkın nasıl tasarlanacağı asıl olarak mahalle sakinlerinin meselesi. Dolayısıyla ilk ve asıl dinlenmesi gereken orada yaşayanlar. Citta Slow Metropol ile kamusal alanları İzmir’de artık kamuyla, halkla birlikte tasarlıyoruz. Her adımda bilimsel yöntemle ve veri odaklı çalışıyoruz. Bu çerçevede İzmir Ekonomi Üniversitesi Ekokent Araştırma ve Uygulama Merkezi ile birlikte hareket ediyoruz. Toplum katılımını sadece mahalle tasarımında değil kültür, sanat ve spor faaliyetlerinde de ön planda tutuyoruz. Citta Slow Metropol ile yepyeni bir adım atarak yatırımları ve yatırımlara ayrılacak bütçenin önceliklerini mahalleliyle ile birlikte kararlaştırıyoruz. Katılımcı bütçe yönetimi anlayışını sakin mahallelerden başlamak üzere uyguluyoruz. İkinci hedefimiz insanlar arasında etkileşimi arttırmak. Vatandaşlarımızın sokakta karşılaşmasını, konuşmasını, birlikte spor yapmasını, kültür ve sanat faaliyetlerine katılmasını teşvik ediyoruz. İnsanların birbirleriyle iletişim kurması, tanıması, yardım etmesi için uygun mekanlar oluşturuyoruz. Biliyoruz ki, ancak bu şekilde toplumumuzu her geçen gün etkisi altına alan kutuplaşmanın, yabancılaşmanın önüne geçebiliriz. Ancak bu şekilde, kent kimliğinden, İzmirlilikten bahsedebiliriz. Programın üçüncü hedefi sağlık ve güvenlik odaklı mahalleler oluşturmak. Sağlığın birçok unsuru var. Sağlıklı beslenmek, hareket etmek ve spor yapmak gibi… Spor, sadece profesyonellerin ve gençlerin yaptığı bir faaliyet değil. Spor, her yaştan insanın yapabileceği, yapması gereken bir koruyucu sağlık hizmeti. Bu nedenle mahalle içinde yapılabilecek spor faaliyetlerine ağırlık veriyoruz. Bir yandan sokakları yürünebilir ve bisiklete binilebilir hale getirerek hareketliliği artırıyoruz, diğer yandan masa tenisi, kafa topu, sokak basketbolu gibi mahalle sporlarına alan açıyoruz. Koşmaya, spor yapmaya, hareket etmeye ihtiyacı olan çocuklarımıza ne yazık ki yeterli imkan sağlayamıyoruz. Çocuklarımızın eskiden olduğu gibi koşup oynayabileceği sokaklara, mahallelere ihtiyacı var. Örnek mahallelerin sokaklarında önceliği taşıtlara değil, çocuklara vereceğiz. Bu mahalleler için dördüncü hedefimiz, kent kimliği. Her kentin tarihinden, coğrafyasından, ikliminden, insanından, kültüründen oluşan kendine has bir kimliği vardır. İzmir 8 bin 500 yıllık tarihiyle bu açıdan dünyanın sayılı kentlerinden biri. Bu kimliği, bu ruhu kentin her yerinde hissedebiliriz. Her gün yanından geçtiğimiz bir binada, yediğimiz bir yemekte, bir sohbette, bir ağaçta…  Bu değerlerin tespit edilmesi, korunması ve en önemlisi yeni nesillere aktarılması, en temel önceliğimiz. Çünkü bir ülkeyi sevmek, asıl olarak onun doğasını ve kültürünü korumakla başlar. Citta Slow Metropol ile; İzmir kimliğinin bir unsuru olan geleneksel ve yerel ürünlerin mahallelerde sunulmasını sağlıyor, geleneksel el sanatları için atölyeler kuruyor ve küçük esnafa destek oluyoruz. Programın son hedefi ise çok işlevlilik. Mahallelerin, binaların, açık alanların birden çok işleve sahip olmasını hedefliyoruz. Özellikle kamusal alanların birden çok işlevi olması gerekiyor. Mahallelerde ofislerin, kültür sanat mekanlarının, esnafın ve kamu hizmetlerinin aynı anda yer alması için birçok adım atıyoruz" şeklinde konuştu.

‘İZMİR’İN HÜR VİCDANLI HALKINA GÜVENİYORUM’

Başkan Soyer, “Citta Slow Metropol, bir metropolü küçültme veya geçmişe dönme projesi değildir. Tersine, Citta Slow Metropol, geleceğin şehirlerini inşa etme projesidir. Citta Slow Metropol; yoksulluğu değil, refahı büyütür. Haksızlıkları değil, adaleti çoğaltır. Baş döndürücü bir hırs yerine, yaşamın sevinç kaynaklarını besler. Bizi birbirimizden ayırmaz. Tersine, birleştirir. Farklılıklarımızın aynı zamanda gücümüz olduğunu hatırlatır. Şehri beton sınırlara hapsetmez. İnsanı doğasıyla bütünleştirir. Citta Slow Metropol, güçlendirir, birleştirir, çaresizliği siler. Yaşama sevincimizi çoğaltır. Citta Slow Metropol ile insanı ve doğamızı sömüren, hırsı kendinden de büyük şehirlere başkaldırıyoruz. Küçük bir zümre kendi hırsıyla, hızıyla ve bencilliğiyle koskoca bir şehri esir alamaz, almamalı. Şehrimizde adaleti ve refahı herkes için çoğaltmak, birinci önceliğimiz. Citta Slow Metropol, bedenlerimizi, duygularımızı ve düşüncelerimizi özgürleştirmek için attığımız bir adımdır. Dünyanın ve ülkemizin geldiği durumda, şehirlerimiz bir yol ayrımındadır.  Ya umudun şehirleri olacağız, ya da korkuya teslim olacağız. Biz büyük bir kararlılıkla tercihimizi yaptık. İzmir’de korkulara yer yok. Citta Slow Metropol, dünyanın umutlu şehirlerinin simgesidir.  İzmir, umudun şehridir. Bu umudu çoğaltabilmek için her zaman olduğu gibi en çok İzmirliler’e, İzmir’in hür vicdanlı halkına güveniyorum” diye sonlandırdı.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner218
Günün Karikatürü Tümü
banner96
37°
açık
banner177
banner178
Anket Tümü
Koronavirüs aşısı olmayanların sinema, tiyatro, spor müsabakaları, konser vs yerlere girişi kısıtlanmalı mı?